Yalın dönüşüm ve dijital dönüşüm konularında uzun yıllardır hizmet veren LeanViser’ın Kurucusu Can Yükselen’e göre sürdürülebilir başarı için önce süreçlerin görünür hale getirilmesi ve iyileştirilmesi gerekiyor.
Yapay zekadan veri analitiğine, otomasyondan dijital platformlara kadar birçok teknoloji, şirketlerin yatırım gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Dijital dönüşüm artık yalnızca bir tercih değil, rekabet gücünü koruyabilmek için stratejik bir gereklilik olarak görülüyor. Ancak birçok işletme dijital dönüşüm yolculuğuna yanlış noktadan başlıyor.
Can Yükselen, şirketlerin önemli bütçeler ayırdığı dijital dönüşüm projelerinin beklenen faydayı sağlayamamasının temel nedeninin teknolojiye odaklanırken süreçleri göz ardı etmek olduğunu söylüyor.
Şirketler Dijitalleşme Trenini Kaçırmaktan Korkuyor
Günümüzde işletmeler yalnızca rakiplerinin gerisinde kalmaktan değil, müşterilerin ve tedarik zincirlerinin değişen beklentilerinden de etkileniyor. Özellikle izlenebilirlik, veri yönetimi ve operasyonel şeffaflık gibi konular birçok sektörde iş yapmanın temel koşulları arasında yer almaya başladı.
Can Yükselen, son dönemde şirketlerde dijital dönüşüme yönelik güçlü bir “günceli kaçırma korkusu-(FOMO)” oluştuğunu belirterek şunları söylüyor:
“Birçok işletme dijital dönüşüm yatırımı yapmazsa rekabet avantajını kaybedeceğini düşünüyor. Ancak dönüşüm yalnızca yeni bir teknolojiye yatırım yapmak anlamına gelmiyor. Asıl soru, işletmenin gerçek probleminin ne olduğunu anlaması ve hangi problemi çözmek istediğini bulması.”
Teknoloji Tek Başına Verimlilik Sağlamıyor
Dijital sistemler işletmelere veriyi daha hızlı toplama, analiz etme ve görünür hale getirme imkanı sunuyor. Ancak hangi verinin neden toplandığı net değilse, bu sistemler zamanla karar almayı kolaylaştıran araçlar yerine karmaşık veri yığınlarına dönüşebiliyor.
Yükselen’e göre birçok işletme, süreçlerini standartlaştırmadan ve performans kriterlerini netleştirmeden dijitalleşme adımları attığı için beklediği sonuçları elde edemiyor.
“Teknoloji mevcut sorunları ortadan kaldırmaz. Eğer süreçler net tanımlanmamışsa, veri toplama disiplini oluşturulmamışsa ve çalışanlar ortak bir çalışma standardına sahip değilse, dijital yatırımların sağlayacağı fayda sınırlı kalır.”
Doğru Dönüşümün İlk Adımı: Mevcut Durumu Anlamak
Can Yükselen’e göre başarılı bir dijital dönüşüm için öncelikle işletmenin mevcut durumunun objektif şekilde analiz edilmesi gerekiyor.
Dönüşüm çalışmalarına işletmenin yalın ve yönetsel olgunluk seviyesini değerlendirerek başladıklarını belirten Yükselen, süreç standartları, performans göstergeleri, izlenebilirlik yapısı, sürekli iyileştirme kültürü ve yetkinlik yönetimi gibi başlıkların öncelikli olarak incelendiğini ifade ediyor.
Bu aşamanın ardından işletmenin değer akışı analiz ediliyor. Üretim şirketlerinde hammaddenin girişinden ürünün müşteriye ulaşmasına kadar olan süreç, hizmet işletmelerinde ise müşteri deneyiminin tüm aşamaları detaylı şekilde ele alınıyor. Böylece katma değer yaratan faaliyetlerle zaman ve kaynak kaybına neden olan süreçler net olarak ortaya çıkarılabiliyor.
Yalın Dönüşüm Olmadan Dijital Dönüşüm Eksik Kalıyor
Yalın dönüşüm ve dijital dönüşüm konularında uzun yıllardır hizmet veren Can Yükselen, işletmelerin sık yaptığı hatalardan birinin mevcut karmaşıklığı dijital ortama taşımak olduğunu belirtiyor.
“Yalın dönüşüm çalışmaları yapılmadan gerçekleştirilen dijital dönüşüm projeleri çoğu zaman mevcut karmaşayı daha da kompleks hale getiriyor. Süreçler sadeleştirilmeden ve standartlaştırılmadan yapılan yatırımlar, beklenen verimlilik artışını sağlayamayabiliyor.”
Yükselen’e göre süreç stabilitesi ve standardizasyonu sağlanmadan gerçekleştirilen dijital projeler, ilerleyen dönemlerde yüksek revizyon maliyetlerine de neden olabiliyor.
Otomasyon, İsrafı da Hızlandırabilir
Otomasyon yatırımları da benzer riskler taşıyor. Bir sürecin detaylı şekilde analiz edilmeden otomatik hale getirilmesi, mevcut verimsizliklerin de sistemin bir parçası olmasına yol açabiliyor.
Can Yükselen, bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Hiçbir yatırımcı gereksiz işleri robotlara yaptırmak istemez. Süreçteki gereksiz faaliyetler ortadan kaldırılmadan yapılan otomasyon yatırımları, çoğu zaman yalnızca israfı otomatize eder. Bu nedenle önce süreci analiz edip iyileştirmek, ardından otomasyona geçmek gerekir.”
İlk 3 ay Dönüşümün Kaderini Belirliyor
Yükselen’e göre başarılı bir dönüşüm programının ilk 3 ayı kritik öneme sahip.
Bu dönemde işletmenin genel olgunluk seviyesinin analiz edilmesi, değer akışının değerlendirilmesi, nakit akışını olumsuz etkileyen unsurların belirlenmesi ve katma değersiz faaliyetlerin ortadan kaldırılmasına yönelik yol haritasının oluşturulması gerekiyor.
Aynı zamanda standardizasyon, izlenebilirlik ve süreç stabilitesiyle ilgili eksikliklerin net olarak ortaya konulması, işletmenin gelecek durum tasarımının oluşturulması ve dijitalizasyon kavramsallarının tasarlanması açısından büyük önem taşıyor.
Dijital Dönüşümün Amacı Teknoloji Satın Almak Değil
Dijital dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımlarından ibaret olmadığını vurgulayan Can Yükselen, sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Önce süreci görünür hale getirmek, ardından israfları ortadan kaldırmak, standartları oluşturmak, izlenebilirliği sağlamak ve veriyi anlamlandırmak gerekir. Dijitalleşme ve otomasyon bu altyapının üzerine yapılandırılmalıdır. Dijital dönüşümün gerçek amacı teknoloji satın almak değil, işletmenin problem çözme kabiliyetini ve hızını geliştirmektir. Çünkü doğru dönüşüm yolculuğu teknolojiyle değil, mevcut durumu anlamak ve değer akışındaki problemleri çözecek yol haritasını oluşturmakla başlar.”