Kocaeli’de düzenlenen bir programa katılan Tüzmen, konuşmasında Türkiye’nin iş gücü yapısı, demografik değişimi ve küresel rekabet koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Genç ve dinamik nüfus” söyleminin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Tüzmen, sanayide yaşanan istihdam açığının üretim ve rekabet gücü açısından ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti.
“Almanya’da 44 milyon kişi çalışıyor”
Türkiye’nin nüfus avantajını yeterince değerlendiremediğini dile getiren Tüzmen, Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yaptı.
“Eskisi gibi ‘Genç nüfusumuz var, dinamik nüfusumuz var’ diyerek övünmekle bu iş olmuyor. Almanya’da bizden daha yaşlı bir nüfus var ama 44 milyon insan çalışıyor. Biz 86 milyonluk ülkeyiz ama sanayide adam bulamıyoruz. Bu tabloyu iyi analiz etmemiz gerekiyor” diye konuştu.
“Eski ucuz iş gücümüz kalmadı”
Türkiye’nin geçmişte önemli bir avantajı olan düşük maliyetli iş gücünü kaybettiğini söyleyen Tüzmen, artan maliyetlerin rekabeti zorlaştırdığını belirtti.
Romanya ve Bulgaristan gibi Avrupa Birliği üyesi ülkelerde işçilik maliyetlerinin Türkiye’nin altında olduğuna dikkat çeken Tüzmen, üretim maliyetlerindeki artışın ihracatçıları zorladığını ifade etti.
“Mısır’daki 100 dolarlık işçiyle rekabet ediyoruz”
Küresel ticaretteki yeni dengelere de değinen Tüzmen, özellikle Mısır’daki serbest bölgeler üzerinden yürütülen üretim modeline işaret etti.
ABD pazarına gümrüksüz satış imkânı sağlayan bazı uygulamaların, düşük işçilik maliyetleriyle birleştiğinde ciddi rekabet baskısı oluşturduğunu belirten Tüzmen, “Mısır’da bir işçi 100 dolar, ustabaşı 200 dolar, takım lideri 400 dolar maaş alıyor. Türkiye’de ise 1000-1500 dolar arasında ücret ödeniyor. Bu şartlarda aynı pazarda rekabet etmeye çalışıyoruz” dedi.
Tüzmen, Türkiye’nin üretim gücünü koruyabilmesi için verimlilik artışı, mesleki eğitim reformu ve yüksek katma değerli üretime yönelme adımlarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı.