Mehmet Türker Yazdı
Havalimanında bizleri bekleyen özel otobüsümüz ile sabaha karşı Marakeş’e ulaştık. Marakeş, 1900’lerin başından itibaren Fransızlar başta olmak üzere pek çok Avrupalı modacı, sanatçı, müzisyen ve maceracının gözde mekânlarından biri olmuştur. Afrika ticareti için önemli bir merkez olması nedeniyle Marakeş; tüm Afrika’nın renklerini içinde barındırmakta. Bir zamanlar İslam sanatı ve felsefesine yön veren kent, medinasında (eski şehir) hâlen Orta Çağ’daki yaşam geleneklerini sürdürüyor.
Varışımıza istinaden tam günü, "Kızıl Şehir" Marakeş’te gezilip görülecek yerlerde değerlendirdik. Sabahın erken saatlerinde önce ülkeye özgü çinilerle süslü “Bahia Sarayı”nı gezip görüyoruz. Bahia Sarayı (Qasr al-Bahia), 19. yüzyılda vezirler için inşa edilmiş, Fas ve İslam mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Portakal ağaçlı bahçeleri, zellige mozaikleri ve oymalı tavanlarıyla ünlü bu devasa saray, medina bölgesinde ziyaretçilere 19. yüzyıl Fas yaşantısını sunmaktadır.
Akabinde “Koutoubia” Minaresi'ni ve Afrika’nın tüm renklerini buluşturan; sokak gösterileri, yılan oynatıcıları ve açık hava restoranları ile hareketli, Afrika’nın en büyük meydanı “Jemaa el-Fna”yı geziyoruz. Şubat ayı ortaları da olsa o gün hava sıcaklığı 28 dereceyi bulmuştu. Buraya gelenlerin olmazsa olmazı, Yves Saint Laurent’in gizli bahçesi “Jardin Majorelle”, Fas mimarisinin en iyi örneklerinden biridir. Bahçede görüp fotoğraflama imkânı bulduğumuz eşsiz bitkilerin arasında gezip dolaşmak, bu sıcak günde insanın içini ferahlatıyor doğrusu.
AIT BENHADDOU – TAMEGROUTE – ZAGORA
İkinci gün otelden ayrılıp oldukça uzun bir yolculuğa başladık. Yol boyunca rehberimiz Yavuz, elindeki mikrofondan gruba anlatıyor:
“Fas’ta tarım, işgücünün %23,4’ünü istihdam eden ülkenin en büyük sektörüdür. Kuzeybatının yağışlı bölgelerinde arpa, buğday ve diğer tahıllar sulamaya gerek kalmadan yetiştirilebilmektedir. Geniş ovaların bulunduğu Atlantik kıyısında ise zeytin, turunçgiller ve üzüm yetiştirilmekte olup bitkilerin sulanması da büyük ölçüde artezyen kuyularıyla yapılmaktadır. Fas’ta hayvancılık da yapılmakta ve ormanlardan mantar, mobilya kerestesi ile inşaat malzemeleri elde edilmektedir. Denizcilikle uğraşan nüfusun bir kısmı geçimini balıkçılıkla sağlamaktadır. Fas’ın tarımsal üretimi portakal, domates, patates, zeytin ve zeytinyağını da içerir. Yüksek kaliteli tarım ürünleri genellikle Avrupa'ya ihraç edilir.”
Yol boyunda yılların televizyon fenomeni Game of Thrones için de plato olarak kullanılmış, göz alıcı Ait Benhaddou ziyaretimizi gerçekleştiriyoruz. Ardından yol üzerinde, seramikleri ile ünlü Tamegroute şehrinde kısa bir mola verdik. Tamegroute’da çömlekçilik, yıllardır babadan oğula geçen bir sanat olup Fes geleneğinden miras kalan yeşil emayenin üretildiği tek yerdir.
Ardından gerçek çölle yüz yüze kalıyoruz. Tinfou kum tepelerine ulaştığımızda deve sahipleri 14 deve ile bizleri bekliyordu. Kıl çadırlarda bu ülkeye has nane çayı ikramı yapılırken, gereken çöl kıyafetine büründükten sonra develerin sırtına yerleşip safarimize başlıyoruz. Buranın güzelliği ise gün batımında deve kervanlarının silüetini fotoğraflamaktan ibarettir. Deve turunun belli bir ücreti yok, herkesin gönlünden kopan ücretle idare ediyorlar. Tur bitiminde o gece konaklamak için Zagora’daki otelimize geçiyoruz.
OUARZAZATE FİLM STÜDYOLARI
Üçüncü gün Zagora’dan Ouarzazate’ye doğru yola çıkıyoruz. Birçok Hollywood filmine ev sahipliği yapmış ve Brad Pitt, Cate Blanchett, Martin Scorsese gibi pek çok yıldızı misafir etmiş Ouarzazate şehrinde; “Çağrı”, “Nil’in Mücevheri”, “Mumya”, “Gladyatör”, “Büyük İskender”, “Babil” gibi yapımların çekildiği Hollywood film stüdyolarını dolaşıyoruz.
Tur bitiminde Marakeş’teki otelimize dönüyoruz. O akşam Fas’ın kuzeyinde yoğun olarak yaşayan Berberilerin örf ve adetlerini sergiledikleri gösteriyi Marakeş’teki "Chez Ali" adlı arenada izliyoruz. Akşam yemeklerinin de servis edildiği bu mekânda, Berberilerin çeşitli boyları kendilerine özgü kıyafet, çalgı ve oyunlarıyla programda yer alıyorlar. Özellikle atlılar grubu, arenada Arap atlarıyla yaptıkları gösterilerle seyircileri büyülüyor.
MARAKEŞ – ESSAOUIRA – CASABLANCA
Oteldeki sabah kahvaltısından sonra Essaouira’ya gitmek için hareket ediyoruz. Fas’ın argan ağaçlarının en yoğun olduğu bu bölgede ilk olarak argan yağı kooperatiflerinden birini ziyaret ediyoruz. Dünyaca meşhur yağ hakkında bilgiler alıyoruz. Ardından Atlas Okyanusu kıyısında yer alan Essaouira şehrine ulaşıyoruz. Burası bize eski Bodrum’u anımsatan, dünyaca ünlü eski bir Portekiz şehri. UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edildiğini öğreniyoruz. Burası bir balıkçı limanı, sanat ve kültürün iç içe geçtiği bir sahil kasabası olmasının yanı sıra Orson Welles’in “Othello”su ve son dönemde çok izlenen “Game of Thrones” adlı dizi gibi pek çok yapıma sahne olmuştur. Şehrin kalesi, balıkçı limanı ve eski Roma kentlerinden uyarlanarak inşa edilen medina, görülecek yerler arasındadır.
Essaouira turumuzun ardından Casablanca’ya doğru yola çıkıyoruz. II. Dünya Savaşı'nda tarafların görüşmelerine ve yoğun casusluk faaliyetlerine ev sahipliği yapmış Casablanca, şöhretini dönemi anlatan ve “Bir daha çal Sam” sözüyle hatırlanan meşhur “Casablanca” filmine borçludur. Günümüzde Afrika’nın ve ülkenin en büyük limanlarından birine sahip bir sanayi şehri olan Casablanca’da; “Muhammed V Meydanı”, “II. Hasan Camii” ve cıvıl cıvıl bir kordon boyu olan “Corniche” görülmesi gereken yerler arasındadır.
Casablanca şehrini de bir nebze tanıdıktan sonra dört günlük turumuzu tamamlamış olup sağlıcakla ülkemize dönüş yolculuğumuz başlıyor.
FAS, AVRUPALI İSMİ İLE MOROCCO
Fas veya resmî adıyla Fas Krallığı, yaklaşık 39 milyon nüfusa ve 720.000 km² yüzölçümüne sahip bir Kuzey Afrika ülkesidir. Başkenti Rabat, en büyük şehri ise Kazablanka’dır. Mağrip ülkelerinden biri olan Fas’ın; Atlantik Okyanusu’ndan başlayıp Cebelitarık Boğazı’nı çevreleyerek Akdeniz’de son bulan uzun bir sahil şeridi vardır.
Fas, orta gelir düzeyinde bir ülke olarak kabul edilmektedir. GSYH’sinin yaklaşık 2/3’ü hizmetler sektörüne dayanmaktadır. İmalat sektörü GSYH’sinin yaklaşık %13’ünü, tarım sektörü %12’sini, madencilik sektörü ise %4’ünü oluşturmaktadır.
Fas’ı yılda yaklaşık 15 milyon turist ziyaret etmektedir. Türkiye ile Fas arasındaki ticari ilişkilerde her yıl büyüme kaydedilirken, 2026 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.
-
Başkenti: Rabat
-
Para Birimi: Fas Dirhemi
-
Resmî Dilleri: Arapça, Standart Fas Tamazigti (Berberice)
-
Kral: VI. Muhammed
-
Kıta: Afrika
-
Başbakan: Aziz Ahnuş
-
Nüfus: 38,08 milyon (2024 verileri)
GÖRÜŞ (GENEL İNTİBA)
Fas’taki Fransız egemenliği, 30 Mart 1912’de imzalanan Fes Antlaşması ile başlayan ve 1956’ya kadar süren protektora (himaye) dönemidir. 1907’de Oujda’nın işgaliyle başlayan süreçte Fransa, Sultan’ı sadece kâğıt üstünde bırakarak fiili yönetimi ele geçirmiş; ülkeyi ekonomik ve idari olarak sömürgeleştirmiştir. 48 yıllık sürede Fransa, ülkenin doğal kaynaklarını kullanmış ve altyapıyı (yollar, limanlar) kendi çıkarları doğrultusunda geliştirmiştir.
Köylerdeki evler hâlen kerpiç. Hijyenik şartlardan yoksun köylülerin evlerinde banyo bile olmadığını öğreniyoruz. Atık su kanalizasyonunun olmadığı da köy meydanlarındaki manzaradan belli oluyor. Şehirlerde de köylerde de turistlere el açan dilencilere sıkça rastlanıyor. Özellikle Marakeş’in en büyük meydanı “Jemaa el-Fna”da makak maymunları ve kobra yılanları geçim kaynağı olmuş. Değişik kılık kıyafete bürünüp turistlerin dikkatini çekerek her yaklaşandan para isteyen yüzlercesine rastlamak mümkün.
Bugün bile Fas’ta; eğitim, dil ve ekonomi alanlarında Fransız sömürgeciliğinin kalıcı etkileri mevcuttur. Örneğin İslam ülkesi olarak bilinen Fas’ta, Müslümanlar için önemli olan taharet musluğu eksikliği, özellikle Türkiye’den gelen turistler için büyük bir handikap. Belirtilmesi gereken başka bir husus ise cami ziyaretleridir. Camilere gayrimüslimlerin girişi yasaktır; sadece “II. Hasan Camii”ne gayrimüslimler ücret karşılığı alınmaktadır. Bu camiye Müslümanların girişi ise sadece vakit namazları esnasında mümkün olmaktadır.