<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ekovitrin Haber</title>
    <link>https://www.ekovitrin.com</link>
    <description>Türkiye ve dünyadan güncel ekonomi, finans, borsa, turizm, sağlık, iş dünyası ve politika haberleri ekovitrin.com farkıyla sizlerle</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ekovitrin.com/rss/ekovitrin-dergisi-mayis-2026" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 12:59:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/rss/ekovitrin-dergisi-mayis-2026"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekovitrin Dergisi’nin mayıs sayısı raflarda yerini aldı]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/ekovitrin-dergisinin-mayis-sayisi-raflarda-yerini-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/ekovitrin-dergisinin-mayis-sayisi-raflarda-yerini-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[26 yıllık birikim ve tecrübe Ekovitrin Dergisi’nin mayıs sayısında da kendini gösterdi. Derginin mayıs sayısı önemli röportaj, çarpıcı analiz ve ekonominin nabzını tutan haberlerle okuyucularına sunuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekovitrin Dergisi’nin mayıs sayısı yine Türkiye ekonomisinin röntgenini çekti. Ekovitrin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Şeref Özata, mayıs sayısı için kaleme aldığı başyazıda modern çağın, insanı tuşların gölgesinde köleliğe sürüklediğini ifade etti. Teknolojinin insanları tuşlara bağımlı kıldığını belirten Özata, “Geleceğin dijital dünyasında asıl mesele teknolojiye sahip olmak değil, onunla sağlıklı bir ilişki kurabilmektir” öngörüsünde bulundu. Özata, Çocukların bilinçli teknoloji kullanımıyla yetiştirilmesi ve yetişkinlerin de kendi alışkanlıklarını sorgulaması, çocukların bilinçli teknoloji kullanımıyla yetiştirilmesi ve yetişkinlerin de kendi alışkanlıklarını sorgulaması gerektiğini dile getirdi. Prof. Dr. Doğan Aydal ise “Avrupa’da enerjide kömüre dönüş hazırları mı yapılıyor?” başlıklı analiz yazısında 2 yılı aşkın süreden beri devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, sonrasında ABD ve İsrail’in İran’a saldırması sonrası enerji arzının düşmesini ve fiyatlarının tavan yapmasını değerlendirerek, modern dünyanın enerjiye olan bağımlılığı nedeniyle yeniden kömüre yöneldiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Çarpıcı röportajlar, önemli değerlendirmeler</strong></p>

<p>Ekovitrin Dergisi’nin mayıs sayısının kapağında, Reksoil Petrokimya Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Aktaş, İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, Hayat Holding Genel Sekreteri Osman Aksoy ve Türk Hava Yolları’nda gerçekleşen görev değişimi yer aldı. Reksoil Petrokimya Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Aktaş, Ekovitrin’e verdiği röportajda, “Yerli üretimin gücünü küresel rekabete taşımaya odaklandık” dedi. Aktaş, 100'den fazla ülkeye ihracat yaptıklarını belirterek, madeni yağ ihracatında üst üste 8 yıl zirvede yer aldıklarını söyledi. İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, İstanbul’un, küresel finansın yeni merkezi, olduğunu açıkladı. Hayat Holding Genel Sekreteri Osman Aksoy ise 17 ülkede 45 üretim tesislerinin bulunduğunu belirterek, “Üretim performansımız ile bebek bezinde dünyanın dördüncü büyük üreticisiyiz” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>İran savaşı gündemdeki yerini koruyor</strong></p>

<p>Ekovitrin mayıs sayısında, bir ayı aşkın devam eden İran savaşı ve sonrasında gerçekleşen ateşkesin dünya ve Türkiye ekonomisine olan etkileri de masaya yatırıldı. Özellikle turizm sektörünün savaştan etkilenip etkilenmediği irdelendi. Hürmüz Boğazı’nın mevcut durumunun dünya ekonomisine etkisi değerlendirildi.</p>

<p></p>

<p><strong>Otomotiv sektöründeki son yenilikler</strong></p>

<p>Ekovitrin’in bu sayısında yine lojistik sektörüne geniş yer ayrıldı. Sektörün önemli sorunları ve çözüm yollarına ışık tutuldu. Otomotiv dünyası da mayıs sayısında geniş yer buldu. Yeni ürünler derginin içerikleri arasında yer aldı. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağrbaş’ın ulaslararası temasları da Ekovitrin’in mayıs sayısında kendine yer buldu.</p>

<p>Ekovitrin Dergisi’nin 317. mayıs sayısı farklı bakış açısı ve 26 yıllık tecrübe ile hazırlanan dopdolu içeriğiyle bayilerde.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekovitrin Dergisi Mayıs 2026</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/ekovitrin-dergisinin-mayis-sayisi-raflarda-yerini-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 07:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-kurtarildi-kurtarildi-kurtarildi-4.jpg" type="image/jpeg" length="52968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Doğan AYDAL yazdı: Avrupa'da enerji üretiminde kömüre dönüş hazırlıkları mı yapılıyor?]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/prof-dr-dogan-aydal-yazdi-avrupada-enerji-uretiminde-komure-donus-hazirliklari-mi-yapiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/prof-dr-dogan-aydal-yazdi-avrupada-enerji-uretiminde-komure-donus-hazirliklari-mi-yapiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2 yılı aşkın süreden beri devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, sonrasında ABD ve İsrail’in İran’a saldırması enerji arzının düşmesine ve fiyatlarının tavan yapmasına neden oldu. Modern dünyanın enerjiye olan bağımlılığı nedeniyle bu durum karşısında yeni arayışlar ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllarca sanayi kuruluşlarının, Avrupa ve Amerika’daki sanayi devriminin temel enerji üretim maddesi olan kömür, iklim ve çevre ile ilgili birçok gerekçeler sebebiyle gözden düşmüştü. Almanya hariç birçok AB ülkesi 2030 yılına kadar kömür santrallerini kapatacağını taahhüt etmişti. Almanya kapanış için 2038 yılını hedef seçmişti. Bu karar sonrasında AB’de kömürden elektrik üretimi 2024 yılına gelindiğinde toplam elektrik üretimlerinin yüzde 10’luk bir kısmına kadar düşmüştü.</p>

