Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonu ve himayelerinde çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecine yönelik temaslarına devam etmektedir.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, bu kapsamda Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci ve üniversitenin çevre, iklim ve sürdürülebilirlik alanlarında çalışan akademisyenleriyle bir araya gelerek istişarelerde bulunmuştur.
“Akademik İş Birliği ve Ortak Akıl ile Çalışmaya Devam Ediyoruz”
Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde 21 Nisan’da gerçekleştirilen toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağırbaş, “Sürdürülebilir bir gelecek için akademik iş birliği ve ortak akıl ile çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullanmıştır.
Görüşmede; üniversitelerin iklim değişikliği alanında bilimsel bilgi üretimi, bu bilginin iklim yönetişimi ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına aktarılması ile ulusal ve uluslararası düzeyde bilim temelli iş birlikleri ve diplomasi süreçlerindeki rolü kapsamlı şekilde ele alınmıştır.
Ulusal ve Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Ağlarına Katkılar Ele Alındı
Toplantıda, Boğaziçi Üniversitesi’nin iklim değişikliği, enerji dönüşümü, sürdürülebilir finans ve çevre politikaları alanlarındaki çalışmaları değerlendirilmiştir. Ayrıca, üniversitenin farklı eğitim kademelerinde öğretmenler, öğrenciler, çocuklar ve gençlere yönelik yürüttüğü eğitim faaliyetleri de gündeme alınmıştır.
Bununla birlikte, üniversitenin ev sahipliği yaptığı UN Sustainable Development Solutions Network (SDSN) Türkiye aracılığıyla ulusal ve uluslararası sürdürülebilir kalkınma ağlarına sağladığı katkılar da ele alınmıştır. Üniversitenin sahip olduğu akademik kapasitenin COP31 sürecine sunabileceği katkılar üzerinde durulmuştur.
COP31 Gündeminin Temel Başlıkları Masaya Yatırıldı
Ağırbaş, görüşmede Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi hazırlıkları kapsamında Türkiye’nin geldiği noktaya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme paylaşmıştır. Bu çerçevede; uygulama odaklı iklim eylemi, dayanıklılık ve uyum politikaları, iklim finansmanının harekete geçirilmesi, döngüsel ekonomi, sıfır atık yaklaşımı ve çok paydaşlı uluslararası iş birlikleri COP31 gündeminin temel başlıkları arasında öne çıkmıştır.
COP31 Yalnızca Diplomatik Bir Zirve Değil, Stratejik Bir Platform
Görüşmede ayrıca COP31’in yalnızca diplomatik bir zirve olmadığı; somut çözümlerin geliştirileceği, farklı sektörlerin birlikte hareket edeceği ve uzun vadeli dönüşüm süreçlerinin hızlandırılacağı stratejik bir platform olduğu vurgulanmıştır. Üniversitelerin bilgi üretimi, yenilikçi politika önerileri geliştirilmesi, gençlerin sürece dahil edilmesi ve bilim temelli çözümlerin yaygınlaştırılması açısından kritik aktörler olduğu ifade edilmiştir.
Ziyaretin, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı sürecinde yükseköğretim kurumlarıyla kurduğu iş birliğini güçlendirmesi, akademi ile politika yapım süreçleri arasındaki etkileşimi artırması ve iklim alanında ortak projelerin geliştirilmesine zemin hazırlaması beklenmektedir.
Çevresel Politikalar, Bilimsel Bilgiyle Destekleniyor
Sıfır Atık Vakfı, Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde geliştirilen Sıfır Atık yaklaşımını bilimsel temellere oturtarak akademik alanda daha görünür ve etkili kılmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda yürütülen çalışmalar, çevresel politikaların yalnızca uygulama düzeyinde değil, bilimsel bilgiyle desteklenen bir dönüşüm modeli olarak ele alınmasını hedeflemektedir.
COP31 Zirvesine Geniş ve Kapsayıcı Katılım Çalışmaları Sürüyor
Vakıf, akademi dünyasıyla kurduğu iş birlikleri sayesinde özellikle genç nesillerde çevre bilincinin güçlendirilmesine odaklanmaktadır. Sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasına yönelik projeler devam ederken, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonluğu Ofisi de zirveye geniş ve kapsayıcı katılım sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.
Sıfır Atık yaklaşımı yalnızca çevresel etkileri azaltmaya yönelik teknik bir model olarak değil, doğayla uyumlu bir yaşam biçimini teşvik eden bütüncül bir anlayış olarak ele alınmaktadır.
Bu çerçevede Sıfır Atık Vakfı; doğal kaynakların korunmasını, üretim ve tüketim alışkanlıklarının yeniden şekillendirilmesini ve toplum genelinde sürdürülebilirlik bilincinin güçlendirilmesini temel öncelikleri arasında görmektedir. Bu yaklaşım, kalkınma anlayışını doğa ile denge içinde yeniden tanımlamayı da beraberinde getirmektedir.