<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ekovitrin Haber</title>
    <link>https://www.ekovitrin.com</link>
    <description>Türkiye ve dünyadan güncel ekonomi, finans, borsa, turizm, sağlık, iş dünyası ve politika haberleri ekovitrin.com farkıyla sizlerle</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekovitrin.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 23:47:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kamusal alanlarda sigara içmek yasaklanacak!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/kamusal-alanlarda-sigara-icmek-yasaklanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/kamusal-alanlarda-sigara-icmek-yasaklanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[patronlardunyasi.com’da yer alan habere göre Avrupa Birliği hedefleri doğrultusunda tütün ürünlerine yönelik kapsamlı bir yasak paketi hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meclis’e sunulması beklenen yeni düzenlemeyle birlikte, yeme-içme hizmeti veren işletmelerin açık alanlarında sigara içilmesine izin verilmeyecek. Ayrıca sigara içimine ayrılan alanlarda yiyecek ve içecek servisi yapılması da yasaklanacak. Düzenleme kapsamında tütün ürünlerinin nakit para ile satışı da kaldırılacak.</p>

<p>Taslak çalışmaya göre, sigara ve nargile başta olmak üzere tütün ürünlerinin tanımı genişletiliyor. Yalnızca klasik tütün ürünleri değil; nikotin içeren ya da tütünü taklit eden elektronik sigara ve benzeri tüm cihazlar da bu kapsama dahil ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kamusal alanlarda geniş yasaklar</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte ibadethaneler, eğitim kurumları (okul öncesinden üniversiteye kadar), sağlık tesisleri, çocuk parkları, spor alanları ve plajlar gibi birçok kamusal alanda sigara içilmesi tamamen yasaklanacak. Ayrıca kamuya açık olmayan bazı açık alanlarda da sigara kullanımına sınırlamalar getirilecek.</p>

<p>Üniversite ve hastane kampüslerinde sigara içme alanları, binalara en az 20 metre mesafede oluşturulabilecek. Bu alanların belirli kurallara uygun şekilde düzenlenmesi gerekecek.</p>

<p><strong>Yeme-içme alanlarında yeni kurallar</strong></p>

<p>Lokanta, kafe ve benzeri işletmelerde sigara içilen kapalı veya açık bölümler tamamen kaldırılacak. Ancak işletmelerin toplam alanının yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde, en az 2 metrekare ve en fazla 20 metrekare büyüklüğünde özel sigara alanları oluşturulabilecek. Bu alanlarda yiyecek ve içecek servisi yapılmasına izin verilmeyecek.</p>

<p>Plajlarda ise belirli aralıklarla sigara kabinleri kurulabilecek, ancak bu kabinlerin birbirine en az 200 metre mesafede olması şartı aranacak.</p>

<p><strong>Denetimler mülki amirlere geçiyor</strong></p>

<p>Düzenleme ile birlikte denetim mekanizmasında da değişikliğe gidiliyor. Sigara yasaklarının uygulanması artık belediyeler yerine vali ve kaymakamlıklar tarafından oluşturulacak tütün denetim ekipleri aracılığıyla takip edilecek.</p>

<p>Yasaklara uymayan kişi ve işletmelere 5 bin liradan 10 milyon liraya kadar para cezası uygulanabilecek. Tekrar eden ihlallerde işletmelerin ruhsat iptaline kadar gidebilecek ağır yaptırımlar devreye girecek.</p>

<p><strong>2040 hedefi: Tütünsüz Türkiye</strong></p>

<p>Taslakta en dikkat çeken başlıklardan biri ise uzun vadeli hedef. Buna göre 1 Ocak 2040 itibarıyla Türkiye’de tütün ürünlerinin üretimi, ithalatı ve satışı tamamen yasaklanacak. Bu tarihten sonra tütün ürünlerini temin eden veya bulunduranlara ise yüksek tutarlı idari para cezaları uygulanacak.</p>

<p>patronlardünyası.com’da yer alan habere göre, yeni düzenleme AB uyum süreci kapsamında “tütünsüz toplum” hedefinin en kritik adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/kamusal-alanlarda-sigara-icmek-yasaklanacak</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-596.jpg" type="image/jpeg" length="47334"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile Hekimliği Yönetmeliğinde Kapsamlı Değişiklikler Yürürlüğe Girdi!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-kapsamli-degisiklikler-yururluge-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-kapsamli-degisiklikler-yururluge-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeyle, aile hekimliği sistemine ilişkin önemli değişiklikler hayata geçirildi. “Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile hem hizmet altyapısı hem de personel uygulamalarında güncellemeye gidildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aile Sağlığı Merkezlerinin Statüsü Netleşti</strong><br />
Yönetmelikte yapılan değişiklikle, aile sağlığı merkezlerinin kamu sağlık kuruluşu olduğu açık şekilde tanımlandı. Ayrıca bu merkezlerin fiziki şartları, sahadaki ihtiyaçlara göre yeniden düzenlendi. Ortak kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerin aile sağlığı merkezine ait olduğu da hüküm altına alındı. Asgari tıbbi ekipman listesi güncellenerek uygulamada yaşanan belirsizliklerin giderilmesi hedeflendi.</p>

<p><strong>Personel İstihdamına Teşvik</strong><br />
Düzenleme kapsamında aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı istihdamını artırmaya yönelik adımlar atıldı. Görevdeyken askerlik ya da doğum gibi nedenlerle ayrılan hekimlerin, yeniden göreve dönmek istemeleri halinde öncelik hakkı korunurken, bu hakkın kullanımına ilişkin şartlar da daha açık şekilde belirlendi.</p>

<p><strong>Sağlıkta Şiddete Karşı Yeni Önlem</strong><br />
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla önemli bir düzenleme getirildi. Buna göre, şiddet uygulayan kişilerin aile hekimi kaydı öncelikle farklı bir aile sağlığı merkezine alınacak. Eğer kişinin ikamet ettiği bölgede başka bir merkez yoksa, aynı merkez içinde farklı bir aile hekimine yönlendirme yapılacak.</p>

<p><strong>Uyum Eğitimlerine Süre Sınırı</strong><br />
Aile hekimliği sistemine yeni dahil olan sağlık personeli için uyum eğitimleri zorunlu hale getirildi. Buna göre, birinci aşama eğitimlerin göreve başladıktan sonraki üç ay içinde tamamlanması gerekecek. Ayrıca Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Aile Hekimliği Bilgi Sistemi’nin kullanımına ilişkin süreçler de yönetmelikte yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Oda Kriterlerinde Değişiklik</strong><br />
Aile sağlığı merkezlerindeki oda planlamasında da değişikliğe gidildi. Daha önce her dört hekim için zorunlu olan ek oda şartı, yeni düzenlemeyle her beş hekim için olacak şekilde güncellendi. Bu değişiklikle atıl kalan odaların daha verimli kullanılması ve yeni aile hekimliği birimlerine dönüştürülmesi amaçlanıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-kapsamli-degisiklikler-yururluge-girdi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-579.jpg" type="image/jpeg" length="28931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözünüzde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yabancı cisim hissi gibi belirtiler var mı?]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/gozunuzde-kasinti-kizariklik-sulanma-ve-yabanci-cisim-hissi-gibi-belirtiler-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/gozunuzde-kasinti-kizariklik-sulanma-ve-yabanci-cisim-hissi-gibi-belirtiler-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda iklim değişikliklerine bağlı olarak polen mevsimi daha erken başlıyor ve daha yoğun sürüyor. Bu durum, alerjik göz rahatsızlıklarında artışa ve şikâyetlerin daha uzun sürmesine yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Göz alerjileriyle ilgili toplum nezdinde bilinen yanlış bilgiler tedavi edilebilen bir hastalıkta ciddi görme problemlerine de yol açabiliyor. Türk Oftalmoloji Derneği her göz kızarıklığının alerji olmadığının altını çizerek bahar ve yaz aylarında artan göz alerjileri konusunda uyarılarda bulundu.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu</strong>, göz alerjisinin kolaylıkla teşhis ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu, tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşürerek ciddi görme problemlerine yol açabileceğini vurguladı. Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu, gözde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yabancı cisim hissi gibi belirtiler görüldüğünde bir göz hekimine başvurulması gerektiğini belirterek, özellikle çocukluk yaş grubunda tedavinin ihmal edilmemesi gerektiğini paylaştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Göz alerjilerinin yaklaşık yarısını saman nezlesi oluşturuyor</strong></p>

<p>Mevsimsel alerjik konjonktivit (saman nezlesi), göz alerjilerinin yaklaşık yarısını oluşturur. Özellikle bahar aylarında polen, saman ve çiçek tozları gibi alerjenlerle tetiklenen bu durum; gözlerde kaşıntı, sulanma, yanma, kızarıklık ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtiler burundaki alerjiyle birlikte görülebilir ve gözleri ovuşturma isteğini artırarak bir kısır döngüye yol açabilir. Sürekli kaşıma alışkanlığı ise şikayetleri daha da kötüleştirebilir. Bu alerji türü, açık havada yapılan aktiviteleri kısıtlayabilir, kontakt lens kullanımını zorlaştırabilir ve kozmetik ürünlere karşı hassasiyeti artırabilir. Özellikle alerjiye yatkın bireylerde göz sağlığını olumsuz etkileyerek günlük yaşamı zorlaştırabiliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Yıl boyu devam eden göz alerjileri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu</strong> yıl boyunca devam eden göz alerjilerinin de bulunduğunu söyleyerek şunları aktardı: “Bu tür alerjiler genellikle ev tozu akarları, hayvan tüyleri, halı lifleri, temizlik malzemeleri, sigara dumanı ve parfümler gibi çevresel etkenlerden kaynaklanır. Bunun dışında atopik keratokonjonktivit ve vernal keratokonjonktivit olarak adlandırdığımız; gözün saydam ön tabakası olan korneayı da etkileyebilen ve bu nedenle görme kaybına yol açabilen daha ciddi göz alerjileri de mevcuttur. Ayrıca göz tansiyonu gibi farklı göz hastalıkları nedeniyle kullanılan bazı damlalar da alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Kontakt lens kullanıcılarında ise lens materyali veya lens solüsyonuna karşı alerjik reaksiyonlar görülebilir. Yoğun kaşıntı ve lens kullanımına uyumsuzluk ile kendini gösterir.</p>

<p></p>

<p><strong>Alerji nedeni nasıl belirlenir?</strong></p>

<p>Cilt alerjileri testlerle teşhis edilebilirken, göz alerjilerinin nedenini kesin olarak belirlemek her zaman mümkün değildir. Belirtilerin başlangıç zamanı, kişinin temas ettiği maddeler, çevresel faktörler ve kullanılan kozmetik ürünler göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılabilir. Alerjiye neden olan etken tespit edilirse, bununla teması kesmek en önemli adımdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Tedavi yöntemleri ve alınabilecek önlemler</strong></p>

<p>Halk arasında yanlış bilinen, göz alerjisi olduğu düşünülerek kulaktan dolma bilgilerle ve göz doktoruna danışılmadan uygulanan yöntemler hastalığın tedavisini geciktirebiliyor ve daha büyük sorunlarla karşılaşılmasına neden olabiliyor. Gözleri çayla yıkamak, göz hekimine danışmadan bilinçsizce damla kullanmak, alerjiyi geçirmek yerine tahrişi artırabiliyor. Ayrıca her göz kızarıklığının alerji olmadığı, enfeksiyon gibi farklı hastalıkların da benzer bulgular gösterebileceği unutulmamalı.</p>

<p></p>

<p>Göz alerjileri, genellikle göz damlaları kullanılarak tedavi edilebilir. Günümüzde oldukça etkili damlalar bulunmakta olup, bazı durumlarda ağızdan alınan ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Ancak teşhis ve tedavi uygulanmadığında, uzun vadede ciddi göz sorunları gelişebilir. Özellikle çocukluk çağında tedavi edilmeyen göz alerjileri, sürekli kaşıma nedeniyle korneada incelmeye ve öne doğru bombeleşmeye (keratokonus) yol açabilir. Bu da genç yaşta görme kaybına neden olabilecek ciddi bir hastalıktır. Bunun yanı sıra, genetik yatkınlığı olan bireylerde görülen vernal ve atopik keratokonjonktivit gibi daha ağır vakalar, korneada ülser ve kesifleşmeye sebep olabilir. Bu durum kalıcı görme kayıplarına yol açabilir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/gozunuzde-kasinti-kizariklik-sulanma-ve-yabanci-cisim-hissi-gibi-belirtiler-var-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-568.jpg" type="image/jpeg" length="81014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Ecz. Başbuğ Öke, Polifarma'nın yeni CEO'su oldu]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/dr-ecz-basbug-oke-polifarmanin-yeni-ceosu-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/dr-ecz-basbug-oke-polifarmanin-yeni-ceosu-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polifarma’da üst düzey bir atama gerçekleşti. İlaç dünyasının deneyimli ismi Dr. Ecz. Başbuğ Öke; alanında uzman isimlerle yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam eden Polifarma’nın CEO’su olarak şirketin sürdürülebilir büyüme ve küresel rekabet hedeflerine liderlik edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polifarma, ilaç sektöründe strateji, iş geliştirme, ihracat ile satış ve pazarlama alanlarında uluslararası deneyime sahip Dr. Ecz. Başbuğ Öke’yi üst düzey yönetim kadrosuna katarak Türk ilaç sektörünün ‘global sağlık üssü’ olma yolundaki kararlılığını bir kez daha gösterdi.</p>

<p>1971 yılında doğan Öke, lise eğitimini 1989 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nde, lisans eğitimini 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde, yüksek lisans eğitimini 1996 yılında aynı üniversitenin aynı bölümünde tamamladı. Doktora derecesini ise 2000 yılında aynı üniversitenin Biyokimya Bölümü’nden aldı.</p>

<p>İş yaşamına 2000 yılında Bilim İlaç’ta İş Geliştirme Yöneticisi olarak başlayan Öke, 2002-2006 yılları arasında Abdi İbrahim’de sırasıyla Tıbbi Tanıtım Uzmanı, Medikal Müdür ve Ürün Müdürü olarak çalıştı. 2006-2013 yılları arasında Abbott’ta sırasıyla Kıdemli Ürün Müdürü, Grup Ürün Müdürü, Pazarlama Müdürü, Neonatoloji İş Birimi Müdürü, Solvay Entegrasyonu Proje Lideri ve Spesifik Ürünler İş Birimi Direktörü olarak görev yaptı. AbbVie oluşumunun ardından 2013-2017 yılları arasında AbbVie Türkiye’de Spesifik Ürünler İş Birimi Direktörü, 2017-2018 yılları arasında AbbVie Inc. (ABD, Chicago)’da Kıdemli Pazarlama Müdürü ve Nöroloji alanındaki Global Pazarlama ve Ticari Operasyonlardan Sorumlu Direktör olarak çalışan Öke, 2021 yılından itibaren Eczacıbaşı İlaç Pazarlama’da Genel Müdür olarak görev yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polifarma’nın yenilikçi ürün geliştirme, uluslararası büyüme ve hasta odaklı sağlık çözümleri stratejilerine liderlik edecek olan Öke’nin, sektördeki derin bilgi birikimi ve liderlik vizyonu ile Polifarma’yı daha ileriye taşıması ve şirketin hem yerel hem de global pazarlardaki konumunu güçlendirmesi hedefleniyor.</p>

<p>Polifarma, güçlü yönetim kadrosu ve stratejik yatırımlarıyla sağlık sektöründe değer yaratmaya ve hastalara erişilebilir, güvenilir çözümler sunmaya kararlılıkla devam ediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İş Dünyası, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/dr-ecz-basbug-oke-polifarmanin-yeni-ceosu-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-564.jpg" type="image/jpeg" length="74663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[El yazısı yazmanın bilimsel faydası: Alzheimer'ı yüzde 40 önlüyor!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/el-yazisi-yazmanin-bilimsel-faydasi-alzheimeri-yuzde-40-onluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/el-yazisi-yazmanin-bilimsel-faydasi-alzheimeri-yuzde-40-onluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte klavye kullanımı yaygınlaşırken, bilim dünyasından gelen yeni veriler el yazısının beyin üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırmalar, kalemle yazmanın bilişsel süreçler açısından çok daha güçlü bir etki yarattığını ortaya koyuyor.</p>

<p>NTNU’da görev yapan Audrey van der Meer liderliğinde gerçekleştirilen 2024 tarihli çalışmaya göre, el yazısı sırasında beynin çok geniş bir bölümü aynı anda aktif hale geliyor. Araştırma bulguları, klavye ile yazmaya kıyasla el yazısının çok daha karmaşık sinir ağlarını harekete geçirdiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Beyinde 17 farklı yol aynı anda çalışıyor</strong></p>

<p>Uzmanlara göre el yazısı sırasında yalnızca düşünme değil; görme, motor beceriler ve duyusal algı birlikte devreye giriyor. Bu süreçte beynin yaklaşık 17 farklı sinir yolu eş zamanlı olarak aktive oluyor. Klavye kullanımında ise bu sürecin büyük ölçüde otomatikleştiği ve daha sınırlı bir beyin aktivitesi oluştuğu ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Beyin sağlığına uzun vadeli katkı</strong></p>

<p>Araştırmalar, düzenli el yazısı alışkanlığının beynin kendini yeniden yapılandırma (nöroplastisite) kapasitesini desteklediğini ortaya koyuyor. Günlük tutma ya da elle not alma gibi aktivitelerin özellikle el-göz koordinasyonunu geliştirerek ileri yaşlarda beyin hacminin korunmasına katkı sağladığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Elle not tutmak öğrenmeyi güçlendiriyor</strong></p>

<p>ABD’de Princeton Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalar da bu bulguları destekliyor. Araştırmalara göre elle not tutan bireyler, bilgiyi daha derinlemesine işleyerek uzun süreli hafızaya daha etkili şekilde aktarabiliyor. El yazısı sırasında beynin, yazılan bilgiyi daha “önemli” olarak algıladığı ve bu durumun öğrenmeyi güçlendirdiği vurgulanıyor.</p>

<p><strong>Alzheimer riskinde azalma mümkün mü?</strong></p>

<p>Bilimsel veriler, zihinsel olarak aktif kalmayı sağlayan bu tür aktivitelerin, Alzheimer hastalığı riskini azaltabileceğine işaret ediyor. Bazı çalışmalar, düzenli zihinsel egzersizlerin bu riski %40’a kadar düşürebileceğini öne sürüyor. Uzmanlar, hafıza kaybının yalnızca genetik faktörlere bağlı olmadığını, yaşam tarzının da belirleyici rol oynadığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Günde 5 dakika bile fark yaratabilir</strong></p>

<p>Uzmanlara göre her gün sadece birkaç dakika kalem ve kağıt kullanmak bile zihinsel performans üzerinde olumlu etki yaratabiliyor. El yazısının, beyni aktif tutarak bilişsel yaşlanmayı yavaşlatabileceği ve zihinsel canlılığı artırabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Dijital araçların hayatı kolaylaştırdığı bir dönemde, bilim insanları kalem ve kağıdın tamamen terk edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Araştırmalar, basit bir alışkanlık gibi görünen el yazısının aslında beyin sağlığı için güçlü bir egzersiz olduğunu ortaya koyuyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/el-yazisi-yazmanin-bilimsel-faydasi-alzheimeri-yuzde-40-onluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-482.jpg" type="image/jpeg" length="26738"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Tok Tutan Sofralar İçin Uzmanından Öneriler]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/ramazanda-tok-tutan-sofralar-icin-uzmanindan-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/ramazanda-tok-tutan-sofralar-icin-uzmanindan-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk nedeniyle beslenme düzeninin doğru planlanması büyük önem taşıyor. Uzm. Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu, sahur ve iftar sofralarında yapılacak küçük ama doğru seçimlerin gün boyu enerji seviyesini korumaya ve sindirim sorunlarını önlemeye yardımcı olacağını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bayburtluoğlu, özellikle sahur ve iftarda aşırı baharatlı, kızartılmış ve ağır yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini vurgularken, “Ramazan’da doğru beslenmenin temelinde bağırsak sağlığını destekleyen, tok tutan ve sindirimi kolay gıdalar yer almalı” diyor.</strong></p>

<p>Ramazan sofralarında en sık yapılan hatalardan birinin aşırı baharatlı ve yağlı yemekler olduğunu söyleyen Uzm. Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu, şu uyarıda bulunuyor: “Çok baharatlı ve yağlı yiyecekler mideyi yorabilir, susuzluk hissini artırabilir ve gün içinde rahatsızlığa neden olabilir. Bu nedenle sahur ve iftar sofralarında özellikle aşırı baharatlı yemeklerden ve kızartmalardan kaçınmak gerekir.”</p>

<p>Ayrıca unun kavrularak hazırlandığı aşırı unlu çorbaların da sindirim açısından zorlayıcı olabileceğini belirten Bayburtluoğlu, çorbaların daha hafif hazırlanmasının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Uzun süre tokluk hissi sağlayan besinlerin sahurda mutlaka yer alması gerektiğini belirten Bayburtluoğlu, şu önerilerde bulunuyor: “Tam tahıllı ürünler, muz, haşlanmış yumurta ve yoğurt gibi protein ve lif açısından zengin besinler sahurda uzun süre tok kalmaya yardımcı olur. Ayrıca tam tahıllar lif içerikleri sayesinde sindirim sistemini destekler ve olası kabızlık sorunlarının önüne geçer.” Bayburtluoğlu, sahurda özellikle tam buğday ekmeği veya tam buğday unundan yapılmış ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.</p>

<p><strong>Yoğurt ve kefir bağırsak sağlığını destekliyor</strong></p>

<p>Bağırsak sağlığının Ramazan ayında daha da önem kazandığını belirten Bayburtluoğlu, probiyotik gıdaların sofralarda mutlaka yer alması gerektiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Özel probiyotik mayası ile yapılmış yoğurt ve geleneksel kefir gibi probiyotik gıdalar bağırsak florasını destekler. Bunun yanı sıra yer elması gibi prebiyotik oranı yüksek sebzeler de bağırsakta faydalı bakterilerin çoğalmasına yardımcı olur. Probiyotikli yoğurtlarında gramında 1 milyon probiyotik bakteri olması için özel maya ile mayalanması gerekmektedir”</p>

<p><strong>İftar sofralarında sebze ve salata öne çıkmalı</strong></p>

<p>İftar sofralarında ağır yemekler yerine dengeli bir menü oluşturmanın önemine dikkat çeken Bayburtluoğlu, şu önerileri paylaşıyor:</p>

<p>“İftarı yer elması çorbası gibi hafif bir çorba ile açmak, ardından etli bakliyat yemekleri, sebzeli siyez bulguru pilavı ve bol mevsim sebzeleri ile hazırlanan bir salata içeren bir menü tercih etmek dengeli bir seçim olur. Ayrıca yoğurt bazlı mezeler de iyi bir alternatiftir.” Bayburtluoğlu, özellikle sebze tüketiminin artırılmasını önererek şu örneği veriyor: “Örneğin brokoliden yapılan bir kış cacığı hem besleyici hem de farklı bir alternatif olabilir. Cacık her zaman salatalıkla yapılmak zorunda değil, henüz salatalık turfanda ve daha fazla pestisit yüküne sahip olabiliyor turfanda ürünler.”</p>

<p><strong>Sahurda sucuk ve pastırmadan uzak durun</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sahurda ağır ve tuzlu yiyeceklerin gün içinde susuzluk hissini artırabileceğini belirten Bayburtluoğlu, özellikle işlenmiş et ürünleri konusunda uyarıyor: “Sucuk ve pastırma gibi tuz oranı yüksek gıdalar sahur için uygun değildir. Ayrıca yumurta sahurda çok iyi bir besindir ancak kızartmak yerine haşlanmış olarak tüketilmesi daha sağlıklı bir tercih olacaktır.”</p>

<p><strong>Şerbetli tatlılar yerine hafif sütlü tatlılar tercih edilmeli</strong></p>

<p>İftar sonrası tatlı tüketimi konusunda da ölçülü olunması gerektiğini söyleyen Bayburtluoğlu, şunları söylüyor: “Baklava gibi ağır şerbetli tatlıların her gün tüketilmesi doğru değildir. Bunun yerine güllaç gibi daha hafif ve sütlü tatlılar tercih edilebilir. Güllaç tariflerinde rafine şeker yerine elma özü gibi doğal tatlandırıcılar kullanılabilir.”</p>

<p><strong>Ramazan sofralarında denge önemli</strong></p>

<p>Uzm. Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu’na göre Ramazan’da da sağlıklı beslenmenin temelinde her zaman olduğu gibi denge, çeşitlilik ve ölçülülük yer alıyor.</p>

<p>“Ramazan sofraları zengin olabilir ancak önemli olan vücudu yormayan, sindirimi kolay ve besleyici seçimler yapmaktır. Liften zengin sebzeler, tam tahıllar, protein kaynakları ve probiyotik gıdalar dengeli bir Ramazan beslenmesi için en doğru seçeneklerdir.”</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/ramazanda-tok-tutan-sofralar-icin-uzmanindan-oneriler</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/03/basliksiz-1-kurtarildi-160.jpg" type="image/jpeg" length="33215"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta bilim adamlarına SGK destekli araştırma dönemi]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TÜSEB ile SGK iş birliği kapsamında yürütülecek bilimsel araştırmalarda hasta maliyetlerinin SGK tarafından karşılanacağını belirterek, "Yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine güçlü finansal destek sağlanacak" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bir dizi program için Tokat'a gelen Bakan Memişoğlu valilik ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu.<br />
<br />
Sigarayı bırakma çağrısı yaptı<br />
Memişoğlu yaptığı açıklamada, "Ben toplumumuza özellikle sağlıklı yaşamlarıyla ilgili, sağlıklı kalmalarıyla ilgili çaba harcamalarını, bağımlılıklardan uzak kalmalarını özellikle istirham ediyorum. Biliyorsunuz bu hafta Yeşilay Haftası. Yeşilay; sigara bağımlılığından madde bağımlılığına kadar her türlü mücadelede toplumumuzun yanında, bizlerin yanında. Toplumumuz da bu konudaki bağımlılıklardan uzak kalmak için sağlıkçılarla beraber inşallah, özellikle Ramazan ayı gibi mübarek ayda, irademizi güçlendirdiğimiz ayda hazır fırsat var; bu ayda kötü alışkanlıklarımızdan, özellikle sigaradan kurtulmanın en güzel zamanlarını yaşayacaklar. Bizlere başvururlarsa Sağlıklı Hayat Merkezlerine, hastanelere, sigara bırakma polikliniklerine, beraber bu illetten onları kurtaracağımıza söz veriyorum" dedi.<br />
<br />
Bilim adamlarına maliyet desteği geliyor<br />
Bakan Memişoğlu konuşmasının devamında bilimsel araştırmalara SGK desteği sağlanacağını söyleyerek, "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile beraber Sosyal Güvenlik Kurumu'nun çabasıyla, özellikle Türkiye'de yeni bir şey söyleyecek bilim insanlarının yapacakları çalışmalarda, bilimsel araştırmalarda dünyaya ve sağlığa katkı verilecek çalışmalarla ilgili, bu çalışmalarda hastalarımızın maliyetlerini Sosyal Güvenlik Kurumu karşılayacak. Bu özellikle 'üreten sağlık' mottomuzdaki Türkiye'deki yeni şeylerin söylenmesiyle ilgili gerçekten iyi bir finansal kaynak olacak. Özellikle bilim insanlarımızın, araştırmacılarımızın bu konudaki desteğiyle çok iyi şeyler söyleyeceğine, dünyaya yeni tedavi yöntemleri, yeni ilaçlar, yeni cihazlar kazandıracağına eminim. Bu konuda üretmeye, üreteni desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye; koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeliyle Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı yaşayacak ve dünyada nasıl sağlık hizmetinde örnek olmuşsa, sağlığın teknolojisinde de biliminde de örnek ülke haline gelecek" ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekonomi, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/03/aw656225-03-1.jpg" type="image/jpeg" length="29008"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Osman Adanır: “Türkiye’de estetik yatırımları globalin üzerinde büyüyor”]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/osman-adanir-turkiyede-estetik-yatirimlari-globalin-uzerinde-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/osman-adanir-turkiyede-estetik-yatirimlari-globalin-uzerinde-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Global ölçekte medikal estetik pazarı 2026 itibarıyla 80 milyar dolar seviyesini aşmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki 5–10 yıllık dönemde pazarın yıllık ortalama yüzde 8–12 arasında büyümesi bekleniyor. Türkiye ise sağlık turizmi, teknoloji adaptasyonu ve hekim kalitesi sayesinde dünya ortalamasının üzerinde bir performans sergiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mezoklinik Medikal A.Ş. CEO’su Osman Adanır, Türkiye medikal estetik pazarının 2024 sonunda 500 milyon dolar barajını geçtiğini belirterek, “2026 itibarıyla Türkiye için yıllık büyüme beklentisi globalin üzerinde, yüzde 10–15 bandında seyrediyor. Bu tablo, medikal estetiği sadece bir hizmet alanı değil, aynı zamanda stratejik bir yatırım başlığı haline getiriyor” dedi.</p>