<p>Önce Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’da bir şok oluşturdu. Zira Avrupa her yıl 600 milyar metreküp olan doğalgaz ihtiyacının çok önemli bir kısmını özellikle Rusya’dan karşılıyordu. Rusya’nın vanaları kapatması ve Kuzey Akım doğalgaz boru hattındaki sabotaj sonucu gaz kesilmesi Avrupa’da büyük bir doğalgaz açığına sebep oldu. Avrupa bu açığı gidermek için SPOT piyasadan LNG olarak doğalgaz teminiyle bu açığını gidermeye çalıştı. ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan süreç ve Hürmüz boğazının kapatılması ise Avrupa’da çok büyük bir enerji krizine yol açtı. Başta Almanya, kapattığı kömür santrallerini yeniden devreye sokacağını Şansölye Merz aracılığı ile dünyaya duyurdu. Merz, Almanya’nın taahhüt ettiği 2038 nihai kömür çıkış tarihine değinmeden, Almanya’nın enerji arz güvenliğini sağlamak için mevcut santrallerin kapatılmasının yavaşlatılması gerektiğini savunmaya başladı. Merz, Avrupa’nın yeşil enerji planlarının zorlaştığını vurgulayarak mevcut kömür santrallerinin daha uzun süre şebekeye bağlı kalması gerekebileceğini de ifade etti. Merz bilindiği gibi Schulz döneminde Nükleer santrallerin kapatılmasına da karşı çıkmıştı. Büyük kömür yataklarına sahip İngiltere ve Polonya’nın da benzer politikalar izleyeceği ifade edilmektedir.</p>

<p>Önemli doğalgaz ve petrol yataklarına sahip olmayan ülkemiz, kömür santrallerimizin kapatılmasıyla ilgili AB’ye herhangi bir takvim vermemiştir. Ancak bu takvimi vermemiş olsa da atmosfere yayılan karbondioksit, kükürt ve metan gazı sebebiyle AB’nin uygulamaya koyduğu “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” sebebiyle “Karbon Sertifikası” adı altında belli cezalar ödediği ve ödeyeceği de aşikardır. Bu sistem, Avrupa Birliği'nin (AB) "Yeşil Mutabakat" kapsamında, ithal edilen karbon yoğun ürünlere, üretim sürecindeki karbon emisyonları oranında mali yükümlülük (karbon vergisi) getiren bir sistemdir. 1 Ekim 2023'te geçiş dönemi başlayan uygulama, 1 Ocak 2026'dan itibaren tam olarak yürürlüğe girmiştir.</p>

<p><strong>Kömür Türkiye için neden önemlidir?</strong></p>

<p>Kömür ısınma için yakıt olmasının yanı sıra elektrik üretiminde kullanılması açısından çok önemlidir. Ülkemizde de 2026 yılı başı itibariyle üretilen elektrik miktarının yüzde 40’ı kömürden üretilmektedir (Tablo 1). Bu miktarın yüzde 24,69 miktarı da maalesef ithal ettiğimiz kömürden üretilmektedir. Üretilen elektriğin yüzde 36 kadarlık kısmının da ithal doğalgazdan üretildiğini düşünürsek, elektrik üretiminde dış kaynaklara ne kadar fazla bağlı olduğumuz rahatlıkla görülebilir. Bu bakımdan mevcut kömürlerimizi çevreyi kirletmeden kullanmanın kimyasal usul ve şeklini mutlaka bulmalıyız.</p>

<p><img height="771" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/image-38.png" width="1346" /></p>

<p><strong>Kömür rezervlerimiz ve anlaşılmayan rakamlar</strong></p>

<p>Hükümetimizin resmi beyanlarına göre ülkemizde yaklaşık 22 milyar ton kömür bulunmaktadır. Bu kömür rezervinin yüksek kalori değerine sahip 1,5 milyar tonu hariç tamamı linyit özelliğindedir. Tabloya dikkatlice bakıldığında taşkömürü rezervimizin 2003 tarihten itibaren hiç artmadığı, aksine az da olsa azaldığı görülmektedir (Tablo 2). Bunun aksine kalorisi düşük, kül ve kükürt miktarı fazla olan linyitlerimizin miktarı 2010 yıllarından başlayarak sürekli olarak <strong>arttığı veya arttırıldığı</strong> gözlenmiştir! Hükümetimiz 15 yıl gibi kısa zamanda mevcut 8,3 milyar ton rezervimize ek 13 milyar ton daha bulduğunu ifade etmektedir. Öncelikle bu rezervin “Görünür rezerv” olup olmadığı da hiçbir makalede belirtilmemektedir. Rezerv tanımında, üçüncü boyutu sondajlarla desteklenen “Görünür rezerv” dışında “Muhtemel rezerv” ve “ Mümkün rezerv” olmak üzere biraz spekülasyona, tahmine dayanan rezerv tipleri de vardır. Dolayısıyla verilen rakamlar çok inandırıcı gözükmemektedir. <strong>Hükümet veya onlara bilgi sağlayan bürokratlar rakamları şişirmişe benzemektedir.</strong></p>

<p>ETKB resmi sitesine göre, bu rakam mevcut Hükümet döneminde 21 Milyar tona çıkarılarak büyük bir mühendislik mucizesi(!) gösterilmiştir. Bir başka deyişle bütün Cumhuriyet döneminde bulunandan çok daha fazla son 15 yılda bulunmuştur. Esasında Hükümet tarafından yapılmak istenen şey, Linyit ile çalışan Termik santrallerinin önünü açmak için yeni rezervler bulduk haberini yaymaktan başka bir şey değildir. Termik santral izinlerin verilebilmesini haklı gösterebilmek için yeni rezervlerin bulunduğu ilan edilmeli, toplum hazırlanmalıdır!</p>

