Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Bizim arzumuz ve tercihimiz, Yunan-Rum ekseninin gereksiz şovlardan ve husumetlerden uzaklaşması, diyalog ve diplomasiyle sorunlarını çözme iradesi sergilemesidir. Atina'daki acemi siyasetçiler, Türkiye'nin besleyeceği saygı ve dostluğun İsrail'in satacağı silah ve mühimmatından daha güçlü olduğunu artık idrak etmelidir' dedi.
MHP lideri Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grup toplantısında gündemdeki konulara değindi. Ortadoğu'daki gelişmelerle ilgili Bahçeli, 'Uluslararası ticaret, enerji arz güvenliği ve bölgesel ekonomik istikrar bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Ortadoğu'nun içinde bulunduğu bu zor dönemde, bölge ülkeleri arasındaki husumetleri derinleştirecek, yeni çatışma cepheleri açacak ve sivillerin hayatına mal olacak hiçbir eylem maruz görülemeyecektir. Hangi gerekçeyle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, sivilleri hedef alan saldırılar hiçbir surette meşru görülemeyecektir. Suudi Arabistan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında Türkiye, Mekke olarak savunma anlaşmasından kaynaklanan taahhütlerine bağlı kalarak ve İslam aleminin mukaddes beldelerine ev sahipliği yapan bu müttefikimizle dayanışmasını kararlılıkla sürdürecektir. Hatırlatmak isterim ki, ecdadımız yıllarca Hadım-ül Harameyn ile şereflenmiştir. Fahrettin Paşa'nın dillere destan Medine müdafaası bu şuurun yüksek iradesidir. Öyle ki, peygamber ocağında pişen kahraman Türk askeri Mehmetçik unvanını bu topraklarda almıştır' diye konuştu.
'İslam dünyası bir ve bütün olmalı, kardeş kavgası derhal son bulmalıdır'
Daha fazla Müslüman kanının akmaması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, tüm bölgenin huzur ve güven ortamında yaşamasına dikkati çekerek, 'Hamdolsun, kutsal topraklarımıza dönük inancımızda, imanımızda, kararlılığımızda, milletimizin kalbinde, devletimizin kurumsallığında ve kudretinde hiç eksilmemiştir ve diridir. Temennimiz, Husilerin saldırılarına derhal son vermesi, Yemen'de kalıcı bir siyasi çözümün tesis edilmesi ve bölgesel ihtilafların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesidir. Bölgedeki herkes itidaller içerisinde hareket etmeli, aklı selimden şaşmamalıdır. Daha fazla Müslüman kanı akmamalı, tüm bölgemiz huzur ve güven ortamında yaşayabilmelidir. Mezhep farklılıklarını çatışmanın gerekçesi haline getiren, Müslüman toplumları birbirine düşüren ve bölgenin kaynaklarını savaşlarda tüketenlere, nifak tohumları ekenlere, kardeş kavgası çıksın diye Tel Aviv'de el ovuşturanlara karşı müşterek bir duruş sergilenmelidir. İslam dünyası bir ve bütün olmalı, kardeş kavgası derhal son bulmalıdır. Parti olarak arzumuz, bölge ülkelerinin birbirlerinin güvenliğine katkı sunduğu, ihtilaflarını müzakere ile çözdüğü ve geleceklerini ortak irade ile inşa ettiği huzur ve barış içerisinde bir Ortadoğu ve İslam dünyasıdır' ifadelerini kullandı.
'Ankara'nın itirazlarını aşabileceğini sanmak Atina için ciddi bir hata olacaktır'
Huzur ve güven dolu bir Ortadoğu hayalinin önündeki en büyük engelin, bölge ve insanlık için büyük tehdidin İsrail olduğunu belirten Bahçeli, şöyle konuştu:
'Nitekim 27 Ekim'de bir seçime gidecek olan İsrail'de, Netanyahu'nun izlediği soykırım politikası Gazze'yi tüketmekte, yok edici çirkef adımlar Batı Şeria'da atılmakta, hatta Suriye topraklarının bütünlüğünde de yer yer sürmektedir. Asrımıza yakışmayan, insanlığın yüz karası manzaralar uluslararası kurumların ve tüm dünyanın gözünün önünde sergilenmeye maalesef devam edilmektedir. Diğer yandan, Yunanistan yönetiminin İsrail'le yaklaşarak, yakınlaşarak kendisini daha güçlü ve güvenli hissedeceğini zannetmesi, Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerine dönük ihlallere 'dur' dediğimizde İsrail'in kendisini koruyabileceğini umması, tarihten ve günümüzden hiçbir ders almadığı anlamına gelecektir. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında geliştirilmek istenen elektrik bağlantısı projesi, deniz yetki alanlarına ilişkin ihtilafların yeniden gündeme taşımıştır. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı'nın proje desteğini açıklaması ve Atina'nın deniz tabanı araştırmalarını yeniden başlatma girişimi meselenin uluslararası boyutunu da ortaya koymaktadır. Türkiye'nin güzergaha ilişkin önceden koordinasyon gerektirdiği yönündeki tutum ortadayken, üçüncü ülkelerin desteğini alarak Ankara'nın itirazlarını aşabileceğini sanmak Atina için ciddi bir hata olacaktır. Yunanistan, bölgemizde kalıcı huzur ve barış istiyorsa, bunun yolunun komşularla dostane ilişkiler tesis etmekten geçtiğini unutmamalıdır. Yunanistan, Türkiye'nin haklarını ve Kıbrıs Türk devletinin egemenliğini tanımadıkça, kimle ittifak kurarsa kursun, kiminle ne anlaşma imzalarsa imzalasın ve hangi silahları alır alsın, kendisini güvende hissedemeyeceğini artık anlamalıdır.'
