banner363

banner453

banner454

banner403

banner420

Geçen sene 500 lira olan samanın tonu bu günlerde 1000 lira seviyesine ulaştı

Buğday ve arpada hasadın henüz çok az bölümü yapıldı. Türkiye'nin saman ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Mardin ve Şanlıurfa bölgesinde kuraklığın etkili olması nedeniyle saman karaborsaya düştü. Geçen sene 500 lira olan samanın tonu bu günlerde 1000 lira seviyesine ulaştı.

TARIM 15.06.2021, 13:01
Geçen sene 500 lira olan samanın tonu bu günlerde 1000 lira seviyesine ulaştı

Kuraklık nedeniyle "üretim az olacak, saman bulamam" endişesi ile daha hasat yapılmadan saman için üreticiye para ödenerek satın alınıyor. Üretici buğdayını hasat ederken danesini kendisi alırken sapını biçer parası karşılığında hasadı yapan biçerciye verirdi. Bu sene biçerciler, saman almak isteyenler, çiftçinin buğdayını hasat ederken samanı alabilmek için üstüne dekar başına 300- 400 lira para ödüyor. Ayrıca fiyatı artacak diye parayı samana yatıranlar da var.

Konya, Aksaray, Karapınar yöresinde yonca başta olmak üzere kaba yem üretimi, ticareti ve ihracatı yapan Mesut Örkçü, samanda fiyatın pik noktasına ulaştığını söylüyor. Telefonla görüştüğümüz Mesut Örkçü, kaba yemde yaşanan gelişmeleri şöyle özetledi: 

“Fiyatı artacak diye herkes saman alıyor. Daha hasat edilmeden saman kapışılıyor. Türkiye'nin bitcoini saman oldu diyebiliriz. Bugün lokantacı, lastikçi, berber, parası olan saman alıyor. Neden böyle oldu? Türkiye'nin saman ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan Ankara Gölbaşı'ndan Mardin'e kadar olan bölgedir. Mardin ve Şanlıurfa Ovası'nda kuraklık nedeniyle ürün olmadı. Buradan sap çıkmayınca piyasada saman bulamam endişesi doğdu. Hayvancılık yapanlar saman ihtiyacını önceden temin etmek için adeta yarışa girdi. Bir yandan da tedarikçiler samanı stoklamaya başladı. Saman para kazandıracak diye ilgisiz insanlar da buraya para yatırınca geçen sene tonu 500 lira civarında olan saman 1000 liraya çıktı. Ben de tedarikçi olduğum için yakından takip ediyorum. Bazıları tonunu 450-500 liradan aldı ve 600 liraya mal ederek stoka koydu. Bir kaç ay sonra 1200 lira olmasını bekliyorlar. Bu tamamen fırsatçılık. Tarım Bakanlığının sahaya inerek bu fırsatçılığı önlemesi gerekir. Yoksa bundan hayvancılık yapan yetiştirici de, et, süt, yumurta alan tüketici de zarar görür."

"Saman bulamam" endişesi fiyatı artırıyor 

Samanın ton başına 1000 lira ile pik noktaya ulaştığını anlatan Mesut Örkçü, son yıllarda danelik mısırın sapının saman gibi kullanılmaya başlandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: " Eylül-Ekim aylarında danelik mısır hasadı ile birlikte mısır sapı da devreye girecek. Bunu kullanan işletmeler var. O zaman fiyatlar gevşer. Ayrıca İç Anadolu'da kuraklıktan etkilenen yerler olsa da sulanan yerlerde ürün iyi. Bu bölge ve Trakya devreye girince fiyatlarda bir gevşeme olmasını bekliyoruz. Şu anda fiyatların bu kadar yükselmesinin nedeni, piyasada büyük bir telaş olması. Saman bulamazsam endişesi hakim."

 Yonca, kuru ot, silajdaki fiyat artışı can yakıyor

Sadece samanın fiyatı değil, hayvancılıkta en çok kullanılan kaba yemlerden yoncanın da fiyatı son bir yılda yüzde 100'den fazla arttı. Geçen sene 600-700 lira olan yoncanın tonu 1500 liranın üstüne çıktı. Şimdi yeni ürün tarlada 1100-1200 liradan satılıyor. Kuru otun ton fiyatı 350-400 liradan, 500-600 liraya yükseldi. Geçen sene yetiştiricilerin tonunu 280-290 liradan aldıkları mısır silajı 600 lirayı buldu.

Dövizdeki artış, nakliye fiyatlarının artması nedeniyle ithal yem hammaddelerine neredeyse her gün zam gelirken, yetiştiriciler yerli ürüne, kaba yeme yöneldi. Ancak, kuraklık nedeniyle içerde de hem buğday, arpa, mısır hem de kaba yem fiyatları artıyor. Besicilik, süt hayvancılığı, beyaz et ve yumurta üreticileri için gerçekten çok zor bir yıl yaşanıyor. Maliyetler sürekli artarken, et, süt, yumurta fiyatları aynı oranda artmıyor.

 İhracat 1 Temmuz'a kadar yasak! 

Yonca, saman, kuru ot gibi kaba yemlerin ihracatı 1 Temmuz 2021 tarihine kadar yasak. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü 5 Ocak 2021 tarihinde "Çok İvedi" olarak 81 il valiliğine gönderdiği yazı ile yem ve yem hammaddelerinin Dahilde İşleme Rejimi (DİR) hariç, 1 Temmuz 2021 tarihine kadar "İhracat Ön İzin Belgesi" düzenlenmemesini bildirmişti. Bu kapsamda ihracat yasak.

Döviz ve nakliye nedeniyle ithalat yapılmazsı zor

İç piyasada saman, kuru ot, yonca ve diğer kaba yemlerin fiyatının artması üzerine akla ithalatı getiriyor. İlk kez samanın ithal edildiği 2012'den bu yana tartışmalar sürüyor. Ancak, hem dövizdeki yüksek kur, nakliye masraflarının çok yükselmesi nedeniyle saman ithalatının yapılması çok zor. Saman ithalatında ilk olarak akla gelen Bulgaristan'dan Türkiye'ye ithalatın maliyeti bile yüksek. Bu nedenle ithalat yapılması güç görünüyor.

Gübreye, mazota, tohuma, ilaca müdahale edilmeli

Geçen hafta (9 Haziran'da) Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) ucuz arpa ve mısır sağlayarak piyasaya müdahale edeceğini yazdık. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli 5 gün sonra artan yem fiyatlarına müdahale edileceğini duyurdu.

Kuraklık, dövizdeki artış, nakliye fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yemde fiyatlar durdurulamıyor. Fabrika yeminde de kaba yemde de fiyatlar geçen yılın neredeyse iki katı. 

Yem ve diğer girdi fiyatları artarken yetiştiricilerin ürettiği hayvansal ürünlerin fiyatı aynı oranda artmıyor. Bu nedenle et, süt, yumurta üreticileri büyük bir darboğazda. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın TMO üzerinden yapacağı müdahalenin de çok etkili olmayacağı görülüyor. Arpa fiyatı ton başına 2 bin 800 lirayı bulmuşken yetiştiricilere ve yem sanayicilerine 1950 liradan arpa satmak, mısır satmak kulağa hoş geliyor. Ancak, bu ürünlerin yem içindeki payı fiyatlarda büyük bir düşüş olmayacağını gösteriyor.

Dikkat ederseniz, Türkiye'de hep sonuca müdahale ediliyor. Asıl üretim aşamasında müdahale etmek gerekiyor. Gübreye, mazota, tohuma, ilaca destek sağlanarak müdahale edilmeli. Ürün ortaya çıktıktan sonra fiyatlar yüzde 100 arttıktan sonra müdahaleler sonuç vermiyor.

Özetle, hayvancılık sektörü için çok zor bir yıl olacak. Girdi fiyatları artarken ürün fiyatları aynı oranda artmıyor. Çiğ süt fiyatı sabit tutuluyor. 2007-2008 döneminde olduğu gibi yetiştirici süt ineklerini kesmek zorunda bırakılıyor. Bütün bu sıkıntıların faturasını sadece üretici değil, tüketici olarak hepimiz ödüyoruz. Bilmem farkında mısınız?

Ali Ekber Yıldırım/Dünya

Yorumlar (0)