<p>İddia edildiği gibi 15 yıl gibi kısa bir sürede 13 milyar ton fazla rezerv bulundu ise kömür sektöründe çalışan işçi sayısının da bir hayli artmış olması beklenir. TKİ ve TTK verilerine göre Hükümetimizin iş başına geldiği 2002 yılından 55.400 olan kömür çalışanı-işçisi 2026 yılında 33.400 kişiye düşmüştür ( Tablo 3).</p>

<p><img height="757" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/image-232.png" width="1361" /></p>

<p>Bütün bu gerçeklerin dışında anlaşılamayan bir diğer husus daha vardır; Hükümet bir yandan AB ile Çevre mutabakatını imzalarken, diğer yandan mevcut kullanım şekliyle atmosferi kirletmesi kesin olan linyit araştırmalarını niçin sürdürmektedir?</p>

<p><strong>Kömür kullanan termik santrallerimiz ve problemlerimiz</strong></p>

<p>Ülkemizde İthal kömür ve linyit kullanan termik santrallerimizin gücü 2024 ve 2025 yılı rakamlarına bakılarak 22.000 MW gücündedir. 2025 verilerine göre 75 milyon ton yerli linyit ve taşkömürü yakılarak 48 TWh elektrik enerjisi elde edilmiştir( Tablo 4).</p>

<p><img height="610" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/image-233.png" width="1269" /></p>

<p>Termik santrallerimizde her yıl ortalama 70 – 80 milyon ton Düşük kalorili Linyit (Yerli) kullanılmaktadır ve bunun elektrik üretimimizdeki payı yaklaşık yüzde 14 - yüzde 15 seviyelerindedir. Bu linyitler maden sahalarına yakın santrallerde kullanılır. Yüksek kalorili İthal Kömür ise ortalama 30 – 35 ton kullanılır ve elektrik üretimimizdeki payı yüzde 20 - yüzde 22 seviyelerindedir. Bu kaliteli kömürler havayı daha az kirlettiğinden, <strong>biraz da turistler sıkıntı duymasın diye(!)</strong> genellikle kıyı bölgelerindeki santrallerde yakılır! Yerli Taş Kömürü ise yaklaşık 1.5 – 2 milyon ton olarak genellikle Zonguldak Çatalağzı santralinde kullanılır.</p>

<p><strong>Termik santraller çevreyi hangi ölçüde </strong></p>

<p><strong>kirletmektedir ve çözümler nelerdir?</strong></p>

<p>Kömüre dayalı termik santrallerin çevreyi kirlettiği birçok kurumca ifade edilmektedir. Çevre Sorunları Vakfının raporuna göre Ülkemizde 100 MW gücünde bir termik santral bir yıl içinde 45.000 ton kükürt dioksit, 26000 ton azot oksit gazı, 750 ton karbon monoksit gazı, 32.500 ton katı partikül, 5660 ton kül, 250 ton hidrokarbon yaymaktadır. Bazı santrallerimizin 1300 MW üzerinde olduğunu düşündüğümüzde oluşacak kirlilik rahatlıkla tahmin edilebilir.</p>

<p>Termik santrallerin filtre takma mecburiyetinin olması ise sadece sade vatandaşı oyalamaktan ibarettir. Termik santrallere filtre takmak da tam çözüm değildir. Zira linyitlerin yakılması sonucu oluşan atıkların hepsi tutulamamaktadır! Desülfürizasyon ünitesi (Flue Gas Desulfurization - FSD) SO2 gazının yüzde 95’ini tutabilmektedir. Bu eski filtreler kömürle çalışan termik santralların NOX, CO, O3 gibi diğer atıklarını filtre etmez. Toz ve kül tutmaya yarayan elektrostatik filtreler yüzde 95 - 99 oranında işe yarasa da bir termik santralin en sık arızalanan üniteleri elektrostatik filtreler olduğundan ve her arıza süresince Santral sahiplerince üretimin durdurulup durdurulmayacağı belirsiz olduğundan, bu ünitelerin ne kadar işe yarayacağı da kuşkuludur.</p>

<p>Takılacak yeni filtrelerin bütün gazları tutacak kabiliyette yeni teknolojilere sahip olması gerekir. Elektrostatik kül-toz tutucu filtreler de her dolduğunda, temizlenmediği sürece üretimi durduran elektronik uyarıcıya sahip olmalıdır. Bu önlemler alınmadığı takdirde santral sahiplerine ağır cezalar getirilmelidir.</p>

<p>Santral çevresindeki tarım topraklarına atılan ve biriken küllerin yaydığı Radon<sup>222</sup> gazı önce Polonyum<sup>210</sup>’a, daha sonra da Kurşun<sup>206</sup>’ya dönüşerek hem toprağı hem de havayı kirletmektedir. Santral sahipleri bu problemi de ortadan kaldırıcı önlem almak mecburiyetinde bırakılmalıdır.</p>

<p><strong>Bütün olumsuzluklarına rağmen </strong></p>

<p><strong>linyitlerimiz kullanılmalı mı?</strong></p>

<p>Türkiye enerjide dışa bağımlı bir ülkedir. Kendimize yeterli doğalgazımız ve petrolümüz yoktur. Doğalgaz ihtiyacımızın yaklaşık %4’ünü, Petrol ihtiyacımızın yaklaşık %6 kadarı iç üretimle karşılanmaktadır. Kömürlerimizin durumu da malum. Ancak Rusya-Ukrayna ve İran-(ABD+İsrail) savaşı bize çok önemli bir şey öğretmiştir; Enerjide dış ülkelere mümkün olduğu ölçüde bağımlı olmamak. Bu bakımdan biz mevcut kömürlerimizi nasıl daha verimli olarak kullanacağımızı öğrenmeliyiz. Ayrıca yeni enerji üretim modelleri üzerine yatırım yapmalıyız.</p>

<p><strong><i>Öncelikli olarak Linyitlerimizi gazlaştırma teknikleri üzerine yatırım yapmalıyız.</i></strong></p>

