Suudi Arabistan, BAE Kuveyt ve diğer körfez ülkeleri kıskaç altına alındı. Sonraki hedef İran petrollerine çökmekti. İsrail ve ABD 28 Şubat 2026’da İran topraklarını bombalamaya başladı, İran lideri Hamaney, üst düzey devlet adamları ve ordu komutanları öldürüldü.
40 gün aralıksız devam eden bu çatışmada İran füzeleri ABD’ye ateşkes çağrısı yaptırdı. Siyonizm’in uşakları ABD ve İsrail ilk defa korkuyu yüreklerinde hissetti. Artık İran’a tekrar saldırmaya cesaret edemiyorlar ama fırsat kolluyorlar… ABD ve İsrail’in başlattığı savaş yüzün den Hürmüz kapanınca kral çıplak kaldı. Dünya ülkeleri enerji krizi ile yüz yüze geldi.
Bu Çin’ın beklediği fırsattı. Trump’ın Çin ziyaretinden eli boş dönmesi üzerine İran petrolüne ihtiyaç arttı. son 25 yıldır Çin tica ri olarak ABD’yi çökertmek için bir strateji geliştirmiş dünyanın stratejik limanlarını ve ülkelerinin ticaretini kontrol etmeye başla mıştı. Hedefinde Avrupa ile Asya arasında köprü olan Türkiye vardı. Adım adım ilerledi. Kuşak yol projesiyle Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanma arzusu büyüdü.
Türkiye ile birçok sektörde büyük yatırım anlaşma ları imzaladı. Son dönemde Çin'in Türkiye'ye yönelik yatırım hamleleri ekonomi gündeminin en dikkat çekici başlıklarından biri haline geldi. Otomotivden enerjiye, lojistikten dijital teknolojilere kadar birçok alanda açıklanan projeler, Türkiye'nin küresel ekonomik den gelerdeki konumunu yeniden tartışmaya açıyor. Ancak asıl soru,
Çin Türkiye'ye neden yatırım yapmak istiyor?
İlk bakışta tablo oldukça olumlu görünü yor. BYD'nin Manisa'da kurmayı planladığı elektrikli araç fabrikası, Chery'nin Türkiye’de üretim üssü arayışı, enerji sektöründeki Çin sermayesi ve finans alanındaki iş birlikleri, Türkiye'ye duyulan güvenin göstergesi olarak değerlendiriliyor. İstihdam, ihracat ve üretim kapasitesi açısından bu yatırımların önemli fırsatlar sunduğu da bir gerçek. Ancak küresel ekonomi yalnızca görünen yatırımlardan ibaret değil. Çin bugün dün yanın en büyük üretim gücü olarak yeni pa zarlara ve yeni üretim merkezlerine ihtiyaç duyuyor.
Avrupa Birliği'nin Çin ürünlerine yönelik korumacı tedbirleri artırdığı bir dö nemde Türkiye, Çin açısından yalnızca 86 milyonluk bir pazar değil; Avrupa'ya açılan stratejik bir kapı olarak öne çıkıyor.
Bu noktada dikkat çeken unsur, Çin'in Türkiye'deki faaliyetlerinin sadece sanayi yatırımlarıyla sınırlı olmamasıdır. Otomotiv fabrikalarının yanında enerji projeleri, lojistik koridorlar, finansal iş birlikleri ve özellikle Huawei'nin yürüttüğü telekomünikasyon, bulut bilişim ve veri merkezi çalışmaları, çok daha geniş bir stratejinin parçaları olarak değerlendiriliyor. Çünkü günümüz dünyasında ekonomik rekabet yalnızca üretim tesisleri üzerinden yürümüyor.
Veriyi yöneten, iletişim altyapı sını kuran ve dijital ağları kontrol eden ak törler de küresel güç mücadelesinin önemli oyuncuları haline geliyor. Bu nedenle Çin'in Türkiye'deki varlığını yalnızca yatırım rakamlarıyla değerlendirmek eksik kala caktır. Türkiye açısından asıl mesele, gelen sermayenin büyüklüğünden çok niteliğidir.
Bu yatırımlar teknoloji transferi sağlıyor mu? Yerli sanayiye katkı sunuyor mu?
Türk şirketlerini küresel tedarik zincirlerine dahil ediyor mu? Uzun vadeli rekabet gücünü artırıyor mu? Yanıtı aranması gereken sorular bunlardır. Türkiye bugün önemli bir fırsatla karşı karşı ya bulunuyor.
Doğru politikalarla yönetildi ğinde Çin sermayesi sanayi dönüşümüne, teknoloji üretimine ve ihracat kapasitesinin artmasına katkı sağlayabilir. Ancak aynı süreç yanlış yönetildiğinde Türkiye'nin yalnızca üretim yapılan veya ürün satılan bir pazar konumunda kalma riski de vardır.
Sonuç olarak tartışılması gereken konu Çin'in ne yaptığı değil, Türkiye'nin bu yatırımları hangi stratejik hedefler doğrultu sunda yönettiğidir. Çünkü geleceği belirle yecek olan yatırım miktarı değil, Türkiye'ye bırakacağı kalıcı katma değer olacaktır.
Değerli Ekovitrin okuyucuları; Haziran sayımız da çok özel röportajlar, analiz yazı ları ve özel haberlerle ekonomi dünyasına yön veren haber dosyalarıyla yine gündemi belirliyor. www.ekovitrin.com haber porta lımız ise anlık olayları sizlerle paylaşmaya devam ediyor.
Sağlıkla kalın.