<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ekovitrin Haber</title>
    <link>https://www.ekovitrin.com</link>
    <description>Türkiye ve dünyadan güncel ekonomi, finans, borsa, turizm, sağlık, iş dünyası ve politika haberleri ekovitrin.com farkıyla sizlerle</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekovitrin.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 28 May 2026 02:02:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağımlılığın Türkiye’ye Yıllık Faturası: 75 Milyar Dolar!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/bagimliligin-turkiyeye-yillik-faturasi-75-milyar-dolar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/bagimliligin-turkiyeye-yillik-faturasi-75-milyar-dolar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, Gençlik Buluşması ve Yeşilay Fest programı kapsamında geldiği Samsun’da çarpıcı açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nde (YEDAM) düzenlenen basın toplantısında konuşan Dinç, Türkiye’de bağımlılıklar nedeniyle her yıl 75 milyar dolar ekonomik kayıp yaşandığını belirterek, kumar ve tütün bağımlılığına karşı çok sert uyarılarda bulundu.</p>

<hr />
<h2>"Tek Gündemimiz İnsanımızın Bağımsızlığı"</h2>

<p>Yeşilay’ın 106 yıldır sadece bağımlılıkla mücadele ettiğini ve başka hiçbir gündemlerinin olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Mehmet Dinç, mücadeleyi bir "bağımsızlık meselesi" olarak gördüklerini belirtti. Dinç, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Bir milletin toprağı ne kadar mukaddesse insanı da o kadar mukaddestir. Vatanımızı savunmak için nasıl her türlü fedakarlığa hazırsak, çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak için de canımızı vermeye hazırız. 81 ilde, 120 şubemiz, 105 YEDAM merkezimiz, 188 Genç Yeşilay topluluğumuz ve 65 spor kulübümüzle her eve, her sokağa temas etmek için gece-gündüz çalışıyoruz."</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>"Tütün Bağımlılığı Normalleştiriliyor: Yılda 120 Bin Kayıp"</h2>

<p>YEDAM’lara yapılan başvurularda ilk sırada tütün bağımlılığının yer aldığını ifade eden Dinç, sigaranın toplumda tehlikeli bir şekilde normalleştirildiğine dikkat çekti.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>En Büyük Can Kaybı:</strong> "Diğer bağımlılıklara razıyız, tütüne razı olalım" algısının çok yanlış olduğunu belirten Dinç, <i>"Bu memlekette her yıl 120 bin insanımızı tütüne bağlı hastalıklardan kaybediyoruz. Hiçbir bağımlılıkta bu kadar büyük bir kaybımız yok"</i> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<hr />
<h2>Kumar Bağımlılığına Savaş: "Yasal ya da Yasa Dışı Fark Etmez"</h2>

<p>Samsun’da ve Türkiye genelinde kumar bağımlılığı başvurularında ciddi bir artış yaşandığını belirten Dinç, kumar endüstrisinin çocuklara ve gençlere spor, sinema, oyunlar ve sosyal medya kanalları üzerinden "şans", "talih", "bahis" gibi masumlaştırılmış isimlerle ulaştığını vurguladı.</p>

<h3>"En Büyük Ekonomik Kayıp Kumardan"</h3>

<p>Bağımlılıkların ekonomiye etkisi üzerine hazırladıkları rapordaki verileri paylaşan Yeşilay Başkanı, ürkütücü tabloyu şu sözlerle özetledi:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>75 Milyar Dolarlık Kayıp:</strong> "Her yıl bağımlılıklar nedeniyle 75 milyar dolar para kaybediyoruz. Bu para ülkemizin kalkınması için kullanılsa ne kadar büyük problemlerimizin çözüleceğini sizlerin takdirine bırakıyorum. Bu kayıptaki en büyük kara delik ise kumar bağımlılığıdır."</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Geçiş Köprüsü Yasal Kumar:</strong> Yasal ve yasa dışı kumar ayrımını kabul etmediklerini belirten Dinç, <i>"Yasa dışı kumara başlayanların başlangıç aşaması genelde yasal kumar siteleri oluyor. Bizim için kumar kumardır"</i> dedi.</p>
 </li>
</ul>

<hr />
<h2>Bağımlılıkla Mücadele Üst Kurulu'na 3 Kritik Teklif</h2>

<p>Kumarın ulaşılabilirlik kanallarını daraltmak adına devlet kademelerinde önemli adımlar attıklarını ifade eden Doç. Dr. Mehmet Dinç, Bağımlılıkla Mücadele Üst Kurulu’na sundukları ve hayata geçen 3 önemli gelişmeyi aktardı:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Atılan Adımlar</strong></td>
   <td><strong>Mevcut Durum / Hedef</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Reklam Kısıtlaması</strong></td>
   <td>Spor müsabakaları hariç toplu alanlarda kumar reklamları yasaklandı. Yeşilay, reklamların tıpkı alkol ve tütün gibi <strong>tamamen yasaklanmasını</strong> talep ediyor.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Banka Uygulamaları</strong></td>
   <td>Kamu bankalarının mobil uygulamalarındaki kumar/şans oyunu oynama özellikleri kaldırıldı. Sırada özel bankalar var.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Gelire Paralel Kredi</strong></td>
   <td>Kontrolsüz borçlanmayı ve büyük aile yıkımlarını önlemek adına, kişinin gelirine uygun kredi modeli hayata geçirildi.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Doç. Dr. Mehmet Dinç, sadece "kendini koru" demenin yeterli olmadığını, hem arzı azaltacak yasal düzenlemelerin takipçisi olacaklarını hem de toplumu psikolojik ve sosyal olarak güçlendirmeye devam edeceklerini belirterek sözlerini noktaladı. Toplantıda Yeşilay Samsun Şube Başkanı Emre Güneş ve cemiyet üyeleri de hazır bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/bagimliligin-turkiyeye-yillik-faturasi-75-milyar-dolar</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-862.jpg" type="image/jpeg" length="65043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Modern Çağın İksiri: Normal Su Yerine Alkali Su İçersek Ne Olur?]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/modern-cagin-iksiri-normal-su-yerine-alkali-su-icersek-ne-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/modern-cagin-iksiri-normal-su-yerine-alkali-su-icersek-ne-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada paylaşılan bir “alkali su” tarifi dikkat çekti. Instagram’da yapılan paylaşımda, limon, tarçın, yeşil elma ve elma sirkesiyle hazırlanan karışımın gece boyunca bekletildiğinde “alkali suya dönüşeceği” iddia ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Paylaşımda yer alan tarife göre, 2 litre suyun içerisine dilimlenmiş bir limon, bir adet çubuk tarçın ve yarım yeşil elma ya da bir çay kaşığı elma sirkesi ekleniyor. İsteğe bağlı olarak maydanoz ve nane yapraklarının da kullanılabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Karışımın sabaha kadar bekletilmesi gerektiği ifade edilirken, hazırlanan suyun gün içerisinde sabah bir bardak, ardından iki saatte bir ve gece yatmadan önce tüketilmesi öneriliyor. Ayrıca her akşam malzemelerin yenilenmesi tavsiye ediliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre limonlu su, elma sirkesi ve benzeri karışımlar sağlıklı beslenmenin bir parçası olabilir ancak bunların vücudun pH dengesini ciddi şekilde değiştirdiğine dair güçlü bilimsel kanıt bulunmuyor. İnsan vücudu, özellikle kan pH’ını böbrekler ve akciğerler aracılığıyla zaten dengede tutuyor.</p>

<p>Ayrıca limon ve elma sirkesi doğrudan asidik maddeler arasında yer alıyor. Limonun metabolizma sonrası bazı “alkali yan ürünler” oluşturabileceği belirtilse de bunun kan pH’ını anlamlı şekilde değiştirmediği ifade ediliyor.</p>

<p>Bununla birlikte:</p>

<ul>
 <li>Limonlu su içmek sıvı tüketimini artırabilir,</li>
 <li>C vitamini sağlayabilir,</li>
 <li>Elma sirkesi bazı çalışmalarda kan şekeri kontrolüne sınırlı katkı gösterebilir.</li>
</ul>

<p>Ancak “detoks”, “vücudu alkalileştirme”, “hastalıkları önleme” gibi iddialar için yeterli bilimsel destek bulunmuyor.</p>

<h2>Evde basit malzemelerle kendi alkali suyunuzu hazırlamanız oldukça kolay.</h2>

<p>İşte en yaygın ve pratik üç farklı yöntem:</p>

<h3>1. Limonlu Alkali Su (En Doğal Yöntem)</h3>

<p>Limon asidiktir ancak vücuda girdiğinde metabolize edilerek <strong>anyonik</strong> hale gelir ve alkali bir etki yaratır.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Malzemeler:</strong> 1 litre su, 1 adet limon.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hazırlanışı:</strong> Limonu dilimleyin veya suyunu sıkıp suya ekleyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İpucu:</strong> Suyun etkisini artırmak için oda sıcaklığında 8-12 saat bekletmeniz önerilir.</p>
 </li>
</ul>

<h3>2. Karbonatlı Alkali Su (En Hızlı Yöntem)</h3>

<p>Karbonatın (Sodyum Bikarbonat) pH seviyesi oldukça yüksektir, bu da suyunuzu hızla alkali hale getirir.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Malzemeler:</strong> 1 litre su, yarım çay kaşığı karbonat (mümkünse eczanelerde satılan İngiliz karbonatı).</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hazırlanışı:</strong> Karbonatı suya ekleyin ve tamamen çözünene kadar karıştırın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dikkat:</strong> Tansiyon probleminiz veya sodyum kısıtlamanız varsa bu yöntemi uygulamadan önce bir uzmana danışmanızda fayda var.</p>
 </li>
</ul>

<h3>3. pH Damlaları Kullanmak</h3>

<p>Eğer dışarıdayken veya hızlıca hazırlamak isterseniz, eczanelerde satılan hazır pH damlalarını kullanabilirsiniz. Genellikle bir bardağa birkaç damla eklemek yeterli olur.</p>

<hr />
<h3>Küçük Bir Tavsiye</h3>

<p>Alkali su hazırlarken kullandığınız suyun <strong>filtre edilmiş</strong> veya kaliteli bir içme suyu olması önemlidir. Ayrıca suyu hazırladıktan sonra gün içinde tüketmeye özen gösterin</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/modern-cagin-iksiri-normal-su-yerine-alkali-su-icersek-ne-olur</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/glass-jar-with-lime-drink-1.jpg" type="image/jpeg" length="99743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin Wellbeıng Reçetesi: 650 Kişi Aynı Anda Meditasyon Yaptı!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/turkiyenin-wellbeing-recetesi-650-kisi-ayni-anda-meditasyon-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/turkiyenin-wellbeing-recetesi-650-kisi-ayni-anda-meditasyon-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumsal farkındalığı yükseltmeyi amaçlayan “Wellbeing ve Bütünsel Sağlık Derneği” tarafından düzenlenen Türkiye’nin ilk ve tek "Wellbeing Konferansı", dördüncü yılında 650 kişilik rekor katılımla adeta bir "iyilik hali şölenine" dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bireysel, kurumsal ve toplumsal halk sağlığını iyileştirmeyi hedefleyen <strong>Wellbeing ve Bütünsel Sağlık Derneği</strong>, 2 Mayıs Cumartesi günü <strong>The Grand Tarabya managed by Accor</strong> Oteli’nde dev bir organizasyona imza attı. Sabahın erken saatlerinden itibaren Balo Salonu’nu hızla dolduran yüzlerce kişi, toplumda "daha iyi hissetme hali"ne duyulan yoğun arayışın en güçlü kanıtı oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>İş, Finans ve Tıp Dünyasının Dev İsimleri Wellbeing İçin Buluştu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Wellbeing Uzmanı <strong>Hale Caneroğlu</strong>’nun canlı enerjisiyle sunulan konferans; Kariyer, Finans, İş Dünyası, Longevity, Sağlık Sektörü, Cilt Sağlığı, İş-Yaşam Dengesi, Egzersiz ve Müzik başlıkları altında 9 ayrı panelle gerçekleşti.</p>

<p></p>

<p>Açılış konuşmalarını Dernek Başkanı <strong>Ebru Şinik</strong> ve Philips Kişisel Sağlık META Genel Müdürü <strong>Sibel Yıldız</strong>'ın yaptığı konferansda, kendi alanlarında topluma mal olmuş 30 uzman isim panelist olarak yer aldı. Panellerde; <strong>Hülya Gedik, Dr. Yılmaz Argüden, Murat Sağman, Attila Köksal, Meri İstiroti, Eralp Arslankurt, Sanatçı Demet Tuncer, Kanun Virtüözü Ahmet Baran, Prof. Dr. Murat Aksoy, Cenk Akıncılar, Ayça Turgay</strong> ve <strong>Prof. Dr. Cahit Reha Yavuzer</strong> gibi değerli isimler ön plana çıkarken; gün boyunca wellbeing hali çok disiplinli bir bakış açısıyla ele alındı.</p>

<p></p>

<p><strong>650 Kişilik Dev Meditasyon ve Coşkulu Kapanış Konseri</strong></p>

<p>Konferansın en unutulmaz anları, teorik bilgilerin deneyime dönüştüğü anlar oldu. AFAA-Grup Fitness Eğitmeni Elçisi <strong>Noyan Dülek</strong> ile tüm salonun enerjisi kahkahalar eşliğinde "<i>Yaşamına Hareket Kat</i>" bölümüyle zirveye taşındı.</p>

<p></p>

<p>Ardından zihinleri tazelemek için <strong>Ebru Şinik</strong> önderliğinde 650 kişinin aynı anda gerçekleştirdiği "<i>Kalp-Beyin Korelasyonu Meditasyonu</i>" salonda eşsiz bir sükunet alanı yarattı.</p>

<p></p>

<p>Finalde ise tam bir coşku hakim oldu. Müzik ve Wellbeing panelinde sanatçı <strong>Demet Tuncer</strong>’in "Hıdrellez" şarkısı ve <strong>Ahmet Baran</strong>’ın enerjik konseri sırasında Dernek Yönetim Kurulu’nun sahneye çıkarak koro halinde eşlik etmesi tüm salonu ayağa kaldırdı.</p>

<p>Etkinlik boyunca kurulan imza köşesinde ise <strong>Attila Köksal</strong> ve <strong>Murat Sağman</strong>, son kitaplarını katılımcılar için ücretsiz olarak imzaladı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>"Wellbeing Genel Yaşam Kalitesinin Göstergesidir"</strong></p>

<p>Dernek Başkanı Ebru Şinik, bu büyük ilginin toplumdaki bilinç yükselmesini temsil ettiğini belirterek; <i>"Sağlıklı ve dengeli bir yaşam için bilimsel kaynaklara erişimi kolaylaştırmak ana misyonumuzdur. Kendine ve topluma değer katan herkesi bu ailenin bir parçası olmaya davet ediyoruz,"</i> dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Siz de daha iyi hissetmek için adım atmak ve ;</strong></p>

<p>· Sağlıklı ve dengeli bir yaşam tarzını destekleyen bilimsel kaynaklara ve uygulamalara çok daha kolay erişim sağlayarak, kişisel gelişiminize katkı sağlamak ve farkındalığınızı yükseltmek</p>

<p></p>

<p>· İyi yaşam hedeflerine sahip bireylerle bir araya gelerek toplumsal dayanışma ve destek ağının bir parçası olmak</p>

<p></p>

<p>· Dernek Eğitmenleri ve Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından sürekli düzenlenen eğitimler, webinar’lar ve etkinliklere ücretsiz katılma hakkına sahip olmak ve</p>

<p></p>

<p>· Toplumsal Wellbeing halini yükselten projelere gönüllü katılma fırsatını yakalayarak, topluma bilinçli olarak katkı sağlamak</p>

<p></p>

<p>isterseniz, ülkemizin ilk ve tek <strong>Wellbeing Derneği’ne üye olarak</strong> bu fırsatlardan faydalanabilir, hem kendi esenlik halinize yatırım yapar, hem de toplumsal wellbeing halinin yükselmesine katkıda bulunabilirsiniz.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/turkiyenin-wellbeing-recetesi-650-kisi-ayni-anda-meditasyon-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/30d839.png" type="image/jpeg" length="49059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de obezite alarmı: Kadınlarda Avrupa birincisiyiz!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/turkiyede-obezite-alarmi-kadinlarda-avrupa-birincisiyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/turkiyede-obezite-alarmi-kadinlarda-avrupa-birincisiyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OECD ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye, kadınlarda Avrupa’nın en yüksek obezite oranına sahip ülkesi haline geldi. Uzmanlar, artan vaka sayılarının yalnızca estetik değil; kalp, böbrek, metabolizma ve yaşam süresini doğrudan etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturduğunu belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Bilbay, obezitenin son 40 yılda Türkiye’de çarpıcı biçimde arttığına dikkat çekerek, 1975 yılında yüzde 8,6 olan obezite oranının 2016 itibarıyla yüzde 32,1’e yükseldiğini söyledi. Bilbay, mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2030 yılına kadar Türk kadınlarının yarısının, erkeklerin ise yaklaşık üçte birinin obeziteyle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzmanlara göre obezite, artık yalnızca “fazla kilo” problemi olarak değerlendirilmiyor. Kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve eklem rahatsızlıklarıyla doğrudan bağlantılı olan hastalık, dünya genelinde giderek büyüyen bir sağlık yükü oluşturuyor.</p>

<p>Yeni nesil tedavilerin ise umut verici sonuçlar sunduğu belirtiliyor. Son dönemde gündemde olan semaglutid ve tirzepatid içerikli ilaçların, vücudun doğal tokluk hormonlarını taklit ederek iştah kontrolüne yardımcı olduğu kaydedildi. Klinik araştırmalarda semaglutid kullanan bireylerin yaklaşık 16 ay içinde vücut ağırlıklarının ortalama yüzde 15’ini kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımına karşı da uyarıyor. Söz konusu tedavilerin yalnızca belirli kriterlere uygun hastalarda, doktor kontrolünde uygulanması gerektiği vurgulanırken; sosyal medya veya kaçak yollar üzerinden temin edilen ürünlerin ciddi sağlık riskleri taşıdığı ifade ediliyor.</p>

<p>Dr. Bilbay, kalıcı kilo kontrolü için yalnızca ilaç kullanımının yeterli olmadığını belirterek; dengeli beslenme, yeterli protein alımı, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve stres yönetiminin tedavinin ayrılmaz parçaları olduğunu söyledi. Özellikle hızlı kilo kaybında kas kaybı riskine dikkat çeken Bilbay, sürdürülebilir ve kontrollü bir sürecin önemine işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, obeziteyle mücadelede kişiye özel beslenme programları, düzenli takip ve bilimsel yöntemlerle ilerlenmesinin uzun vadeli başarı açısından kritik olduğunun altını çiziyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/turkiyede-obezite-alarmi-kadinlarda-avrupa-birincisiyiz</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-844.jpg" type="image/jpeg" length="34606"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yemek yerken mavi tabak kullanın!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/yemek-yerken-mavi-tabak-kullanin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/yemek-yerken-mavi-tabak-kullanin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, mavi rengin beyinde doğal bir ‘dur’ sinyali oluşturduğunu belirterek, sadece tabak rengini maviyle değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın ve kalori alımını yüzde 30 azaltmanın mümkün olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sadece tabak rengini değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın mümkün olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Doğada mavi renkli gıdalar oldukça nadirdir. Evrimsel süreçte insanlar mavi, mor ya da siyah tonları genellikle zehirli veya yenilemez olarak algılamıştır. Bu durum beynimizde doğal bir ‘dur’ sinyali oluşturur" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="600" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/a-w706076-01.jpg" width="460" /><br />
Yemek ile tabak arasındaki renk kontrastının porsiyon algısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Erden, beyaz tabakta açık renkli bir yemek porsiyonu olduğundan küçük algılanabileceğini ancak mavi tabak, çoğu yemekle yüksek kontrast oluşturarak porsiyonu daha net görmemizi sağlayacağından bahsetti.<br />
<br />
"Mavi renk yavaş yemenizi sağlar"<br />
Mavi tabağın psikolojik etkileri anlatan Erden, "Mavi renk sakinlik hissi verir ve nabzı yavaşlatır. Bu durum yemek yeme hızını düşürerek daha farkındalıklı beslenmeye yardımcı olur. Hızlı yemek yendiğinde tokluk hissi beyne geç ulaşır, bu da gereğinden fazla kalori alımına neden olur. Bazı araştırmalarda mavi ışık altında yemek yiyen kişilerin kırmızı veya sarı ortamlara göre yaklaşık yüzde 30 daha az kalori tükettiği gösterilmiştir. Koyu mavi tabaklar kullanmak, atıştırmalıkları mavi kaselerde sunmak ve ortam ışığını buna göre düzenlemek porsiyon kontrolüne destek olabilir. Kırmızı ve sarı iştahı artırırken, mavi renk doğanın ‘yavaşla ve dikkat et’ mesajıdır. Kilo verme sürecinde küçük çevresel değişiklikler bile önemli farklar oluşturabilir" şeklinde konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/yemek-yerken-mavi-tabak-kullanin</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-839.jpg" type="image/jpeg" length="42858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareketsizlik Ağrıyı Artırıyor Duruş Bozukluklarını Tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/hareketsizlik-agriyi-artiriyor-durus-bozukluklarini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/hareketsizlik-agriyi-artiriyor-durus-bozukluklarini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Masa başında geçirilen uzun saatler ağrılara dönüşüyor. Atabay Medikal Direktörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, hareketsiz geçen uzun saatlerin, vücudun dengesini bozarak kas ve eklemlere yük bindirdiğini, bu durumun zamanla ağrıya ve duruş bozukluklarına yol açabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Masa başı çalışma artık hayatın büyük bir parçası. Özellikle pandemi döneminde evden çalışma alışkanlığı yerleşti ve insanlar günün çoğunu bilgisayar başında geçirir hale geldi. Atabay Medikal Direktörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, hareketsiz geçen uzun saatlerin, vücudun dengesini bozduğunu söyledi. Dr. Murat Yaycı, “Hareketsizlik sonucunda kas ve eklemlere yük biniyor. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, vücudun doğal hareket ihtiyacını engelliyor. Bu da zamanla ağrıya, sertliğe ve duruş bozukluklarına yol açabiliyor” dedi.</p>

<p>Dr. Murat Yaycı,masa başında çalışırken yaşanan ağrıların en temel nedeninin vücudun aynı pozisyonda uzun süre kalması olduğunu vurguladı. İnsan bedeninin sürekli hareket etmeye programlandığına dikkat çeken Dr. Murat Yaycı, “Fakat bilgisayar başında geçirilen saatler boyunca baş öne eğilir, omuzlar düşer, sırt kamburlaşır. Bu duruş biçimi, boyun ve sırt kaslarının sürekli kasılı kalmasına yol açar. Gün boyunca kaslara binen bu yük zamanla artar; önce hafif bir gerginlik hissedilir, ardından ağrılar belirginleşir. Sandalyenin yüksekliği uygun değilse ya da bel desteği yetersizse, bu baskı daha da fazlalaşır. Ağrılar bir anda ortaya çıkmaz. Vücut önce küçük sinyaller verir, fark edilmezse bu sinyaller kalıcı ağrılara dönüşür” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>“Vücudun verdiği sinyalleri görmezden gelmek daha ciddi sorunlara yol açabilir”</strong></p>

<p>Günlük yaşam temposunda özellikle masa başı çalışanların çoğunun bu ağrıları geçici bir yorgunluk olarak gördüğüne işaret eden Dr. Murat Yaycı sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak vücudun verdiği bu sinyalleri görmezden gelmek, ileride daha ciddi sorunlara yol açabilir. Sürekli tekrarlayan ağrılar, zamanla duruş bozukluklarına ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Vücudumuzun düzenli harekete ihtiyacı vardır. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak kasları yorar, omurgayı zorlar. Gün içinde küçük aralar vermek bile ağrının önüne geçebilir.”</p>

<p><strong>Küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir</strong></p>

<p>Dr. Murat Yaycı, masa başında çalışanların küçük alışkanlık değişiklikleriyle büyük fark yaratabileceğini vurgulayarak şu önerilerde bulundu:</p>

<ul>
 <li>Her 30–45 dakikada bir kısa bir mola verin. Molalarda birkaç dakika yürüyün veya basit esneme hareketleri yapın.</li>
 <li>Ekranın göz hizasında olmasına ve oturulan sandalyenin bel boşluğunu desteklemesine dikkat edin.</li>
 <li>Oturma pozisyonunuzu sık sık değiştirin, dirseklerinizi gövdenize yakın tutun.</li>
 <li>Çalışma süresince birkaç dakikalık omuz, boyun ve bel esnemeleri yapın.</li>
</ul>

<p>Dr. Murat Yaycı, bu adımların kan akışını artırarak kasların gevşemesini sağladığını belirterek, “Çalışma süresince birkaç dakikalık yapılan esnemeler, günün sonunda hissedilen yorgunluğu azaltır, dikkati ve odaklanmayı artırır. Düzenli hareket, ağrısız bir yaşam için en etkili çözümlerden biridir” diye konuştu.</p>

<p><strong>Birkaç haftadan uzun süren belirtilere dikkat</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Murat Yaycı,birkaç haftadan uzun süren, hareketle artan ağrı, uyuşma, karıncalanma gibi belirtilere dikkat çekti. Bu durumda bir uzmandan destek alınması gerektiğini vurgulayan Dr. Murat Yaycı, “Erken dönemde yapılacak değerlendirmeler, ilerleyen dönemde oluşabilecek kalıcı kas-iskelet sistemi sorunlarının önüne geçebilir. Vücudumuzun sesini duymak, sağlıklı bir geleceğe atılan ilk adımdır” ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/hareketsizlik-agriyi-artiriyor-durus-bozukluklarini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-825.jpg" type="image/jpeg" length="79288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan ‘hantavirüs' açıklaması: "Bulaştırıcılığı Covid kadar değil"]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/uzmanlardan-hantavirus-aciklamasi-bulastiriciligi-covid-kadar-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/uzmanlardan-hantavirus-aciklamasi-bulastiriciligi-covid-kadar-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Funda Timurkaynak, Türkiye’de pozitif vaka açıklanmamasına rağmen hantavirüs riskine karşı uyardı. Gemiden ayrılan kişilerin en az 6 hafta karantinada ve yakın takipte tutulması gerektiğini belirten Timurkaynak, virüsün insandan insana bulaşabildiğini, ağır akciğer tutulumu ve yüzde 30-40’a varan ölüm oranıyla seyrettiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanlığı Türkiye'de pozitif hantavirüs vakası tespit edilmediğini açıklarken dünya gündemine oturan virüse ilişkin konuşan Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Funda Timurkaynak, "Gemideki bazı kişilerin 24 Nisan'da ayrıldığı ifade ediliyor. Türkiye dahil bu vakaların mutlaka karantinada olup topluma en azından 6 hafta karışmayıp bulgular açısından yakın takip edilmeleri uygun olur, bir şey olmaz diyemeyiz. İnsandan insana bulaş riski var. Salgın, herkesin endişesi bu, virüsün bulaştırıcılığı bir Covid ya da grip kadar değil. Bu virüse özgü antiviral tedavi yok, ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor" dedi.<br />
Arjantin'den yola çıkan "MV Hondius" isimli gemiyle gündeme gelen hantavirüs "Salgın mı?" endişesini oluştururken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konuyla ilgili açıklama yaptı. Tedros Adhanom Ghebreyesus, ölümle anılan virüse ilişkin "8 vakadan 5'i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3'ü ise şüpheli" ifadelerini kullanırken hastalığın ciddi olmasına rağmen halk sağlığı açısından risk seviyesinin düşük olarak değerlendirildiğini belirtti. DSÖ tarafından Türkiye dahil 12 ülkeye bilgilendirme yapılan hantavirüs konusunda Memorial Bahçelievler Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Funda Timurkaynak de bilgi verdi. Prof. Dr. Timurkaynak, gemiden inen yolcuların 6 haftalık kuluçka süresi boyunca topluma karışmaması gerektiğini söylerken Arjantin'de bir düğünde yakın temas yoluyla bulaşın olduğu bilgisini verdi.<br />
<br />
"Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"<br />
Öte yandan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada sürecin titizlikle takip edildiği vurgulanırken, "Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmi makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız, halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir" denildi.<br />
<br />
"Ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor"<br />
‘Virüs kemirgenler aracılığıyla bulaşıyor' diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Funda Timurkaynak, "Kemirgenlerin idrar, dışkıları ya da dışkısının kontamine olduğu havanın solunması sırasında bulaşabiliyor. Bir türü var, şu anda salgından da sorumlu olan; Andes. Bu insandan insana bulaşabilen nadir bir alt türü. Avrupa'da ve Güney Amerika'da farklı klinik tablolarla seyrediyor. Arjantin'de kalkan gemide görülen salgındaki türü akciğer tutulumuyla giden, ateş, kas, eklem, baş ağrısı sanki bir grip başlangıcı gibi olup daha sonra akciğer tutulumu, yetmezlik, solunum sıkıntısı ve akciğerin deyim yerindeyse iflas etmesi ile sonuçlanan bir hastalık tablosu yapıyor. Avrupa'da ve Asya'da görülen formunda ise yine grip benzeri tabloyla başlamakla beraber böbrekleri tuttuğunu, yetmezlik ile gittiğini, diyaliz gerektirecek kadar böbrek fonksiyonlarını bozduğunu biliyoruz. Bu virüse özgü antiviral tedavi yok, böbrek tutulumu için kullanılan antiviral ilaç olmakla birlikte şu anda akciğer tutulumu için antiviral tedavimiz yok. Ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor. Avrupa'da ve Asya'da görülen böbrek tutulumuyla giden daha iyi seyirli, yüzde 1 ila 15 gibi bir ölümden söz ediliyor. Solunum destek ihtiyacına hemen başlanması önemli. Bu vakalar bir gemide oldukları için böyle bir tıbbi yardım alamamışlardır muhtemelen ve bu hasta grupları genellikle ileri yaş dolayısıyla bütün bunlar hastalığın daha ağır geçmesine katkıda bulunuyor" dedi.<br />
<br />
"Arjantin'de düğünde bildirilen bir salgın var"<br />
‘Kuluçka süresi 6 haftaya kadar uzayabildiği için hastaların mutlaka izolasyonda olmaları lazım' diyen Prof. Dr. Timurkaynak, "Örneğin; Amerika'da Teksas‘taki olgular karantinaya alınmış ve semptomları şu an için yok ama takip ediliyor. En az 6 hafta izolasyonda kalıp temas edecek olanların maskeyle hastaların yanına girmesi, el hijyeni gibi kişisel hijyen şartlarına kurallarına çok ciddi uyum gösterilmesi gerektiriyor. Arjantin'de bir düğünde bildirilen salgın var, yan yana oturan insanların virüsü aldığına dair elimizde bilgiler var. Yakın ve uzun süreli temastan mutlaka kaçınılması gerekiyor. Destek tedavinin erken, hızlıca başlanması hayat kurtarıcı olabilir, sıvı takviyeleri, solunum desteği gibi desteklerle hastalar takip ediliyor. Erken başvuru önemli. Kas, eklem, baş ağrısı gibi her türlü viral hastalıkta görebileceğimiz bulgular olduğu için hızlıca testlerinin istenmesi gerekiyor. Gemideki bazı kişilerin 24 Nisan'da ülkelerine ayrıldığı ifade ediliyor, Yeni Zelanda Amerika Türkiye dahil dolayısıyla bu vakaların mutlaka karantinada olup çok yakın izlenmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Çok ciddi bir takip gerektiriyor ki yangını olduğu yerde söndürelim"<br />
Kemirgenlerle ilişkili alanlar veya salgısını bırakabileceği noktalarda yapılacak temizliğine yönelik konuşan Prof. Dr. Timurkaynak sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Bu tür yerlerin temizliği sırasında toz oluşturan değil ıslak temizlik yapılması lazım çünkü havaya karışan damlacıkların solunmasıyla da virüs ne yazık ki alınabiliyor. Gıdaların kapalı ve bu kemirgenlerin ulaşamayacağı şekilde saklanması çok önemli. Hem vektör kontrolü hem vektörün dışkılarının bulaşabileceği ortamların çok iyi ve ıslak şekilde temizliğinin yapılması gerekir. Salgın, herkesin endişesi bu, virüsün bulaştırıcılığı bir Covid ya da grip virüsününki kadar değil. Mutasyona uğramıyor olması bir artı çünkü Covid‘de her seferinde yeni bir mutantla salgının alevlendiğini gördük. Dünya Sağlık Örgütü tarafından şu anda pandemi beklenmediğine ilişkin çok net bir mesaj verildi, vakalarla ilgili bilgi verildi, ülkeler uyarıldı. Temaslılarının takibi, yani bu kişi uçakla geliyor, o uçaktaki herkesin takibi semptom açısından oldukça önemli, çok ciddi bir takip gerektiriyor ki bu yangını olduğu yerde söndürelim."<br />
<br />
"En azından 6 hafta topluma karışmamalı, bir şey olmaz diyemeyiz"<br />
Hastalığın tanı sürecine yönelik bilgiler veren Prof. Dr. Timurkaynak, "Halk Sağlığı Viroloji laboratuvarımızda bu testler yapılıyor, antikor bakıyoruz, vücudunda virüse karşı antikor gelişmiş mi? Bir de PCR testi, kanda virüs miktarına bakarak hastalığın tanısı konuyor. Maske, mesafe gibi kişisel koruyucu önlemlerin alınması oldukça önemli. Covid bitti ama viral enfeksiyonlarla dansımız bitmedi. Çift, Arjantin'de kuş gözlemi yapıyor, gemiye biniyor. Eşi ve kendisi hastalanıyor, şu an koruyucu bir aşısı yok. Vakalar daha fazla da olabilir çünkü her hastada aynı şekilde seyretmiyor. Bu hastaların yoğun bakımda izlenmesi, solunumun çok iyi desteklenmesi gerekiyor. İnsandan insana bulaş riski var. Bu nedenle topluma en azından 6 hafta karışmayıp bulgular açısından yakın takip edilmeleri uygun olur, bir şey olmaz diyemeyiz. Yaşlı, altta yatan hastalığı olan hastalar ve de geç bir tablo, geç başvuru söz konusu olduğunda tıbbi destek doğal olarak azalıyor" diye konuştu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/uzmanlardan-hantavirus-aciklamasi-bulastiriciligi-covid-kadar-degil</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/yeni-proje-3-2.jpg" type="image/jpeg" length="71439"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: "Sağlık sektörü Türkiye'nin lokomotif sektörü haline gelecektir"]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/bakan-memisoglu-saglik-sektoru-turkiyenin-lokomotif-sektoru-haline-gelecektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/bakan-memisoglu-saglik-sektoru-turkiyenin-lokomotif-sektoru-haline-gelecektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Türkiye sağlık anlamında sadece hizmetinde değil, artık yeni teknoloji üretmesinde, yeni cihaz malzeme ve yeni şeyler söylemesinde daha yolun ilk adımlarını atıyor ve ben şuna inanıyorum ki sağlık sektörü Türkiye'nin lokomotif sektörü haline gelecektir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanlığı himayelerinde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) koordinasyonunda yürütülen ‘Renkli Doppler Ultrasonografi (USG) Cihazı Geliştirme ve Yerelleştirme Projesi' için imza töreni düzenlendi. Bakanlıkta düzenlenen imza töreninde konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin dünyada sağlık hizmetleri anlamında en iyi ülkelerden biri olduğunu belirterek, "Hem ulaşılabilirlik hem de yaygınlık anlamında Türkiye, insan gücüyle, altyapısıyla dünyanın sayılı sağlık hizmetini iyi sunan ülkelerinden biri haline geldi" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Sağlık sektörü Türkiye'nin lokomotif sektörü haline gelecektir"<br />
Türkiye'nin sağlık hizmetinin yanı sıra üretimde de aktif hale gelmesi gerektiğini dile getiren Memişoğlu, "Türkiye sağlık anlamında sadece hizmetinde değil, artık yeni teknoloji üretmesinde, yeni cihaz malzeme ve yeni şeyler söylemesinde daha yolun ilk adımlarını atıyor ve ben şuna inanıyorum ki sağlık sektörü Türkiye'nin lokomotif sektörü haline gelecektir. Bizim hedefimiz bugün 5 yılda 10 milyar dolarlık bir ihracat, 10 yılda 50 milyar dolarlık bir ihracattır. Biz bunu rahatlıkla başarabileceğimize eminiz. Çünkü hem insan gücümüz hem siyasi irademiz hem lider vizyonumuz bunu başarmamız için yeterli" diye konuştu.<br />
<br />
"Türkiye sağlık üretimi ve teknoloji anlamında dünyanın en iyi ülkelerinden bir tanesi olacaktır"<br />
Bakan Memişoğlu, sağlıkta yeni şeyler söyleyebilecek kapasiteye sahip olduklarını ifade ederek, "Gelecekte Türkiye sağlık üretimi ve teknoloji anlamında dünyanın en iyi ülkelerinden bir tanesi olacaktır. Biz sadece cihazdan bahsetmiyoruz. Biz esasında sağlıkta yeni şeyler söyleyebilecek kapasiteye ve insan gücüne ve iradesine sahip bir ülkeden bahsediyoruz" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
"Bu koltuklarda millete daha iyi hizmet etmek için oturuyoruz"<br />
Vatandaşların yararı için çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı:<br />
"Bizler hizmetkarız. Toplumun hizmetkarıyız, milletimizin hizmetkarıyız. Bu koltuklarda millete daha iyi hizmet etmek için milletin yaşam kalitesini yükseltmek için oturuyoruz. O nedenle milletin daha iyi yaşaması, daha sağlıklı yaşaması için çabalıyoruz. Biz insanları yaşatmak için çabalayan, bir canı kurtarmak için 24 saat gerekirse hiç uyumadan ailelerimizi, yakınlarımızı bir tarafa bırakıp, o insanı yaşatmak için uğraşan bir sektörüz. Maalesef bugün baktığınızda binlerce insanın öldüğü, katledildiği, çatışmanın olduğu, kötülüğün de maalesef hüküm sürdüğü bir dünyayla karşı karşıyayız. Onun için biz iyilik olarak daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz ve insanları yaşatmak, mutlu etmek için sağlıklı yaşamalarını sürdürmek için çalışacağız. Onun için koruyanı söylüyoruz, geliştireni söylüyoruz, üreteni söylüyoruz."<br />
Söz konusu projeyle Türkiye'de medikal teknolojilerin yerlileştirilmesi, yüksek katma değerli üretim kapasitesinin artırılması ve küresel rekabet gücünün güçlendirilmesi hedefleniyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Politika, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/bakan-memisoglu-saglik-sektoru-turkiyenin-lokomotif-sektoru-haline-gelecektir</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/02/memisoglu.jpg" type="image/jpeg" length="99996"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs Alarmı: Ölüm Gemisindeki 2 Yolcu Singapur’da Karantinaya Alındı]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/hantavirus-alarmi-olum-gemisindeki-2-yolcu-singapurda-karantinaya-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/hantavirus-alarmi-olum-gemisindeki-2-yolcu-singapurda-karantinaya-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hantavirüs vakalarıyla gündeme gelen Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisinde bulunan iki kişi, Singapur’da virüs şüphesiyle karantinaya alındı. Arjantin’den yola çıkan ve Cape Verde açıklarına ulaşan gemide şimdiye kadar 3 kişi yaşamını yitirirken, uluslararası sağlık otoriteleri alarma geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Singapur Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi (NCID), gemide bulunan iki yolcunun gözlem altına alındığını açıkladı. Yetkililerden yapılan açıklamada, kişilerden birinde hafif nezle belirtileri görüldüğü, diğerinin ise herhangi bir semptom göstermediği belirtildi. Test sonuçlarının beklendiği ifade edilirken, Singapur genelinde halk sağlığı riskinin şu aşamada düşük seviyede olduğu kaydedildi.</p>

<p>NCID, söz konusu kişilerin Saint Helena Adası’ndan Güney Afrika’nın Johannesburg kentine yapılan uçuşta bulunduğunu, aynı uçakta daha sonra hantavirüs nedeniyle hayatını kaybeden bir kadının da yer aldığını açıkladı. Karantinaya alınan kişilerden biri 2 Mayıs’ta, diğeri ise 6 Mayıs’ta Singapur’a giriş yaptı.</p>

<p>Yetkililer, testlerin negatif çıkması durumunda dahi iki kişinin 30 günlük karantina sürecine devam edeceğini belirtti. Ayrıca karantina sonrası yeniden test yapılacağı ve 45 gün boyunca telefonla sağlık takibi uygulanacağı bildirildi.</p>

<h3>KLM Kabin Memuru da Karantinada</h3>

<p>Olayın uluslararası boyutu büyürken, Hollanda merkezli KLM Havayolları’nda görev yapan bir kabin memurunun da karantinaya alındığı ortaya çıktı. Kabin görevlisinin, virüs nedeniyle yaşamını yitiren kadın yolcuyla temaslı olduğu belirtildi. Hafif semptomlar gösterdiği ifade edilen görevlinin sağlık durumunun yakından izlendiği aktarıldı.</p>

<p>KLM tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kadının Johannesburg-Amsterdam seferinde kısa süre uçakta bulunduğu ancak kalkış öncesinde uçaktan indirildiği bilgisi paylaşıldı.</p>

<h3>Güney Afrika merkezli Airlink Havayolları, hayatını kaybeden kadının bulunduğu uçaktaki 82 yolcu ve 6 mürettebatla iletişim kurulması için çalışma başlattı. Sağlık otoriteleri, olası temas zincirini belirlemek amacıyla kapsamlı inceleme yürütüyor.</h3>

<h3>Gemide 7 Vaka, 3 Ölüm</h3>

<p>1 Nisan’da Arjantin’den hareket eden MV Hondius gemisinde 23 farklı ülkeden 88 yolcu ve 59 mürettebat bulunuyordu. Şu ana kadar 7 kişide hantavirüs tespit edilirken, 3 kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>İlk ölüm vakası, 11 Nisan’da yaşamını yitiren Hollandalı bir erkek yolcu oldu. Yolcunun cenazesi yaklaşık iki hafta boyunca gemide tutuldu. Daha sonra eşiyle birlikte Saint Helena Adası’nda karaya çıkarıldı. Hafif belirtiler gösteren kadın Johannesburg’a götürüldü ancak Hollanda’ya gitmek üzere bineceği uçağa alınmadı. Kadın, 26 Nisan’da hastanede hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gemide yaşamını yitiren üçüncü kişinin ise Alman vatandaşı olduğu ve 2 Mayıs’ta öldüğü açıklandı.</p>

<p>Yetkililer, geminin İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’ndaki Tenerife Limanı’na yanaştırılmasının planlandığını bildirdi. Sağlık durumları uygun olan yolcuların buradan kendi ülkelerine gönderileceği ifade edilirken, şu ana kadar 3 kişinin tahliye edilerek Hollanda’ya sevk edildiği öğrenildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/hantavirus-alarmi-olum-gemisindeki-2-yolcu-singapurda-karantinaya-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-kurtarildi-kurtarildi-kurtarildi-31.jpg" type="image/jpeg" length="70809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2009 sonrası doğanlar sigara satın alamayacak!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/2009-sonrasi-doganlar-sigara-satin-alamayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/2009-sonrasi-doganlar-sigara-satin-alamayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere, tütün kullanımını azaltmaya yönelik dünyanın en kapsamlı düzenlemelerinden birine imza attı. Parlamentoda kabul edilen yeni yasa ile birlikte, 1 Ocak 2009 ve sonrasında doğan herkesin hayatı boyunca yasal olarak sigara satın alması yasaklanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Tütün ve Elektronik Sigara Yasası” adıyla kabul edilen düzenleme, yalnızca sigarayla sınırlı değil. Elektronik sigara ve nikotin ürünlerine yönelik de ciddi kısıtlamalar getiriliyor. Buna göre bu ürünlerin <strong>satışı, reklamı, ücretsiz dağıtımı ve indirimli kampanyaları</strong> da yasak kapsamına alınacak.</p>

<p>İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, düzenlemeyi “önleyici sağlık politikalarında tarihi bir adım” olarak nitelendirerek, “Bu reform hayat kurtaracak, NHS üzerindeki baskıyı azaltacak ve daha sağlıklı bir toplum inşa edecek” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resmi tahminlere göre ülkede sigara, her yıl yaklaşık <strong>64 bin ölüme</strong> ve <strong>400 bin hastaneye yatışa</strong> neden oluyor. Bunun sağlık sistemine maliyeti yılda <strong>3 milyar sterlin</strong>, ekonomiye toplam yükü ise <strong>20 milyar sterlini</strong> aşıyor.</p>

<p>Yeni düzenlemenin, Kral III. Charles’ın onayına sunulmasının ardından yürürlüğe girmesi bekleniyor. İngiltere, daha önce tek kullanımlık elektronik sigaraları da yasaklamıştı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/2009-sonrasi-doganlar-sigara-satin-alamayacak</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-kurtarildi-434.jpg" type="image/jpeg" length="10555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erdoğan'a Akdeniz Üniversitesi'nin CAR-T hamlesi anlatıldı]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/erdogana-akdeniz-universitesinin-car-t-hamlesi-anlatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/erdogana-akdeniz-universitesinin-car-t-hamlesi-anlatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan'ı kabul etti. Rektör Özkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türkiye'de ilk kez Akdeniz Üniversitesi'nde hayata geçirilen CAR-T merkezi ile ilgili bilgi vererek, destekleri için teşekkür etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu için bulunduğu Antalya'da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan'ı kabul etti. Görüşmede Akdeniz Üniversitesi'nin sağlık alanında yürüttüğü projeler ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi hakkında bilgi verildi. Akdeniz Üniversitesi'nin son dönemde attığı en stratejik adımlardan biri olarak öne çıkan merkezde özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretimi ve klinik uygulamasına ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Akdeniz Üniversitesi'nde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi, Türkiye'de üniversite temelli olarak hayata geçirilen ilk CAR-T altyapısı olma özelliği taşıyor.<br />
Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, yaptığı açıklamada göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanındaki planlarını Cumhurbaşkanı Erdoğan'a anlattıklarını, Erdoğan'ın da bu projeye destek verdiğini belirtti. Prof. Dr. Özkan, CAR-T merkezinin bulunduğu binanın da Cumhurbaşkanı'nın destek verdiği projenin binası olduğunu ifade etti. Rektör Özkan, CAR-T yönteminin özellikle tedavileri başarısız olmuş hastalar için yeni bir seçenek sunduğunu, yöntemin dünyada sınırlı merkezlerde kullanıldığını ve Türkiye'nin Akdeniz Üniversitesi ile bu alanda önemli bir eşiği geçtiğini söyledi.<br />
<br />
Yeni bir dönemin kapısını aralıyor<br />
CAR-T tedavisinin hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında yeniden programlanarak kanser hücrelerini hedef alacak şekilde güçlendirilmesine dayandığını söyleyen Rektör Özkan, bu yöntemin özellikle dirençli ve nükseden kan kanserlerinde yüksek başarı oranlarıyla dikkat çektiğini, yüzde 95'e varan sonuçlardan söz edildiğini belirtti. Rektör Özkan, bu altyapının yalnızca bugünün hastaları için değil, Türkiye'nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından da yeni bir dönemin kapısını araladığını vurguladı.<br />
<br />
CAR-T merkeziyle Türkiye'de bir ilk<br />
Bu teknolojiyi yalnızca mevcut kullanım alanlarıyla sınırlı tutmayacaklarını ifade eden Rektör Özkan, "Öncelik lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde olsa da önümüzdeki dönemde beyin kanseri başta olmak üzere farklı solid tümörlerde de CAR-T benzeri hücresel tedavilerin kullanılabilmesi için bilimsel çalışmalar yürütülecek" diye konuştu.<br />
Mevcut tedavi yöntemlerinin yanı sıra geleceğin kanser tedavilerine yön vermeyi hedefleyen Akdeniz Üniversitesi bu merkezle Türkiye'de bir ilki hayata geçirirken, ileri tedavi teknolojilerinde yeni bir bilimsel atılımın da zeminini oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p>]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/erdogana-akdeniz-universitesinin-car-t-hamlesi-anlatildi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-737.jpg" type="image/jpeg" length="20284"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taklit ve tağşiş listesi güncellendi, uygunsuzluk tespiti yapılan ürünler ilan edildi]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/taklit-ve-tagsis-listesi-guncellendi-uygunsuzluk-tespiti-yapilan-urunler-ilan-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/taklit-ve-tagsis-listesi-guncellendi-uygunsuzluk-tespiti-yapilan-urunler-ilan-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yayımladığı güncel, "Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar" listesine yeni ürünler eklendi. Çok sayıda üründe uygunsuzluk tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda güvenilirliğini sağlamak amacıyla yürüttüğü denetimler sonucunda hazırladığı, "Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar" listesi 16 Nisan tarihi itibarıyla tekrar güncellendi. Güncellenen listede, özellikle et ürünlerindeki yabancı madde karışımları ve zeytinyağındaki tohum yağı hileleri ön plana çıktı.</p>