<p>Linyitlerin gazlaştırılması, Türkiye'deki gibi yüksek küllü ve nemli düşük kaliteli kömürlerin, sınırlı oksijen veya buhar ile yüksek sıcaklıkta sentez gazına (syngas-CO) dönüştürülmesi işlemidir. Bu teknikte genellikle akışkan yataklı gazlaştırıcılar kullanılarak, yüksek nemli linyitlerin kurutulup gazlaştırılması hedeflenir. Oksijensiz veya az oksijenli ortamda termokimyasal dönüşüm ile linyit, H<sub>2</sub> ve CO'dan oluşan yanıcı bir gaza dönüşür. Bu teknik geleneksel kömür yakmaya göre daha düşük hava kirliliği oluşturur ve karbon yakalama teknolojilerine de uyumludur.</p>

<p>Bu yöntemle elde edilen sentez gazı, elektrik üretimi, kimyasal madde (metanol, amonyak) üretimi veya sıvı yakıt üretimi için kullanılabilmektedir. Bu konuda Yıldız Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve ODTÜ’de ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Türk bilim insanları ile Hindistanlı bilim insanlarının birlikte yürüttüğü ve Türkiye’deki linyitlere rahatlıkla uygulanabilecek temiz bir şekilde gazlaşmayı sağlayabilecek akışkan yatak prototip çalışması-THERMAX desteklenmeli, “biyolojik çözündürmeden sonra gazlaştırma” gibi projeler için de ciddi maddi kaynak bulunmalıdır. Bu projeler için maddi kaynak öncelikli olarak linyit madeni sahipleri ve termik santral sahiplerinden temin edilmelidir. Devletin bu konuda yaptırıcılığı önemlidir. Kömürlerin nimetini isteyenlerin külfetine de katlanmaları gerekir.</p>

<p><strong><i>Çimento fabrikalarında çevreyi farklı şekilde kirleten petrokok yerine kalorisi yüksek linyitler kullanılmalıdır.</i></strong></p>

<p>Türkiye'deki çimento fabrikalarında petrokok kullanımı, çevre mevzuatındaki düzenlemelere bağlı olarak kademeli bir izin sürecine tabi tutulmuştur. Türkiye'de çimento üretiminde petrokok kullanımı 1983 yılından itibaren teknik olarak uygulanmaya başlanmış, linyit kömürüne belirli oranlarda (yüzde 30-60) karıştırılarak yakılmasına izin verilmiştir. Çevre Bakanlığı ve Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) arasında imzalanan "Çimento Sanayi Çevre Deklarasyonu" ile fabrikaların teknolojik yeniliklere uyumu ve emisyon izinleri çerçevesinde yakıt kullanımı 10 Şubat 1993’te standartlaştırılmıştır. Bakanlığın 24 Şubat 2011’de yayımladığı 2011/4 sayılı genelge, kalsine edilmemiş ithal petrokokun çimento ve kireç fabrikalarına tahsisat şartlarını ve kullanım esaslarını belirleyen ana düzenlemedir. Bu düzenlemeler yeniden gözden geçirilmeli ve çimento fabrikalarında Linyit kullanımı sağlanmalıdır.</p>

<p><strong><i>Çok düşük kalorili linyitlerden (Leonardit) gübre yapılabilir.</i></strong></p>

<p>Ülkemizdeki Linyitlerin yakıt olarak kullanılamayan 1000 kilo kalori altında bulunan kısımları Leonardit olarak adlandırılmaktadır. Leonardit madeni hümik asitlerin temel hammaddesidir ve yüzde 40-90 arasında içerdiği yüksek oranlardaki hümik ve fülvik asitlerden dolayı önemli bir ekonomik değere sahiptir.</p>

<p>Dünya’da ve Ülkemizde leonardit madeni en yaygın olarak tarımda, organik toprak düzenleyicisi olarak, kullanılmaktadır. Leonarditin diğer önemli kullanım alanları ise şöyle sıralanabilir; Toprağın ıslah edilmesinde, Sanayi artıklarının kirlettiği toprakların temizlenmesinde, Derin sondajlarda, sondaj çamuru katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, hayvan yemi katkı maddesi olarak et verimini % 400 artırmaktadır. Dökümcülükte; döküm kalıp kumuna katkı malzemesi olarak, Hava ve su filtre sistemlerinde. Kâğıt, boya, mürekkep, çimento, seramik, pil, asfalt, adsorban, kauçuk, ecza (boğaz şurubu) ve kozmetik (el yüz kremleri), enzim immobilasyonu, gres ve yağlayıcılar, köpük giderici endüstrilerinde de kullanılmaktadır.</p>

<p>Bunların dışında; denizlerdeki petrol kirlenmeleri ile sulardaki radyoaktif kirlenmelerin temizlenmesinde, atık su arıtımda ve tıpta kanser dâhil birçok hastalığın önlenmesi veya tedavisi konularında leonarditin kullanımı ile ilgili çok ciddi araştırmalar yapılmaktadır. Tıpta, bazı hastalıklar için araştırma aşaması geçilmiş durumdadır ve leonarditin (hümik asitin) hammadde olarak kullanıldığı ilaçlar kullanılmaya başlanılmıştır. Bu bakımlardan <strong>Leonardit Ülkemiz için bir lütuftur</strong> ve Leonarditten elde edilecek bütün yan ürünlerin üretilmesi desteklenmelidir.</p>

<p><strong><i>Özetle ifade etmek gerekirse;</i></strong></p>

<p>Linyitler Batılı ülkeler istiyor diye vazgeçebileceğimiz bir kaynak değildir. Ancak özellikle çevreye verdiği zararlar en aza indirecek bütün usul ve teknolojiler kullanılmalı ve bu kullanımlar Devletin gerçek kontrolu altında olmalı, aksine davranan, halkı değil sadece firmalarını düşünen termik santral sahiplerine çok ciddi cezalar getirilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde Termik santrallerin atmosfere saldığı kirliliğin başta hamile kadınlarda düşük yapmak, çocuklarda doğum ağırlığı, otizm, diyabet (tip 1), ani bebek ölümü sendromu, astım, koah, bronşiolit ve bronşit gibi solunum hastalıkları, zatürre ve zekâ geriliği gibi sağlık sorunlarına yol açtığı bilinmelidir.</p>

