İnternet ve sosyal medya ileri yaşlarda ruhsal sorunlara sebep olabilir

Gençlerde internet ve sosyal medya bağımlılığının ileri yaşlarda daha önemli ruhsal sorunlara sebep olabileceği bildirildi.

Sağlık 26.01.2023, 10:30
İnternet ve sosyal medya ileri yaşlarda ruhsal sorunlara sebep olabilir

Gençlerde internet ve sosyal medya bağımlılığının ileri yaşlarda daha önemli ruhsal sorunlara sebep olabileceği bildirildi.

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Uzm. Dr. Cantekin Can, çocukluk ile yetişkinlik arasında yer alan, fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan bir geçiş dönemi olarak tanımlanan ergenliğin; kişiyi ömür boyu etkileyecek davranışsal kalıpların şekillenmesi açısından da önemli bir dönem olduğunu belirtti.

İnternet ve teknolojinin popüler kültürde önemli bir yer edinmesiyle, gençlerde internet ve sosyal medya bağımlılığının giderek arttığına işaret eden Dr. Can, “İnternete ve internetin bilgi edinme, oyun oynayabilme, sosyal ortamlarda yer edinebilme vb. avantajlarına kolay ulaşabilme imkanı, internet başında geçirilen süreyi her geçen gün daha da arttırıyor. Gençler kendi rutin yaşamlarında yeterince sahip olamadıkları mutluluğu, başarıyı, yeterlilik hissini, sosyal etkileşimi ve hazzı sanal ortamda çok daha kolay yakalayabiliyorlar” vurgusunu yaptı.

"Uzun süre internet kullanımı her yaştaki çocuğu olumsuz etkiliyor"

Kontrolsüz kullanımın ergenlik dönemi başta olmak üzere, her yaştaki çocukta olumsuz etkileri olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Cantekin Can, “Sosyal anksiyetesi olan, okulda veya oyun ortamlarında arkadaşlarıyla iletişim kurmaktan çekinen ve sosyal ortamlara dahil olamayan çocuklar, sanal ortamı daha güvenilir bulabiliyor. Futbolu yeterince iyi oynayamadığı için arkadaşları tarafından oyuna alınmayan bir çocuk, internette oynadığı futbol oyunuyla kendini daha iyi, başarılı ve yeterli hissedebiliyor” dedi.

Dikkat eksikliği veya öğrenme güçlüğü olan çocukların ders çalışmakta zorlandığı için onlara daha eğlenceli gelen oyunlara yönelebildiğine dikkat çeken Dr. Cantekin Can, şöyle devam etti:

"Kavga eden ebeveynlerini duymak istemeyen çocuklar huzursuzluk veya gerginlikten kurtulma isteğiyle, ebeveynleri boşanması nedeniyle anne veya babasından birini göremeyen çocuklar da özlem duygusunu bastırmak için uzun saatler oyun oynayabiliyor. Oyunda elde edilen başarılar ile sahte bir takdir edilme ve beğenilme duygusu hisseden çocukların, sanal ortamlarda üçüncü kişilerin telkinine ve yönlendirmelerine daha yatkın hale geliyor ve suça yönelim riskleri artıyor.”

İnternet kullanımında özellikle süre ve içeriğin önem arz ettiğini vurgulayan Dr. Can, "Uzun süre internet kullanımı ve özellikle şiddet içerikli oyunlar beyin gelişimini de olumsuz etkiliyor. Bu durum biyolojik olarak da çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı travmatik etkiler bırakabiliyor. Küçük çocuklarda karanlıktan korkma, yalnız başına uyuyamama, tuvalete ve banyoya gidememe, merdiven dairesinden aşağıya inememe gibi durumlara; ilkokul çağlarında ise zaman zaman anne ve babadan ayrılma kaygısı oluşmasına ve okul reddine dahi neden oluyor. Ergenlik ve sonraki dönemlerde ise özellikle şiddet ve korku içerikli oyunların öfke ve saldırganlığa sebep olabildiği gözlemleniyor. Bu çocuklar oyunlardaki karakterlere özenerek ve onları taklit ederek, kardeşlerine ve arkadaşlarına agresif davranışlar sergiliyor, şiddet uygulayabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