<p><strong>Global Medikal Estetik Pazarında Büyümeyi Sürükleyen Dinamikler</strong></p>

<p>Adanır’a göre küresel pazardaki büyümenin ana motorunu minimal invaziv uygulamalar oluşturuyor. Dolgu, biyostimülanlar ve enerji bazlı cihazlar, cerrahiye alternatif ve kısa iyileşme süresi sunan protokollerle medikal estetik sektörünün merkezine yerleşiyor.</p>

<p>“Bugün medikal estetik yalnızca ‘güzellik’ perspektifiyle ele alınmıyor. Biyoteknoloji, cihaz teknolojileri ve klinik protokoller birleşerek daha sürdürülebilir ve ölçülebilir bir ekonomik yapı oluşturuyor,” diyen Adanır, pazarın daha dirençli hale geldiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Türkiye Medikal Estetikte Neden Daha Hızlı Büyüyor?</strong></p>

<p>Türkiye’nin globalin üzerinde büyümesinde iki temel unsur öne çıkıyor: sağlık turizmi ve teknolojiye hızlı adaptasyon.</p>

<p>2025’i yaklaşık 2 milyon yabancı hastayla kapatan Türkiye’de, medikal estetik uygulamaları bu sayının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Adanır, “Türkiye, hem hekim kalitesi hem de yeni teknolojilere erişim hızında birçok ülkenin önünde. Bu durum medikal estetikte Türkiye’yi bölgesel bir merkez haline getiriyor” dedi.</p>

<p><strong>Mezoklinik: Medikal Estetikte Değer Odaklı Yatırım Modeli</strong></p>

<p>2009 yılında kurulan Mezoklinik, 17 yıldır medikal estetik, dermatoloji ve plastik cerrahi alanlarında faaliyet gösteriyor. Şirket, klasik distribütör modelinin ötesinde; temsil ettiği markaların know-how’ını, eğitim altyapısını ve operasyonel standartlarını Türkiye pazarına entegre eden bir değer üretim modeli ile konumlanıyor.</p>

<p>Bugün Mezoklinik; İspanya, İngiltere ve ABD gibi ülkelerin önde gelen, Ar-Ge gücü yüksek markalarının Türkiye temsilciliğini yürütürken, portföy yönetimini nicelikten çok nitelik ekseninde kurguluyor. Bu yaklaşım, şirketin büyümesini hacimden ziyade sürdürülebilirlik ve katma değer üzerinden şekillendirmesini sağlıyor.</p>

<p>Mezoklinik CEO’su Osman Adanır, yatırım perspektiflerini şöyle özetliyor:</p>

<p>“Medikal estetikte kalıcı büyüme sadece ürünle değil; insan kaynağı, eğitim, teknik altyapı ve uzun vadeli iş birlikleriyle mümkün. Biz portföyümüze aldığımız her markayı Türkiye’de ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir iş modeliyle konumlandırmayı hedefliyoruz.”</p>

<p>Şirketin operasyonel modelinde; hekim eğitimleri, klinik protokol entegrasyonu, satış sonrası teknik destek ve yüksek güvenlik standartları yatırımın ana kalemlerini oluşturuyor. Mezoklinik, büyüme stratejisini seçici portföy genişlemesi ve eğitim odaklı yapılanma üzerine kurarak, medikal estetik pazarındaki nitelikli büyümeye katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p><strong>2025’ten 2026’ya: Medikal Estetikte Dayanıklılık ve Verimlilik</strong></p>

<p>2025 yılının sektör için bir “direnç testi” olduğunu belirten Adanır, artan maliyetlere rağmen premium segmentte talebin korunduğunu söyledi.</p>

<p>“Kaliteden ödün vermeyen hekimlerin ve danışanların sadakati, medikal estetikte doğru teknoloji ve güvenilir içeriğin her koşulda karşılık bulduğunu gösterdi. 2026’da ise odağımız; verimliliği artıran, eğitimle desteklenen ve uzun vadeli değer üreten bir büyüme modeli kurmak,” dedi.</p>

<p>Adanır’a göre hedef, sadece pazar payını korumak değil; Türkiye’yi medikal estetik ekonomisinde bölgesel bir referans noktası haline getirmek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
 </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/osman-adanir-turkiyede-estetik-yatirimlari-globalin-uzerinde-buyuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/03/basliksiz-1-251.jpg" type="image/jpeg" length="61354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mavi İz Projesiyle Deniz Kirliliğine Sanat Dokunuşu]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/mavi-iz-projesiyle-deniz-kirliligine-sanat-dokunusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/mavi-iz-projesiyle-deniz-kirliligine-sanat-dokunusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Denizi’nin ekosistemini tehdit eden hayalet ağlar ve deniz atıkları, deniz dibinden çıkarılarak güçlü bir farkındalık hareketine dönüştürüldü. Orzax’ın; Adalar Belediyesi, TURMEPA ve SUFOD iş birliğiyle hayata geçirdiği “Mavi İz” projesi, deniz temizliğini sanatla buluşturarak çevresel sorumluluğu görünür kılan çok paydaşlı bir girişim olarak öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Orzax’ın sağlık vizyonunu çevresel sürdürülebilirlikle birleştiren yolculuğu, her geçen yıl güçlenerek devam ediyor. Geçtiğimiz yıl “Mavi Gelecek” projesiyle deniz temizliği konusunda toplumda farkındalık yaratan bu hareket; bu yıl kapsamını genişleterek Adalar Belediyesi, DenizTemiz Derneği/TURMEPA ve Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) iş birliğiyle yürütülen “Mavi İz” projesine dönüştü. 3 Mart Dünya Omega-3 Günü vesilesiyle hayata geçirilen projede, deniz ekosistemi için sessiz bir tehdit oluşturan "hayalet ağların" temizlenmesine odaklanılarak somut bir değişim yaratılması hedefleniyor.</p>

<p><img height="1066" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/03/6f9d600c-9cfe-4ef6-a2c4-b72747c2f9d7.jpg" width="1600" /></p>

<p>Orzax’ın öncülüğünde Adalar Belediyesi, TURMEPA ve SUFOD iş birliğiyle denizlerin sürdürülebilirliği ve çevre bilincinin artırılması amacıyla yürütülen <strong>Mavi İz Projesi</strong>, bu yıl hayalet ağların deniz yaşamı üzerindeki yıkıcı etkilerine odaklandı. Deniz yaşamı için ciddi tehdit oluşturan terk edilmiş balıkçı ağları ve çeşitli atıklar, uzman dalgıçlar tarafından deniz tabanından titizlikle çıkarıldı. Yürütülen bu çalışma, denizlerdeki mevcut kirliliğin azaltılmasına somut katkı sunarken, deniz ekosisteminin karşı karşıya olduğu görünmez risklere de dikkat çekti.</p>

<p><img height="1514" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/03/21926d6e-fd53-4511-9d76-01cd8e484f25.jpg" width="1600" /></p>

<p>Proje kapsamında denizden toplanan atıklar, heykel sanatçısı <strong>Büşra Kölmük</strong> tarafından özgün bir sanat eserine dönüştürüldü. Böylece, deniz dibinde fark edilmeden varlığını sürdüren ve ekosisteme zarar veren unsurlar, sanatın dönüştürücü gücüyle görünür kılındı.</p>

<p>Orzax, Omega-3 alanındaki uzmanlığını uluslararası kalite standartlarıyla pekiştirerek küresel ölçekte güven inşa etmektedir. IFOS sertifikasyonuna sahip ürünleri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımıyla öne çıkan iş ortağı Golden Omega ile gerçekleştirdiği iş birlikleri sayesinde hem kalite hem de çevresel sorumluluk alanında global farkındalık yaratmayı amaçlarken; her yıl <strong>3 Mart Dünya Omega-3 Günü</strong>nde hayata geçirdiği Sosyal Sorumluluk Projesi ile deniz temizliğinin ekolojik denge, temiz çevre ve sağlıklı yaşam döngüsüne olan güçlü ilişkisine dikkat çekmeyi hedefliyor. Toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlayan bu proje, Orzax’ın özündeki sağlıklı yaşam misyonuyla doğrudan ilişkilidir. Bu vizyonun bir gereği olarak doğanın sunduğu şifa kaynaklarını en saf halleriyle korumaya büyük önem veriyoruz. Sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından olan Omega-3’ün ana kaynağı denizlerimiz, bu kaynağın taşıyıcısı ise balıklardır. Balıklar, hem sağlıklı beslenme zincirinin korunması hem de ekolojik sürdürülebilirliğin devamı için hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle deniz kirliliğiyle mücadele etmek, sadece çevresel bir hareket değil; Orzax’ın “sağlıklı yaşama destek sunma” misyonu doğrultusunda üstlendiği bir sorumluluktur.</p>

<p>Bu yılki etkinlikte, deniz yaşamı için ciddi tehdit oluşturan terk edilmiş balıkçı ağları uzman dalgıçlar tarafından titizlikle çıkarıldı. Orzax, sağlık alanındaki öncü rolünü bu çevresel vizyonla birleştirerek; sağlıklı bir insanın ancak sağlıklı bir ekosistemde var olabileceği gerçeğini bir kez daha vurguladı. Temiz bir gelecek için denizlerimizi korumaya ve dünyaya sağlıklı bir iz bırakmaya devam edeceğiz.</p>

<p><img height="1016" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/03/74169bfe-f4d8-451a-8a76-e5d7a129ff6b.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>Üç Yıldır Süren Bir Farkındalık Yolculuğu</strong></p>

<p>Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu; denizlerin temizliğinin Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği ve kalitesi için hayati önem taşıdığını vurgulayarak, çevresel sürdürülebilirlik ile insan sağlığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti: "Orzax olarak 21 yıl önce Omega-3 ile çıktığımız bu yolculukta, sağlığın kaynağının doğa ve özellikle denizler olduğuna inanıyoruz. Deniz korunmadan beslenme zinciri, beslenme zinciri korunmadan insan sağlığı korunamaz. Sağlık bir kapsülde değil, ekosistemde başlar; bu nedenle denizleri korumak toplum sağlığına yapılan en temel yatırımdır. Üç yıldır kararlılıkla sürdürdüğümüz global olarak kutlanan ve bu alanda çalışan şirketlerin de sahiplendiği 3 Mart Dünya Omega-3 Günü kapsamında bu yıl hayalet ağlarla mücadeleyi ve deniz biyokütlesinin korunmasını uzun soluklu bir sürdürülebilirlik yaklaşımı olarak ele alıyoruz. Bu yolculuğu aynı inanç ve sorumlulukla önümüzdeki yıllarda da kesintisiz şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”</p>

<p>Adalar Belediyesi Başkanı Ali Ercan Akpolat proje hakkında “Deniz ekosisteminin sürdürülebilirliği için hayalet ağlarla mücadele, ertelenemez bir sorumluluktur. Bizler ne kadar çaba göstersek de; yeterli ve kalıcı önlemler alınmadığı takdirde hayalet ağlar denizlerimizi tüketmeye devam edecektir. Çünkü hayalet ağlar çürümez; ekosistemi çürütür. Denizlerimizin ekosistemini korumak, su altındaki yaşamı ve tarihi mirası görünür kılmak için çalışan Mavi İz’e; hayalet ağlara karşı yürüttüğümüz bu önemli mücadelede verdikleri kıymetli katkı için teşekkür ediyorum. Denizlerimizin geleceği için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.</p>

<p>DenizTemiz Derneği/TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, denizlerin hayalet ağlardan temizlenmesinin ekosistemin yanı sıra insan sağlığı ve sürdürülebilir beslenme açısından da kritik olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:</p>

<p>“Bu ağlar kaybolmuş ya da terk edilmiş olsa bile denizin içinde avlanmaya devam ediyor. Yani ortada balıkçı yok ama ağ, canlıları yakalamayı sürdürüyor. Balıklar ve diğer deniz canlıları bu ağlara takılıp yaşamını yitirebiliyor. Üstelik sadece balıklar değil; deniz dibindeki yaşam alanları da zarar görüyor. Bu kapsamda 14 Şubat ve 17 Şubat tarihlerinde iki ayrı dalış gerçekleştirdik. Gönüllü dalgıçlarımızın desteğiyle ilk dalışta hayalet ağların tespiti yapıldı, ikinci dalışta ise tespit edilen ağlar deniz dibinden çıkarıldı. Denizden çıkarılan hayalet ağlar, aslında kurtarılan yaşamlar demek.</p>

<p>Her zaman söylediğimiz gibi aldığımız iki nefesten birini denizler sağlıyor. Yani Deniz Varsa Hayat Var.”</p>

<p>Hayalet ağların deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkisine ve bu ağların çıkarılmasının ne denli zahmetli ve maliyetli bir süreç olduğuna dikkat çeken Tv Programcısı Doğa Aktivisti Güven İslamoğlu, konuşmasında hem küresel tabloyu hem de Türkiye’de yürütülen çalışmaları değerlendirdi:</p>

<p>“Dünyadaki plastik atıkların yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan hayalet ağlar, deniz ekosistemini görünmeden tehdit ederek çıkarılmadıkları sürece avlanmaya devam ediyor. Temizlenmesi son derece zor ve maliyetli olan bu ağların denizlerden uzaklaştırılması, ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıyor. Büyükada’da kaçak avcılık nedeniyle biriken hayalet ağların, Orzax’ın yerel balıkçılar ve belediye iş birliğiyle yürüttüğü ‘Mavi İz: Derinlikleri Özgürleştir, Yaşama Nefes Ol’ projesi kapsamında temizlenmesi, bu alanda örnek bir çalışma oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı’nın son dönemde yürüttüğü çalışmalarla milyonlarca metrekare ağın denizlerden çıkarılması, sorunun boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Bugün Büyükada’da gerçekleştirilen temizlik ve çıkarılan ağlardan üretilen sanat eserleriyle oluşturulan farkındalık, denizlerimizin geleceği adına güçlü bir mesaj veriyor.”</p>

<p><strong>Sanatla Güçlenen Bir Mesaj</strong></p>

<p>Büşra Kölmük projenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurgulayarak üretim sürecinde duygusal olarak da etkilendiğini ifade etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Dalgıçların çektiği görüntülerde ağlara takılan balıkları görmek beni derinden etkiledi. Heykelde alttaki figürü daha büyük, koruyucu bir anne gibi; üsttekini ise yavrusu gibi tasarladım. Böylece bu iki balıkla birlikte doğadaki aile yapısının ve ekolojik dengenin bozulmasını da anlatmaya çalıştım.”</p>

<p>Orzax, Omega-3 alanındaki uzmanlığını yalnızca ürün geliştirme gücü olarak değil, denizlerle kurduğu köklü bağın bir sorumluluğu olarak görüyor. Bilgi ve deneyimini sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştirerek deniz ekosisteminin korunmasına uzun vadeli ve anlamlı katkılar sunmayı hedefliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İş Dünyası, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/mavi-iz-projesiyle-deniz-kirliligine-sanat-dokunusu</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/03/basliksiz-1-223.jpg" type="image/jpeg" length="87358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/eriskin-her-3-kisiden-biri-hipertansiyon-hastasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/eriskin-her-3-kisiden-biri-hipertansiyon-hastasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, hipertansiyonun kalp ve damar hastalıkları için en önemli risk faktörü olduğunu belirterek, hastaların yüzde 60’ının durumunun farkında olmadığını söyledi. Genç yaşta artan risklere dikkat çeken Gelişen, düzenli kontrol ve sağlıklı yaşamın hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, hipertansiyonun kalp ve damar hastalıkları için en önemli risk faktörü olduğunu belirterek, düzenli kontrol ve sağlıklı yaşamın hayati önem taşıdığını söyledi.<br />
Kalp ve damar hastalıklarının dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını kaydeden Uzm. Dr. Gelişen, "En önemli risk faktörü hipertansiyondur. Erişkin her üç kişiden biri, 70 yaş üzerindeki her üç kişiden ikisi hipertansiyon hastasıdır" diye konuştu.<br />
<br />
"Hastaların yüzde 60'ı hastalığının farkında değil"<br />
Hastaların yaklaşık yüzde 60'ının ya hastalığının farkında olmadığını ya da yeterince önemsemediğini ifade eden Gelişen, "Kronik kan basıncı yüksekliği kalp ve damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, beyin kanaması ve felç için ciddi risk oluşturur" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Bacak damar tıkanıklıklarına dikkat"<br />
Bacaklardaki damar tıkanıklıklarının atardamar ve toplardamar hastalıkları olarak iki grupta ele alındığını aktaran Gelişen, "Toplardamar tıkanıklığında bacakta ağrı, ileri derecede ödem ve koyu renk değişikliği görülür. Atardamar tıkanıklığında ise ağrıya soğukluk ve solukluk eşlik eder" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Genç yaşta risk artıyor"<br />
Son yıllarda kalp hastalıklarının genç yaş grubunda daha sık görülmeye başladığına dikkat çeken Uzm. Dr. Gelişen, şu bilgileri paylaştı:<br />
"Genetik yatkınlığın yanı sıra sigara, alkol tüketimi, sağlıksız beslenme ve stres riski artırıyor. Özellikle sigara damar elastikiyetini azaltır, plak oluşumunu artırır ve kan akımını düşürür. Diyabet hastalarında uzun süre yüksek seyreden kan şekeri damar duvarında plak oluşumuna yol açar. Bu durum kalp krizi ve diğer damar hastalıkları için önemli bir zemin hazırlar."<br />
<br />
"Kalp krizi her zaman belirti vermeyebilir"<br />
Kalp krizi geçiren bazı hastalarda öncesinde eforla ya da istirahatte göğüs duvarında baskı tarzında ağrı görülebileceğini söyleyen Gelişen, "Hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde de ani kalp krizi gelişebilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve risk faktörlerinin takibi çok önemlidir" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
"Tedavi kişiye özel planlanıyor"<br />
Koroner kalp hastalığı veya periferik damar hastalıklarında anjiyografi sonrası darlık ya da tıkanıklığın yerine göre balon, stent veya bypass cerrahisi kararı verdiklerini belirten Gelişen, "Müdahale gerektirmeyen durumlarda ise ilaç tedavisi uyguluyoruz" dedi.<br />
<br />
"Sağlıklı yaşam hayat kurtarıyor"<br />
Kalp ve damar sağlığının korunması için stresten uzak bir yaşam tarzının benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Gelişen, "Dengeli ve bilinçli beslenmek, fazla kilolardan uzak durmak ve düzenli yürüyüş yapmak büyük önem taşıyor. Erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kalp ve damar hastalıklarına karşı en güçlü korunma yoludur" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/eriskin-her-3-kisiden-biri-hipertansiyon-hastasi</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/03/pregnant-aged-sitting-hair-his-blood-1.jpg" type="image/jpeg" length="20095"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lokman Group, yeni yatırım ve karlılık artışı ile 2026’da 11 milyar lira ciro hedefliyor]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/lokman-group-yeni-yatirim-ve-karlilik-artisi-ile-2026da-11-milyar-lira-ciro-hedefliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/lokman-group-yeni-yatirim-ve-karlilik-artisi-ile-2026da-11-milyar-lira-ciro-hedefliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya merkezli Lokman Group; sekiz şirketten oluşan yapısı, insan odaklı yaklaşımı ve teknoloji temelli iş modeliyle sağlık, ilaç, teknoloji, tarım ve sağlık turizmi alanlarında entegre bir ekosistem sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>[youtube-video]https://www.youtube.com/watch?v=OgvOiDxty_E[/youtube-video]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’nin ilk tek merkezden, en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm Türkiye’ye çevrim içi satış yapan ecza deposu Lokman Ecza Deposu öncülüğünde büyüyen grup, 2025 yılında yüzde 50 büyüme ile 8 milyar lira ciroya ulaştı. 2026 yılında ise yurt içi ve yurt dışında genişleyen operasyonları, dijital çözümleri ve sürdürülebilirlik çalışmaları odağıyla 11 milyar TL ciro hedefliyor.</p>

<p><img height="1705" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/s-o-l-d-a-n-2-1.jpg" width="1964" /></p>

<p>Antalya merkezli <strong>Lokman Group</strong>, bünyesindeki sekiz şirket ile teknoloji, sağlık ve ilaç odağında şekillenen, insan merkezli ve teknoloji temelli bir büyüme stratejisi izliyor. Grubun amiral gemisi; Türkiye’nin ilk tek merkezden, en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm Türkiye’ye çevrim içi satış yapan <strong>Lokman Ecza Deposu</strong>, bu çok sektörlü yapının merkezinde yer alıyor.</p>

<blockquote>
<p><img height="2000" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/e-k-o00018-5.jpg" width="3000" /></p>

<p><span style="color:#e74c3c"><strong>“Lokman Group ev sahipliğinde düzenlenen ve 2026 hedeflerinin paylaşıldığı iftar yemeği, ekonomi gazetecilerinin katılımıyla gerçekleşti. Toplantıyı Ekovitrin Yayın Koordinatörü Ali Karabaş takip etti ve keyifli geçen iftar sonrası Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz ile özel bir röportaj gerçekleştirdi.”</strong></span></p>
</blockquote>

<p><strong>Lokman Group</strong>; ilaç, sağlık, teknoloji, tarım ve sağlık turizmi alanlarını kapsayan faaliyetleriyle, yeni nesil ecza depoculuğundan dijital B2B çözümlere uzanan geniş iş modeli sunuyor. Grup, İngiltere ve Almanya’daki şirketleri ile sağlık turizmi alanında etkin bir operasyon yürütüyor. Bu ülkelerde sunduğu danışmanlık, yönlendirme ve hizmet yönetimi ile uluslararası sağlık turistinin Türkiye’deki nitelikli sağlık hizmetlerine erişimini sağlıyor. Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren <strong>Tane Enterprises Ecza Deposu</strong> ise Kıbrıs’ın en büyük deposundan biri olarak bölgedeki ilaç tedarik zincirinde önemli rol üstleniyor. 250’den fazla kişiye istihdam sağlayan Lokman Group, 2025 yılında yüzde 50’nin üzerinde büyüme ile 8 milyar lira ciroya, <strong>8</strong> milyon dolarlık ihracata ulaştı. Grup 2026 yılı için daha iddialı ve stratejik bir büyüme planı öngörüyor. İç pazarda ve ihracatta ölçek büyütmeyi, yeni yatırımlarla operasyonel kabiliyetini artırmayı, karlılığını güçlendirmeyi ve 2026 yılında 11 milyar lira ciroya ulaşmayı hedefliyor.</p>

<p><img height="3536" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/e-k-o00021-3.jpg" width="4000" /></p>

<p><strong>2026 yılı operasyonel etkinliğimizin artacağı bir yıl </strong></p>

<p>Grubun büyüme vizyonuna ilişkin açıklamalarda bulunan <strong>Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz,</strong> “Faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda etkinliğimizi ve erişim gücümüzü artırmayı; hizmet kalitemizi, iş ortaklıklarımızı ve topluma katkı sağlayan projelerimizi daha geniş bir ölçeğe taşımayı hedefliyoruz. 2026 yılını operasyonel etkinliğimizin artacağı bir yıl olarak planladık” dedi. <strong>Öz</strong>, “Yeni nesil ecza depoculuğu modelimizi yaygınlaştırmayı, sağlık turizmindeki uzmanlığımızı derinleştirmeyi ve teknoloji odaklı hizmetlerimizi küresel ölçekte büyütmeyi amaçlıyoruz. İş yapış biçimimizin temelinde şu var: olaylara geniş açıdan bakmak, yenilikçi çözümler üretmek ve bulunduğumuz sektörlerde çıtayı yukarı taşımak. Bu yaklaşım her daim karar alma süreçlerimize, yatırım politikalarımıza ve marka duruşumuza yansıyor” diye konuştu. <strong>Lokman Group</strong> olarak, 30 yıla yaklaşan birikimlerini yeni teknolojilere ve yeni iş modellerine taşıdıklarını belirten <strong>Öz</strong>, “Dinamizm, hızlı adaptasyon, teknoloji yatırımı ve yenilikçilik açısından; değişimi okuma ve buna göre pozisyon alma konusunda çok daha çevik, hızlı ve cesur adımlar atıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="1824" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/2-lokman-group-1.JPG" width="2736" /></p>

<p><strong>Lokman Ecza Deposu 28 bin eczaneye hizmet veriyor</strong></p>

<p>Lokman Group’un amiral gemisi <strong>Lokman Ecza Deposu</strong>, Türkiye’nin ilk tek merkezden, en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm Türkiye’ye çevrim içi satış yapan ecza deposu olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda Türkiye’nin en geniş ıtriyat ürün çeşitliliğine sahip ecza deposu; 31 bini aşkın ürün çeşidine sahip yapı, grup teknoloji markası <strong>Ledbim</strong> ile geliştirilen dijital altyapı sayesinde Türkiye genelinde 28 bin eczaneye erişebilecek kapasitede hizmet sunuyor. Online siparişlerin tek merkezden yönetildiği sistem; hız, güven ve kalite odaklı operasyon anlayışıyla çalışıyor. İlaç takip, araç takip ve karekod izleme gibi dijital çözümlerle desteklenen operasyonel yapı, siparişten faturalamaya iş akışlarının etkin, detaylı ve verimli şekilde yürütülmesini sağlıyor. Siparişten depolamaya, reyon yönetiminden sevkiyata kadar tüm süreçler, kusursuz bir otomasyon sistemiyle yönetiliyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu onaylı geniş portföyü ile eczaneler için güvenilir bir tedarik altyapısı sunuluyor.</p>

<p><img height="2080" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/2-lokman-group-ledbim-2.JPG" width="3120" /></p>

<p><strong>Dijital altyapının merkezinde Ledbim yer alıyor</strong></p>

<p>Lokman Group’un teknoloji markası <strong>Ledbim</strong>, grubun tüm dijital altyapı ve yazılım geliştirme ihtiyaçlarını karşılayan bir venture stüdyo olarak hizmet veriyor. Yazılım, Nesnelerin İnterneti alanındaki girişimleriyle öne çıkan <strong>Ledbim</strong>; Lokman Group’un kendi teknolojisini üreten ve sistemlerini sürekli geliştiren bütünleşmiş yapısının temelini oluşturuyor. <strong>Ledbim</strong> tarafından geliştirilen çözümler arasında; eczanelere özel Dropshipping pazaryeri entegrasyon yazılımı <strong>Pazartane</strong>, Türkiye’de örneği tek olan B2B araç ve transfer eşleşme platformu <strong>Ördek</strong>, online psikolojik destek uygulaması <strong>Terapizone</strong>, depo yönetim sistemi <strong>Wise</strong>, IoT tabanlı ısı ve nem ölçüm cihazı <strong>Datasonik</strong> ve eczacılara özel pazaryeri girişimi <strong>FarmaB</strong> bulunuyor. <strong>FarmaB</strong> OTC, ıtriyat, dermokozmetik, medikal ürün kategorilerinde 10 binden fazla eczacıya ulaşıyor.</p>

<p><img height="1884" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/2-lokman-group-yeni-nesil-ecza-depoculugu-2.jpg" width="2825" /></p>

<p><strong>Medoper ile her yıl 12 farklı ülkeden uluslararası hasta geliyor</strong></p>

<p>Lokman Group, sağlık turizmi yetki belgeli bir ihtisas turizm acentesi <strong>Medoper</strong> ve Avrupa ağırlıklı diş tedavi hizmetleri veren <strong>bağlantı </strong>klinikleriyle<strong> </strong>faaliyet gösteriyor. <strong>Medoper</strong> aracılığıyla her yıl 12 farklı ülkeden 500’ün üzerinde uluslararası hasta Türkiye’ye geliyor. Grup bünyesindeki <strong>Tane Enterprises Ecza Deposu</strong> ise Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet göstererek ülkenin en büyük ecza deposunda biri.</p>