<p>Linyitlerin gazlaştırılarak kullanılması ile ilgili yapılan bütün çalışmalar desteklenmeli bu araştırma fonlarının kömür maden sahipleri ve Termik Santral sahiplerinden alınacağına dair husus acilen kanunlaştırılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Leonarditlerden başta tarım sektörü olmak üzere birçok konuda faydalanmak için yapılan araştırmalar acilen desteklenmelidir. Yılda 4-6 milyon ton gübre ithal ettiğimiz düşünülürse leonarditlerden elde edilebilen sıvı gübrenin önemi ve ülkeye kazandıracağı milyarlarca dolar rahatlıkla tahmin edilebilir.</p>

<p>Tamamen ithal taşkömürü kullanan santrallere %20-30 civarında yerli yüksek kalorili linyit kullanım mecburiyeti getirilerek 2022 yılında 9 milyar dolar seviyelerine kadar çıkan ithal kömür gideri azaltılabilir( Tablo 5).</p>

<p><img height="742" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/image-37.png" width="1212" /></p>

<p>Gerçekten 21 milyar ton linyit rezervimiz varsa önce bu araziler değerlendirilmelidir. Ülkemiz için, halkımız için çok önemli bir besin kaynağı ve ihraç maddesi olan zeytinlikleri madenciliğe açmak çok yanlış bir karardır. Başta Akbelen olmak üzere birçok zeytinliklerin maden sahasına çevrilmesinden vazgeçilmelidir.</p>

<p>Bütün bunlar yapılsa bile ülkemiz enerji sıkıntısından kurtulamaz. Bu sebeple başta Güneş ve Rüzgâr enerjisi üzerindeki bilinen firmaların tahakkümü ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca, Bor Füzyonu, Tuz bazlı toryum santralleri, “Küçük nükleer reaktör yapımı (Small Nuclear Reactor)” ve nükleer silah yapılamayan Uranyum 238 izotopunun kullanıldığı “Taşınabilir Nükleer Reaktörlerin (Travelling Nuclear Reactor)” yapımı için kaynak ayırarak ülkenin enerji problemi çözülmelidir.</p>

<blockquote>
<p>Prof. Dr. Doğan AYDAL</p>

<p>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanvekili ve Başbakanlık Eski Müsteşar Yardımcısı</p>
</blockquote></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekovitrin Dergisi Mayıs 2026</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/prof-dr-dogan-aydal-yazdi-avrupada-enerji-uretiminde-komure-donus-hazirliklari-mi-yapiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-kurtarildi-kurtarildi-292.jpg" type="image/jpeg" length="22076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Korkmaz Keskendir yazdı:TÜRKİYE’DE MUHASEBECİLER İSYANDA:  ARTAN YÜK, AZALAN MOTİVASYON]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/korkmaz-keskendir-yazditurkiyede-muhasebeciler-isyanda-artan-yuk-azalan-motivasyon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/korkmaz-keskendir-yazditurkiyede-muhasebeciler-isyanda-artan-yuk-azalan-motivasyon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MUHASEBE EĞİTİMİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLERDE BULUNAN İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ BANKACILIK VE SİGORTACILIK PROGRAMI ÖĞRETİM GÖREVLİSİ KORKMAZ KESKENDİR, “MEVCUT EĞİTİM SİSTEMİ TEORİK BİLGİYE AĞIRLIK VERİRKEN, UYGULAMA BOYUTU YETERİNCE GELİŞMİŞ DEĞİL” DEDİ.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de muhasebe mesleği, son yıllarda benzeri görülmemiş bir dönüşüm ve baskı sürecinden geçiyor. Artan mevzuat değişiklikleri, dijital sistemlere geçiş, yoğun müşteri talepleri ve sürekli genişleyen sorumluluk alanı, meslek mensuplarını adeta bir çıkmazın içine sürüklüyor. Sektör temsilcileri, mevcut yapının sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak köklü reform çağrısında bulunuyor. 3568 sayılı kanun çerçevesinde Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik (SMMM) ve Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) olarak icra edilen muhasebe mesleği, dijitalleşmenin getirdiği hız avantajına rağmen ciddi bir iş yükü artışıyla karşı karşıya. Özellikle vergi mevzuatındaki sık ve kapsamlı değişiklikler, raporlama yükümlülüklerinin genişlemesi ve denetim baskısının artması, muhasebecilerin çalışma temposunu her geçen gün daha da yoğunlaştırıyor.</p>

<p>ARTAN İŞ YÜKÜ, TÜKENEN DAYANIKLILIK</p>

<p>Uzmanlara göre muhasebe mesleği artık yalnızca kayıt tutma ve raporlama işi olmaktan çıkmış durumda. Finansal danışmanlık, mevzuat takibi, dijital sistem yönetimi ve kriz çözümü gibi birçok rolü aynı anda üstlenen muhasebeciler, artan iş yükü altında mesleki sınırlarını zorlamak zorunda kalıyor. Bu durum hem hizmet kalitesini hem de çalışanların psikolojik dayanıklılığını doğrudan etkiliyor.</p>

<p>EĞİTİM VE STAJ SÜREÇLERİ YETERSİZ KALIYOR</p>

<p>İstanbul Aydın Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Programı Öğretim Görevlisi Korkmaz Keskendir, muhasebe eğitimine yönelik önemli eleştirilerde bulundu. Keskendir’e göre mevcut eğitim sistemi teorik bilgiye ağırlık verirken, uygulama boyutu yeterince gelişmiş değil.</p>

<p>İstanbul Aydın Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Programı Öğretim Görevlisi Korkmaz Keskendir, muhasebe eğitimine yönelik önemli eleştirilerde bulundu.</p>

