Türkiye’nin denizlerdeki hak ve menfaatleri konusunda yaptığı açıklamalarla tanınan, “Mavi Vatan” kavramının fikir babalarından biri olarak anılan emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Ege ve Kıbrıs konusunda yaptığı değerlendirmelerle gündeme gelmeye devam ediyor.
Yaycı’nın daha önce Ayvalık üzerinden yaptığı açıklamalar da dikkat çekici mesajlar içeriyor. Ayvalık’ta Rum-Ortodoks mirasına yönelik restorasyon ve etkinliklere dikkat çeken Yaycı, bölgede gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin “turizm ve hoşgörü” başlığı altında değerlendirilmesinin doğru olmadığını savunmuştu.
“Ayvalık’ta kiliseler restore ediliyor, Batı Trakya’da camiler kapatılıyor”
Yaycı, Ayvalık’taki kilise, ayazma ve çeşmelerin dinî ve kültürel miras kapsamında restore edilmesine karşı olmadığını, ancak aynı hassasiyetin Türk ve Müslüman mirası konusunda gösterilmediğini ileri sürerek sert eleştirilerde bulunmuştu.
Yaycı, açıklamasında “Ayvalık’ta kiliseler restore ediliyor, Batı Trakya’da camiler kapatılıyor” ifadelerini kullanarak, özellikle Batı Trakya, Midilli, İstanköy, Rodos ve Girit’teki Türk izlerine dikkat çekmişti.
Osmanlı döneminden kalan mezarlıklara ilişkin de iddialarda bulunan Yaycı, bazı mezarların tahrip edildiğini ve ecdat mirasına yeterince sahip çıkılmadığını savunmuştu.
Yaycı ayrıca Ayvalık'ta düzenlenen bazı dinî ve kültürel etkinlikleri de eleştirerek, “Ayvalık’a çok dikkat” çağrısında bulunmuştu.
“Ayazma faaliyetlerine çok dikkat”
Yaycı’nın açıklamasında özellikle Ayvalık’taki ayazma faaliyetleri öne çıkmıştı.
“Ayazma faaliyetlerine ve Ayazma etkinliklerine çok dikkat! Midilli’den gelip gitmelere çok dikkat! Yunan-Türk dostluğu adı altındaki faaliyetlere çok dikkat!” diyen Yaycı, bölgede gerçekleştirilen etkinliklerin yalnızca turizm ve kültürel alışveriş çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini savunmuştu.
Yaycı, Yunanistan’dan Ayvalık’a gerçekleştirilen ziyaretler ile Yunan konsoloslarının ve Ortodoks din adamlarının bölgedeki faaliyetlerinin de yakından takip edilmesi gerektiğini ileri sürmüştü.
Bu açıklamalarında Yaycı, “Hoşgörüyü önce Midilli’de göster!” diyerek Yunanistan’ın Ege adalarındaki Türk-İslam mirasına yönelik tutumunun da sorgulanması gerektiğini belirtmişti.
Bugün de KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a tepki gösterdi
Cihat Yaycı’nın Kıbrıs konusunda bugün yaptığı açıklamalar da aynı egemenlik ve kimlik tartışmalarını gündeme taşıdı.
Yaycı, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kıbrıs sorununa ilişkin “siyasi eşitlik”, “iki toplum”, “iki eşit kurucu devlet”, “ortak karar” ve “dönüşümlü başkanlık” gibi ifadelerini değerlendirdi.
Yaycı, Erhürman’ın “Federasyon, konfederasyon, iki devlet. Kavramları kutsallaştırmayın. İsimleri değil, içeriği konuşun” yaklaşımına karşı çıkarak, kullanılan kavramların uluslararası hukuk bakımından sonuçları olduğunu savundu.
“İsmini söylemek istemediğiniz modelin adı ne?” diye soran Yaycı, iki ayrı bağımsız devlet ile “iki kurucu devlet” kavramlarının aynı anlama gelmediğini belirtti.
“KKTC egemen bir devlet midir?”
Yaycı, Kıbrıs meselesinde temel sorunun KKTC’nin geleceğinin nasıl tarif edildiği olduğunu savundu.
Erhürman’a yönelttiği dört soruda Yaycı;
- KKTC’nin egemen ve bağımsız bir devlet olup olmadığını,
- çözüm sonrasında KKTC’nin ayrı egemenliği ve uluslararası hukuk kişiliğiyle devam edip etmeyeceğini,
- “iki eşit kurucu devlet” ifadesindeki devletlerin bağımsız olup olmadığını,
- Kıbrıs sorununun Erhürman’a göre tam olarak ne olduğunu
sordu.
Yaycı, “Federasyon isteyen çıkar, ‘Ben federasyon istiyorum’ der. İki devlet isteyen de çıkar, ‘Ben iki egemen devlet istiyorum’ der. Millet de kararını verir” diyerek çözüm modelinin açık biçimde ortaya konulması gerektiğini savundu.
Ayvalık’tan Kıbrıs’a aynı tartışma: Egemenlik ve kimlik
Yaycı’nın Ayvalık konusunda yaptığı önceki açıklamalar ile bugün Kıbrıs üzerinden yaptığı değerlendirmeler, farklı coğrafyalarda aynı temel başlığa dikkat çekiyor: egemenlik, tarihî miras ve kimlik.
Ayvalık açıklamalarında Ege’deki Türk ve Müslüman mirasının korunması gerektiğini savunan Yaycı, Kıbrıs konusunda da KKTC’nin statüsünün açık biçimde tarif edilmesi gerektiğini söylüyor.
Yaycı’nın yaklaşımına göre mesele yalnızca turizm, kültürel etkinlik veya diplomatik söylemlerden ibaret değil. Tarihî mirasın nasıl korunacağı ve bir toplumun kendi siyasi geleceğini nasıl tanımlayacağı da egemenlik tartışmasının bir parçası.
Bu nedenle Yaycı’nın daha önce yaptığı “Ayvalık’a çok dikkat” uyarısı ile bugün KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a yönelttiği “İsmini söylemek istemediğiniz modelin adı ne?” sorusu, Türkiye’nin Ege ve Kıbrıs başlıklarındaki hassasiyetleri üzerinden yeniden gündeme geliyor.