"Kimliklerini gizleyebilen çocuklar istismara daha açık hale gelebiliyor"

Sosyal medya araçlarında, gençlerin gerçek kimliklerini gizleyerek olmak istedikleri kişi gibi davranış sergilediklerini ve bu sayede kendilerini daha rahat ifade edebildiklerini anlatan Uzm. Dr. Cantekin Can şunları kaydetti:

"Gençleri bekleyen en büyük tehlikeyi, karşıdaki kişilerin de kimliklerini gizleyebilmeleri ve manipüle edebilmeleri oluşturuyor. Özellikle sosyal medyada ikna edilmeye, kandırılmaya son derece müsait bir ortam oluşturularak gençler istismar edilebiliyor. Manipülasyon ve istismara maruz kalan çocuklarda özgüven eksikliği, içe kapanma, sosyal izolasyon, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve kaygı bozukluğu gibi ruhsal problemler ortaya çıkabiliyor. Kendini daha kolay ve rahat ifade edebilme özgürlüğü, kimliğini gizleyebilme, kendini arkadaş grubunda dilediğince farklı şekillerde tanımlayabilme durumları, gençlerin zamanla dışarıdaki gerçek dünyadan kopmasına sebep oluyor. Sanal ortamdaki gerçek dışılığın daha çok artmaya başlaması; antisosyal kişilik gibi anormal kişilik gelişimine ve buna bağlı gelişen risklerin de artmasına yol açıyor.”

"Nazik bir otorite ile sınırları çizmek önem taşıyor"

Ebeveynlerin çocuklarına akıllı telefon, tablet ve bilgisayar kullanımlarında sınır çizmelerinin gerekliliğini ifade eden Uzm. Dr. Cantekin Can, şöyle devam etti:

“Ebeveynlerin süreci iyi yönetmeleri, doğru bir otorite kurmaları ve mutlaka denetlemeleri önemli. Hangi şartlar sağlandığında bu imkanların verileceğini, kuralların neye dayanarak ve hangi gerekçelerle koyulduğunu, fazla internet kullanımının ne tür olumsuz etkilerinin olduğunu, internette, oyunda, sosyal medyada ne kadar zaman geçirebileceklerini, ne tür içeriklere izin verileceğini, ödev ve ders çalışma gibi sorumluluklarını yerine getirdikten sonra kullanabileceklerini, çocuğun gerçeği görebileceği ve anlayabileceği şekilde anlatmaları net olarak konuşmaları gerekiyor.”

Kurallar belirlendikten sonra uyulmadığı takdirde, çocuğun nasıl bir yaptırımla karşılaşacağını çocuk önceden bilmesinin önemli olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Cantekin Can, "Ödül de ceza da gerektiğinde ve hak edildiğinde uygulanmalı. İnternet kullanım imkanı çocuklara verilen bir ödül niteliğinde olduğu için, ödülü hak etmediğinde veya ceza verilmesi gerektiğinde bu imkan elinden alınarak/verilmeyerek mahrum bırakma yöntemi uygulanabilir. Sınırlar yeterince net, uygun ve anlaşılır şekilde çizilmezse, internet ve sosyal medya kullanımı kötüye gitmeye başlayabilir; sonraki süreçte bu imkanlardan men etmeye çalışmak ise başta aile içi iletişimi problemleri olmak üzere başka sorunlara yol açabilir. Bu anlaşmanın iki tarafı var, aile ve çocuk. Profesyonel desteğin doğru zamanda ve doğru yerde kullanılması her iki tarafın da kurallar ve sınırların belirlenmesinde objektif yaklaşımı açısından önemlidir” dedi.

Yorumlar (0)