BİST
98991
ALTIN
219.617
DOLAR
5.5718
STERLİN
7.3232
EURO
6.4263
banner287

KOBİ’ler Doğru Yönetiliyor Mu?

İş dünyasında KOBİ’lere baktığımız zaman birçok şirketin varlığının sona erdiğini görmekteyiz. Bir şirketin kapanması, iflası ekonomi için büyük bir kayıptır.

KOBİ’ler Doğru Yönetiliyor Mu?

İş dünyasında KOBİ’lere baktığımız zaman birçok şirketin varlığının sona erdiğini görmekteyiz. Bir şirketin kapanması, iflası ekonomi için büyük bir kayıptır.

11 Ekim 2018 Perşembe 12:28
5612 Okunma
KOBİ’ler Doğru Yönetiliyor Mu?

Her alanda yarattığı fırsat maliyeti çok yüksek olan bu durumun önlenmesi küresel ekonomide, makro ekonominin rekabet gücü açısından büyük bir değer taşımaktadır. Hem ekonomik hem de sosyolojik sonucu olan şirketlerin başarısızlıklarının önüne geçmek her zaman mümkündür. Uzun yıllara varan akademik ve ampirik bilgi birikimi çerçevesinde Türkiye'de şirketlerin iyi yönetilmediğine dair çok somut bilgiler mevcuttur. Özellikle günümüz koşullarında şirketlerin yönetimi çok daha zorlu bir süreçten geçmektedir.  Bu  dönemde  yöneticilerin  ve  şirket sahiplerinin ellerinde mucizeler yaratacak araçların olmasına daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Doğru bilgiye sahip olmak ve bu bilginin yaygınlaştırılmasının iş dünyasının rekabetçi ve çalkantılı koşulları açısından çok büyük önem taşıdığını düşünmekteyiz. İş yaşamında şirket sahiplerinin ve yöneticilerin belirsizlik ortamında karar vermek zorunda olmaları, nitelikli ve metodik bilgiye olan ihtiyacı artırmaktadır. Bunun da ancak güçlü bilimsel modeller ile iş dünyasının gereksinimlerinin konsolidasyonu ile gerçekleşeceğini düşünmekteyiz. Burada yaratılacak güçlü sinerji, iş dünyasındaki bütün paydaşlara olumlu bir şekilde yansıyacaktır.     Şirketler vizyon olarak iş dünyasının realitelerini bilimsel yöntemler ile analiz ederek, daha isabetli ve güvenilir kararlar almayı hedeflemelidirler. Kurumsal işleyiş modelini bu vizyon çerçevesinde yapılandıran şirketlerin, iş dünyasına yaşadığımız fırtınalı çağda orijinal ve alternatif çözümler sunmaları gerekmektedir. Bu amaçla iş dünyasının Ar&Ge birimi gibi şirketlerinin rekabetçi yönetilmesi için çalışmalar yapması gerekmektedir. İş dünyasında yönetim uygulamalarına, insan kaynakları ve    kurumsallaşma   çalışmalarına   yönelik   olarak   güvenilir, doğru,  yenilikçi ve  etkin  modeller,  şirketlerin  bünyesinde yer alan üst düzey araştırmacılar tarafından piyasa dinamiklerine   göre   her   şirketin   özgün yapısı   dikkate alınarak geliştirilmesi gerekmektedir.    Şirketlerin rekabet gücü, iş dünyası ile ilgili olarak sahip olduğu güçlü ve derinlikli bilgi birikimine dayanmaktadır. Bu bilgi birikimini iş dünyasının değişen koşullar karşısında ayakta kalabilmesine yönelik olarak işletim modelleri geliştirmeleri  için  büyük  önem  taşımaktadır.

