İş Dünyası

TİM Başkanı Mustafa Gültepe: Talep ve beklentilerimiz karşılanırsa Türkiye ihracatın şampiyonlar ligine çıkar

Mustafa Gültepe: Son dört çeyrektir net ihracat büyümeyi aşağı çekiyor. Bu coğrafyanın en önemli üretim üssü olmamıza, üretimde marka ülke ve bazı sektörlerde küresel oyuncu kimliğimize rağmen kan kaybediyoruz. Ortaya çıkan bu sonucu doğru okumalı kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerimizi gözden geçirmeliyiz. İhracatçının beklentileri karşılanırsa hedeflerimizi rahatlıkla tuttururuz.

Abone Ol

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, üretimi ve ihracatı bu yıl yeniden ekonomik büyümenin lokomotifi yapmak istediklerini söyledi. “Yüksek faiz düşük kur” politikası nedeniyle özellikle emek yoğun sektörlerin son 2,5 yılda rekabetçiliklerinin zayıfladığını hatırlatan Gültepe, talep ve beklentilerinin karşılanması durumunda Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için öngörülen 282 milyar dolarlık hedefin rahatlıkla üzerine çıkabileceklerini vurguladı.

İstanbul’da gazetecilerle bir araya gelen Mustafa Gültepe, ihracatta güncel gelişmeler ve 2026 hedefleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Gültepe’nin açıklamalarında öne çıkan başlıklar şöyle:

İHRACATTA İDDİALI HEDEFLERİMİZ VAR

“Jeopolitik risklere, emek yoğun sektörlerde yaşanan rekabetçilik kaybına ve küresel pazarlarda artan korumacılık önlemlerine rağmen ihracatımızı 2025’te yüzde 4,5 artışla 273,4 milyar dolara çıkardık. Önümüzdeki günlerde netleşecek hizmet ihracatımızın da 122 milyar dolar civarında olacağını tahmin ediyoruz.

Hem mal hem de hizmet ihracatında en yüksek yıllık rakamlara ulaşmamız elbette önemli. Ancak tabloyu iyi analiz etmek durumundayız. 2025’te değer olarak 11,6 milyar dolarlık bir ihracat artışı gerçekleştirdik. Bu farkın 7,7 milyar dolarlık kısmı otomotiv, savunma sanayi ve mücevher sektörlerindeki sadece beş firmanın ihracatından geldi. Ayrıca 5,4 milyar dolarlık da parite kaynaklı artımız var. Yani parite ve beş firmanın katkısı olmasaydı 2025’i ekside tamamlamak gibi bir sonuçla karşılaşabilirdik.

Oysa bizim ihracatta iddialı hedeflerimiz var. Biz Türkiye’yi uzun vadede en çok ihracat yapan ilk 10 ülke arasına, yani ihracatın şampiyonlar ligine çıkarmak istiyoruz. Şampiyonlar ligine çıkabilmemiz için ihracatımızı tabana yaymamız, tüm sektörlerden katkı almamız, sürdürülebilir büyüme ile her yıl çift haneli artışları yakalamamız gerekiyor. Bunun da yolu üretim ve ihracatı yeniden ekonomik büyümenin lokomotifi yapmaktan geçiyor. Ancak son dört çeyrektir net ihracat büyümeyi aşağı çekiyor. Çünkü maliyetlerle kur arasındaki denge bozuldu. Bakın burada çok çarpıcı bir veriyi sizinle paylaşmak istiyorum:

Ocak 2022’den Ocak 2026’ya dört yılda;

· Asgari ücret yüzde 560,

· Enflasyon yüzde 367,

· Dolar kuru yüzde 217,

· Euro kuru ise yüzde 228 arttı.

Enflasyonla kur arasında dört yılda 150 puanlık fark var. Verileri formüle yerleştirip işlemi yaptığımızda ihracata eksi yazıyor. Peki farkı ihracatçı tek başına taşıyabilir mi, bu yükü ihracatçı tek başına üstlenebilir mi? Üstlenemez. Bulunduğumuz coğrafyanın en önemli üretim üssü olmamıza, üretimde marka ülke ve bazı sektörlerde küresel oyuncu kimliğimize rağmen ortaya çıkan bu sonucu doğru okumak kısa, orta ve uzun vadeli oyun planlarımızı, taktik ve stratejilerimizi gözden geçirmeliyiz.

İSTİHDAM DESTEĞİ 6 BİN, ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ 2 BİN 500 LİRAYA ÇIKARILMALI

Arzu ettiğimiz oranlarda olmamakla birlikte genel ihracatımız artsa da hazır giyim başta olmak üzere

emek yoğun sektörlerin ihracatında üç yıldır devam eden daralma üretime imalat sanayi istihdamına olumsuz yansıyor. Hazır giyim, tekstil, ayakkabı gibi sektörlerde binlerce firma ne yazık ki kapandı. Sessiz sedasız kapananlar bir yana konkordato tablosu bile bize çok şey anlatıyor. 2023’te konkordato ilan tablosunda bin 516 firma yer alırken 2025’te bu sayı dört katın üzerinde artışla 6 bin 361’e ulaştı. Birçok firma ayakta kalabilmek için üretimini yurt dışına taşıdı. SGK verilerine göre Ekim 2022’de yaklaşık 4 milyon 425 bin olan imalat sanayindeki istihdam, Ekim 2025’te 3 milyon 824 bine gerilemiş bulunuyor. Bu da üç yılda imalat sanayi istihdamında yaklaşık yüzde 14’lük kayıp anlamına geliyor.