<p><img alt="A W685525 02" class="detail-photo img-fluid" height="1065" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/04/a-w685525-02.jpg" width="1600" /><br />
<br />
"Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar" listesi<br />
Pide harcı olarak satılan üründe at veya eşek eti olduğu belirlendi. İzmir Çiğli'de Dönerci Ali'nin Yeri, Dana Pide Harcı (çiğ) ürününde tek tırnaklı eti tespit edildi.<br />
Takviye edici veya bitkisel olarak pazarlanan ürünlerde, kullanımı yasak olan ilaç etken maddeleri tespit edildi. İstanbul Kağıthane'de MMİ İlaç Gıda Kozmetik, 'Diblong' markalı Bitkisel Karışımlı Çikolata, Ginseng Macun ve Ginsengli Tutti Frutti Aromalı Gazlı İçecek ürünlerinde ilaç etken maddesi olduğu bildirildi.<br />
Manisa'nın Salihli ilçesinde ise Kurudere Kurban Baharat, 'Heybetli' markalı Ballı Çakşır Kökü Macununda ilaç etken maddesi olduğu belirlendi.<br />
Gıda estetiğini artırmak amacıyla sağlığa zararlı maddelerin kullanıldığı görüldü. İzmir Konak'ta, Sanita Tarım Ürünleri, 'Sanita' markalı Tatlı Toz Biber (1000 gram) ürününde gıda da kullanımına izin verilmeyen boya tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W685525 01" class="detail-photo img-fluid" height="1078" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/04/a-w685525-01.jpg" width="1600" /><br />
<br />
"Aynı Değeri Taşımayan Madde Eklenmesi" listesi<br />
"Aynı Değeri Taşımayan Madde Eklenmesi" başlığı altında ise, İstanbul Bahçelievler'de faaliyet gösteren Zeytunoğlu Tatlı ve Gıda Ürünleri İthalat İhracat Dış Ticaret Limited Şirketi'ne ait 'Fıstıklı Sarma' ürününde gıda boyası tespit edildi.<br />
Ordu'nun Ünye ilçesinde faaliyet gösteren Gülseren Kurt'a ait tereyağında bitkisel yağ tespiti yapılırken, İzmir'in Konak ilçesinde Has Manisa Kebap'a ait Manisa kebap (çiğ-dana etinden) ürününde kanatlı eti bulunduğu belirlendi.<br />
İzmir Bornova'da faaliyet gösteren Harbiye DC Fuarcılık Organizasyon Eğitim Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'ne ait 'Harbiye kebabı' (piliç bonfileden hazırlanmış kebap çiğ harcı) ürününde mekanik ayrılmış kanatlı eti tespit edildi.<br />
Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde faaliyet gösteren YNS Et Mamülleri Gıda Maddeleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait ‘Nefissal dana etli piliç kasap köfte hazırlanmış kanatlı eti karışımı' (dondurulmuş) ile ‘Nefissal parmak piliç köfte ısıl işlem uygulanmış piliç eti ürünü' (pişmiş-dondurulmuş) ürünlerinde de mekanik ayrılmış kanatlı eti olduğu bildirildi.<br />
Kayseri'nin Kocasinan ilçesinde faaliyet gösteren DNC Et Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait ‘Hakimiyet ısıl işlem görmüş piliç kuvez sucuk' ürününde mekanik ayrılmış kanatlı eti tespit edildi. Aynı ilçede faaliyet gösteren Zirve Sucuk ve Pastırma'ya ait ‘Zirve premium dana sucuk' ürününde de kanatlı eti bulunduğu belirlendi.<br />
Konya'nın Akşehir ilçesinde faaliyet gösteren Kısmetoğlu Beyti Et ve Et Ürünleri'ne ait ‘Lezzeti Keyif ısıl işlem görmüş piliç sucuk' ürününde mekanik ayrılmış kanatlı eti tespit edilirken, Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bulunan Batı Pide Kebap Salonu'na ait ‘dana kıymalı pide iç harcı' (çiğ) ürününde sakatat (kalp) bulunduğu açıklandı.<br />
Antalya Muratpaşa'da Hicran Yolaçan'a ait Urfa Ciğer Kebap Pide Salonu (Pide ve Ötesi) işletmesinin çiğ Urfa Kebap harcında kanatlı eti tespit edildi. Isparta Merkez'de ise, Peri Pide Lahmacun ve Izgara Salonu'nda hazırlanan pide iç harcında kanatlı eti ve sakatat (taşlık) bulunduğu açıklandı.<br />
‘Natürel Sızma' adı altında satılan ürünlere daha düşük kaliteli yağlar ve tohum yağları karıştırıldığı tespit edildi. İzmir'in Ödemiş ilçesinde Kamburoğlu Tarım Otomotiv Ltd. Şti.'ye ait ‘Kamburoğlu' marka natürel sızma zeytinyağında daha düşük kaliteli zeytinyağı karıştırıldığı belirlendi. Aydın'ın Köşk ilçesinde ise, Öz Dedeoğlu Grup Gıda Ltd. Şti.'ye ait ‘TVK Tarım' markalı 5 litrelik zeytinyağlarında hem düşük kaliteli zeytinyağı hem de tohum yağları karışımı tespit edildi. İstanbul Başakşehir'de, Kimplus Kimya Plastik Gıda Ltd. Şti.'ye ait ‘Güney Egeden' markalı natürel sızma zeytinyağında tohum yağları bulundu. Uşak Merkez'de ise, Enes Çelik - DGL Gıda firmasına ait ‘DGL Gıda' markalı ‘Doğadan Gelen Lezzet' ve ‘Olivera Gold' serisi natürel sızma zeytinyağlarında tohum yağları karışımı tespit edildi.<br />
İzmir'in Bornova ilçesinde, Yayla Balpınarı Gıda Tarım Ltd. Şti.'ye ait ‘Natural Süzme Çiçek Balı (1000 gr)' ürününde taklit veya tağşiş tespiti yapıldı. Konya Bozkır'da ise, Çatlılar Gıda işletmesine ait ‘Çatlılar' markalı süzme çiçek balında mevzuata aykırılık belirlendi.<br />
<br />
"Temel Özelliği Etkileyen İçerik Eksikliği" listesi<br />
Bakanlığın güncellediği listede, "Temel Özelliği Etkileyen İçerik Eksikliği" başlığı altında da çeşitli uygunsuzluklar tespit edildi.<br />
Aydın'ın Efeler ilçesinde faaliyet gösteren Aybey Süt Ürünleri Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait ‘İlayda Çiftliği Kaşar Peyniri (1000 gram)' ürününde eritme tuzu tespiti yapıldı. Konya'nın Karatay ilçesinde bulunan Akdağ İnovasyon Gıda'ya ait ‘Uşağım Vakfıkebir Tuzlu Tereyağı' ürününde ise yağ oranının düşük olduğu belirlendi.<br />
Manisa'nın Kula ilçesinde faaliyet gösteren Eşme Yem Süt ve Süt Ürünleri Tarım Hayvancılık firmasına ait ‘Çamoluk Kaşar Peyniri' ile ‘Hamitköy Yarım Yağlı Taze Eritme Tost Peyniri' ürünlerinde de yağ oranının düşük olduğu tespit edildi. Aynı firmanın ‘Çamoluk Kaşar Peyniri' ürününde ayrıca eritme tuzu bulunduğu bildirildi.<br />
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi amacıyla düzenli olarak güncellenen listelere ‘guvenilirgida.tarimorman.gov.tr' adresi üzerinden erişilebiliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/taklit-ve-tagsis-listesi-guncellendi-uygunsuzluk-tespiti-yapilan-urunler-ilan-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-711.jpg" type="image/jpeg" length="16958"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güzellik Ve Kişisel Bakım, Türkiye’de Yükselişte…]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/guzellik-ve-kisisel-bakim-turkiyede-yukseliste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/guzellik-ve-kisisel-bakim-turkiyede-yukseliste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüketici zekâsı alanında global lider NielsenIQ, güzellik ve kişisel bakım trendlerine ilişkin içgörülerini sektörle paylaştı. NielsenIQ, detaylı ölçümlemesini gerçekleştirdiği bu kategorilerin Türkiye ve globalde sahip olduğu yüksek potansiyelin altını çizdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NielsenIQ perakende panel verileri ve alışverişçi içgörüleri, globalde fiyat artış hızının yavaşladığı bir dönemde güzellik ve kişisel bakım kategorilerinin hem hacim hem de ciro açısından güçlü performans sergilediğini ortaya koyuyor. Türkiye bu büyümede bölgesel olarak en güçlü performans gösteren ülke konumuna yükselirken, tüketici davranışlarındaki değişimlerin ve dijital dönüşümün de pazarı yeniden şekillendirdiği görülüyor.</p>

<p></p>

<p><strong>“Güzellik ve Kişisel Bakım, Global Hızlı Tüketim Ürünleri Büyümesinin Lokomotif Kategorisi”</strong></p>

<p></p>

<p>NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü ve NielsenIQ Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika &amp; Hindistan E-ticaret Bölge Başkan Yardımcısı Didem Şekerel Erdoğan, hızlı tüketim ürünlerinde son iki yıllık döneme bakıldığında, globalde fiyat artışları ile birlikte hacimsel artış hızında yavaşlamalar görüldüğünü ifade etti. Didem Şekerel Erdoğan “Globalde toplam hızlı tüketim ürünlerinde büyüme %3,3 olarak gerçekleşirken, güzellik ve kişisel bakımdaki büyümenin %3,9 ile ana kategorilerin arasında başı çektiğini görmekteyiz. Ayrıca güzellik ve kişisel bakım kategorisi, güçlü hacim performansıyla diğer kategorilerden ayrışarak hem hacim hem ciro bazında globalde güçlü performans gösteriyor.” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>NielsenIQ global panel verileri ve alışverişçi araştırmalarından yola çıkarak güzellik sektörüne yön veren 10 trendi paylaşan Didem Şekerel Erdoğan, bunların “değer arayışı, çoklu kanalın yükselişi, evde güzellik rutinleri, güzellik teknolojisi, farklı kuşakların ihtiyaçlarını gözetmek, içerik odaklılık, bütünsel sağlık, Kore güzellik anlayışı, güzellik alışverişinde sezonsal dönemlerin önemi ve çapraz kategori iş birlikleri” olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p><strong>“Tüketici Artık Yapay Zekâ ile Konuşarak Alışveriş Yapıyor…”</strong></p>