<p><img alt="Aile-1" class="detail-photo img-fluid" height="745" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/aile-1.webp" width="552" /></p>

<p><strong>Elara Tarım’ın üretim alanı 300 dönüme ulaştı</strong></p>

<p>Lokman Group, tarım sektöründe <strong>Elara Tarım</strong> markasıyla teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı üretim yapıyor. Şu anda Antalya’da 60, Afyon/Sandıklı’da ise 22 toplam 82 bin metrekarelik arazide böğürtlen, ahududu, çilek ve Frenk üzümü yıllık üretim hacmi 260 tona ulaşıyor. Elara Tarım üretim alanının 2026 yılında 300 dönümü aşması planlanıyor. Elara Tarım, sıfır pestisitli üretim ve karbon sıfır tarım hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda 2036 yılında karbon sıfır üretim hedefi için üretim süreçlerine kararlılıkla devam ediyor.</p>

<p><img alt="2-50" class="detail-photo img-fluid" height="2592" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/2-50.webp" width="1920" /></p>

<p><strong>Lokman değerleriyle şekillenen kurumsal yapı</strong></p>

<p><strong>Tane Itriyat</strong>, 25 bin ürün çeşidiyle Türkiye’nin en büyük ıtriyat deposu olarak Lokman Group ekosisteminde önemli bir konuma sahip. Eczane dışının yanı sıra otel marketlerine ve ıtriyat ürünleri satışı yapan mağazalara hizmet veren yapı, operasyonlarını kurum içi ERP sistemiyle anlık yönetiyor. Stok takibi, sipariş akışı, tedarik süreçleri ve fiyat güncellemeleri entegre biçimde kontrol ediliyor. Bu, hız, doğruluk ve sürdürülebilirlik sağlıyor. Grubun operasyonel gücü, doğanın ve bilimin simgesi kraliçe arı ve kadüse dayanan kurumsal hikâyesiyle bütünleşiyor. <strong>Lokman Group</strong>, bu sembollerden aldığı ilhamla; güven inşa eden, ihtiyaçları öngören ve insanı merkeze alan değer anlayışıyla toplumsal faydayı büyütüyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İş Dünyası Video Haber, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/lokman-group-yeni-yatirim-ve-karlilik-artisi-ile-2026da-11-milyar-lira-ciro-hedefliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 23:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/basliksiz-1-210.jpg" type="image/jpeg" length="92031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye sağlık turizminde küresel merkez olma yolunda]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/turkiye-saglik-turizminde-kuresel-merkez-olma-yolunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/turkiye-saglik-turizminde-kuresel-merkez-olma-yolunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, son yıllarda sağlık turizmi alanında önemli bir ivme yakaladı. Gelişmiş teknolojik altyapısı, deneyimli doktor kadrosu ve rekabetçi fiyat avantajıyla öne çıkan Türkiye, 2025 yılında 1,5 milyonun üzerinde hasta tarafından tercih edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye, son yıllarda sağlık turizmi alanında önemli bir ivme yakaladı. Uzman hekim kadrosu, gelişmiş teknolojik altyapısı ve rekabetçi fiyat avantajıyla uluslararası hastalar için cazip bir merkez haline gelen Türkiye'de, özellikle estetik ve plastik cerrahi, diş tedavileri, saç ekimi ve obezite cerrahisi gibi branşlar yoğun talep görüyor.<br />
<br />
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, geçen yıl Türkiye'yi tercih eden yabancı hasta sayısı yaklaşık 1,5 milyon olarak kaydedildi. Sağlık turizmi gelirinde ise yükselen grafik dikkat çekti. 2022 yılında sağlık turizmi geliri 2 milyon dolar civarında iken 2025 yılında 3 milyon doları aştı. Uzmanlar, bu yükselişte sadece maliyet avantajının değil, teknoloji ve uzmanlaşmış hekim kadrosunun da etkili olduğunu vurguluyor.<br />
<br />
"Türk doktorları sertifikalı uygulamalarla güven sağlıyor"<br />
Medikal estetik hekimi Dr. Bülent Uluer, Türk doktorlarının diğer ülke doktorlarından daha bilgili ve uygulamalarda daha tecrübeli olmasının önemine dikkat çekerek, "Türkiye'de bu konuda özellikle Sağlık Bakanlığı'na bağlı kurumlar tarafından sertifika veriliyor ve doktorlar yalnızca bu sertifikayla medikal estetik uygulamalar yapabiliyor. Eskiden böyle bir uygulama yoktu; en son sertifika 2005'te verilmişti. 2025 itibarıyla sertifika uygulaması yeniden başlatıldı, doktorlar kendilerini daha iyi yetiştirerek bu tip hastalara bakmaya başladılar. Bu gelişme, özellikle yurtdışındaki hastaların da dikkatini çekiyor" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Hastalar sosyal medyayı akıllıca kullanıyor"<br />
Uluer ayrıca, hastaların ellerindeki sosyal medyayı çok akıllıca kullandığını belirterek, "Sosyal medyada aldıkları hizmeti yazarak diğer hastaları uyarıyorlar, memnun kalınca da öneriyorlar. Bu durum, kaliteyi artırıyor. Kaliteli işlemlerde reklamdan çok hastanın hasta getirmesi önemli; bu da kaliteyi artırıyor" dedi.<br />
<br />
Yurtdışından gelen hastaların beklentisine de değinen Uluer, "Yurtdışından gelen hastalar genellikle estetik ve medikal estetik uygulamaları için, diş tedavileri için, saç ekimi için ülkemizi tercih ediyor. Bunun yanında ozon tedavisi, cilt bakım hizmetleri, akupunktur gibi işlemler de yabancı hastalar tarafından tercih ediliyor" açıklamasını yaptı.<br />
<br />
"Kullanılan ürünler hasta tarafından incelenmeli"<br />
Dr. Uluer, hastalara ayrıca işlemlerde kullanılan ürünleri mutlaka incelemelerini tavsiye ederek, "Ürün takip sistemi (ÜTS) üzerinden incelemek faydalı. Kaydı olmayan bir ürünün işlem sonucunda ne gibi etkiler oluşturacağını bilemezsiniz; etkisi yüksek olabilir, alerji yapabilir veya enfeksiyon oluşturabilir. Medikal işlemlerde mutlaka doktor tercih edilmeli ve ‘merdiven altı' olarak tabir edilen yerlerden uzak durulmalı" uyarısında bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/turkiye-saglik-turizminde-kuresel-merkez-olma-yolunda</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/a-w651187-01.jpg" type="image/jpeg" length="98010"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saç Ekimi Rehberi: Doğal Sonuç, Doğru Plan ve Esteworld’de “İtalyan Çizgisi” Yaklaşımı]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/sac-ekimi-rehberi-dogal-sonuc-dogru-plan-ve-esteworldde-italyan-cizgisi-yaklasimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/sac-ekimi-rehberi-dogal-sonuc-dogru-plan-ve-esteworldde-italyan-cizgisi-yaklasimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aynaya baktığınızda değişimi ilk fark ettiğiniz yer çoğu zaman saç çizgisidir. Şakakların geriye çekilmesi, tepe bölgesinin seyrelmesi ya da saçın genel hacmini kaybetmesi yalnızca estetik bir konu gibi görünür; ama öz güveni, sosyal hayattaki rahatlığı ve kişinin kendini “iyi hissetme” halini doğrudan etkiler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yüzden <a href="https://esteworld.com.tr/sac-ekimi/" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>saç ekimi</strong></span></a> son yılların en çok araştırılan estetik uygulamalarından biri. Arama motorlarında peş peşe aynı sorular dönüyor: <strong>“Saç ekimi acır mı?”, “Kaç greft gerekir?”, “Ne zaman çıkar?”, “Şok dökülme normal mi?”, “Saç ekimi fiyatları neden değişiyor?”, “Doğal saç çizgisi nasıl olur?”</strong></p>

<p>Saç ekiminde sonucu belirleyen tek şey “ekim yapmak” değil; doğru aday seçimi, planlama, saç çizgisi tasarımı, donör alan yönetimi ve işlem sonrası takip. İşte bu yüzden, süreci profesyonel standartlarla ele alan merkezler öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Saç dökülmesi neden olur, kimler saç ekimine adaydır?</strong></p>

<p>“Dökülmem genetik mi, stres mi, vitamin eksikliği mi?” sorusu çok aratılır çünkü saç kaybı tek bir nedene bağlı değildir. Erkeklerde en sık görülen tablo <strong>androjenetik alopesi</strong> (genetik dökülme) iken; stres, düzensiz uyku, hormonal dengesizlikler, demir-ferritin düşüklüğü, tiroid problemleri, hızlı kilo kaybı gibi faktörler dökülmeyi hızlandırabilir. Kadınlarda da genetik seyrelme, doğum sonrası dökülme ve hormonal dalgalanmalar öne çıkar.</p>

<p>Saç ekimine uygunluk ise şu temel noktalara dayanır:</p>

<p>● <strong>Donör alan kalitesi:</strong> Ense ve yan bölgelerdeki saçların yoğunluğu, kalınlığı ve dayanıklılığı.</p>

<p>● <strong>Dökülmenin tipi ve hızı:</strong> Aktif dökülme kontrolsüz devam ediyorsa, planlamayı doğru yapmak gerekir.</p>

<p>● <strong>Saç kaybının alanı:</strong> Ön bölge mi, tepe mi, yaygın seyrelme mi?</p>

<p>● <strong>Gerçekçi beklenti:</strong> “Bir anda 18 yaş saçına dönüş” hedefi gerçekçi değildir; hedef, yüz oranlarına uygun doğal yoğunluk ve çizgidir.</p>

<p>Esteworld’de bu noktalar genellikle detaylı bir değerlendirmeyle ele alınır. Çünkü doğru aday seçimi, hem sonuç memnuniyetini artırır hem de donör alanın gereksiz tüketilmesini önler. Ayrıca planlama yapılırken yaş, dökülmenin muhtemel ilerleyişi ve gelecekte gerekebilecek ek seans ihtimali de düşünülür. Saç ekimini uzun vadeli bir “tasarım işi” yapan şey tam olarak budur.</p>

<p>Bu bölümde en çok aratılan sorulara kısa yanıtlar da netleşir:<br />
<strong>“Saç ekimi herkes için uygun mu?”</strong> Uygunluk kişiye göre değişir.<br />
<strong>“Genç yaşta saç ekimi olur mu?”</strong> Olabilir; ama dökülmenin seyri ve planlama daha kritik hale gelir.<br />
<strong>“Kadınlar saç ekimi yaptırabilir mi?”</strong> Uygun vakalarda evet; özellikle saç çizgisi gerilemesi veya belirli bölgelerde seyrelme varsa planlanabilir.</p>

<p><strong>Saç ekimi yöntemleri: FUE, DHI ve planlamada kritik detaylar</strong></p>

<p>“FUE mi DHI mı?” sorusu, saç ekimi araştıran herkesin karşısına çıkar. Aslında yöntem seçimi tek başına “iyi-kötü” değildir; önemli olan hangi yöntemin hangi kişide daha doğru sonuç vereceğidir.</p>

<p><strong>FUE (Follicular Unit Extraction)</strong><br />
Greftler donör alandan tek tek alınır ve ekim yapılacak alana kanallar açılarak yerleştirilir. Planlama doğru yapıldığında doğal ve güçlü sonuçlar hedeflenir. Kanal açımının yönü, açısı ve yoğunluğu saçın doğallığını belirleyen ana unsurlardır.</p>

<p><strong>DHI (Direct Hair Implantation)</strong><br />
Greftler alındıktan sonra özel kalem benzeri bir uygulama sistemiyle doğrudan yerleştirilir. Bazı durumlarda yoğunluk planlamasında ve kontrollü yerleştirmede avantaj sağlayabilir. Her vakada şart değildir; ama doğru adayda etkili bir seçenek olabilir.</p>

<p><strong>Safir uç / mikro kanal gibi destekleyici yaklaşımlar</strong><br />
Burada amaç, doku travmasını azaltmak ve iyileşme konforunu artıracak bir süreç yönetmektir. Ancak “tek başına safir uç mucize yaratır” gibi bir bakış doğru değildir. Asıl farkı yaratan; kanal tasarımı, greftlerin sağlıklı alınması ve yerleştirme disiplinidir.</p>

<p>Esteworld’de yöntem seçimi, çoğu zaman kişinin saç yapısı, ekim alanı ve hedef yoğunluğuna göre şekillenir. Bu aşamada <strong>Dr. Burak Tuncer</strong> liderliğinde uygulama standartlarının belirli bir disiplinle yürütülmesi; süreçte hem güven hissini hem de öngörülebilirliği artırır. Saç ekiminde “planlı iş” denilen şey, tam olarak bu: Hangi bölgeye kaç greft, hangi açıyla, hangi yoğunlukla ve hangi saç çizgisi tasarımıyla?</p>

<p>Bu bölümde çok aratılan soruların cevapları da genelde planlamaya bağlıdır:</p>

<p>● <strong>“Kaç greft gerekir?”</strong> Alan genişliği ve saç kalınlığına göre değişir.</p>

<p>● <strong>“Tek seansta biter mi?”</strong> Çoğu plan tek seansta tamamlanabilir; bazen ikinci seans stratejik planın parçası olabilir.</p>

<p>● <strong>“Donör bölge zayıflar mı?”</strong> Doğru alım planıyla doğal görünüm korunur; aşırı alım risklidir.</p>

<p><strong>Doğal ön saç çizgisi ve İtalyan Çizgisi Saç Ekimi: Yüz oranına yakışan tasarım</strong></p>

<p>Saç ekiminde sonucu ilk ele veren şey, çoğu zaman <strong>ön saç çizgisidir</strong>. Doğal olmayan bir saç çizgisi, yoğunluk ne kadar iyi olursa olsun “yapılmış” hissi yaratır. Bu yüzden en çok aratılan sorulardan biri şudur: <strong>“Doğal saç çizgisi nasıl olur?”</strong></p>