<p>Boyutu yeterince gelişmiş değil. Staj süreçlerinin verimsizliği de mesleğe hazırlık açısından önemli bir eksiklik olarak dikkat çekiyor. Genç muhasebeciler, sahaya çıktıklarında karşılaştıkları yoğun mevzuat ve iş yükü karşısında uyum sorunu yaşayabiliyor. Özellikle vergi düzenlemelerinin sık değişmesi, bu adaptasyon sürecini daha da zorlaştırıyor.</p>

<p>“VERGİMİ AZ GÖSTER” BASKISI MESLEKİ ETİĞİ ZORLUYOR</p>

<p>Keskendir’in dikkat çektiği bir diğer kritik konu ise müşteri baskısı. Muhasebe ücretlerinin doğrudan müşteriler tarafından ödenmesi, meslek mensuplarını çoğu zaman bağımlı bir pozisyona sürüklüyor. Keskendir, “Mükelleflerin muhasebeciyi bir nevi çalışanı gibi görmesi, meslek mensuplarını objektif karar alma noktasında zorlamaktadır. ‘Benim vergim az ödensin’ anlayışıyla yapılan baskılar hem mesleki etik hem de sistemin sağlıklı işleyişi açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu baskı ortamı, muhasebecilerin her talebe karşılık verememesine, mesleki sınırların bulanıklaşmasına ve en önemlisi motivasyon kaybına yol açıyor” dedi.</p>

<p>REFORM KAÇINILMAZ: SEKTÖR NE İSTİYOR?</p>

<p>Sektör temsilcileri, muhasebe mesleğinin geleceği için kapsamlı bir yeniden yapılandırmanın şart olduğu görüşünde birleşiyor. Öne çıkan çözüm önerileri ise şöyle sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>Meslek içi eğitimlerin güçlendirilmesi ve sürekli hale getirilmesi</li>
 <li>Staj süreçlerinin daha uygulamalı ve denetimli hale getirilmesi</li>
 <li>Vergi mevzuatında istikrar sağlanması</li>
 <li>Standart ve adil bir ücret politikasının oluşturulması</li>
 <li>Meslek örgütlerinin daha güçlü ve bağımsız bir yapıya kavuşturulması</li>
</ul>

<p>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm bu gelişmeler, muhasebe mesleğinin sadece bugünü değil, geleceği açısından da kritik bir eşikte olduğunu gösteriyor. Artan iş yükü, etik baskılar ve yapısal sorunlar çözülmediği takdirde, sektörün nitelikli insan kaynağını kaybetme riski giderek büyüyor. Uzmanlar, muhasebe mesleğinin ekonominin temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerek, atılacak reform adımlarının yalnızca meslek mensuplarını değil, tüm ekonomik sistemi doğrudan etkileyeceğini vurguluyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekovitrin Dergisi Mayıs 2026</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/korkmaz-keskendir-yazditurkiyede-muhasebeciler-isyanda-artan-yuk-azalan-motivasyon</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/close-up-female-hand-counting-with-calculator-1.jpg" type="image/jpeg" length="24798"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hüseyin Selimler Yazdı: BARIŞ UMUDU VAR AMA  HER AN TERSİ DE OLABİLİR!]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/huseyin-selimler-yazdi-baris-umudu-var-ama-her-an-tersi-de-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/huseyin-selimler-yazdi-baris-umudu-var-ama-her-an-tersi-de-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu’da tansiyon yüksek, piyasalarda belirsizlik hâkim. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilim sürerken, gözler bir kez daha Hürmüz Boğazı ve Körfez hattına çevrildi. Ateşkes ihtimali konuşulsa da uzmanlara göre tablo hâlâ son derece kırılgan.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüseyin Selimler, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş ve ateşkes sürecini değerlendirdi. Selimler, “Barış ihtimali var ama aynı ölçüde yeni bir gerilim dalgası riski de var. Sürecin en kritik değişkenlerinden biri ABD Başkanı Donald Trump. Trump’ın söylemleri ile attığı adımlar arasında ciddi tutarsızlıklar var. Bu da piyasalar ve uluslararası aktörler açısından güven sorununu büyütüyor” dedi. Bu nedenle ateşkes açıklamalarının bile temkinle karşılandığını belirten Selimler, sahadaki sessizliğin çoğu zaman “yeni bir hamle öncesi hazırlık” olarak yorumlandığını vurguladı.</p>

<p>ENERJİ KRİZİ KALICI OLABİLİR: PETROLDE YENİ TABAN 80 DOLAR MI?</p>

<p>Savaşın en ağır faturasının enerji piyasalarına kesildiğini belirten Selimler, “Körfez ülkelerinde petrol tesislerinin zarar görmesi ve üretim kayıpları, fiyatların kısa vadede düşmesini zorlaştırıyor. Bu sadece geçici bir dalgalanma değil. Arz tarafında ciddi bir hasar var ve bu hasarın onarılması yıllar alacak. Uzmanlara göre petrol fiyatlarının savaş sona erse bile uzun süre yüksek seviyelerde kalması bekleniyor. 80 doların altı artık istisna olabilir” yorumunu yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Selimler, İran’ın yıllardır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi olduğuna dikkat çekerek, “İran, bu zor koşullarda ayakta kalmayı öğrenmiş bir ülke. Bu nedenle geri adım atması kolay değil. Özellikle enerji gelirlerine olan bağımlılık, İran’ın hem ekonomik toparlanma hem de savaş sonrası yeniden yapılanma için yüksek fiyatları desteklemesine neden oluyor” açıklamasında bulundu.</p>

<p>İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüseyin Selimler, “Savaşın ekonomik kazananlarına bakıldığında dikkat çeken bir ülke var: Rusya. Yükselen petrol fiyatları sayesinde Rusya’nın enerji gelirlerinde ciddi artış yaşandı” dedi.</p>