'Atina'daki acemi siyasetçiler, Türkiye'nin besleyeceği saygı ve dostluğun İsrail'in satacağı silah ve mühimmatından daha güçlü olduğunu idrak etmelidir'
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Şayet Yunan hükumeti bizden korunmak için silahlanıyorsa, Türk barışına sığınmasını, bizleri korkutmak için silahlanıyorsa hiçbir gücün bizi korkutamayacağını asla aklından çıkarmaması kendilerine tavsiyemizdir. Bizim arzumuz ve tercihimiz, Yunan-Rum ekseninin gereksiz şovlardan ve husumetlerden uzaklaşması, diyalog ve diplomasiyle sorunlarını çözme iradesi sergilemesidir. Atina'daki acemi siyasetçiler, Türkiye'nin besleyeceği saygı ve dostluğun İsrail'in satacağı silah ve mühimmatından daha güçlü olduğunu artık idrak etmelidir. Uluslararası hukuku ihlal ederek yapılan egemenlik haklarımıza yönelik bazı saldırılarla beraber, ülkemizi istikrarsızlaştırmaya, milletimizi kutuplaştırmaya ve birçok konuda da umutsuzluğa sevk etmeye dönük girişimler eş zamanlı devam etmektedir. Türkiye güçlendikçe, kardeşliğini pekiştirdikçe, huzurumuzu sabote etmeye yönelik fitne ve nifak da yaygınlaşmakta, Türkiye, hasımlarıyla birlikte içerideki taşeronlar da hareketlenmektedir. Devlet millet dayanışması güven iklimi oluştukça, geleceğin güçlü Türkiye'sine yönelik ortak irade serpildikçe provokasyon girişimleri artmaktadır. Türkiye, kamuda, siyasette ve diğer birçok alanda arınma ve aklanma dönemindedir. Köklü sorunlarını çözüme kavuşturabileceği uygun bir iklimdedir. Bununla beraber yapılan operasyonları devletin kamu menfaatlerini istismara yönelik hukuksuzlukları açığa çıkarma yolunda attığı adımları, yeni bir kuşatma ve istikrarsızlaştırma sürecinde çekmek bir kısım siyaset ve medya aracılığıyla sosyal hareketlilik oluşturmak arzusu da dikkat çekmektedir. Türkiye, yükselme, milli birlik ve kardeşlikte buluşma evresindeyken, içeriden ve dışarıdan toplumu tahrik edici olaylar karşısında tüm kurumlarıyla birlikte duyarlı ve hazır bulunuşluk içinde olmalıdır.'
'Hiçbir yolsuzluk, usulsüzlük hukuk önünde koruma görmemelidir'
Belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve ahlaksızlıkların ülke düzeyinde yayıldığı bir dönemin yaşandığına değinen Bahçeli, siyaset adına bunların üstünün örtülmesine veya olduğundan farklı gösterilmek suretiyle kamu malına zarar verenlerin, yetim hakkına el uzatanların masumlaştırılmasına fırsat verilmemesi gerektiğini söyleyerek, 'Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerle birlikte veya futbolda hakemlik camiasında yaşananlar da soruşturulmalı, Türkiye her bakımdan gayri hukuki ve gayri ahlaki unsurlardan ayıklanmalıdır. Hiçbir yolsuzluk, usulsüzlük hukuk önünde koruma görmemelidir, birikim görmemektedir. Fon soruşturması kapsamında devletimizin kurumları gerekli adımları atmakta, yargı süreci işlemekte, küçük yatırımcıyı korumaya dönük yasal süreçler de başlatılmış bulunmaktadır. Kurumlarımıza ve Türk adaletine güveniyor, adaletin doğru aynı zamanda da hızlı tecelli etmesini milletimiz adına bekliyoruz. Bununla birlikte, dikkatlerinizi çekmek isteriz ister ki, bu süreçte özellikle muhalefet çevresinde elmayla armut aynı kefede tartılmaya kalkışılmakta, kamuoyunu yanıltmak, yönlendirmek ve tahrik etmek amacıyla organize suç şebekesi haline gelmiş, kamu mallarını el uzatmış, milletimizin üzerine çökmüş belediyelerdeki ahlaksızlıklar gurubunun eylemleri milletimizden saklanmaya, üstü örtülmeye çalışılmaktadır. Belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluk operasyonları karşısında fon revanşizminin politik antitezi, sentezi olarak siyasi kültürün damarlarına zerk edilmek istenmekte, bu şekilde olayın mahiyetini anlamaktan ziyade Türk toplumunun hali pürmelalini suni bir gündeme hapsetmek arzu edilmektedir. Dolayısıyla ahlaki standartlar, partizanlar, tutumlar ve iktidar muhalefet dikotomisine bağlı olarak görecelestirilmektedir. Nitekim muhalefet yönetimindeki belediyelere yönelik rüşvet, yolsuzluk ve diğer ahlaka mugayir eylemler karşısında fon krizini bir kaçış rampası olarak görmekte, ahlaki zafiyetlerinin üstünü örtmeye yönelik bir fırsata dönüştürme çabasına girmektedir' şeklinde konuştu.