<p></p>

<p>Didem Şekerel Erdoğan’ın güzellik alışverişinin dönüşümü hakkında paylaştıkları içgörülere göre: Tüketiciler artık ürün arayışlarında yapay zekâ araçlarını kullanıyor. Yapay zekâ destekli derin öğrenme modelleri olan LLM’ler yeni arama motoru optimizasyonu olarak karşımıza çıkıyor. Akıllı markalar, yapay zekâ platformlarında bu aramalarda öne geçerek fark yaratıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Türkiye Güzellik ve Kişisel Bakım Pazarında Güçlü Bir Yükseliş İvmesi Var…</strong></p>

<p></p>

<p>NielsenIQ Türkiye Güzellik ve Kişisel Bakım Pazar ölçüm sonuçlarına göre, Türkiye’de parfüm ve saç bakım kategorileri güçlü büyümesini sürdürüyor. 2025 yılı ciro bazında parfüm %41, saç bakımı %37, kozmetik %35 ve cilt bakımı %32 büyüme gösterdi. Parfümeriler ise 2025’te %38’lik büyüme göstererek, güçlü büyümesini sürdürmeye devam ediyor. Alışverişçilerin dörtte üçü, özellikle ağız bakım, parfüm/deodorant ve saç bakım kategorilerinde yeni ürün görmek istediklerini belirtiyor. En yenilikçi kategoriler ise kadın parfümleri, şampuanlar ve saç kremleri olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p>NielsenIQ panel verilerinde gözlenen bu güçlü büyüme rakamlarının güzellik ve kişisel bakım pazarının yüksek potansiyelini teyit ettiğini belirten Didem Şekerel Erdoğan “Gerek parfümeri ve süpermarketlerin öne çıktığı offline kanalda, gerekse de online pazarda gözlenen bu yüksek büyüme rakamları, çoklu kanal alışverişinde güzellik ve kişisel bakım gruplarının ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koyuyor. NielsenIQ olarak, bu gruplara yönelik yaptığımız panel ölçümlememiz ve tüketici araştırmalarımızla, markaların ve perakendecilerin büyüme yolculuklarına ışık tutuyoruz.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>Evde Güzellik Rutinleri Yaygınlaşıyor…</strong></p>

<p></p>

<p>Hanede geçirilen zamanın artmasıyla birlikte, Türk tüketicilerinin kuaför ve güzellik salonu ziyaretlerini azalttığı; saç bakımı, saç boyama, tırnak bakımı, cilt bakımı, saç şekillendirme ve epilasyon gibi işlemleri evde yapmaya yöneldiği görülüyor. Böylece tüketiciler, bakım ürünleri ve ev tipi elektrikli kişisel bakım aletleri satın alarak tasarruf sağlama yoluna gidiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Güzellik ve Kişisel Bakım Ürünlerinin Online Alışverişteki Payı Ortalamanın Üzerinde…</strong></p>

<p></p>

<p>2025 yılında Türkiye’de hızlı tüketim ürünlerinde online alışveriş ciro payı %9 iken, kişisel bakımdaki online alışverişin payı %23 ile hızlı tüketim ürünlerinin oldukça üzerinde seyrediyor. Elektrikli kişisel bakım ürünlerinin online alışverişteki payı ise %55 seviyelerinde görünüyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Güzellik Kategorisinin E-ticaretteki Büyümesi Dikkat Çekiyor…</strong></p>

<p></p>

<p>Yine ülkemizde saç bakımı, parfüm ve makyaj sektörleri online alışverişte kişisel bakım ortalamasının üzerinde büyüme gösteriyor. Güzellik kategorilerinin e-ticaret performansında %51’lik büyüme göze çarpıyor. Bu kategorinin alt başlıklarına bakıldığında; parfümde (%67), saç bakımda (%55), makyajda (%53) ve cilt bakımda (%50) artış görülüyor. Kişisel bakım ve sağlıklı yaşam kategorilerinde, 2025 yılında online alışverişte en hızlı büyüyen 10 alt kategori arasında; vitamin ve gıda takviyeleri (%95), saç köpüğü (%77) tüy dökücü kremler (%73), duş jelleri (%70), sabun (%68), şampuanlar (%68) ve parfümler (%67) ile ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle vitaminlerdeki bu yükseliş, önleyici sağlık trendinin yükselişini destekliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Güzellik Alışverişçisi İçeriğin Peşinde…</strong></p>

<p></p>

<p>Artık tüketiciler, sosyal medyanın etkisiyle kozmetik ürün içerikleri konusunda çok daha bilinçli hale geliyor. Aynı zamanda cilt tiplerine özel içerik barındıran hibrit ürünlere yönelerek, tek bir üründen çoklu fayda sağlamayı tercih ediyor. İçerik üreticileri, uzman görüşleri ve yapay zekâ destekli bilgi akışı sayesinde tüketiciler; ürünlerin içeriğini analiz edebilen ve kendi ihtiyaçlarına göre değerlendirebilen bir noktaya ulaştı. Tüketicilerin %76’sı kişisel bakım alışverişlerinde içerik bilgisine önem verirken, en çok tercih edilen içerikler ise kolajen (%69) ve keratin (%50) olarak öne çıkıyor. Bu dönüşüm, kozmetik alışverişlerinde marka algısının yanı sıra, içerik odaklı ve güven temelli yeni bir dönemi de beraberinde getiriyor.</p>

<p></p>

<p>Bu eğilim yalnızca kozmetikle sınırlı kalmayıp vitamin ve gıda takviyelerine de yansırken, D vitamini, C vitamini ve magnezyum, tüketicilerin ajandasında en çok tercih edeceklerini beyan ettikleri ilk üç takviye arasında yer alıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İş Dünyası, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/guzellik-ve-kisisel-bakim-turkiyede-yukseliste</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/niq-tara-james-taylor-didem-sekerel-erdogan-natacha-chiffi.jpg" type="image/jpeg" length="63495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’ya bir ödül daha!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/balparmakin-iyi-yasam-markasi-apiteraya-bir-odul-daha</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/balparmakin-iyi-yasam-markasi-apiteraya-bir-odul-daha" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’nın doğal bal, propolis ve turp içeren pastili, Marketing Türkiye adına YouGov Türkiye tarafından yapılan araştırmada gıda takviyeleri kategorisinde “Yılın İnovatif Pastili” seçilerek gelenekselden ilham alan yaklaşımını ödülle pekiştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’nın yenilikçi ürünlerinden biri olan pastili, Marketing Türkiye ve YouGov işbirliği ile gerçekleştirilen “Yılın İnovatif Ürünleri” araştırmasında gıda takviyeleri kategorisinde “Yılın İnovatif Pastili” seçildi. Apitera’nın doğal bal, propolis ve turp içeren pastili, 12 ilde yürütülen araştırmada, geleneksel bir yöntemi modern yaşamın ihtiyaçlarına uygun, erişilebilir ve yenilikçi bir forma taşımasıyla öne çıktı. Pastil, Anadolu’da geleneksel olarak kullanılan turp ve bal karışımından ilham alınarak Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde geliştirildi.</p>

<p></p>

<p>Bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen araştırma kapsamında, 16 farklı kategoride 71 marka değerlendirildi. Gıda takviyeleri kategorisinde yılın en inovatif ürünleri arasında gösterilen, doğal bal, propolis ve turp içeriğiyle Apitera Pastil, tüketici beklentilerine uygun yenilikçi yapısıyla öne çıktı. Marka, geçtiğimiz yıl da Apitera Propolisli Yetişkin ve Çocuk Spreyleri ile sektörün önde gelen platformlarında kazandığı “Ürün İnovasyonu” birincilik ödülleriyle yenilikçi yaklaşımını ortaya koymuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>Gelenekten ilham alan güçlü inovasyon</strong></p>

<p>Karakavak propolisinin kullanıldığı Apitera Pastil, geleneksel bir yöntemi modern tüketici beklentileriyle buluşturarak güçlü bir inovasyon örneği sundu. İçeriğinin yanı sıra tat dengesi ve tüketim kolaylığı gibi unsurlar da ürün geliştirme sürecinde belirleyici oldu. Böylece Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil, günlük yaşamın her anında pratik şekilde kullanılabilecek formuyla tüketici beğenisine sunuldu.</p>

<p></p>

<p>Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Geliştirdiğimiz her Apitera ürününde, doğadan gelen değeri bilimsel çalışmalarla desteklemeyi ve standardize etmeyi hedefliyoruz. Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil ile de geleneksel bir yöntemi arı ürünleri konusundaki uzmanlığımız ve bilimsel yaklaşımımızla yeniden yorumladık, böylece geliştirdiğimiz ürünü modern çağın beklentilerine uygun bir forma taşıdık. Aldığımız bu ödül, tüketicilerin ihtiyaçlarını doğru okuyarak geliştirdiğimiz inovasyon anlayışımızın güçlü bir örneğidir” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Tüketici içgörüsüyle şekillenen ürün yaklaşımı</strong></p>

<p>Ürün, piyasaya sunulmasının ardından kısa sürede tüketiciden olumlu geri dönüş aldı ve Apitera markasının büyüme yolculuğunda önemli bir rol üstlendi. Tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşım, ürünün başarısında belirleyici oldu.</p>

<p></p>

<p>Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız, “Tüketicilerin, doğal ve etkili içeriklere yönelirken aynı zamanda pratik ve keyifli bir kullanım deneyimi aradığını görüyoruz. ‘Etkili ama lezzet bakımından tüketimi zor’ algısını kıran bu yaklaşımın ödülle taçlanması bizim için çok değerli. Bu başarıyı tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşımımızın bir sonucu olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Apitera markası, Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde yürütülen çalışmalarla geliştirilen arı ürünleri temelli yenilikçi takviye edici gıda çözümleri sunmaya devam ediyor. Propolis başta olmak üzere arı ürünleriyle zenginleştirilen ürün ailesi, farklı kullanım formlarıyla iyi yaşam alanındaki inovasyon odağını yansıtıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İş Dünyası, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/balparmakin-iyi-yasam-markasi-apiteraya-bir-odul-daha</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-665.jpg" type="image/jpeg" length="66044"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kamusal alanlarda sigara içmek yasaklanacak!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/kamusal-alanlarda-sigara-icmek-yasaklanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/kamusal-alanlarda-sigara-icmek-yasaklanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[patronlardunyasi.com’da yer alan habere göre Avrupa Birliği hedefleri doğrultusunda tütün ürünlerine yönelik kapsamlı bir yasak paketi hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meclis’e sunulması beklenen yeni düzenlemeyle birlikte, yeme-içme hizmeti veren işletmelerin açık alanlarında sigara içilmesine izin verilmeyecek. Ayrıca sigara içimine ayrılan alanlarda yiyecek ve içecek servisi yapılması da yasaklanacak. Düzenleme kapsamında tütün ürünlerinin nakit para ile satışı da kaldırılacak.</p>

<p>Taslak çalışmaya göre, sigara ve nargile başta olmak üzere tütün ürünlerinin tanımı genişletiliyor. Yalnızca klasik tütün ürünleri değil; nikotin içeren ya da tütünü taklit eden elektronik sigara ve benzeri tüm cihazlar da bu kapsama dahil ediliyor.</p>

<p><strong>Kamusal alanlarda geniş yasaklar</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte ibadethaneler, eğitim kurumları (okul öncesinden üniversiteye kadar), sağlık tesisleri, çocuk parkları, spor alanları ve plajlar gibi birçok kamusal alanda sigara içilmesi tamamen yasaklanacak. Ayrıca kamuya açık olmayan bazı açık alanlarda da sigara kullanımına sınırlamalar getirilecek.</p>

<p>Üniversite ve hastane kampüslerinde sigara içme alanları, binalara en az 20 metre mesafede oluşturulabilecek. Bu alanların belirli kurallara uygun şekilde düzenlenmesi gerekecek.</p>

<p><strong>Yeme-içme alanlarında yeni kurallar</strong></p>

<p>Lokanta, kafe ve benzeri işletmelerde sigara içilen kapalı veya açık bölümler tamamen kaldırılacak. Ancak işletmelerin toplam alanının yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde, en az 2 metrekare ve en fazla 20 metrekare büyüklüğünde özel sigara alanları oluşturulabilecek. Bu alanlarda yiyecek ve içecek servisi yapılmasına izin verilmeyecek.</p>

<p>Plajlarda ise belirli aralıklarla sigara kabinleri kurulabilecek, ancak bu kabinlerin birbirine en az 200 metre mesafede olması şartı aranacak.</p>

<p><strong>Denetimler mülki amirlere geçiyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenleme ile birlikte denetim mekanizmasında da değişikliğe gidiliyor. Sigara yasaklarının uygulanması artık belediyeler yerine vali ve kaymakamlıklar tarafından oluşturulacak tütün denetim ekipleri aracılığıyla takip edilecek.</p>

<p>Yasaklara uymayan kişi ve işletmelere 5 bin liradan 10 milyon liraya kadar para cezası uygulanabilecek. Tekrar eden ihlallerde işletmelerin ruhsat iptaline kadar gidebilecek ağır yaptırımlar devreye girecek.</p>

<p><strong>2040 hedefi: Tütünsüz Türkiye</strong></p>

<p>Taslakta en dikkat çeken başlıklardan biri ise uzun vadeli hedef. Buna göre 1 Ocak 2040 itibarıyla Türkiye’de tütün ürünlerinin üretimi, ithalatı ve satışı tamamen yasaklanacak. Bu tarihten sonra tütün ürünlerini temin eden veya bulunduranlara ise yüksek tutarlı idari para cezaları uygulanacak.</p>

<p>patronlardünyası.com’da yer alan habere göre, yeni düzenleme AB uyum süreci kapsamında “tütünsüz toplum” hedefinin en kritik adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/kamusal-alanlarda-sigara-icmek-yasaklanacak</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-596.jpg" type="image/jpeg" length="53490"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile Hekimliği Yönetmeliğinde Kapsamlı Değişiklikler Yürürlüğe Girdi!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-kapsamli-degisiklikler-yururluge-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-kapsamli-degisiklikler-yururluge-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeyle, aile hekimliği sistemine ilişkin önemli değişiklikler hayata geçirildi. “Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile hem hizmet altyapısı hem de personel uygulamalarında güncellemeye gidildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aile Sağlığı Merkezlerinin Statüsü Netleşti</strong><br />
Yönetmelikte yapılan değişiklikle, aile sağlığı merkezlerinin kamu sağlık kuruluşu olduğu açık şekilde tanımlandı. Ayrıca bu merkezlerin fiziki şartları, sahadaki ihtiyaçlara göre yeniden düzenlendi. Ortak kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerin aile sağlığı merkezine ait olduğu da hüküm altına alındı. Asgari tıbbi ekipman listesi güncellenerek uygulamada yaşanan belirsizliklerin giderilmesi hedeflendi.</p>

<p><strong>Personel İstihdamına Teşvik</strong><br />
Düzenleme kapsamında aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı istihdamını artırmaya yönelik adımlar atıldı. Görevdeyken askerlik ya da doğum gibi nedenlerle ayrılan hekimlerin, yeniden göreve dönmek istemeleri halinde öncelik hakkı korunurken, bu hakkın kullanımına ilişkin şartlar da daha açık şekilde belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sağlıkta Şiddete Karşı Yeni Önlem</strong><br />
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla önemli bir düzenleme getirildi. Buna göre, şiddet uygulayan kişilerin aile hekimi kaydı öncelikle farklı bir aile sağlığı merkezine alınacak. Eğer kişinin ikamet ettiği bölgede başka bir merkez yoksa, aynı merkez içinde farklı bir aile hekimine yönlendirme yapılacak.</p>

<p><strong>Uyum Eğitimlerine Süre Sınırı</strong><br />
Aile hekimliği sistemine yeni dahil olan sağlık personeli için uyum eğitimleri zorunlu hale getirildi. Buna göre, birinci aşama eğitimlerin göreve başladıktan sonraki üç ay içinde tamamlanması gerekecek. Ayrıca Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Aile Hekimliği Bilgi Sistemi’nin kullanımına ilişkin süreçler de yönetmelikte yer aldı.</p>

<p><strong>Oda Kriterlerinde Değişiklik</strong><br />
Aile sağlığı merkezlerindeki oda planlamasında da değişikliğe gidildi. Daha önce her dört hekim için zorunlu olan ek oda şartı, yeni düzenlemeyle her beş hekim için olacak şekilde güncellendi. Bu değişiklikle atıl kalan odaların daha verimli kullanılması ve yeni aile hekimliği birimlerine dönüştürülmesi amaçlanıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-kapsamli-degisiklikler-yururluge-girdi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-579.jpg" type="image/jpeg" length="35588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözünüzde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yabancı cisim hissi gibi belirtiler var mı?]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/gozunuzde-kasinti-kizariklik-sulanma-ve-yabanci-cisim-hissi-gibi-belirtiler-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/gozunuzde-kasinti-kizariklik-sulanma-ve-yabanci-cisim-hissi-gibi-belirtiler-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda iklim değişikliklerine bağlı olarak polen mevsimi daha erken başlıyor ve daha yoğun sürüyor. Bu durum, alerjik göz rahatsızlıklarında artışa ve şikâyetlerin daha uzun sürmesine yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Göz alerjileriyle ilgili toplum nezdinde bilinen yanlış bilgiler tedavi edilebilen bir hastalıkta ciddi görme problemlerine de yol açabiliyor. Türk Oftalmoloji Derneği her göz kızarıklığının alerji olmadığının altını çizerek bahar ve yaz aylarında artan göz alerjileri konusunda uyarılarda bulundu.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu</strong>, göz alerjisinin kolaylıkla teşhis ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu, tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşürerek ciddi görme problemlerine yol açabileceğini vurguladı. Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu, gözde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yabancı cisim hissi gibi belirtiler görüldüğünde bir göz hekimine başvurulması gerektiğini belirterek, özellikle çocukluk yaş grubunda tedavinin ihmal edilmemesi gerektiğini paylaştı.</p>

<p></p>

<p><strong>Göz alerjilerinin yaklaşık yarısını saman nezlesi oluşturuyor</strong></p>

<p>Mevsimsel alerjik konjonktivit (saman nezlesi), göz alerjilerinin yaklaşık yarısını oluşturur. Özellikle bahar aylarında polen, saman ve çiçek tozları gibi alerjenlerle tetiklenen bu durum; gözlerde kaşıntı, sulanma, yanma, kızarıklık ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtiler burundaki alerjiyle birlikte görülebilir ve gözleri ovuşturma isteğini artırarak bir kısır döngüye yol açabilir. Sürekli kaşıma alışkanlığı ise şikayetleri daha da kötüleştirebilir. Bu alerji türü, açık havada yapılan aktiviteleri kısıtlayabilir, kontakt lens kullanımını zorlaştırabilir ve kozmetik ürünlere karşı hassasiyeti artırabilir. Özellikle alerjiye yatkın bireylerde göz sağlığını olumsuz etkileyerek günlük yaşamı zorlaştırabiliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Yıl boyu devam eden göz alerjileri</strong></p>

<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu</strong> yıl boyunca devam eden göz alerjilerinin de bulunduğunu söyleyerek şunları aktardı: “Bu tür alerjiler genellikle ev tozu akarları, hayvan tüyleri, halı lifleri, temizlik malzemeleri, sigara dumanı ve parfümler gibi çevresel etkenlerden kaynaklanır. Bunun dışında atopik keratokonjonktivit ve vernal keratokonjonktivit olarak adlandırdığımız; gözün saydam ön tabakası olan korneayı da etkileyebilen ve bu nedenle görme kaybına yol açabilen daha ciddi göz alerjileri de mevcuttur. Ayrıca göz tansiyonu gibi farklı göz hastalıkları nedeniyle kullanılan bazı damlalar da alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Kontakt lens kullanıcılarında ise lens materyali veya lens solüsyonuna karşı alerjik reaksiyonlar görülebilir. Yoğun kaşıntı ve lens kullanımına uyumsuzluk ile kendini gösterir.</p>

<p></p>

<p><strong>Alerji nedeni nasıl belirlenir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cilt alerjileri testlerle teşhis edilebilirken, göz alerjilerinin nedenini kesin olarak belirlemek her zaman mümkün değildir. Belirtilerin başlangıç zamanı, kişinin temas ettiği maddeler, çevresel faktörler ve kullanılan kozmetik ürünler göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılabilir. Alerjiye neden olan etken tespit edilirse, bununla teması kesmek en önemli adımdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Tedavi yöntemleri ve alınabilecek önlemler</strong></p>

<p>Halk arasında yanlış bilinen, göz alerjisi olduğu düşünülerek kulaktan dolma bilgilerle ve göz doktoruna danışılmadan uygulanan yöntemler hastalığın tedavisini geciktirebiliyor ve daha büyük sorunlarla karşılaşılmasına neden olabiliyor. Gözleri çayla yıkamak, göz hekimine danışmadan bilinçsizce damla kullanmak, alerjiyi geçirmek yerine tahrişi artırabiliyor. Ayrıca her göz kızarıklığının alerji olmadığı, enfeksiyon gibi farklı hastalıkların da benzer bulgular gösterebileceği unutulmamalı.</p>

<p></p>

<p>Göz alerjileri, genellikle göz damlaları kullanılarak tedavi edilebilir. Günümüzde oldukça etkili damlalar bulunmakta olup, bazı durumlarda ağızdan alınan ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Ancak teşhis ve tedavi uygulanmadığında, uzun vadede ciddi göz sorunları gelişebilir. Özellikle çocukluk çağında tedavi edilmeyen göz alerjileri, sürekli kaşıma nedeniyle korneada incelmeye ve öne doğru bombeleşmeye (keratokonus) yol açabilir. Bu da genç yaşta görme kaybına neden olabilecek ciddi bir hastalıktır. Bunun yanı sıra, genetik yatkınlığı olan bireylerde görülen vernal ve atopik keratokonjonktivit gibi daha ağır vakalar, korneada ülser ve kesifleşmeye sebep olabilir. Bu durum kalıcı görme kayıplarına yol açabilir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/gozunuzde-kasinti-kizariklik-sulanma-ve-yabanci-cisim-hissi-gibi-belirtiler-var-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-568.jpg" type="image/jpeg" length="49473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Ecz. Başbuğ Öke, Polifarma'nın yeni CEO'su oldu]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/dr-ecz-basbug-oke-polifarmanin-yeni-ceosu-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/dr-ecz-basbug-oke-polifarmanin-yeni-ceosu-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polifarma’da üst düzey bir atama gerçekleşti. İlaç dünyasının deneyimli ismi Dr. Ecz. Başbuğ Öke; alanında uzman isimlerle yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam eden Polifarma’nın CEO’su olarak şirketin sürdürülebilir büyüme ve küresel rekabet hedeflerine liderlik edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polifarma, ilaç sektöründe strateji, iş geliştirme, ihracat ile satış ve pazarlama alanlarında uluslararası deneyime sahip Dr. Ecz. Başbuğ Öke’yi üst düzey yönetim kadrosuna katarak Türk ilaç sektörünün ‘global sağlık üssü’ olma yolundaki kararlılığını bir kez daha gösterdi.</p>

<p>1971 yılında doğan Öke, lise eğitimini 1989 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nde, lisans eğitimini 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde, yüksek lisans eğitimini 1996 yılında aynı üniversitenin aynı bölümünde tamamladı. Doktora derecesini ise 2000 yılında aynı üniversitenin Biyokimya Bölümü’nden aldı.</p>

<p>İş yaşamına 2000 yılında Bilim İlaç’ta İş Geliştirme Yöneticisi olarak başlayan Öke, 2002-2006 yılları arasında Abdi İbrahim’de sırasıyla Tıbbi Tanıtım Uzmanı, Medikal Müdür ve Ürün Müdürü olarak çalıştı. 2006-2013 yılları arasında Abbott’ta sırasıyla Kıdemli Ürün Müdürü, Grup Ürün Müdürü, Pazarlama Müdürü, Neonatoloji İş Birimi Müdürü, Solvay Entegrasyonu Proje Lideri ve Spesifik Ürünler İş Birimi Direktörü olarak görev yaptı. AbbVie oluşumunun ardından 2013-2017 yılları arasında AbbVie Türkiye’de Spesifik Ürünler İş Birimi Direktörü, 2017-2018 yılları arasında AbbVie Inc. (ABD, Chicago)’da Kıdemli Pazarlama Müdürü ve Nöroloji alanındaki Global Pazarlama ve Ticari Operasyonlardan Sorumlu Direktör olarak çalışan Öke, 2021 yılından itibaren Eczacıbaşı İlaç Pazarlama’da Genel Müdür olarak görev yaptı.</p>

<p>Polifarma’nın yenilikçi ürün geliştirme, uluslararası büyüme ve hasta odaklı sağlık çözümleri stratejilerine liderlik edecek olan Öke’nin, sektördeki derin bilgi birikimi ve liderlik vizyonu ile Polifarma’yı daha ileriye taşıması ve şirketin hem yerel hem de global pazarlardaki konumunu güçlendirmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polifarma, güçlü yönetim kadrosu ve stratejik yatırımlarıyla sağlık sektöründe değer yaratmaya ve hastalara erişilebilir, güvenilir çözümler sunmaya kararlılıkla devam ediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>İş Dünyası, Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/dr-ecz-basbug-oke-polifarmanin-yeni-ceosu-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-564.jpg" type="image/jpeg" length="77439"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[El yazısı yazmanın bilimsel faydası: Alzheimer'ı yüzde 40 önlüyor!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/el-yazisi-yazmanin-bilimsel-faydasi-alzheimeri-yuzde-40-onluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/el-yazisi-yazmanin-bilimsel-faydasi-alzheimeri-yuzde-40-onluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte klavye kullanımı yaygınlaşırken, bilim dünyasından gelen yeni veriler el yazısının beyin üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırmalar, kalemle yazmanın bilişsel süreçler açısından çok daha güçlü bir etki yarattığını ortaya koyuyor.</p>

<p>NTNU’da görev yapan Audrey van der Meer liderliğinde gerçekleştirilen 2024 tarihli çalışmaya göre, el yazısı sırasında beynin çok geniş bir bölümü aynı anda aktif hale geliyor. Araştırma bulguları, klavye ile yazmaya kıyasla el yazısının çok daha karmaşık sinir ağlarını harekete geçirdiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Beyinde 17 farklı yol aynı anda çalışıyor</strong></p>

<p>Uzmanlara göre el yazısı sırasında yalnızca düşünme değil; görme, motor beceriler ve duyusal algı birlikte devreye giriyor. Bu süreçte beynin yaklaşık 17 farklı sinir yolu eş zamanlı olarak aktive oluyor. Klavye kullanımında ise bu sürecin büyük ölçüde otomatikleştiği ve daha sınırlı bir beyin aktivitesi oluştuğu ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Beyin sağlığına uzun vadeli katkı</strong></p>

<p>Araştırmalar, düzenli el yazısı alışkanlığının beynin kendini yeniden yapılandırma (nöroplastisite) kapasitesini desteklediğini ortaya koyuyor. Günlük tutma ya da elle not alma gibi aktivitelerin özellikle el-göz koordinasyonunu geliştirerek ileri yaşlarda beyin hacminin korunmasına katkı sağladığı belirtiliyor.</p>

<p><strong>Elle not tutmak öğrenmeyi güçlendiriyor</strong></p>

<p>ABD’de Princeton Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalar da bu bulguları destekliyor. Araştırmalara göre elle not tutan bireyler, bilgiyi daha derinlemesine işleyerek uzun süreli hafızaya daha etkili şekilde aktarabiliyor. El yazısı sırasında beynin, yazılan bilgiyi daha “önemli” olarak algıladığı ve bu durumun öğrenmeyi güçlendirdiği vurgulanıyor.</p>

<p><strong>Alzheimer riskinde azalma mümkün mü?</strong></p>

<p>Bilimsel veriler, zihinsel olarak aktif kalmayı sağlayan bu tür aktivitelerin, Alzheimer hastalığı riskini azaltabileceğine işaret ediyor. Bazı çalışmalar, düzenli zihinsel egzersizlerin bu riski %40’a kadar düşürebileceğini öne sürüyor. Uzmanlar, hafıza kaybının yalnızca genetik faktörlere bağlı olmadığını, yaşam tarzının da belirleyici rol oynadığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Günde 5 dakika bile fark yaratabilir</strong></p>

<p>Uzmanlara göre her gün sadece birkaç dakika kalem ve kağıt kullanmak bile zihinsel performans üzerinde olumlu etki yaratabiliyor. El yazısının, beyni aktif tutarak bilişsel yaşlanmayı yavaşlatabileceği ve zihinsel canlılığı artırabileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dijital araçların hayatı kolaylaştırdığı bir dönemde, bilim insanları kalem ve kağıdın tamamen terk edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Araştırmalar, basit bir alışkanlık gibi görünen el yazısının aslında beyin sağlığı için güçlü bir egzersiz olduğunu ortaya koyuyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/el-yazisi-yazmanin-bilimsel-faydasi-alzheimeri-yuzde-40-onluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/04/basliksiz-1-482.jpg" type="image/jpeg" length="17086"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Tok Tutan Sofralar İçin Uzmanından Öneriler]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/ramazanda-tok-tutan-sofralar-icin-uzmanindan-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/ramazanda-tok-tutan-sofralar-icin-uzmanindan-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk nedeniyle beslenme düzeninin doğru planlanması büyük önem taşıyor. Uzm. Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu, sahur ve iftar sofralarında yapılacak küçük ama doğru seçimlerin gün boyu enerji seviyesini korumaya ve sindirim sorunlarını önlemeye yardımcı olacağını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bayburtluoğlu, özellikle sahur ve iftarda aşırı baharatlı, kızartılmış ve ağır yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini vurgularken, “Ramazan’da doğru beslenmenin temelinde bağırsak sağlığını destekleyen, tok tutan ve sindirimi kolay gıdalar yer almalı” diyor.</strong></p>

<p>Ramazan sofralarında en sık yapılan hatalardan birinin aşırı baharatlı ve yağlı yemekler olduğunu söyleyen Uzm. Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu, şu uyarıda bulunuyor: “Çok baharatlı ve yağlı yiyecekler mideyi yorabilir, susuzluk hissini artırabilir ve gün içinde rahatsızlığa neden olabilir. Bu nedenle sahur ve iftar sofralarında özellikle aşırı baharatlı yemeklerden ve kızartmalardan kaçınmak gerekir.”</p>

<p>Ayrıca unun kavrularak hazırlandığı aşırı unlu çorbaların da sindirim açısından zorlayıcı olabileceğini belirten Bayburtluoğlu, çorbaların daha hafif hazırlanmasının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Uzun süre tokluk hissi sağlayan besinlerin sahurda mutlaka yer alması gerektiğini belirten Bayburtluoğlu, şu önerilerde bulunuyor: “Tam tahıllı ürünler, muz, haşlanmış yumurta ve yoğurt gibi protein ve lif açısından zengin besinler sahurda uzun süre tok kalmaya yardımcı olur. Ayrıca tam tahıllar lif içerikleri sayesinde sindirim sistemini destekler ve olası kabızlık sorunlarının önüne geçer.” Bayburtluoğlu, sahurda özellikle tam buğday ekmeği veya tam buğday unundan yapılmış ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.</p>

<p><strong>Yoğurt ve kefir bağırsak sağlığını destekliyor</strong></p>

<p>Bağırsak sağlığının Ramazan ayında daha da önem kazandığını belirten Bayburtluoğlu, probiyotik gıdaların sofralarda mutlaka yer alması gerektiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Özel probiyotik mayası ile yapılmış yoğurt ve geleneksel kefir gibi probiyotik gıdalar bağırsak florasını destekler. Bunun yanı sıra yer elması gibi prebiyotik oranı yüksek sebzeler de bağırsakta faydalı bakterilerin çoğalmasına yardımcı olur. Probiyotikli yoğurtlarında gramında 1 milyon probiyotik bakteri olması için özel maya ile mayalanması gerekmektedir”</p>

<p><strong>İftar sofralarında sebze ve salata öne çıkmalı</strong></p>

<p>İftar sofralarında ağır yemekler yerine dengeli bir menü oluşturmanın önemine dikkat çeken Bayburtluoğlu, şu önerileri paylaşıyor:</p>

<p>“İftarı yer elması çorbası gibi hafif bir çorba ile açmak, ardından etli bakliyat yemekleri, sebzeli siyez bulguru pilavı ve bol mevsim sebzeleri ile hazırlanan bir salata içeren bir menü tercih etmek dengeli bir seçim olur. Ayrıca yoğurt bazlı mezeler de iyi bir alternatiftir.” Bayburtluoğlu, özellikle sebze tüketiminin artırılmasını önererek şu örneği veriyor: “Örneğin brokoliden yapılan bir kış cacığı hem besleyici hem de farklı bir alternatif olabilir. Cacık her zaman salatalıkla yapılmak zorunda değil, henüz salatalık turfanda ve daha fazla pestisit yüküne sahip olabiliyor turfanda ürünler.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sahurda sucuk ve pastırmadan uzak durun</strong></p>

<p>Sahurda ağır ve tuzlu yiyeceklerin gün içinde susuzluk hissini artırabileceğini belirten Bayburtluoğlu, özellikle işlenmiş et ürünleri konusunda uyarıyor: “Sucuk ve pastırma gibi tuz oranı yüksek gıdalar sahur için uygun değildir. Ayrıca yumurta sahurda çok iyi bir besindir ancak kızartmak yerine haşlanmış olarak tüketilmesi daha sağlıklı bir tercih olacaktır.”</p>

<p><strong>Şerbetli tatlılar yerine hafif sütlü tatlılar tercih edilmeli</strong></p>

<p>İftar sonrası tatlı tüketimi konusunda da ölçülü olunması gerektiğini söyleyen Bayburtluoğlu, şunları söylüyor: “Baklava gibi ağır şerbetli tatlıların her gün tüketilmesi doğru değildir. Bunun yerine güllaç gibi daha hafif ve sütlü tatlılar tercih edilebilir. Güllaç tariflerinde rafine şeker yerine elma özü gibi doğal tatlandırıcılar kullanılabilir.”</p>

<p><strong>Ramazan sofralarında denge önemli</strong></p>

<p>Uzm. Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu’na göre Ramazan’da da sağlıklı beslenmenin temelinde her zaman olduğu gibi denge, çeşitlilik ve ölçülülük yer alıyor.</p>

<p>“Ramazan sofraları zengin olabilir ancak önemli olan vücudu yormayan, sindirimi kolay ve besleyici seçimler yapmaktır. Liften zengin sebzeler, tam tahıllar, protein kaynakları ve probiyotik gıdalar dengeli bir Ramazan beslenmesi için en doğru seçeneklerdir.”</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/ramazanda-tok-tutan-sofralar-icin-uzmanindan-oneriler</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/03/basliksiz-1-kurtarildi-160.jpg" type="image/jpeg" length="68466"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