<p>Doğal saç çizgisinin temel prensipleri:</p>

<p>● Yüz oranlarına uyumlu olmalı (alın genişliği, şakak yapısı, yüz ovali).</p>

<p>● Bir “cetvel düzlüğü” taşımamalı; mikro kırıklar ve doğal geçişler olmalı.</p>

<p>● Ön hatta daha ince, arkaya doğru daha kalın ve yoğun bir dağılım planlanmalı.</p>

<p>● Şakak geçişleri doğru yapılmalı; şakaklar ne çok agresif kapatılmalı ne de boş bırakılmalı.</p>

<p><strong>İtalyan Çizgisi Saç Ekimi nedir?</strong></p>

<p><strong>İtalyan Çizgisi Saç Ekimi</strong>, özellikle ön saç çizgisinde “sert bir duvar” gibi başlayan yapay görüntü yerine, yüz ifadesini gençleştiren ama doğallığı koruyan bir tasarım yaklaşımı olarak öne çıkar. Buradaki hedef, saç çizgisini kişinin yüz mimiklerine uygun şekilde <strong>yumuşak, dengeli ve doğal bir geçişle</strong> oluşturmaktır. Saç çizgisinin “fazla öne alınması” bazı kişileri ilk bakışta memnun edebilir; ancak yıllar içinde dökülme devam ettiğinde doğal görünümü korumak zorlaşabilir. İtalyan çizgisi yaklaşımı genelde bu riski yönetmeye odaklanır: <strong>ne gereksiz geride, ne de yapay şekilde önde</strong>.</p>

<p>Esteworld’de İtalyan çizgisi tasarımından söz edilirken “tek tip bir çizgi” uygulanmaz; çizgi, kişinin yaşına, yüz oranlarına, saç kalınlığına ve mevcut dökülme haritasına göre yeniden çizilir. Tam da bu noktada Esteworld’ün kişiye özel planlama vurgusu belirleyici olur. <strong>Dr. Burak Tuncer</strong> liderliğinde, çizgi tasarımının bir estetik detaydan ibaret olmadığı; tüm ekim planını etkileyen stratejik bir adım olduğu yaklaşımı güçlenir.</p>

<p>Bu başlık, arama motorlarında en çok görülen şu sorulara da yanıt verir:</p>

<p>● <strong>“Saç çizgisi nasıl belirlenir?”</strong> Yüz oranları + dökülmenin seyri + donör kapasite ile.</p>

<p>● <strong>“Şakak ekimi yapılır mı?”</strong> Uygun vakalarda yapılabilir; doğal geçiş tasarımı şarttır.</p>

<p>● <strong>“Saç ekimi belli olur mu?”</strong> Doğru çizgi + doğru yön + doğru yoğunlukla hedef, belli olmamasıdır.</p>

<p><strong>Saç ekimi süreci: Operasyon günü, ilk günler, şok dökülme ve sonuç takvimi</strong></p>

<p>Saç ekimi araştıranların en büyük ihtiyacı netliktir. Çünkü süreç, sadece “gittim ektirdim” kadar basit değildir. Kısa bir zaman çizelgesi bile kaygıları azaltır.</p>

<p><strong>Operasyon günü neler olur?</strong></p>

<p>Genellikle süreç; planlama, donör alan hazırlığı, greft alımı ve yerleştirme aşamalarından oluşur. Bu aşamaların her biri, sonucu etkileyen kritik adımlardır. Esteworld’de sürecin planlı ilerlemesi, kişinin ne yaşadığını bilmesini sağlar: “Şimdi ne yapılacak, sonrası nasıl olacak?” gibi sorular yanıtsız kalmaz.</p>

<p>En çok aratılan sorular burada başlar:<br />
<strong>“Saç ekimi acır mı?”</strong> İşlem sırasında konfor kişiden kişiye değişir; hedef, işlemin kontrollü ve rahat ilerlemesidir.<br />
<strong>“Kaç saat sürer?”</strong> Greft sayısına ve yönteme göre değişir.<br />
<strong>“Greftler zarar görür mü?”</strong> Doğru teknik ve disiplin, greft sağlığını korumada temel unsurdur.</p>

<p><strong>İlk günler ve iyileşme</strong></p>

<p>İlk günlerde kabuklanma, kızarıklık ve ödem gibi geçici durumlar görülebilir. Bu dönem, doğru bakım ve verilen talimatlara uyumla daha konforlu geçer. Esteworld’ün öne çıkan tarafı, operasyon sonrası “takip” tarafını da ciddiye almasıdır. Saç ekiminde sonuç kadar, iyileşme sürecinin doğru yönetilmesi de önemlidir.</p>

<p><strong>Şok dökülme: Korkulan ama çoğu zaman normal olan dönem</strong></p>

<p>“<strong>Şok dökülme nedir?</strong>” sorusu, saç ekimi yaptıranların neredeyse tamamının araştırdığı bir konu. Ekim sonrası belirli bir dönemde, ekilen saçların bir kısmı dökülebilir. Bu çoğu zaman sürecin doğal bir parçasıdır; asıl sonuç yeni saçların çıkmasıyla görünür hale gelir. Burada kritik olan, panik yerine planlı takip ve doğru bakım rutinidir.</p>

<p><strong>Sonuçlar ne zaman görünür?</strong></p>

<p>En çok aratılan sorulardan biri: <strong>“Saç ekimi ne zaman çıkar?”</strong><br />
Genel olarak saçlar zaman içinde güçlenir ve belirginleşir; ama tam net bir tarih vermek yerine, “kademeli bir gelişim” beklemek gerekir. İlk aylar, adaptasyon ve değişim dönemidir. Esteworld’de bu sürecin doğru anlatılması, beklentiyi gerçekçi tutar; kişi “daha çıkmadı, başarısız mı?” kaygısına daha az düşer.</p>

<p>Bu başlık altında sık sorulan pratik sorular da vardır:</p>

<p>● <strong>“Ne zaman yıkama yapılır?”</strong> Uygulama sonrası bakım protokolüne göre değişir; talimatları takip etmek gerekir.</p>

<p>● <strong>“Şapka takılır mı?”</strong> Zamanlama ve ürün seçimi önemlidir; erken dönemde sürtünme riski düşünülür.</p>

<p>● <strong>“Spor ne zaman yapılır?”</strong> Erken dönemde ağır aktiviteler genellikle ertelenir; plan kişiye göre şekillenir.</p>

<p><strong>Saç ekimi fiyatları: Neler belirler, doğru kıyas nasıl yapılır?</strong></p>

<p>“<strong>Saç ekimi fiyatları</strong>” araması, saç ekimi karar sürecinin en büyük başlıklarından biri. Fakat fiyatı doğru okumak için “paketin içinde ne var?” sorusunu sormak şart. Çünkü saç ekimi sadece operasyon günü yapılan bir işlem değildir; planlama, operasyon standardı, sterilizasyon, ekip deneyimi ve takip süreci bu işin gerçek maliyetini belirler.</p>

<p><strong>Fiyatı etkileyen temel faktörler</strong></p>

<p>● <strong>Greft sayısı ve planlama:</strong> Ekilecek alan ve hedef yoğunluk arttıkça greft sayısı değişir.</p>

<p>● <strong>Yöntem seçimi:</strong> FUE, DHI veya kombine yaklaşımlar fiyatı etkileyebilir.</p>

<p>● <strong>Klinik standartları:</strong> Sterilizasyon protokolü, kullanılan ekipman, işlem konforu ve güvenlik adımları.</p>

<p>● <strong>Ekip deneyimi ve süreç yönetimi:</strong> Greft alımı ve yerleştirme disiplini, sonucu doğrudan etkiler.</p>

<p>● <strong>Operasyon sonrası takip:</strong> Kontroller, bakım yönlendirmeleri, süreç iletişimi.</p>

<p>Saç ekiminde sadece “en düşük fiyat” odaklı karar vermek, çoğu zaman riskli bir tercihe dönüşebilir. Çünkü kötü planlanan bir saç çizgisi veya hatalı donör kullanımı telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Esteworld’ün burada öne çıkan tarafı, fiyatı konuşmadan önce <strong>kişiye özel değerlendirme</strong> yapmasıdır. Saç ekimi planı netleşince; hangi yöntemin seçileceği, kaç greft gerektiği ve sürecin nasıl yönetileceği daha anlaşılır hale gelir. Bu da bütçeyi “tahminle” değil, “planla” yönetmeyi sağlar.</p>

<p>Ayrıca Esteworld’de <strong>Dr. Burak Tuncer</strong> liderliğinde uygulama standartlarıyla ilerleyen yapı, danışan açısından güven artırır: İşlem yalnızca bir seans değil, baştan sona yönetilen bir süreçtir. Saç ekimi yaptıranların “keşke başta böyle planlansaydı” dediği detayların çoğu, iyi bir merkezde zaten sürecin doğal parçasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sık Sorulan Sorular</strong></p>

<p><strong>Saç ekimi acıtır mı?</strong><br />
Konfor kişiden kişiye değişir. Amaç, işlemin kontrollü şekilde ilerlemesi ve kişinin süreci rahat geçirmesidir.</p>

<p><strong>Saç ekimi kaç greft gerekir?</strong><br />
Alan genişliği, saç kalınlığı ve hedef yoğunluğa göre değişir. Esteworld’de greft sayısı genellikle muayenede netleşir.</p>

<p><strong>Saç ekimi ne kadar sürer?</strong><br />
Yönteme ve greft sayısına göre değişir. Operasyon planı kişiye özel yapılır.</p>

<p><strong>Şok dökülme normal mi?</strong><br />
Çoğu kişide ekim sonrası belirli bir dönemde görülebilir. Süreç, yeni saçların çıkışıyla ilerler. Takip ve bakım bu dönemde önemlidir.</p>

<p><strong>Saç ekimi sonrası saçlar ne zaman çıkar?</strong><br />
Saç çıkışı kademelidir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte, sonuçlar zaman içinde belirginleşir.</p>

<p><strong>Saç ekimi belli olur mu?</strong><br />
Doğru saç çizgisi tasarımı, doğal açı-yön ve dengeli yoğunlukla hedef, “belli olmayan” bir sonuçtur. İtalyan çizgisi yaklaşımı bu doğallığı destekler.</p>

<p><strong>İtalyan Çizgisi Saç Ekimi kimler için uygundur?</strong><br />
Özellikle ön saç çizgisinde doğal geçiş ve yüz oranına uygun tasarım isteyen kişiler için planlanabilir. Uygunluk, yüz oranları ve dökülme haritasına göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>Kadınlarda saç ekimi yapılır mı?</strong><br />
Uygun vakalarda yapılabilir. Dökülmenin tipi ve donör alan planlaması belirleyicidir.</p>

<p><strong>Tepe bölgesine saç ekimi olur mu?</strong><br />
Olabilir. Tepe bölgesi (vertex) yoğunluk ve yön planlaması açısından özen ister.</p>

<p><strong>Donör bölge zayıflar mı?</strong><br />
Doğru alım planıyla doğal görünüm korunur. Aşırı alım, donör görünümünü olumsuz etkileyebilir.</p>

<p><strong>Saç ekimi sonrası yıkama ne zaman yapılır?</strong><br />
Bakım protokolü merkezin yönlendirmesine göre yapılmalıdır. Erken dönemde doğru yıkama tekniği önemlidir.</p>

<p><strong>Saç ekimi sonrası şapka takılır mı?</strong><br />
Erken dönemde sürtünme riskine dikkat edilir. Ne zaman ve nasıl kullanılacağı, iyileşme sürecine göre planlanır.</p>

<p><strong>Saç ekimi sonrası spor ne zaman yapılır?</strong><br />
Ağır aktiviteler genellikle erken dönemde ertelenir. Uygun zamanlama kişiye göre değişir.</p>

<p><strong>Saç ekimi fiyatları neden değişiyor?</strong><br />
Greft sayısı, yöntem, klinik standartları, ekip deneyimi ve takip hizmeti fiyatı etkiler. Sağlıklı kıyas için “paket içeriği” mutlaka netleştirilmelidir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/sac-ekimi-rehberi-dogal-sonuc-dogru-plan-ve-esteworldde-italyan-cizgisi-yaklasimi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/basliksiz-1-kurtarildi-93.jpg" type="image/jpeg" length="15333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hanelerin Sağlık Harcamaları ve Fiziksel Aktivite Eğilimleri Açıklandı]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/hanelerin-saglik-harcamalari-ve-fiziksel-aktivite-egilimleri-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/hanelerin-saglik-harcamalari-ve-fiziksel-aktivite-egilimleri-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Sağlık Modülü verilerini paylaştı. Buna göre, hanelerin sağlık harcamalarının yükü gelir gruplarına göre farklılık gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>Doktor Muayene ve Tedavi Harcamaları</h3>

<p>2025 yılında hanelerin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%6,1’ine doktor muayene ve tedavi harcamaları çok yük getirdi</p>
 </li>
 <li>
 <p>%50,2’sine biraz yük getirdi</p>
 </li>
 <li>
 <p>%40,9’una ise yük getirmedi</p>
 </li>
</ul>

<p>Diş muayene ve tedavi harcamalarında ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%5,3 çok yük</p>
 </li>
 <li>
 <p>%37,2 biraz yük</p>
 </li>
 <li>
 <p>%28,9 yük getirmedi</p>
 </li>
</ul>

<p>İlaç harcamaları için:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%5,0 çok yük</p>
 </li>
 <li>
 <p>%50,9 biraz yük</p>
 </li>
 <li>
 <p>%44,0 yük getirmedi</p>
 </li>
</ul>

<h3>Gelir Gruplarına Göre Harcama Farklılıkları</h3>

<p>Diş muayene ve tedavisine harcama yapmayan hanelerin oranı gelir grubuna göre değişti:</p>

<ul>
 <li>
 <p>En düşük %20’lik gelir grubu: %45,4</p>
 </li>
 <li>
 <p>En yüksek %20’lik gelir grubu: %25,5</p>
 </li>
</ul>

<p>Hanelere sağlık harcamalarının yükü ise özellikle düşük gelir gruplarında daha belirgin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>En düşük %20’lik gelir grubunda doktor muayene ve tedavisi %62,9, diş muayenesi %37,6, ilaç harcaması %65,5 hanelere yük getirdi</p>
 </li>
 <li>
 <p>En yüksek %20’lik gelir grubunda ise doktor muayenesi %53,0, diş muayenesi %38,0, ilaç harcaması %59,5 hanelere yük getirmedi</p>
 </li>
</ul>