<p>KARA SAVAŞI SENARYOSU: ABD İÇİN BÜYÜK RİSK</p>

<p>Olası bir kara operasyonunun ise dengeleri tamamen değiştirebileceğini belirten Selimler, İran’ın coğrafi yapısına dikkat çekerek, “İran, Irak gibi düz bir araziye sahip değil. Dağlık yapısı nedeniyle kara savaşı son derece maliyetli ve riskli olur. ABD kamuoyu da böyle bir kaybı kolay kabul etmez. Bu durum, Washington yönetimini daha temkinli hareket etmeye zorluyor. Savaşın ekonomik kazananlarına bakıldığında ise dikkat çeken bir ülke var: Rusya. Yükselen petrol fiyatları sayesinde Rusya’nın enerji gelirlerinde ciddi artış yaşandı. Küresel dengeler de bu süreçte yeniden şekillendi.</p>

<p>Krizin en kırılgan halkalarından biri ise Avrupa Birliği. Enerjiye yüksek bağımlılığı nedeniyle Avrupa ekonomileri ciddi bir baskı altında. Artan maliyetler, yüksek enflasyon ve zayıflayan büyüme, kıta genelinde ekonomik ve siyasi gerilimi artırıyor. Bu kriz, Avrupa’nın birlik yapısını bile sorgulatabilecek sonuçlar doğurabilir” dedi.</p>

<p>TÜRKİYE İÇİN UYARI: EKONOMİK DAYANIKLILIK ŞART</p>

<p>“Türkiye açısından tablo dikkatle yönetilmesi gereken bir sürece işaret ediyor” diyen Selimler, “Yüksek faizlere rağmen reel sektörün yeterince rahatlatılamadı. Finansmana erişim sorunları büyüdü. Artan enerji maliyetleri ve küresel daralma riski, Türkiye ekonomisini de dolaylı olarak etkileyecek” diye konuştu.</p>

<p>Selimler’in dikkat çektiği bir diğer kritik başlık ise demografi. Türkiye’de doğum oranlarının hızla düşmesinin genç nüfus avantajının kaybedilmesine yol açtığını belirten Selimler, “Yüksek yaşam maliyetleri, işsizlik ve gelecek kaygısı, gençlerin evlenme ve çocuk sahibi olma kararlarını erteliyor. Bu sadece sosyal değil, uzun vadede ekonomik bir krizdir” diyen Selimler, üretimden sosyal güvenliğe kadar birçok alanın bu trendden etkileneceğini belirtiyor” ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekovitrin Dergisi Mayıs 2026</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/huseyin-selimler-yazdi-baris-umudu-var-ama-her-an-tersi-de-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-kurtarildi-kurtarildi-291.jpg" type="image/jpeg" length="66708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elif Kaya Yazdı: Hürmüz krizi dünyayı sarstı! Bir gemi vuruldu küresel ekonomi sarsıldı]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/elif-kaya-yazdi-hurmuz-krizi-dunyayi-sarsti-bir-gemi-vuruldu-kuresel-ekonomi-sarsildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/elif-kaya-yazdi-hurmuz-krizi-dunyayi-sarsti-bir-gemi-vuruldu-kuresel-ekonomi-sarsildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DONALD TRUMP’IN “IRAN GEMISINI VURDUK” AÇIKLAMASIYLA ORTA DOĞU’DA TANSIYON BIR ANDA ZIRVEYE ÇIKTI. IRAN’IN HÜRMÜZ BOĞAZI’NI KAPATTIĞINI DUYURMASI ISE YALNIZCA BÖLGESEL DEĞIL, KÜRESEL BIR EKONOMIK SARSINTIYI TETIKLEDI.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Elif Kaya, piyasaların davranışının artık klasik savaş reflekslerinden çok farklı olduğunu belirterek, “Artık piyasalar savaşın kendisini değil, ortaya çıkan kaosun nasıl yönetildiğini fiyatlıyor. Kaos kalıcı hale geldi. Önemli olan bu belirsizliğin ne kadar kontrol altında tutulabildiği” dedi. Kaya, yatırımcıların uzun süreden beri devam eden küresel kriz nedeniyle yönünü kaybetmiş durumda olduğunu belirterek, “Güvenli liman olarak görülen altın ve benzeri varlıklar bile zaman zaman bu rolü kaybediyor. Piyasa artık refleks değil, hayatta kalma stratejisi geliştiriyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>SAVAŞ ÖNCESİNE DÖNÜŞ MÜMKÜN DEĞİL</strong><br />
“Artık eski normal yok” diyen Kaya, “İran geçmişte daha pasif bir aktördü. Bugün gelinen noktada dengeler tamamen değişti. İran artık kendisine yapılan saldırılara karşılık veren, sahada aktif bir güç. Üstelik enerji kartını çok etkili kullanıyor. Dünyanın en büyük enerji rezervlerine sahip ülkelerinden biri olan İran’ın hem petrol hem doğalgazda üst sıralarda yer alması, krizi küresel ölçekte daha yıkıcı hale getiriyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması yalnızca bir askeri hamle değil, küresel ekonomiye doğrudan müdahale anlamına geliyor. Bu kartın bu kadar güçlü sonuçlar doğuracağı öngörülüyordu ama etkisinin bu denli büyük olacağı tahmin edilmiyordu. Enerji arzının daralmasıyla birlikte resesyon ve stagflasyon (durgunluk + yüksek enflasyon) riskleri hızla güç kazanıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Toplantılarında bu risklere dikkat çektiğini belirten Kaya, “Özellikle enerjiye bağımlı ülkelerde ciddi bir daralma yaşanabilir. Birçok ülke enerjide dışa bağımlı. Yenilenebilir enerji yatırımları ise hâlâ çok maliyetli. Bu da krizi daha derin hale getiriyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÇİN AYAKTA, DÜNYA ZORLANIYOR</strong><br />
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Elif Kaya, “Krizin ortasında dikkat çeken tek istisna ise Çin. Yüksek üretim kapasitesi ve alternatif enerji yatırımları sayesinde Çin’in büyüme verileri beklentilerin üzerinde geliyor” dedi.</p>

<p><strong>KÜRESEL EKONOMİDE ALARM: RESESYON VE STAGFLASYON KAPIDA</strong><br />
Yükselen petrol ve gaz fiyatlarının dünya ekonomisinin en kırılgan noktalarını tetiklediğini dile getiren Kaya, “Üretim maliyetleri artıyor. Enflasyon hızlanıyor. Büyüme yavaşlıyor. İşsizlik riski yükseliyor. Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası da son toplantılarında bu risklere dikkat çekiyor” dedi.</p>