'Toplumsal bütünlüğü zayıflatan bir Türkiye algısı oluşturmaktadır'
Türkiye'nin 'Terörsüz Türkiye' sürecinde yönlendirilmiş sanal meselelerle odağını kaybedeceği bir yöne sürüklenmesine izin verilmemesi gerektiğine değinen Bahçeli, 'Milletçe terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda atılan adımlara, elde edilen kazanımlara ve güçlü gelecek tasavvurlarımıza odaklanılmalıdır. Çünkü siyasette medya ve sosyal medyadaki hedef saptırma girişimlerinin, toplumsal güveni ve kurumlara duyulan inancı zayıflatma çabalarının, umutsuzluğu yaymaya, Türkiye'nin prangalarıyla baş başa kalmasını sağlamaya yönelik daha geniş bir çerçevenin parçası olduğu anlaşılmaktadır. Bu yaklaşımın temel hedeflerinden birisi, söz konusu olayları Türkiye'de kurumsal ve siyasal yapının bütünüyle çürüdüğünün göstergeleri olarak takdim ederek toplumda çaresizlikle birlikte kutuplaştırma ve siyasal gerilim oluşturmaktadır. Nihai aşamada yönetilemeyen kurumları işlevsizleştiren ve toplumsal bütünlüğü zayıflatan bir Türkiye algısı oluşturmaktadır. Bu alçaklığa müsaade edemeyiz, izin veremeyiz' dedi.
'Türkiye hepimizin, hep birlikte Türkiye'yiz'
Türkiye'nin dirlik ve düzeninin her şeyin üstünde, her türlü siyasi mülahazanın önünde olduğunu belirten Bahçeli, şu ifadelere yer verdi:
'Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorunların gerektirdiğini inkar etmeden vatandaşlarımızın sosyoekonomik beklentilerini dikkate alan, bununla birlikte yolsuzluk, usulsüzlük ve yozlaşmayla etkin ve hukuka uygun biçimde mücadele edildiğine ilişkin kamuoyunun ikna olacağı bir yaklaşımı hep birlikte sergilemek durumundayız. Türkiye hepimizin, hep birlikte Türkiye'yiz. Milletçe kederimiz, kıvancımız bir, geleceğimiz birdir. Yapmamız gereken olayları siyasal çatışmanın aracı haline getirmek değil, hukuk ve demokrasi temelinde kurumsal dayanıklılığı artırarak gelecek perspektifimizi güçlendirmektir. Hatırlatmak isterim, Türkiye eski Türkiye değildir. Güçlü kurumlara, büyük bir ekonomik kapasiteye, etkili bir diplomasiye ve caydırıcı bir savunma sanayiine sahiptir. Sistemsel arızalarını gidermiş, milli birlik ve kardeşliğini tesis etmiş, Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etmeye odaklanmış, gıptayla bakılan bir Türkiye hamdolsun egemendir. Kimseye oyun kurdurmayız, istikrarımıza, güvenliğimize, huzurumuza ve kardeşliğimize kastetmek isteyenlere fırsat vermeyiz. Milletimiz emin olsun, milli birliğimizi kuvvetlendirilecek yeni Türk asırlarına yelken açacağız. Engelleri aşa aşa, oyunları boza boza, güçlü geleceğimizi milletçe birlikte inşa edeceğiz. Fransa'da yaşanan öğrenci eylemleri Avrupa'nın toplumsal huzur ve istikrar bakımından karşı karşıya bulunduğu sorunları bir kez daha gözler önüne sermiştir.'
'Türkiye'ye sahip çıkın, Türkiye sizin olsun'
Cumhur İttifakı birlikteliğinde tüm sorunların aşılacağı mesajını veren Bahçeli, 'Milletimizi daha mutlu devletimizi daha güçlü kılacağız. Büyük ozanımız merhum Aşık Veysel'in ifadesiyle diyorum ki; 'son verelim iftiraya bühtana, kardeşane sevişelim can cana, el birliği çalışalım vatana, çok okul, fabrika kuralım kardeş.' Milletvekillerini ve muhterem misafirlerimizi bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamlıyor, her birinizi Allah'a emanet ediyorum. Gençlerimize de sesleniyorum, Fransa'ya heveslenmeyin, batı emperyalizmine kapılmayın, Türkiye'ye sahip çıkın, Türkiye sizin olsun. Hepinize selam ve hürmetler' açıklamasında bulundu.