Mevcut koşullarda kuru rekabetçi seviyeye çıkaracak bir ortam görünmüyor. Bizim artan maliyetleri dengeleyebilmemiz için ürün fiyatlarımızda döviz bazında yüzde 15-20 artış yapmamız gerekiyor. Ancak en fazla yüzde 2-3 artış yapabiliyoruz. Dolayısıyla üç yıl önceki rekabetçiliğimiz kazanabilmemiz için farklı destek mekanizmalarını devreye almak durumundayız. Bu kapsamda emek yoğun sektörlerde rekabetçiliğimizi yeniden kazanabilmemiz için;

· İstihdam desteğinin 6 bin liraya,

· Asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması;

· Döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanacak düzenlemelerin yapılması;

· İhracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor.

Dört başlık altında topladığımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da arz ettiğimiz taleplerimizin hasar daha fazla büyümeden karşılık bulacağını umuyoruz.

HİÇBİR SEKTÖRÜMÜZDEN VAZGEÇME LÜKSÜMÜZ YOK

Diğer taraftan her sektör için stratejilerimizi gözden geçirip güncellemeliyiz. Türkiye’nin bazı sektörlerden vazgeçtiği ya da vazgeçmesi gerektiği konuşuluyor. Hiçbir sektörden vazgeçme lüksümüz yok. Örneğin hazır giyim ve konfeksiyonu gözden çıkarabilir miyiz? Ülkemizde birçok ilklere imza atan, üç yıldır daraldığı halde 12 milyar doların üzerinde cari fazla veren, tekstille birlikte 860 bini aşkın istihdamı olan bir sektörü nasıl gözden çıkarırız? Gözden çıkarsak boşluğu neyle doldurabiliriz? Hazır giyim ve tekstili feda etmek fazladan en az 20 milyar dolarlık ithalat anlamına gelir. Deri, ayakkabı ve diğer sektörlerimize de aynı anlayışla bakıyoruz. Dolayısıyla sektörleri feda etmektense tek tek ele alıp nasıl rekabetçi konuma getireceğimize bakmalıyız. Yüksek teknolojinin, Ar-Ge’nin inovasyonun, tasarımın, markalaşmanın çarpan etkisinden yararlanmalıyız. Elbette yeşil ve ikiz dönüşümü de hızla tamamlamalıyız. TİM olarak bahsettiğim başlıkların hepsinde farklı paydaşlarla iş birlikleri yapıyor, birçok proje yürütüyoruz. Tüm bu çalışmalarla halen ortalama 1,6 dolar civarında olan ihracat kilogram birim fiyatımızı 3 dolara çıkarmayı hedefliyoruz.

HER AY ORTALAMA 3 TİCARET HEYETİ DÜZENLEYECEĞİZ

Elbette her şeyi devletten beklemiyoruz. 160 bini aşkın üyesi bulunan büyük bir ailenin çatı kuruluşu olarak yeni pazarlar bulmak, ihracatçılarımızı yeni müşterilerle buluşturmak için yoğun bir heyet programı yürütüyoruz. İhracatçılarımızı, Ticaret Bakanlığımızın, TİM’in ve birliklerimizin kurumsal güvencesinde potansiyel alıcı konumundaki firmaların doğrudan karar vericileriyle buluşturuyoruz. 2025’te birliklerimizle, toplamda 200’e yakın heyet programı ve 300’ü aşkın fuar katılımı gerçekleştirdik. Sadece TİM’in düzenlediği 32 organizasyonda 546 firmamızı 31 ülkede 4 bine yakın alıcı ile bir araya getirdik. Bu yıl TİM olarak 38 adet heyet programı düzenlemeyi hedefliyoruz. Bir başka ifadeyle sadece TİM olarak her ay ortalama en az üç ticaret heyeti gerçekleştireceğiz. Birliklerimizin düzenleyecekleri heyetlerle sayı 200’ü geçecek. Biz yeni yılla birlikte gelişmiş pazarlarda, yeni nesil ‘TİM Vizyon Heyetleri’ dönemini başlatacağız. Artık programlarımızı sadece B2B görüşmelerle sınırlı tutmayacağız. Sektörel panellerde pazarın en önemli oyuncularını ve kanaat önderlerini bir araya getireceğiz. Heyet düzenlediğimiz ülkeye ‘satıcı’ olmaktan öteye sektörün geleceğini tartışan, vizyon belirleyen ve yön veren bir ‘çözüm ortağı’ olarak gideceğiz.

BU YIL İSTANBUL’DA EN AZ 500 KİŞİLİK İKİ BÜYÜK ALIM HEYETİ PROGRAMLIYORUZ

Diğer taraftan alım heyetlerini de ülkemizde ağırlamaya devam edeceğiz. Bu yıl biri Arap ülkelerini, diğeri Amerika Kıtası’ndaki ülkeleri kapsayacak şekilde ve her biri en az 500 kişilik iki büyük alım heyeti programlıyoruz.

Ayrıca ülkemizde görev yapan diplomatik temsilcilerle diyaloga da büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda geçen hafta sonu Arap Birliği üyesi 13 ülkenin temsilcilerini Trabzon’da ağırladık. Trabzon’daki temaslarımız bize Arap Birliği ülkelerine 2025’te 52 milyar dolar civarında olan ihracatımızı iki üç yıl içinde 65 milyar dolara çıkarabilecek potansiyelin olduğunu gösterdi.”

{ "vars": { "account": "G-3HWH7J6WBF" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }