"Mangal alışkanlığı olanlar dikkat etmeli"

21 Mart 2017 Salı 10:21
Bu haber 469 kez okundu

Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alabaz: "Kolon kanserinin oluşmasında hayvansal yağların tüketiminin etkili olduğu araştırmalar sonucu saptanmıştır. Özellikle kırmızı et ne çok yanmış, ne de az pişmiş olmalıdır. İsli, dumanlı, fazla kömürleşmiş döner veya mangal etlerinden uzak durulmalıdır. Özellikle mangal alışkanlığı olanlar çok dikkat etmelidir. Mangal ile et arasında 15 santimetre olmalı ve etin mangalda fazla kalması kanserojen madde oluşmasına yol açtığı için dikkat edilmelidir"

İSTANBUL (AA) - Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreter Prof. Dr. Ömer Alabaz, kolon kanserinin oluşmasında hayvansal yağların tüketiminin etkili olduğunu belirterek, isli, dumanlı, fazla kömürleşmiş döner veya mangal etlerinden uzak durulması ve özellikle mangal alışkanlığı olanların dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Alabaz, kolorektal kanser farkındalık ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, erken tanı ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olan kolorektal kanserde, tarama ve toplumu bilinçlendirmenin önem taşıdığına işaret ederek, bilinçlendirme kampanyalarıyla yılda binlerce insanın kolon kanserinden kurtarıldığının altını çizdi.

Kolon kanserinin, karın ağrısı, halsizlik, kansızlık, kabızlık, ishal gibi belirtileri sıklıkla başka hastalıklarla karıştırıldığından hastaların doktora başvurmalarının geciktiğine değinen Alabaz, belirtilerin ciddiye alınması ve rutin kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

Alabaz, gerekli hayat tarzı değişikliklerinin kolorektal kanseri riskini yüzde 50-60 oranında azalttığını ifade ederek, şunları dile getirdi:

"Kolorektal kanser olarak adlandırdığımız, kalın bağırsak ve rektum, yaklaşık 1 metre 70 santimetre-2 metre uzunluğunda sindirim sisteminin ince bağırsaktan sonra gelen kısmıdır. Özellikle batılı ülkelerde sık karşılaşılan kolorektal kanserler büyük bir öneme sahiptir. Kolon kanserinin nedeni kesin olarak bilinmemektedir ancak oluşumunda etkili olan bazı çevresel ve genetik nedenler vardır. Beslenme ve hareket, kolon kanserinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle Batı toplumuna benzer diyet alışkanlığı kanser ihtimalini arttırır. Kolon kanserinin oluşmasında hayvansal yağların tüketiminin etkili olduğu araştırmalar sonucu saptanmıştır. Özellikle kırmızı et ne çok yanmış, ne de az pişmiş olmalıdır. İsli, dumanlı, fazla kömürleşmiş döner veya mangal etlerinden uzak durulmalıdır. Özellikle mangal alışkanlığı olanlar çok dikkat etmelidir. Mangal ile et arasında 15 santimetre olmalı ve etin mangalda fazla kalması kanserojen madde oluşmasını sağladığı için dikkat edilmelidir."

"Yaşam tarzının düzenlenmesi", "vücut kitle indeksinin 25'in altında olması", "kalori kısıtlaması" ve "bol egzersiz"i ihmal edilmemesi gereken unsurlar şeklinde sıralayan Prof. Dr. Alabaz, şunları kaydetti:

"Belirtilerin ciddiye alınması, gerekli tahlil ve yaşam değişikliklerinin dikkat edilmesi kolon kanseri riskini yarı yarıya azaltabiliyor. Obezite, diyabet ve metabolik sendrom, kolon kanseri ile bağlantılı hastalıklar olarak görülüyor. İnsanlarda bol miktarda lifli besinlerin tercih edilmesi kolon kanseri görülme sıklığını azaltmaktadır. Alkol ve sigara da en önemli sebep olabileceğinde uzak durulması gerekir. Ayrıca bazı kimyasal maddeler kanser nedenleri arasındadır. Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kolon kanseri görülmesi kimyasal maddelerin etkisini ortaya koymaktadır." 

