Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın paylaştığı son verilere göre, Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku 2026 yılına artışla başladı. Ocak ayı itibarıyla bir önceki aya göre yüzde 3,6 oranında yükselen borç stoku, toplamda 173,4 milyar dolar seviyesine ulaştı. Orijinal vadesine bakılmaksızın, önümüzdeki bir yıl içinde ödenmesi gereken borçları kapsayan "kalan vadeye göre" hesaplamalarda ise bu rakam 239 milyar doları buldu.
Bankacılık Sektörü Borçlanmada Başı Çekti Yılın ilk ayındaki bu artışın ana kaynağı bankacılık sektörü oldu. Bankaların kısa vadeli borç yükü bir ayda yüzde 7 artarak 77,5 milyar dolara tırmandı. Bu gelişmede özellikle yurt dışında yerleşik kişilerin Türkiye’deki bankalarda tuttuğu mevduatların etkisi büyük. Yabancıların TL cinsinden mevduatları yüzde 14,5 gibi dikkat çekici bir hızla artarak 27,1 milyar dolara ulaşırken, döviz mevduatları da yükseliş eğilimini sürdürdü.
Reel Sektörde Ticari Krediler Azaldı, Nakit Krediler Arttı Diğer sektörlerin borç tablosuna bakıldığında ise daha dengeli bir seyir göze çarpıyor. Bu gruptaki borç stoku cüzi bir düşüşle 68,3 milyar dolar düzeyinde kalırken, borcun yapısı kendi içinde el değiştirdi. İthalat ve ihracat işlemlerinden doğan ticari kredi yükümlülükleri azalırken, nakit kredi kullanımında yüzde 16,3'lük keskin bir artış yaşandı.
Borcun Dörtte Birinden Fazlası Türk Lirası Borç stokunun döviz dağılımı incelendiğinde ise portföyün çeşitlendiği görülüyor. Borcun yaklaşık üçte biri ABD doları cinsinden tutulurken, onu sırasıyla Euro ve Türk lirası takip ediyor. Özellikle Türk lirasının borç stokundaki payının yüzde 25,5 seviyesine ulaşması, kısa vadeli borç kompozisyonunda yerel paranın ağırlığının korunduğuna işaret ediyor.