 Güçlü, rekabetçi ve etkin işletim modelleri şirketlerin rakipleri karşısındaki en önemli silahlarıdır. Bu paradigmaya uygun çalışmak  bu  çerçevede  şirketlere  rekabetçi  bir  işletim modeli yaratmak ayakta kalmak için çok önemlidir. Günümüzde iş dünyasının temel karakterini rekabet ve belirsizlik oluşturmaktadır. Küreselleşen ve rekabet sınırlarının tamamen yok olduğu iş dünyasında, şirketleri farklı işletim sistemleri üzerine kurmak güçlü bir liderlik gerektirmektedir.  Bunu  başarabilen  şirketler  büyük kazançlar yaratmakta ve çok hızlı bir şekilde büyümektedirler.  Şirketlerde  bu  tür  temel  yapıların kurulması noktasında çok önemli  zorluklar söz konusudur. Şirketlerin rekabet güçlerinin gelişmesine yönelik olarak özellikle her basamaktaki insan gücünün geliştirilmesi, geleceğe yönelik olarak şirketlerin stratejilerinin doğru bir şekilde belirlenmesi ve kurumsal işletim sistemlerinin üst seviyede yapılandırılması noktasında şirketlerin güçlü modellere sahip olmalarının büyük bir önemi vardır.    Şirket sistemlerinin çalkantılı iş ortamında yönetilebilmesi için en önemli faktörlerden biri de işletim sisteminin güçlü metrik modellere dayandırılmasıdır. Özellikle operasyonel etkinliğin ölçülmesinin ve tahmin edilmesinin şirketlere önemli düzeyde maliyet avantajları yaratacağı düşünülmektedir. Ayrıca bugün geliştirilen modellerin çoğu karmaşık ve detaycıdır. Çoğu yönetim karar destek sistemlerinde kullanılmamaktadır. Şirket yönetimleri bu metrik modellerin basitleştirilmesi ve işletim sisteminin ölçülebilir bir yapıya dönüştürülmesi sürecinde önemli zorluklar yaşamaktadırlar. Şirketlerin işletim sistemlerini geliştirmeye yönelik olarak her türlü araştırma modelini ustalıkla kullanmaları gerekmektedir; deneysel, doğalcı, etnoğrafik, nitel, nicel modelleri şirketlerin ihtiyaçları olan alanlarda kullanma noktasına üst düzey bir donanım ticari olarak büyük bir değer ifade etmektedir. Böylece şirketlerin gelişimine ve vizyonlarına yönelik olarak üretilen bilgilerin    daha   etkili   ve   rekabetçi   olması   sağlanmış   olacaktır. 

