Kentsel dönüşüm sürecinde devletin sunduğu "Yarısı Bizden" gibi devasa destekler, deprem güvenliğini sağlamak yerine bazı "uyanık" kesimlerin iştahını kabartıyor. Ömrünü tamamlamamış, yapısal olarak sağlam sayılabilecek binalarda oturan bazı mülk sahiplerinin, bina yenileme masraflarını devlete yıkmak adına "çürük raporu" alma peşinde koştuğu iddiaları gündeme bomba gibi düştü.
Hem Vatandaş Mağdur Hem Kamu Zararda
Normal şartlarda güçlendirme ile kurtarılabilecek veya henüz yenilenme ihtiyacı olmayan binalarda, müteahhitlerle iş birliği yaparak "karot operasyonları" düzenleniyor. Taşıyıcı kolonlara kasten ve insafsızca zarar verilerek binanın "ağır hasarlı" gösterilmesi sağlanıyor. Bu yöntemle sadece binadaki diğer masum hanelerin can güvenliği ve huzuru bozulmuyor; aynı zamanda devletin gerçekten ihtiyacı olan vatandaşa ayırdığı kaynaklar da haksız yere tüketilerek büyük bir kamu zararı oluşturuluyor.
"Sipariş Rapor" Oyunu
Mahalle aralarında dolaşan iddialara göre; mülk sahiplerinden oluşan bir azınlık, "binayı bedavaya yeniletme" vaadiyle müteahhitler tarafından ikna ediliyor. Ardından belediye ve ilgili birimlerle "yakın ilişkileri" olan kişi veya bazı şirketler devreye girerek, sağlam kolonları adeta delik deşik ediyor. Ortaya çıkan manzara ise tam bir "cinayete teşebbüs". 30 yıllık binalarda yaşayan 70 hane, sırf birilerinin yeni daire hırsı ve devlet teşviki alma arzusu yüzünden sokakta kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılıyor.
Süre Daraldıkça Rant İştahı da Kabarıyor! 31 aralık Kritik Eşik
Tüm bu "karot operasyonları" ve "sipariş rapor" iddialarının gölgesinde, devletin sunduğu dev destek paketi için takvim de işlemeye devam ediyor. İstanbul genelinde büyük ilgi gören "Yarısı Bizden Kampanyası" için son tarih 31 Aralık 2026 olarak belirlendi. Bu tarihe kadar evini veya iş yerini "riskli yapı" ilan ettiren tüm vatandaşlar, devletin hibe ve kredi desteğinden faydalanabilecek. Ancak uzmanlar uyarıyor: Kampanyanın bitiş tarihine yaklaşıldıkça, yapım maliyetinin bir kısmını kamu kaynaklarına yıkmak isteyen kesimlerin, sağlam binaları "riskli" göstermek adına taşıyıcı kolonlara verdiği zarar bir "kamu zararı" faciasına dönüşebilir. 70 haneli bloklarda, 30 yıllık yorgun kolonların bir rant yarışı uğruna paramparça edilmesi, depremden önce insan eliyle gelecek bir felaketin habercisi niteliğinde.