- "Hedefe yönelik tedavide başarı oranı arttı"

Prof. Dr. Ömer Alabaz, ailesinde kolon kanseri olan kişilerde kansere yakalanma ihtimalinin normalden daha yüksek olduğuna değinerek, Gardner Sendromu ve Ailesel Polipozis hastalığının kalıtsal hastalıklar olduğunu ve sıklıkla kolon kanserine yol açtığını, ülseratif kolit hastalığının da kolon kanseri ihtimalini artırdığını anlattı.

Alabaz, hastalığın tanısına ve taramaya ilişkin şu bilgileri verdi:

"Hastalığın tanısı günümüzde oldukça kolaydır. Kolonoskopi ile hastanın bütün kalın bağırsağı görüntülenir. Bu sırada, polip varsa alınır ve incelenir. Risk altındaki kişiler ve polip alınan kişiler kolonoskopi ile takip edilir. Kolonoskopi işlemleri ülkemizde bu konuda tecrübeli genel cerrah ve gastroenterologlar tarafından yapılmaktadır. Diğer bir yöntem video görüntüleme ile yapılan sigmoidoskopidir. Kolonun alt bölgesinin incelenmesinde kullanılır. Ayrıca gaitada gizli kan araştırılır. Yani dışkıda kan arama yöntemi ile dışkıda saptanması zor olan az miktardaki kanamalar saptanır. Bunların dışında gerekirse bağırsaktan parça alınır ve incelenir. Tarama ve teşhiste öncelikle dışkıda gizli kan bakılması tavsiye edilmekteyse de mutlaka risk taşıyan bir hasta ise kolonoskopi gerekir. İşlem uyutarak yapılmakta olduğundan hasta için zor bir tetkik değildir. Kolon kanseri ve rektum kanseri yüzde 90 poliplerle gelişir ve 50 yaşın üstünde polip görülme oranı yüksektir. Kolonoskopi ile polip aşamasında yakalanırsa polip alınır ve hastalık tamamen yok edilmiş olur."

Risk gruplarına girmeyen hastalara 50 yaşından başlayarak gaitada gizli kan taraması, 50 yaşın üzerinde ise en azından 5 yılda bir sigmoidoskopi, 10 yılda bir kolonoskopi önerilmektedir. Risk grubunda olan hastalardan, daha önce polip çıkarılmış olan hastalar bu işlemden sonra 1-3 yıl içinde tekrar kolonoskopi yaptırmalıdır. Kalıtsal non-polipozis kolorektal kanser için genetik test yaptırılmalıdır. Ailesel adenomatoz polipozis (FAP) olarak adlandırılan hastalık olan kişilere genetik danışmanlık yapılmalı ve 10-15 yaşından itibaren kolonoskopi ile takip edilmelidir. Meme, kadın genital organ kanseri olan kişiler 40 yaşından sonra, ülseratif koliti olan kişiler ise tanı aldıktan sonra periyodik olarak kolonoskopi yaptırmalıdır."

KRAS testinin, hastanın tedavi uygulanmadan önce yarar görme oranını saptamayı sağladığına ve sonuçlarına bakılarak hastayla ilgili tedavi kararları belirlendiğine işaret eden Alabaz, eğer hastalık sonradan fark edilirse bile mevcut kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi imkanlarıyla tedavide büyük ilerlemeler kaydedildiğini, son yıllarda hedefe yönelik tedavide başarı oranının artığını belirtti.

Prof. Dr. Alabaz, "Kolorektal kanserlerde hayat kurtarıcı tedavi erken evrede gerçekleştirilen cerrahidir. Diğer tedaviler koruyucu amaçlı olarak ya da ileri evrelerde gündeme gelmektedir. Kolorektal kanserlerin tedavisi medikal onkolog, cerrah, radyasyon onkoloğu, nükleer tıp ve görüntüleme uzmanlarının bir arada olduğu bir ekip tarafından yapılmalıdır. Bu hastalığın tedavisinde laparoskopik ve robotik cerrahi uygulamalarının yaygınlaşmaya başlamasıyla, eskinin açık ameliyatlarının yerini, giderek laparoskopik ameliyatlar almaya başlamıştır. Etkili tedavi yöntemleri sayesinde metastatik kolorektal kanser hastalarının sağ kalım oranları ortalama 3 yıla kadar uzamıştır." ifadelerini kullandı.


Anadolu Haber Ajansı
Anahtar Kelimeler
banner193

Yorum Gönder