<h3>Çalışma Hayatında Fiziksel Aktivite</h3>

<p>15 yaş ve üstü çalışanların iş yoğunluğu incelendiğinde:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%29,4 oturarak</p>
 </li>
 <li>
 <p>%45,5 ayakta durarak</p>
 </li>
 <li>
 <p>%18,7 yürüyerek veya orta düzey fiziksel aktiviteyle</p>
 </li>
 <li>
 <p>%6,4 ağır iş veya ağır fiziksel aktiviteyle çalışıyor</p>
 </li>
</ul>

<p>Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki fertlerde oturarak çalışanların oranı %17,2, ağır iş yapanların oranı %11,2 iken, risk altında olmayan fertlerde oturarak çalışanlar %31,7 olarak kaydedildi.</p>

<h3>Boş Zaman ve Fiziksel Aktivite</h3>

<p>15 yaş ve üstü fertlerin boş zaman ve fiziksel aktiviteye ayırdığı süre:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%63,3 hiç zaman ayırmıyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Haftada en az 1 kez fiziksel aktivite yapanlar toplam %35,4</p>
 </li>
</ul>

<h3>Günlük Yaşamda Zorluklar</h3>

<p>Araştırmaya katılan fertlerin çoğu günlük faaliyetlerinde sorun yaşamıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>İletişimde zorlanan: %2,2</p>
 </li>
 <li>
 <p>Öz bakımda zorlanan: %0,5</p>
 </li>
 <li>
 <p>En çok zorlanılan alanlar: görme %17,3, yürüme %15,2, hatırlama %12,6</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/hanelerin-saglik-harcamalari-ve-fiziksel-aktivite-egilimleri-aciklandi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/basliksiz-1-kurtarildi-81.jpg" type="image/jpeg" length="77543"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. İhsan Hubbezoğlu Depremlerden İlham Alarak İmplant Gereksinimini Nasıl Azalttı?]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/prof-dr-ihsan-hubbezoglu-depremlerden-ilham-alarak-implant-gereksinimini-nasil-azaltti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/prof-dr-ihsan-hubbezoglu-depremlerden-ilham-alarak-implant-gereksinimini-nasil-azaltti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Hubbezoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından geliştirdiği yenilikçi diş tedavi yöntemiyle implant gereksinimini azaltan bir uygulamaya imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fiber teknolojisinden esinlenilerek geliştirilen teknik, yalnızca kökü kalmış dişlerin dahi yeniden işlevsel hale getirilmesini sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık iki yıl süren araştırma ve geliştirme çalışmalarının ürünü olan “Cam Fiber Post ve Direkt Kompozit Lamina” tekniği, çene kemiğine vida yerleştirilmesini gerektiren implant tedavisine alternatif sunuyor. Yöntem sayesinde mevcut diş kökü korunarak hem estetik hem de dayanıklı sonuçlar elde edilebiliyor.</p>

<h3>Doğal Dişi Korumaya Odaklanıyor</h3>

<p>Prof. Dr. Hubbezoğlu, geliştirdiği yöntemin temelinde minimal invaziv yaklaşımın yer aldığını belirterek, “Amaç, hastanın kendi diş dokusunu mümkün olduğunca korumak. Sağlam kök yapısı bulunan ancak üst kısmı büyük oranda kaybedilmiş dişleri fiber destekli sistemle yeniden ayağa kaldırabiliyoruz” dedi.</p>

<p>Uygulamanın çoğu vakada anestezi gerektirmediğini ifade eden Hubbezoğlu, tedavinin ortalama dört seansta tamamlanabildiğini kaydetti. Hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini vurgulayan Hubbezoğlu, yöntemin hem estetik hem de fonksiyonel açıdan tatmin edici sonuçlar sunduğunu dile getirdi.</p>

<h3>Yurt Dışından İlgi</h3>

<p>Almanya’dan tedavi için gelen bir hasta ise daha önce implant ve zirkonyum kaplama planlaması yapıldığını, ancak yeni teknik sayesinde birkaç gün içinde sağlıklı dişlere kavuştuğunu belirtti. Hasta, sürecin ağrısız ve hızlı ilerlemesinden memnun kaldığını ifade etti.</p>

<h3>Gelecekte Daha Fazla Tercih Edilecek</h3>

<p>Uzmanlara göre, doğal diş yapısını korumayı esas alan bu tür minimal invaziv uygulamalar önümüzdeki dönemde diş hekimliğinde daha yaygın hale gelecek. Özellikle implant maliyetlerinin ve cerrahi işlemlerin hastalar açısından oluşturduğu yük düşünüldüğünde, alternatif tedavi yöntemlerinin önemi artıyor.</p>

<p>Geliştirilen Cam Fiber Post ve Direkt Kompozit Lamina tekniğinin, hem hasta konforu hem de biyolojik doku korunumu açısından önemli bir adım olduğu değerlendiriliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/prof-dr-ihsan-hubbezoglu-depremlerden-ilham-alarak-implant-gereksinimini-nasil-azaltti</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/basliksiz-1-208.jpg" type="image/jpeg" length="72852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaklaşık bin katılımcı ve 100’ün üzerinde firma Antalya’da buluştu]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/yaklasik-bin-katilimci-ve-100un-uzerinde-firma-antalyada-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/yaklasik-bin-katilimci-ve-100un-uzerinde-firma-antalyada-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokman Group çatısı altında Lokman Ecza Deposu ve Tane Itriyat tarafından 13’üncü kez düzenlenen Eczacımın Dijital Dünyası-Değişimin Şifası etkinliği, güçlü bir organizasyon başarısı sergileyerek tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da gerçekleşen organizasyon, yaklaşık bin katılımcı ve 100’ün üzerinde firmanın katılımıyla yaklaşık 700 milyon liralık ticari hacim yarattı; eczacılık ekosisteminde doğru modelin sahadaki karşılığını ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="1685" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/lokman-group-yk-baskani-hatice-oz-2.jpg" width="1124" /></p>

<p>Lokman Group çatısı altında Lokman Ecza Deposu ve Tane Itriyat tarafından 13’üncü kez düzenlenen <em>Eczacımın Dijital Dünyası-Değişimin Şifası</em> etkinliği, Antalya’da sektörün yoğun katılımıyla, eczacılık ekosisteminde güçlü bir sinerji yaratarak ve yüksek ticari etki üreterek başarıyla tamamlandı. Yaklaşın bin katılımcı ve 100’ün üzerinde firmanın yer aldığı etkinlikte binlerce ürünün tanıtımı, lansmanı ve satışı gerçekleştirildi. Organizasyon, yaklaşık 700 milyon lira ciro ile hedeflerin üzerinde bir ekonomik değer üretirken, eczacılar ve firmalar arasında kurulan güçlü iş birlikleriyle sektörel etkileşimi derinleştirdi. Lokman Ecza Deposu, ilaç dışı ürünlerde Türkiye genelinde eczanelere hizmet veren en çeşitli depolardan biri olarak, eczacıların sürdürülebilir gelir modelleri oluşturmasına katkı sunmayı hedefliyor. 13 yıldır 100’ün üzerinde farklı firmayı eczacılarla buluşturan organizasyon sayesinde, yeni ürünler doğrudan eczacıların hizmetine sunulurken; topluma eczacı danışmanlığıyla ulaşan sağlık ürünleri, toplum sağlığı açısından nitelikli bir değer zinciri oluşturuyor.</p>

<p><img height="1040" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/lokman-group-eczacimin-dijital-dunyasi-1.jpg" width="1560" /></p>

<p>Doğru modelin sahadaki karşılığını gördük</p>

<p>Etkinlik kapsamında ilk kez sektörle buluşan Lokman AI karakteri ve etkinlik alanından üretilen dijital içerikler, organizasyonun teknoloji odaklı yaklaşımını yansıtırken, katılımcılara deneyim odaklı ve yenilikçi bir etkileşim alanı sundu. Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz, organizasyon sonrası yaptığı değerlendirmesinde, “Eczacılığı bugünün ihtiyaçlarının ötesine taşıyarak, geleceğin sağlık ekosistemine göre konumlandırıyoruz. Eczacımın Dijital Dünyası organizasyonunu; eczacının ticari gücünü, mesleki yetkinliğini ve dijital kaslarını birlikte geliştiren bir dönüşüm platformu olarak kurguluyoruz. Yaklaşık olarak 700 milyon liralık ekonomik hacim Lokman Group olarak bizim açımızdan bir sonuç değil; doğru model ve doğru iş birlikleriyle sektörümüzün nasıl ölçeklenebileceğinin güçlü bir göstergesi” dedi.</p>

<p><img height="1228" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/lokman-group-e-d-d-face-recognition-gorsel.jpg" width="1840" /></p>

<p>Eczacımın Dijital Dünyası 2027 için hazırlıklar başladı</p>

<p>Sektörden gelen güçlü geri bildirimlerin, organizasyonun oluşturduğu güven zeminini ve karşılık bulan modelini net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Öz, Eczacımın Dijital Dünyası’nın gelecek yıllarda daha fazla uluslararası marka ve iş ortağını kapsayacak şekilde büyütüleceğini belirtti. Lokman Group, eczacıların mesleki gücünü destekleyen ve sektörü geleceğe taşıyan buluşmayı geliştirerek sürdürmeyi hedeflerken, Eczacımın Dijital Dünyası 2027 için hazırlıkların başladığını da kamuoyuyla paylaştı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İş Dünyası, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/yaklasik-bin-katilimci-ve-100un-uzerinde-firma-antalyada-bulustu</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/lokman-group-y-k-baskani-hatice-oz-ortada-toplu-1.jpg" type="image/jpeg" length="11404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın A Millî Futbol Takımı’ndan Kanser Farkındalığına Anlamlı Ziyaret]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/kadin-a-milli-futbol-takimindan-kanser-farkindaligina-anlamli-ziyaret</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/kadin-a-milli-futbol-takimindan-kanser-farkindaligina-anlamli-ziyaret" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sporun ve sağlığın birleştirici gücü olan Medicana, Kadın A Millî Futbol Takımı ile kanser farkındalığına dikkat çekti. Kadın A Millî Futbol Takım Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası, oyuncularıyla birlikte Medicana Ataköy Hastanesi Onkoloji Bölümü’nde tedavi gören hastalarla bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ziyaret kapsamında milli sporcular, hastalar için kaleme aldıkları mektupları takdim ederek moral ve motivasyon desteğinde bulundu.</p>

<p><img height="640" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/17c21f32077e4eb29f8e66134f7c8043.jpg" width="960" /></p>

<p>Sporun birleştirici gücü bu kez sağlık için sahaya çıktı; millî oyuncular, kanser farkındalığına dikkat çekmek amacıyla Medicana Ataköy Hastanesi’nde anlamlı bir buluşmaya imza attı. Kadın A Millî Takım Teknik Direktörü <strong>Necla Güngör Kıragası</strong> ve oyuncuları Melike Öztürk, Busem Şeker, Meryem Küçükbirinci ve İpek Kaya hastanenin onkoloji bölümünü ziyaret ederek kanser hastalarına tüm takımın kendi el yazısıyla yazdığı mektupları takdim etti.</p>

<p><img height="640" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/3e992b6b04d046e0a6113eee43bfaa10.jpg" width="960" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyaretin ardından kanser farkındalığına yönelik özel bir seminer düzenlendi. Moderatörlüğünü Medicana Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk’un yaptığı seminerin açılış konuşmasını Medicana Ataköy Hastanesi Genel Müdürü Dr. Necip Kozalı yaptı. Seminerde Medicana Ataköy Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erkan Doğan, Doç. Dr. Nilay Şengül, Klinik Psikolog Beldem Sekban ve Kadın A Millî Takım Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası konuşmacı oldu.<strong> </strong></p>

<p><img height="640" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/565fe147a60c4979976801d7c77bccf4.jpg" width="960" /></p>

<p><strong>“Futbol, sesimizi duyurmak için bir araç”</strong></p>

<p>Futbolun spordan ibaret olmadığını vurgulayan Teknik Direktör Necla Güngör Kıragası, “Şu bir gerçek: Futbol çok önemli bir oyun ve spor branşı ama aynı zamanda bizim için çok önemli bir araç. Sesimizi çok fazla insana duyurabiliyoruz, dikkat çekebiliyoruz. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz ama buradaki farkındalığı oluşturabilmenin de bizim görevimiz olduğunu düşünüyoruz. Millî Takım formasını giydiğimiz her an bu bilinçle hareket ediyoruz. O yüzden bizim için çok kıymetli, asla unutmayacağımız anlara şahit olmuş olduk” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Cad9293Bee2D43Cebc485840A74Fd0E2-2" class="detail-photo img-fluid" height="640" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/cad9293bee2d43cebc485840a74fd0e2-2.jpg" width="960" /></p>

<p><strong>“Kanser tedavilerinde son 20 yılda çığır açıcı gelişmeler yaşandı”</strong></p>

<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkan Doğan, son 20 yılda kanser tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Son 20 yıldaki gelişmeler, çığır açıcı gelişmeler. Biz kanserin ciddi genetik alt yapısına kadar bazı şeyleri öğrenebildik. Bazı şeyleri çözmeye başladık. Onlarca akıllı ilaç, hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ortaya çıktı. İmmünoterapilere 2018 yılında Tıp Ödülü verildi. Ama aynı immünoterapi, bir hastada çok faydalı olup hastalığı tamamen ortadan kaldırırken, başka hastada aynısını yapamadığını görüyoruz. Bu da şunu gösteriyor: Kanser sandığımız gibi kolayca çözülebilen, DNA’sını bilseniz bile bir ilaç verip kurtarabileceğiniz bir hastalık değil. Çünkü tümör veya kanser hücreleri çok akıllı. Sizin belirlediğiniz bir tedaviye çok hızlı cevap verip kendini değiştirme ve geliştirebilme kabiliyetine sahip. Bundan dolayı kanser hücreleriyle ilgili bilmediğimiz çok şey var. Ancak bilim çok hızlı ilerliyor.”</p>

<p><img height="640" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/d8d7b03445764a47a947b212ef034017.jpg" width="960" /></p>

