İş yerinde meydana gelen her türlü iş kazasından işveren sorumlu tutulabilir mi?

Abone Ol

İş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması yükümlülüğü işverenin işçiyi gözetme borucu kapsamındadır[1]. Gözetme borcu, işverenin iş yerinde işçilerin sağlık ve güvenliklerini sağlama borcudur[2].

İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda temel yaklaşım önlemedir. İş yerinin kurulması aşamasından başlayarak iş yerinde, sağlığı ve güvenliği tehlikeye düşürecek risklerin belirlenmesi ve bu risklerin ortadan kaldırılması, kaldırılamıyorsa riskin minimize edilmesi için gerekli önleyici tedbirlerin alınması gereklidir[3].

İş kazası, “sigortalının işverenin otoritesi altında bulunduğu bir sırada gördüğü iş veya işin gereği dolayısıyla aniden ve dıştan meydana gelen bir etkenle onu bedence ya da ruhça zarar uğratan bir olay” olarak tanımlanmaktadır[4].

İş kazası hem kavram olarak hem doğurduğu sonuçlar itibariyle sosyal güvenlik hukuku ve iş hukukunda farklı düzenlenmiştir. İş hukuku konunun önleme boyutu ile sosyal güvenlik hukuku ise, daha çok tazmin boyutu ile ilgili düzenlemeler içermektedir. İş hukuku anlamında iş kazasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 nci maddesidir. Bu hükme göre işveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür. İşverenin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesinden doğan kaza iş hukuku anlamında iş kazası olarak değerlendirilmektedir[5].

Ancak, sosyal güvenlik hukuku anlamına iş kazası sayılan her olay işverenin hukuki sorumluluğuna yol açmamaktadır.

5510 sayılı Kanun m.13’de sayılan hallerden birinde kazasının gerçekleşmiş olması iş kazasının varlığı için yeterlidir. Örneğin sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada kazanın gerçekleşmiş olması sosyal güvenlik kurumunun yükümlülüğü açısından yeterli olup ayrıca illiyet bağının varlığı aranmaz. Bu kapsamda meydana gelen kazanın sigortalının yaptığı işle ilgili olması da gerekmez. Örneğin öğle arasında sigortalının dinlence saatinde spor yaparken düşüp kolunu kırması sosyal güvenlik mevzuatı açısından iş kazası sayılır[6]. Yüksek mahkeme de bu anlamda sigortalının iş yeri sınırları içinde bulunduğu sürede kazanın meydana gelmesini yeterli bulmuş ve ayrıca yapılan işle ilişkisinin bulunmasını aramamıştır[7].

Buna karşın, iş kazasında işveren sorumluluğunun doğabilmesi için meydana gelen kaza ile yapılan iş arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Meydana gelen iş kazasının 5510 sayılı Kanun m.13 anlamında iş kazası sayılması işveren sorumluluğu açısından yeterli değildir. Başka bir deyişle, meydana gelen iş kazası 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazası sayılsa ve kurumca sosyal güvenlik yardımları yapılsa bile, işveren sorumluluğunun doğabilmesi için mutlaka yapılan iş ile kaza arasında uygun illiyet bağının varlığı gerekir. Aksi halde, vuku bulan iş kazasında işveren sorumluluğundan bahsedilemez[8].

Sonuç olarak, iş kazası olayında işverenin hukuki sorumluluğunun doğmasında en önemli unsurlardan biri de illiyet (nedensellik) bağının bulunmasıdır[9]. İlliyet bağı sorumluluğun asli şartı ve tazminat hukukunun temel ilkesi olarak kabul edilmektedir. Bu şart olmazsa kişinin sorumluluğundan bahsedilemez[10]. İlliyet bağı, olayların normal akışına ve genel hayat tecrübelerine göre gerçekleşen türden zararlı bir sonucu meydana getirmeye elverişli veya kolaylaştırıcı sebeptir[11].

Nihayetinde, iş yerinde meydana gelen iş kazasından işverenin sorumlu tutulabilmesi için olayın bir iş kazası sayılması ve ölüm ile işverenin eylemi arasında uygun sebep sonuç bağlantısı bulunması gerekir. Uygun sebep sonuç bağlantısı yoksa, sadece iş kazası sayılması, işverenin sorumluluğu için yeterli sebep teşkil etmez. İş hukuku anlamında her kaza sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası sayılmasına rağmen, sosyal güvenlik hukukuna göre, her iş kazası iş hukukuna göre mutlaka iş kazası değildir.

 

[1]SÜMER, İş Sağlığı ve Güvenliği, 5. Baskı, Ankara 2021, s.117.

[2] KESER, Hakan, İşverenin İşçiyi Gözetme Borcunun Geçici İş İlişkisine Yansıması, İSGHD, S:9, 2006, s.72

[3] MOLLAMAHMUTOĞLU, Hamdi/ASTARLI, Muhittin/BAYSAL, Ulaş, İş Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2014.s.1359.

[4] GÜZEL, Ali/OKUR, Ali Rıza/CANİKLİOĞLU, Nurşen, Sosyal Güvenlik Hukuku, Yenilenmiş 18. Baskı, İstanbul 2020,s.361.

[5] KILKIŞ, İlknur, İş Sağlığı ve Güvenliği, 3. Baskı, Bursa 2018, s.14.

[6] SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, 20. Baskı, İstanbul 2020, s.423.

[7] YHGK.6/7/2005, E.2005/10-444, K.2005/449 Legalbank.

[8] SÜZEK, s.424.

[9] EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.II, 4.Baskı, İstanbul 1994, s.55.

[10] EREN, s.55

[11] KARATAŞ, Huriye, İş Kazası ve Meslek Hastalığında İşverenin Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2019, s.65.

{ "vars": { "account": "G-3HWH7J6WBF" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }