banner526

banner527

banner403

banner420

Prof. Dr. Temel Yılmaz yazdı: 'Aşıların etkinliğindeki hiyerarşi: Yaşanmış bir hayat hikayesi'

Habertürk Yazarı Prof. Dr. Temel Yılmaz köşesinde kaleme aldığı "Aşıların etkinliğindeki hiyerarşi: Yaşanmış bir hayat hikayesi" başlıklı yazısında yaşanmış bir olayı anlattı.

Sağlık 20.10.2021, 22:20
Prof. Dr. Temel Yılmaz yazdı: 'Aşıların etkinliğindeki hiyerarşi: Yaşanmış bir hayat hikayesi'

Yılmaz'ın yazısı şöyle:

Aşıların etkinliğindeki hiyerarşi: Yaşanmış bir hayat hikayesi

Bir süre önce çocukların okulu için ailece (İngilizlerin saçma karantina kuralları nedeniyle) maceralı bir yolculuktan sonra Londra'ya geldik.

Birkaç gün sonra kızımda, biraz burun akıntısı, hafif halsizlik başladı.

Ertesi gün ikiz kardeşinde de benzer bulgular oldu. Arkasından eşim de "Yediğim hiçbir şeyden tat alamıyorum" diye söyleyince Türkiye'den alıştığım refleksle bir hastaneye gidip test yaptıralım dedim.

Londra'da çalışan bir doktor arkadaşımı aradım. Arkadaşım, "Bunun için hastaneye gelmene gerek yok, herhangi bir eczaneden hızlı antijen testi alıp evde bakabilirsin" dedi.

Yakındaki bir eczaneden testleri aldım (bizde bu testlerin eczane satışlarına bakanlık halen izin vermiyor), test sonucu bütün aile pozitif, bende negatif çıktı.

İlk aklımıza gelen senaryo, o günlerde dünyayı kırmızı, sarı, yeşil diye üçe ayıran, insanları ülkeye gelir gelmez otel odasına 10 gün kapayan İngilizlerin böyle bir ailesel vaka serisinde hemen alert olup bizdeki gibi hemen sirenli çakarlı ambulansla gelip, kayıtlarınızı tutacak, birer torba ilaç getirip, hepimizi 14 gün eve kapayacakları oldu.

Bir taraftan ekipleri beklerken diğer taraftan da İngiltere'nin sağlık kurallarını belirleyen NHS (National Health System) sayfasını açtık. Karantina kurallarını anlatan “self isolation” bölümünde ilk gözümüze çarpan "Kurallar değişti" uyarısı oldu.

NHS'in kuralı, “COVID testiniz pozitif ise iki geçerli aşısı olanlar (Biontech bunların içinde) ve 18 yaş altı çocukların karantina yapmasına gerek yok, ancak hastalığın klinik semptomları başlarsa tedavi için bir sağlık kuruluna başvurun” diyor.

Bu durumda eşim ve benim aşımız olduğu için, çocuklar da 18 yaş altı olduğu için kimsenin karantinaya girmesine gerek yoktu.

Gerçekten de bizi ne kimse aradı ne de eve kapattı.

Ama asıl ilginç olan daha sonrası.

Çocukların aşıları yoktu, testte güçlü pozitif olmalarına rağmen (soldan üçüncü ve dördüncü testler) ne ateş, ne öksürük, bir iki gün burun akıntısı ile geçirdiler.

Eşimin iki mRNA (Biontech) aşısı vardı, hafif pozitif çıktı (soldan ikinci test) ama hiç hastalanmadı, sadece 5-6 gün tat, koku duygusu alamadı ama işine gücüne devam etti.

Benim 4 aşım, iki inaktif (Sinovac) iki mRNA (Biontech) vardı. Ailece sürekli birlikte olmamıza rağmen, testim negatif çıktı (sol baştaki test) daha sonra art arda yaptığım tüm testler ve uçağa binmeden yaptırdığım PCR testi negatif çıktı.

HANGİ AŞI PROTOKOLÜ DAHA ETKİLİ

Biraz da yaşanmış bu hikayeden yola çıkarak ülkede kaos haline bir karmaşık aşı protokollerini etkinlik açısından hiyerarşik bir sırada değerlendirmek yararlı olur diye düşündüm..

Dört doz karma aşısı (İki Sinovac, iki Biontech) güçlü bir koruma yapıyor ve ikili doz aşıya göre çok daha etkin. Hastalığın bulaşmasını engellemede en güçlü seçenek.

Üçlü doz karma aşısı (İki Sinovac, bir Biontech) dörtlü protokolden sonraki güçlü bir koruma yapan protokol. Hastalık genellikle asemptomatik ya da hafif bulgularla geçiyor.

İki doz Biontech aşısı olanlarda hastalık bulaşıyor ama asemptomatik yani ateş, pnömoni gibi bulgular, ilaca ihtiyaç duymadan ayakta geçip gidiyor.

İki doz Sinovac aşısı olanlarda yapılan çalışmalar ve hastane verilerine göre bu uygulama, iki doz mRNA aşısına (Biontech) göre daha zayıf koruma gösteriyor. Hastalığa yakalandığında semptom ve klinik bulgular görülebiliyor, hastane ve ilaç tedavisine ihtiyaç duyabiliyorlar ancak ek bir kronik hastalık ya da başka bir etken yoksa yoğun bakım ihtiyacı olmadan iyileşiyorlar.

Tek doz Sinovac tüm bu kombinasyonlara göre en zayıf koruma gösteren aşı.

Aşısızlar, yoğun bakımlarda en yüksek sayıdaki hastalar ve hastalığın en ağır seyrettiği grup.

Bu konu ile ilgili İstanbul'un en büyük pandemi hastanelerinden birinin yoğun bakım şeflerinden bir doktor arkadaşımın söylediklerini aktarıyorum.

“Yoğun bakıma gelenlerin büyük çoğunluğu genç yaşta hastalar. Genç hastaların tamamına yakını da aşıyı ve tedaviyi reddeden grup. Bunlar hastalık başladıktan sonra tedavi olmadıkları ya da alternatif tıp metotları ile hastalığı geçirmeye çalıştıkları için tıbbi müdahaledeki kritik zamanı geçiriyorlar ve çok ağır tablo ile geliyor ve gelen gençlerin üçte ikisini kaybediyoruz. Ben meslek hayatımda bu kadar korkunç bir süreç yaşamadım.”

Sonuç, aşı programınızı tamamlamadı iseniz pandemi sizin için henüz bitmedi.

Her sabah işinize giderken arabayla farkında bile olmadan yanından geçip gittiğiniz hastanelerin yoğun bakımlarında halen insanlık dramları yaşanıyor.

Bu olağanüstü süreçte yaşam için kendinizi koruyun, üstelik de mümkün olan en güçlü aşılama ve koruma yöntemiyle koruyun.

Yorumlar (0)