 Günümüzün keskin rekabet ortamında şirketlerin gelişmesi, büyümesi ve daha güçlü hale gelmesi noktasında güçlü bir liderliğe, yüksek motivasyona ve kararlı bir ekibe ihtiyaç duyulmaktadır. Şirketlerinin yaşamasını isteyen iş adamları ve yöneticiler daha nitelikli platformlarda bir araya gelmeleri gelecekte şirketlerin yaşamını kurtaracaktır. Aksi halde şirketler  her  bakımdan  büyük  bir  risk  altındadır.  Şirket sahibi bir gün nasıl olduğunu anlamadan şirketini kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilir. Bu noktada alacağınız hiçbir önlem şirketinizi kurtarmaya yetmeyecektir. Sonuçta, herkesin büyük kayıp içinde olduğu çok olumsuz bir tablo ortaya çıkacaktır.  Şirketi Nasıl Doğru Yönetirsiniz?  Şirketlerin doğru yönetilmesini engelleyen birçok faktör mevcuttur. Her şirketin durumu kendine özgü bir nitelik göstermektedir. Doğru olan şirketlerin ne kadar sağlıklı yönetilip yönetilmediğinin bilimsel modeller ve veriler ile ortaya konması, şirket yönetimi ile bunların karşılıklı şekilde ele alınmasıdır. Aşağıda kısaca iş dünyasında yaşanılan gerçek olaylar üzerinden bazı çıkarımlar yapılamaya çalışılacaktır. Bu tür durumlar her şirket için geçerli olmayabilir. Birçok şirketin özellikle doğru bir şekilde yönetilmediğinin aşağıdaki faktörler ile ilgili olduğu yapılan alan çalışmalarında görülmüştür. Bu faktörlerin sadece bir kaçı aşağıda ele alınacaktır.  Doğru    insanlar    ile    çalışmak: Şirketlerde    çalışılan elamanların sadece %10'u doğru elamanlardır. Bunlar tamamen şirketin ihtiyacı olan nitelikte ve yetkinliktedirler. Geriye kalan %80'i ise idare edecek nitelikteki ortalama elamanlardan oluşmaktadır. Şirketlerin bu tür elamanlara ihtiyacı vardır. Ancak bunlar temel yapıyı destekleyen ve mucizeler yaratan çalışanlar değildir. Geriye kalan %10'luk elamanlar ise tamamen şirkete zarar veren maliyetleri arttıran elemanlardan oluşur. Önemli olan bunların tespit edilmesi ve sorunu ortadan kaldıracak önlemlerin alınmasıdır.  Orta vadede bu tür çalışanlara ilişkin sorunlarınızı çözemediğiniz  zaman  üstün  nitelikli  elamanları  da kaybetme  riski  ile  karşı  karşıya  kalabilirsiniz.  Özellikle yanlış yönetici seçimi şirketlerin feci şekilde başını ağrıtabilir. Çünkü yanlış yönetici her zaman arabayı uçurumdan aşağıya sürebilir. Şirketler büyük mali kayıplar yaşayabilir ve hedeflerine ulaşamazlar. Bu yüzden doğru    yöneticiler ile çalışmak şirketler için hayati bir önem taşımaktadır.  Parayı  doğru  harcamak: Şirketler  kazandıkları  paraları yanlış harcayarak ellerindeki en önemli silahlarını yok ederler. Bu tarz kaynak kullanımı şirketlerin adeta savunma mekanizmalarını bitirmektedir. Yapılan araştırmalarda özellikle şirketlerin önemli bir kısmı, batık maliyet etkisi nedeniyle yapmış oldukları yanlış yatırımlardan ya da harcamalardan geri dönememektedir. Bunun sonucu olarak daha  fazla  zaman  ve  para  harcayarak  yanlış  yapmış olduğu projenin ya  da  işin şirkete  olan maliyetlerini  çok daha fazla yükseltmektedirler. Bunun yanında şirketlerde özellikle aşırı harcamalar, plansız ve kontrolsüz kaynak yönetimi şirketlerin mali yapılarını sıkıntıya düşürmektedir.  Özellikle kriz ortamlarında kaynak ihtiyacı çok daha fazla olduğu için paranın doğru harcanması, yatırımların doğru yapılmasının çok büyük önemi vardır. Örneğin bir termal otelin odalarına termosifon takması işini düşünelim. Bu durumlara iş dünyasında sık sık rastlanmaktadır. Böylece kaynaklar yanlış kullanılarak şirketlerin rekabet gücüne büyük zararlar verilmektedir.

Doğru    düşünmesini    öğrenmek: Doğru    iş    yapmak öncelikli olarak doğru düşünmekle başlar. İş dünyasında yer alan aktörlerin düşünce biçimlerini ya da zihinsel haritalarını incelediğimiz zaman birçok şirketin doğru düşünme  sistematiğine  sahip  olmayan  yöneticiler tarafından idare edildiğini görmekteyiz. Örneğin bir lokanta ya da gıda işletmesini ele alalım. Buranın patronu ya da yöneticisinin  eğer  hijyen  duyarlılığı  yoksa  yapılan  bütün işler yanlış olur.    Konaklama işletmelerinde bu sorun inanılmaz düzeydedir. Bu konuda düşünce becerisi olmayan konaklama işletmelerinin nitelikli bir hizmet vermesini beklemek de maalesef mümkün değildir. Bu noktada en önemli detay iş açısından doğru bir düşünce paradigmasına sahip olmaktır. Her işin doğru bir düşünme modeli vardır. Yöneticiler ve iş sahipleri bu doğru düşünce modelinin ne olduğunu kavradıkları   zaman   şirket   çok   daha   hızlı   büyüyecek, satışlar çok daha iyi düzeylere çıkacak ve şirketin markalaşması sağlanmış olacaktır.  