<p><strong>Erken tanı hayat kurtarıyor</strong></p>

<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Nilay Şengül ise, kanser tedavisinde erken tanının önemine dikkat çekerek, “Bu organizasyonun amacı 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle kansere farkındalığı oluşturmak. Çünkü kanser bir halk sağlığı problemi ve halkın da bilinçlenmesi ve farkında olması gerekiyor. Birçok erken tanıma programı var. Türkiye’de de halk sağlığı merkezlerinde, KETEM’lerde bu tarama programları ücretsiz. Kanserde erken tanı hayat kurtarıyor, nüksetmiyor. İleri evrede tanı konulduğunda ise hem hasta için hem de bizim için daha zor oluyor. O yüzden erken tanının önemini vurgulamak istiyoruz. Birçok yenilikçi tedavi süreçleri var artık. Hedefe yönelik tedaviler, kişiye özel tedaviler, immünoterapiler var. Bu sayede hastaları çok çok uzun süre yaşatabiliyoruz” dedi.</p>

<p><img height="547" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/ed23ddb5870c4486abb71a50cd9cab10.jpg" width="960" /></p>

<p><strong>Kanser sadece fiziksel değil pek çok süreci içinde barındıran bir durum</strong></p>

<p>Klinik Psikolog Beldem Sekban ise, “Kanser sadece fiziksel değil pek çok süreci içinde barındıran bir durum. Kişinin hayatı yeniden anlamlandırdığı bir dönem olan tedavi sürecinde pek çok destek gerekiyor. Kişinin bununla baş etme yollarıyla ilgili, aileye nasıl davranılması gerektiğine dair psikolojik destek alınması önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.</p>

<p><img height="640" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/02/f750b8f45da7464a8cfe90a7de135807.jpg" width="960" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık, Spor</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/kadin-a-milli-futbol-takimindan-kanser-farkindaligina-anlamli-ziyaret</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 23:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/ef33eb5733e141dca9975d624740d242.jpg" type="image/jpeg" length="81001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu'ndan 2026 KPSS sonrası alım yapılacak açıklaması]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/saglik-bakani-memisoglundan-2026-kpss-sonrasi-alim-yapilacak-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/saglik-bakani-memisoglundan-2026-kpss-sonrasi-alim-yapilacak-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, personel alımlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Canlı yayında soruları yanıtlayan Memişoğlu, 2026 KPSS sonrasında yeni personel alımına çıkacaklarını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, 2025 yılında 2024 KPSS sonuçlarına göre 37 bin hekim dışı personel alımı yapıldığını hatırlatarak, iki yıl içinde iki ayrı alım gerçekleştirildiğini söyledi. Bu kez 2026 KPSS’si sonrasında alım yapılacağını belirten Memişoğlu, “Hedefimiz 2026 KPSS’si ile 2026 yılında alım yapmak. Böylece son iki yılda mezun olan gençlerimizin de hakkını korumuş olacağız.” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Aile hekimi sayısı 45 bine çıkarılacak</strong></h3>

<p>Sağlık hizmetlerindeki planlamalara da değinen Memişoğlu, Türkiye genelinde yaklaşık 30 bin aile hekiminin görev yaptığını belirterek, bu sayıyı 40-45 bin bandına yükseltmeyi hedeflediklerini açıkladı.</p>

<p>Aile hekimlikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri aracılığıyla yürütülen tarama çalışmalarına dikkat çeken Memişoğlu, 15 milyon kişinin aile hekimleriyle yeniden temas kurduğunu söyledi. Kronik hastalıkların erken teşhisi için yapılan çalışmalar kapsamında 32 milyon kişiye ulaşıldığını belirten Bakan, yaklaşık 8 milyon kişide hastalık belirtileri oluşmadan erken tanı konulduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>21 milyon kişiye kanser taraması</strong></h3>

<p>Memişoğlu, 21 milyon vatandaşa kanser taraması yapıldığını ve 21 bin kişiye erken evrede kanser tanısı konulduğunu açıkladı. Vatandaşlara, ücretsiz hizmet sunan Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne başvurmaları çağrısında bulundu.</p>

<h3><strong>Sezaryen oranında düşüş</strong></h3>

<p>Türkiye’de son bir yılda primer sezaryen oranının yüzde 12,3 azaldığını belirten Memişoğlu, “Tıbbi gereklilik varsa sezaryen elbette yapılır. Ancak doğal ve sağlıklı olan normal doğumdur.” dedi. Türkiye’de her 100 doğumdan 50’den fazlasının sezaryenle gerçekleştiğini ifade eden Bakan, ilk doğumlarda sezaryen oranının yüzde 35-40 seviyesinde olduğunu, tıbbi gereklilik oranının ise yüzde 15 civarında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Doğum Eylem Planı kapsamında ebe danışmanlığı uygulamasının başlatıldığını aktaran Memişoğlu, özellikle ilk kez anne olacak kadınlara gebeliğin son üç ayında birebir destek sağlandığını belirtti. Ayrıca “Anne Yolculuğu” adlı mobil uygulamayla annelere bebek bakımı konusunda rehberlik edildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Sigara ile mücadele çağrısı</strong></h3>

<p>Sigara kullanım oranlarına da değinen Memişoğlu, Türkiye’de nüfusun yüzde 32,4’ünün sigara kullandığını, erkeklerde bu oranın yüzde 46’yı aştığını söyledi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın temel nedeninin tütün kullanımı olduğuna dikkat çeken Bakan, Ramazan ayı öncesinde sigarayı bırakma çağrısı yaptı. Ücretsiz danışmanlık ve ilaç desteği sağlandığını hatırlatarak vatandaşları Alo 171 ve Alo 191 hatlarını aramaya davet etti.</p>

<h3><strong>“Randevu sorunu kalmadı”</strong></h3>

<p>Türkiye’nin sağlık sisteminin erişilebilirliğine vurgu yapan Memişoğlu, kişi başına düşen yıllık başvuru sayısının 12,2 olduğunu, Avrupa ortalamasının ise 6,5 seviyesinde bulunduğunu söyledi.</p>

<p>79 branşın 72’sinde, 81 ilde aynı gün randevu verilebildiğini belirten Bakan, “Bugün artık randevu sorunu Türkiye’de kalmamış durumda.” dedi. Aile hekimlerinin gerekli gördükleri durumlarda istedikleri branş için randevu oluşturabildiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p>Memişoğlu ayrıca 2027-2028 döneminde sağlık teknolojileri ve cihazlarının yerli üretimine yönelik iddialı hedefler koyduklarını belirterek, “Dünyada ilk söylenecek sözleri bizim sağlıkçılarımız söyleyecek.” ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/saglik-bakani-memisoglundan-2026-kpss-sonrasi-alim-yapilacak-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 22:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/memisoglu.jpg" type="image/jpeg" length="98693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Diyabet Hastalarına Sağlıklı Beslenme Rehberi]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/ramazanda-diyabet-hastalarina-saglikli-beslenme-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/ramazanda-diyabet-hastalarina-saglikli-beslenme-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında oruç tutmak isteyen diyabet hastalarının mutlaka doktor kontrolünden geçmesi gerektiğini belirten Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, hastalığın tipi, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden rahatsızlıkların bu süreçte belirleyici olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>Doktor Onayı Şart</h3>

<p>Uzun süren açlık sürecinde kan şekerinin düşebileceğine dikkat çeken Köksal, her diyabet hastasının durumunun farklı olduğunu vurguladı. Diyabetin tipi, insülin ya da ilaç kullanımı, hipertansiyon ve kalp hastalığı gibi ek sağlık sorunları, oruç tutma kararında önemli rol oynuyor.</p>

<p>Kan şekeri dengesi iyi seyreden ve hekimi tarafından uygun görülen hastalar, gerekli önlemleri alarak oruç tutabiliyor. Ancak bu süreçte düzenli kan şekeri ölçümü büyük önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Sahurda Tok Tutan Besinler Tercih Edilmeli</h3>

<p>Sahur öğününde:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çavdar veya tam buğday ekmeği</p>
 </li>
 <li>
 <p>Az yağlı peynir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yumurta</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zeytin</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bol yeşillik</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 bardak süt veya ayran</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 porsiyon meyve</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi posadan zengin ve uzun süre tok tutan besinlerin tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<h3>İftarda Ani Yüklenmeden Kaçının</h3>

<p>Orucun:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Önce salata ve bir kase çorba ile açılması,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ardından 10–15 dakika ara verilmesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Daha sonra ana yemeğe geçilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>ani kan şekeri yükselmelerini önlemeye yardımcı oluyor.</p>

<h3>Ara Öğün ve Sıvı Tüketimi Önemli</h3>

<p>Gece ara öğününde:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Meyve</p>
 </li>
 <li>
 <p>Süt veya yoğurt</p>
 </li>
 <li>
 <p>Az miktarda fındık, badem, ceviz</p>
 </li>
</ul>

<p>tercih edilebilir.</p>

<p>İftardan sahura kadar olan sürede ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bol su</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şekersiz komposto</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayran</p>
 </li>
 <li>
 <p>Süt</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şekersiz çay</p>
 </li>
</ul>

<p>tüketilmesi öneriliyor.</p>

<h3>Egzersiz Konusunda Dikkat</h3>

<p>Hipoglisemi riskini artırabileceği için Ramazan boyunca yoğun egzersizlerden kaçınılmalı, fiziksel aktiviteler daha hafif tempoda planlanmalı.</p>

<p>Uzmanlar, diyabet hastalarının Ramazan sürecinde en önemli kuralının düzenli kan şekeri takibi ve doktor kontrolü olduğunu hatırlatıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/ramazanda-diyabet-hastalarina-saglikli-beslenme-rehberi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/ramazanda-saglikli-beslenme-hurma-250304114212.jpg" type="image/jpeg" length="76532"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gerçek dışı içerikler çocukları tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/gercek-disi-icerikler-cocuklari-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/gercek-disi-icerikler-cocuklari-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, sosyal medyada hızla yayılan gerçek dışı ve yapay zekâ üretimi içeriklerin çocuklar ve gençler üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzunoğlu, “Gerçeklik algısı ile görünürlük birbirine karışıyor. Yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık artarken, eleştirel düşünme zayıflıyor” dedi.</p>

<p>We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan <strong>Dijital 2025 Türkiye Raporu</strong>’na göre Türkiye’de aktif internet kullanıcı sayısı 77,3 milyona ulaştı. Sosyal medya kullanıcı sayısı ise 60 milyona yaklaştı. Ekran başında geçirilen sürenin artmasıyla birlikte dijital içeriklerin etkisi de daha belirgin hale geldi.</p>

<h3>“AI slop” uyarısı</h3>

<p>Dr. Uzunoğlu, düşük kaliteli, hızlı tüketilen ve duygusal tepki üretmeye odaklı yapay zekâ içeriklerinin “AI slop” olarak adlandırıldığını belirterek, bu içeriklerin özellikle genç kullanıcıları olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.</p>

<p>Sosyal medya platformlarının doğruluktan ziyade etkileşim potansiyelini ödüllendirdiğine dikkat çeken Uzunoğlu, “Bugün platformlar içeriğin doğru olup olmadığına değil, ne kadar dolaşıma gireceğine bakıyor. Bu durum, manipülatif içeriklerin görünürlüğünü artırıyor” diye konuştu.</p>

<h3>“İki yönlü baskı artacak”</h3>

<p>Platformların önümüzdeki dönemde hem regülasyon baskısı hem de iş modellerini sürdürme kaygısıyla iki yönlü baskı altında kalacağını ifade eden Uzunoğlu, “Platformların ‘tarafsız aracı’ söylemi giderek inandırıcılığını yitiriyor. Mesele yalnızca yapay zekânın içerik üretmesi değil; hangi içeriğin öne çıkarıldığına dair editoryal tercihlerdir” dedi.</p>

<h3>“Gerçeklik, görünürlükle karıştırılıyor”</h3>

<p>Dijital ortamın kullanıcıyı düşünmeye değil hızlı tepki vermeye yönlendirdiğini belirten Uzunoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>“Sürekli akan içerik, bildirimler ve trend listeleri, değerlendirme sürecini refleksif tüketime dönüştürüyor. Bu ortamda ayırt etme ihtiyacı bastırılıyor. Çok izlenenin doğru, çok paylaşılanın değerli olduğu yönünde örtük bir öğrenme süreci oluşuyor. Uzun vadede bu durum eleştirel düşünmenin zayıflamasına ve yüzeysel bir dünya algısının normalleşmesine yol açabilir.”</p>

<p>Uzunoğlu, dikkat ekonomisi içinde büyüyen çocuk ve gençlerde sabır, derinlik ve bağlam gerektiren düşünme biçimlerinin geri planda kaldığını, bunun da öğrenme süreçlerini ve duygusal dayanıklılığı olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p>

<h3>Ailelere çağrı: Yasak değil, birlikte değerlendirme</h3>

<p>Sorunun yalnızca yasaklama ya da kontrol refleksiyle çözülemeyeceğini vurgulayan Uzunoğlu, ailelere şu önerilerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Çocukları dijital dünyadan izole etmek mümkün değil. Asıl ihtiyaç, içerikler üzerine birlikte konuşmak. Ne izlediklerinden çok, neden karşılarına çıktığını ve ne hissettirdiğini birlikte değerlendirmek önemli. Bu yaklaşım, çocukların sorgulama ve mesafe koyma becerilerini güçlendirir.”</p>

<p>Uzunoğlu, platformların çocuklara yönelik öneri sistemlerinde şeffaflık sağlaması, yaşa duyarlı algoritmalar geliştirmesi ve ülkeler düzeyinde muhatap alınabilir temsilcilikler bulundurmasının sansür değil, kamusal sorumluluk olduğunu ifade etti.</p>

<h3>Firmalara “güven” uyarısı</h3>

<p>Firmaların yapay zekâ içeriklerine karşı etiketleme, uyarı ve filigran gibi önlemler almaya başladığını belirten Uzunoğlu, bu uygulamaların şeffaflıkla desteklenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“‘Biz uyardık, gerisi kullanıcıya kalmış’ yaklaşımı sorunu çözmez. Kullanıcıların güvenini korumak için yalnızca etiketleme değil, içeriklerin neden ve nasıl öne çıkarıldığının da açıklanması gerekir. Şeffaflık olmadan güven inşa edilemez” dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/gercek-disi-icerikler-cocuklari-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/yapas-zeka-a.jpg" type="image/jpeg" length="98195"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
