Dünya da son 15-20 yıldır teknolojide akıl almaz bir şekilde ilerlemeler kaydedildi. İnsan ilişkilerinde kitle iletişim araçlarının kullanımı yediden yetmişe bağımlılık derecesinde yaygınlaştı. Elbette ki bu durum işçi-işveren ilişkilerini de derinde etkiledi. Özellikle çalışanların işyerinde işveren ve işveren vekilleriyle ilgili ya da diğer çalışanlarla ilgili sosyal medya üzerinden ses, görüntü ya da bilgi paylaşmaları, Whatsapp sistemi üzerinden iletişim kurularak işveren aleyhinde yazışmaları, çok sayıda yargı kararına konu oluşturmuştur.

Herkesin teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar yararlanma hakkı ve lüksü vardır. Haberleşme özgürlüğü de Anayasal bir haktır (A.Y. m.22). Ancak, bu hakkın kullanılması bir başkasına zarar verilmesini gerektirmemektedir.

4857 sayılı İş Kanunun 25/II-b bendine göre, “İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması” haklı nedenle fesi gerektirmektedir. Günümüzde sosyal medya vasıtasıyla ya da internet üzerinden kurulan Whatsapp sistemi üzerinden gruplar oluşturarak işveren yahut bunların aile üyeleri hakkında şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf edilmesi veya davranışlarda bulunulması, işverenin itibarının zedelenmesi, işvereni küçük düşürücü paylaşımlarda bulunulması, aslı olmayan dedikodu üretilerek Whatsapp sistemi üzerinden yazışmalar yapılması haklı nedenle feshi gerektirir.

Ancak işverenin bu konularla ilgili delil toplarken dikkat etmesi gereken en önemli husus çalışanlarının özel hayatının gizliliğinin korunması özen göstermesidir. Nitekim 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa göre kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, kullanılması ve paylaşılması ile ilgili düzenlemeler yapılmış ve hukuki ve cezai yaptırımlara bağlanmıştır (m.5, 17,18).

Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesi verdiği bir kararında özetle, “işçilerin işyerinde iş akışını bozmayacak şekilde whatsapp grubu kurmalarını uygun bulmuş ve burada geçen konuşmaları da kişisel veri olarak nitelendirmiştir. İşçilere ait kişisel verilerin işyeri yetkilileri tarafından baskı ile alınarak deşifre edilmesinin özel hayatın gizliliğine müdahale niteliğinde olduğunu, suç teşkil ettiğini, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan kişisel verilerin de delil olarak kullanılamayacağını hükme bağlamıştır” (Y.9.HD.10.1.2019 T., E. 2018/10718., K.2019/559 Legalbank).

Sonuç itibariyle, Yargıtay’a göre, Whatsapp sistemi, telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistemdir. Burada kişi, kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içiresinde iletişim gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sistem kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumdadır. Dolayısı ile işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmaları yasak değildir. İşçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel veri olarak da korunması esastır. Somut uyuşmazlıkta, whatsapp konuşmaları gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğundan, salt nasıl temin edildiği anlaşılamayan bu yazışmalara dayanılarak iş akdinin feshi haksız olup, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır.