Sosyal medyada geçirilen süre arttıkça mahremiyet farkındalığı düşüyor
Türkiye'de 800 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen akademik araştırma, sosyal medya kullanım alışkanlıklarının mahremiyet algısı üzerindeki etkisini ortaya koydu. Çalışmaya göre, sosyal medyada daha uzun süre vakit geçiren kullanıcıların dijital gözetim konusundaki farkındalık düzeyi azalırken, kişisel bilgi paylaşma eğilimleri ise devam ediyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Onur Şen ile Dr. Öğr. Üyesi Özkan Avcı ve Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Fevzi Cengiz'in hazırladığı "Privacy and Surveillance on Social Media: Awareness and Tendencies of Users in Türkiye" başlıklı araştırma, uluslararası akademik dergi Observatorio'da yayımlandı. Araştırmada çevrim içi ve yüz yüze anket yöntemiyle 800 katılımcının sosyal medya alışkanlıkları, kişisel veri paylaşımı ve dijital gözetim algıları incelendi.
Araştırma sonuçlarına göre, sosyal medyayı günde 6 saat ve üzerinde kullanan bireylerin gözetim farkındalığı diğer kullanıcılara kıyasla daha düşük seviyede bulunurken, günde 2 ila 5 saat arasında platformlarda vakit geçirenlerin de mahremiyet ihlallerine daha açık davranışlar sergilediği belirlendi. Araştırmacılar, sosyal medya kullanımının günlük hayatın sıradan bir parçası haline gelmesinin, kişisel verilerin nasıl toplandığı ve işlendiğine yönelik dikkatin azalmasına yol açabileceğini ifade etti.
Çalışmada kadınların mahremiyet ve gözetim konusunda erkeklere göre daha bilinçli olduğu, bekar katılımcıların ise evlilere kıyasla kişisel bilgi paylaşımına daha yatkın olduğu tespit edildi. Ayrıca genç kullanıcıların ve öğrencilerin mahremiyet ihlallerine karşı daha açık davranışlar sergilediği ortaya çıktı. Özellikle 18-25 yaş grubunun kişisel veri paylaşımı konusunda daha yüksek risk taşıdığı vurgulandı.
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de gizlilik ayarlarına ilişkin oldu. Katılımcıların büyük bölümü sosyal medya hesaplarında gizlilik ayarlarını kullandığını belirtmesine rağmen, bu tercihin mahremiyet farkındalığı veya kişisel bilgi paylaşımı üzerinde anlamlı bir fark oluşturmadığı görüldü. Araştırmacılar, yalnızca teknik ayarların yeterli olmadığını, kullanıcıların dijital gözetim ve veri işleme süreçleri konusunda daha bilinçli hale getirilmesi gerektiğini belirtti.
Çalışmada ayrıca "mahremiyet paradoksu" olarak adlandırılan olguya da dikkat çekildi. Buna göre kullanıcılar, kişisel verilerinin risk altında olduğunun farkında olmalarına rağmen sosyal ilişkilerini sürdürmek, görünür olmak ve gündemi takip etmek gibi nedenlerle kişisel bilgilerini paylaşmayı sürdürüyor.
Araştırmacılar, dijital okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması, sosyal medya platformlarının veri politikalarının daha anlaşılır hale getirilmesi ve kullanıcıların dijital hakları konusunda düzenli olarak bilgilendirilmesinin, çevrim içi mahremiyetin korunması açısından kritik önem taşıdığı değerlendirmesinde bulundu.