banner363

banner453

banner454

banner420

"Meme kanseri ile mücadelede birlikte hareket etmek gerekiyor"

Meme kanseri tedavisinde bir orkestra gibi birlikte hareket edilmesi ve tedavi sürecinde yaklaşımın kişiye özel olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Selçuk Cemil Öztürk, “Her hastanın standart bir tedavisi yoktur. Hasta karşımıza geldiğinde, tümörün yerleşim yeri, tümörün patolojik özellikleri, hastanın yaşı, hastalığın evresi gibi birçok faktörü önümüze koyarız ve detaylı bir planlama yaparız. Bu planlama kişiye özgü olmaktadır” dedi.

Sağlık 07.10.2021, 11:41
"Meme kanseri ile mücadelede birlikte hareket etmek gerekiyor"

Meme kanseri tedavisinde bir orkestra gibi birlikte hareket edilmesi ve tedavi sürecinde yaklaşımın kişiye özel olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Selçuk Cemil Öztürk, “Her hastanın standart bir tedavisi yoktur. Hasta karşımıza geldiğinde, tümörün yerleşim yeri, tümörün patolojik özellikleri, hastanın yaşı, hastalığın evresi gibi birçok faktörü önümüze koyarız ve detaylı bir planlama yaparız. Bu planlama kişiye özgü olmaktadır” dedi.

Medicana Çamlıca Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı, Uzm. Dr. Selçuk Cemil Öztürk, meme kanseri tedavisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Dünya istatistiklerinin tüm yaş grupları göz önüne alındığında her 8 kadından birinde meme kanseri geliştiğini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Selçuk Cemil Öztürk, “Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre 2017 yılı için kadınlarda tüm yaş guruplarında tüm kanserlerin yüzde 25’i meme kanseri olarak belirtilmektedir ve sıklığı her yüz bin kişide yaklaşık 48 kişi olarak kaydedilmektedir. Halen Sağlık Bakanlığı ülkemizde kadınlara 40-70 yaş arası 2 yılda bir defa tarama amaçlı mamografi önermektedir. 20-40 yaş arası kadınlara da 2 yılda bir ve 40-70 yaş arası yılda bir defa olmak üzere de doktor muayenesi önermektedir. Yine ülkemiz istatistiklerine göre meme kanseri hastalarının yaklaşık yüzde 90’ı meme veya meme ile koltuk altına sınırlıdır, yalnızca yaklaşık yüzde 10’u ilk tanı anında uzak yayılım göstermektedir. Hastalığın nispeten erken evrede yakalanması, artan ve yeni geliştirilen ilaçların da etkisi ile meme kanserinde sağ kalımlar ve hastalık tekrarındaki oranlar giderek düzelmektedir” diye konuştu.

"Ne kadar erken saptanırsa o kadar kolay tedavisi yapılmaktadır"

Her hastanın standart bir tedavisi olmadığının altını çizen Uzm. Dr. Öztürk, “Hasta karşımıza geldiğinde, tümörün yerleşim yeri, tümörün patolojik özellikleri, hastanın yaşı, hastalığın evresi gibi birçok faktörü önümüze koyarız ve detaylı bir planlama yaparız. Bu planlama kişiye özgü olmaktadır” ifadelerini kullandı.

Meme kanserini kendi içinde 4 evreye ayırdıklarını belirten Uzm. Dr. Öztürk, “Evre 1 ve 2 erken evre olarak, evre 3 ise ileri evre olarak tanımlanmaktadır. Vücutta yayılım varsa evre 4 olarak bahsederiz. Meme kanseri tanısı konulduğunda ilk yapılması gereken kanserin evresini belirleyebilmek için görüntüleme tomografi, MR, PET, kemik sintigrafisi gibi bir takım yöntemlerinin yapılmasıdır. Hastaya göre hangi tetkik uygunsa onları tercih etmekteyiz. Evreleme tedavi açısından çok önemlidir ve en iyi tedavi planı için gerekmektedir. Diğer yandan erken teşhis için her kadın meme muayenesini her ay kendisi yapmalı ve yılda bir mamografi çektirmelidir. Erken teşhis demek, tümörün daha erken saptanması demektir" diye konuştu.

"Meme kanseri tamamen yok edilme şansı yüksek olan bir hastalıktır"

Sadece meme kanserinde değil günümüzde kanser tedavilerinde kişiye özel tedavi yaklaşımına doğru ilerlendiğini belirten Uzm. Dr. Öztürk, “Günümüzde ’kişiselleştirilmiş tıp, hastaya göre şekillendirilmiş tıp’ dediğimiz yaklaşımla kişinin tümör özelliklerinin genetik-kimyasal analizlerle belirlenerek ’hedefli/akıllı ilaçlar’ dediğimiz tedavilerden yararlanma oranı artmakta ve sağ kalımlar daha da uzamaktadır. Meme kanseri metastatik/yaygın hastalık evresinde olsa bile tıpkı diyabet gibi, hipertansiyon gibi kronik hastalıklar kategorisine yaklaşmaktadır. Hastalarımıza ilişkin gözlemlerimiz kimi kadınların memesinde bir kitle fark etse de farklı nedenlerle hekime gitmekte gecikme, ihmal, önemsememe yoluna gitmeleri ve hastalığın ilerleme ihtimalidir. Tüm kadınlar ayda veya iki ayda bir defa kendi kendine muayene yapmalı, en ufak şüphede hekime başvurmaları gerekir. Artan erken taramalara uyum, kendi kendine muayene, giderek hastalığın erken fark edilmesine neden olarak, meme kanseri yaşam sürelerini uzatmakta, pek çok hastada hastalık tamamen yok edilmekte ve kür sağlanabilmektedir. Tekrar tekrar vurgulamak gerekir ki; meme kanseri tamamen yok edilme şansı yüksek olan bir hastalıktır. Meme kanserinde cerrahi, radyoterapi, hormonal tedavi, akıllı ilaç, hedefli ilaç, immunoterapi gibi seçeneklere her gün bir yenisi eklenerek tedavi seçenekleri büyümekte, kür edici yaklaşımlar çoğalmaktadır. Meme kanserine yakalanmak, her koşulda, sağlıklı ve uzun yıllarınız olmadığı anlamına gelmemektedir” dedi.

Yorumlar (0)