İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Tarık Oğuzlu, ateşkes sürecinde ABD ve İran arasında yapılan barış görüşmelerini çok boyutlu bir diplomatik çıkmaz olarak değerlendirdi. Oğuzlu, “Başarısızlığın temelinde üç kritik unsur bulunuyor: güvensizlik, sert pozisyonlar ve karşılıklı maksimum talep stratejisi” dedi.
ABD’nin görüşmeler için Pakistan’a gitmesini sıradan bir diplomatik tercih olarak görmeyen Oğuzlu, “Bu ziyaret bazı çevrelerce açık bir taviz olarak değerlendiriliyor. Donald Trump yönetimi masaya gönüllü değil, zorunlu olarak oturmuş izlenimi veriyor. Bu da sürecin baştan kırılgan olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, Washington’un anlaşma olmadan masadan kalkma ihtimalini güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor” diye konuştu.
SERT POZİSYONLAR, KAPALI KAPILAR
“İran cephesinin en temel talebi ise net: yazılı garanti ve güvence. Tahran yönetimi, yalnızca sözlü taahhütlerle ilerlemek istemiyor” diyen Oğuzlu, “İran, yeniden saldırı olmayacağına dair açık ve bağlayıcı bir metin talep ediyor. Bu sağlanmadan geri adım atmaya yanaşmıyor. Bu durum, taraflar arasındaki güven krizinin ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor. Müzakerelerde ilerleme sağlanamamasının bir diğer nedeni ise tarafların geri adım atmaması. İran, yıllardır yaptırımlar altında yaşadı. Bu durum toplumsal dayanıklılığı artırdı. Bu nedenle İran yönetimi, taviz vermek yerine direnmeyi tercih ediyor. ABD tarafında ise askeri ve stratejik maliyetlerin arttığı bir süreç yaşanıyor. Bu da Washington’un daha sert ve sonuç odaklı taleplerle masaya gelmesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.
ENERJİ PİYASALARI VE KÜRESEL DENGE ETKİLENİYOR
Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının yalnızca iki ülkeyi ilgilendirmediğini belirten Oğuzlu, “Sürecin küresel yansımaları da dikkat çekici. Olası bir ateşkes beklentisi, petrol ve doğalgaz fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, anlaşmanın çıkmaması piyasalarda yeniden belirsizlik yarattı. Çin bu süreci yakından izliyor. ABD’nin zayıflaması durumunda Tayvan konusunda daha cesur adımlar atabilir. Görüşmelere ev sahipliği yapan Pakistan, bu süreçte önemli bir arabulucu rol üstlenmiş durumda. Bu diplomasi trafiği tek taraflı değil. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır gibi bölgesel aktörler de sürece dolaylı katkı sağlıyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in hem Washington hem de bölge ülkeleriyle kurduğu dengeli ilişkiler, ülkeyi kritik bir diplomatik merkez haline getiriyor” diye konuştu.
KRİZ DERİNLEŞİYOR, UMUTLAR ERTELENİYOR
Tarık Oğuzlu, açıklamasının sonunda “İslamabad’daki görüşmeler, tarafların pozisyonlarının hâlâ uzlaşmadan uzak olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Diplomasi masası dağılmış olabilir, ancak gerilim sona ermiş değil. Uzmanlara göre bundan sonraki süreçte ya daha sert bir çatışma dili öne çıkacak ya da taraflar yeni bir müzakere zemini arayacak. Ancak şu an için tablo net: ABD ile İran arasında anlaşma ihtimali bir kez daha ertelendi, küresel belirsizlik ise büyümeye devam ediyor” dedi.