Doğru   stratejiye   sahip   olmak: Bugün   iş   dünyasına baktığımız zaman başarılı şirketlerin en temel özelliklerinin doğru stratejiye sahip olmalarından geçtiğini görmekteyiz. Örneğin perakendede büyük başarı sağlayan BİM özellikle sabit maliyetlerini çok iyi yöneterek rakiplerine büyük bir fark atmış durumdadır. Aynı pazarda yer alan diğer şirketlerin BİM'in başarısına ulaşmaları çok zor görünüyor. Hatta taklit etmeye çalışan şirketlerde oldu; ancak aynı başarıyı sağlama şansı yakalayamadılar. Burada BİM'in başarısının altına yatan gerçek faktör, şirketin sahip olduğu kültürdür. Şirketlerin kültürleri kendilerine özgüdür. Onları taklit etmek çok kolay değildir. Taklit etseniz bile aynı başarıyı gösterme şansınız olmaz. Ama perakendede değişken maliyetleri iyi yöneterek en az BİM kadar başarılı olmuş iş modelleri de mevcuttur. Dolayısı ile her iki stratejide şu anda piyasa şirketlerin rekabet etmesine olanak sağlayacak güçte görünüyor. Ama hangisinin daha uzun soluklu olduğunu ve hangisinin daha yaratıcı süreçler ile şirketlere katkı vereceğini önümüzdeki günlerde piyasa bize söyleyecektir.  Sonuç: Ülkemizde KOBİ’lerin    yönetim ve finansman sorununun   çözümünde önce   bir   PARADİGMA ve ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİ gerekiyor.

Bunun için öncelikle    şirket sahiplerinin  Mali Müşavirlerine önemli bir iş düşüyor.  Finansal sistemden yararlanmak için önce  şirketin finansal  taramasının sağlıklı yapılması gerekir. Bu bir hastanın doktor kontrolüne giderken yanlış ve yanıltıcı laboratuvar verileriyle    teşhis koyma çalışmasına benziyor. Teşhisin sağlamlığı için bu şart, yoksa  ya yanlış tedaviyle hastanın ölümüne sebep oluruz ya da kolaylıkla önleyebileceğimiz halde  giderek sorunun içinden çıkılmaz hale getiririz.  Mali  Müşavirlerimize  bu  konuda  özel  bir  bölüm  açmak gerekiyor.  Finansal sistemde çok önemli bir işlevi olan mali müşavirlerin  istisnalar  dışında  en  önemli  önceliği  şirket vergisinin    az ödenmesi çabası olduğu için finansal tablolar giderek gerçekliğini kaybediyor ve önemsiz hale geliyorlar. Finansal  tabloların    gerçekleri  yansıtmadığı    bir  ortamda KOBİ’lerin madde bağımlıları gibi giderek kısır döngü içine girerek  sağlıklı  hiçbir    analizin  yapılamadığı  bir  duruma sürükleniyorlar.    Bu da KOBİ’lerin finansal sistemde sağlıklı bir şekilde  yararlanmasını imkansız hale getiriyor. Yapılanma olarak ise  KOSGEB’in yapılanmasının gözden geçirilmesi, özellikle izleme ve raporlama altyapısının güçlendirilmesi gereklidir. Teşvikler çok çeşitli kurumların sorumluluğunda  olduğu  için  oldukça  dağınık  bir  yapı  arz    ediyor, bu da verimliliği ve etkinliği büyük ölçüde azaltıyor. Tüm teşviklerin yönetiminin  bir bakanlık altında toplanmasını öneriyorum ve KOSGEB’in  İsrail, ABD,  Hindistan, Singapur gibi   başarılı   ülke       modelleri   örnek   alınarak   yeniden yapılandırılmalı. Kalkınma Bankası  Türkiye’nin  “GLOBAL YATIRIM  BANKASI”  niteliği  kazanmalı  ve  KOBİ’lerin sermaye piyasası   imkanlarından yararlandırılmasında en önemli banka durumunda olmalıdır. KOBİ   Yatırım  Ortaklıkları   kurularak   çok   sayıda   nitelikli KOBİ’nin tek şemsiye altında  toplanarak sermaye piyasası imkanlarından  yararlanmalarına  olanak  sağlayacak açılımlara ihtiyaç vardır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.