<p>“Krizin ortasında dikkat çeken tek istisna ise Çin. Yüksek üretim kapasitesi ve alternatif enerji yatırımları sayesinde Çin’in büyüme verileri beklentilerin üzerinde geliyor” diyen Kaya, “Küresel üretimin yaklaşık yüzde 30’unu elinde bulunduran Çin, bu süreçte dengeleyici bir aktör olarak öne çıkıyor. Kriz bugün bitse bile toparlanma en az 4-5 yıl sürecek. Enerji hatlarının yeniden şekillenmesi, bölgesel güç dengelerinin değişmesi ve ekonomik sistemin yeniden kurulması zaman alacak. Enflasyonist baskı çok yüksek. Bu nedenle faiz indirimi kısa vadede zor görünüyor. Hatta savaş uzarsa sınırlı faiz artışları bile gündeme gelebilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>DÜNYA YENİ BİR EKONOMİK DÜZENE GİRİYOR</strong><br />
Elif Kaya açıklamasının sonunda, “Hürmüz Boğazı’nda atılan tek bir adım, küresel ekonominin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Enerji hatlarının silaha dönüştüğü bu yeni dönemde artık sadece savaşlar değil, enerji akışları da dünya düzenini belirliyor. Ve görünen o ki bu kriz, geçici bir dalgalanma değil; yeni bir ekonomik çağın başlangıcı” öngörüsünde bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekovitrin Dergisi Mayıs 2026, Politika</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/elif-kaya-yazdi-hurmuz-krizi-dunyayi-sarsti-bir-gemi-vuruldu-kuresel-ekonomi-sarsildi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2025/06/iran-hem-hava-sahasini-hem-de-hurmuz-bogazini-dunyaya-kapatti-n8hq.jpg" type="image/jpeg" length="64689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarık Oğuzlu Yazdı: ABD VE İRAN NEDEN ANLAŞAMADI?]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/tarik-oguzlu-yazdi-abd-ve-iran-neden-anlasamadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/tarik-oguzlu-yazdi-abd-ve-iran-neden-anlasamadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DÜNYANIN KILITLENDIĞI KRITIK ZIRVEDEN SONUÇ ÇIKMADI. AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI ILE IRAN ARASINDA PAKISTAN’IN BAŞKENTI ISLAMABAD’DA GERÇEKLEŞTIRILEN UZUN SOLUKLU GÖRÜŞMELER, UMUTLA BAŞLAMASINA RAĞMEN ANLAŞMAZLIKLA SONUÇLANDI. TAM 21 SAAT SÜREN MÜZAKERELERIN ARDINDAN TARAFLAR MASADAN KALKTI.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Tarık Oğuzlu, ateşkes sürecinde ABD ve İran arasında yapılan barış görüşmelerini çok boyutlu bir diplomatik çıkmaz olarak değerlendirdi. Oğuzlu, “Başarısızlığın temelinde üç kritik unsur bulunuyor: güvensizlik, sert pozisyonlar ve karşılıklı maksimum talep stratejisi” dedi.</p>

<p>ABD’nin görüşmeler için Pakistan’a gitmesini sıradan bir diplomatik tercih olarak görmeyen Oğuzlu, “Bu ziyaret bazı çevrelerce açık bir taviz olarak değerlendiriliyor. Donald Trump yönetimi masaya gönüllü değil, zorunlu olarak oturmuş izlenimi veriyor. Bu da sürecin baştan kırılgan olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, Washington’un anlaşma olmadan masadan kalkma ihtimalini güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>SERT POZİSYONLAR, KAPALI KAPILAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İran cephesinin en temel talebi ise net: yazılı garanti ve güvence. Tahran yönetimi, yalnızca sözlü taahhütlerle ilerlemek istemiyor” diyen Oğuzlu, “İran, yeniden saldırı olmayacağına dair açık ve bağlayıcı bir metin talep ediyor. Bu sağlanmadan geri adım atmaya yanaşmıyor. Bu durum, taraflar arasındaki güven krizinin ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor. Müzakerelerde ilerleme sağlanamamasının bir diğer nedeni ise tarafların geri adım atmaması. İran, yıllardır yaptırımlar altında yaşadı. Bu durum toplumsal dayanıklılığı artırdı. Bu nedenle İran yönetimi, taviz vermek yerine direnmeyi tercih ediyor. ABD tarafında ise askeri ve stratejik maliyetlerin arttığı bir süreç yaşanıyor. Bu da Washington’un daha sert ve sonuç odaklı taleplerle masaya gelmesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ENERJİ PİYASALARI VE KÜRESEL DENGE ETKİLENİYOR</strong></p>

<p>Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının yalnızca iki ülkeyi ilgilendirmediğini belirten Oğuzlu, “Sürecin küresel yansımaları da dikkat çekici. Olası bir ateşkes beklentisi, petrol ve doğalgaz fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, anlaşmanın çıkmaması piyasalarda yeniden belirsizlik yarattı. Çin bu süreci yakından izliyor. ABD’nin zayıflaması durumunda Tayvan konusunda daha cesur adımlar atabilir. Görüşmelere ev sahipliği yapan Pakistan, bu süreçte önemli bir arabulucu rol üstlenmiş durumda. Bu diplomasi trafiği tek taraflı değil. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır gibi bölgesel aktörler de sürece dolaylı katkı sağlıyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in hem Washington hem de bölge ülkeleriyle kurduğu dengeli ilişkiler, ülkeyi kritik bir diplomatik merkez haline getiriyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>KRİZ DERİNLEŞİYOR, UMUTLAR ERTELENİYOR</strong></p>

<p>Tarık Oğuzlu, açıklamasının sonunda “İslamabad’daki görüşmeler, tarafların pozisyonlarının hâlâ uzlaşmadan uzak olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Diplomasi masası dağılmış olabilir, ancak gerilim sona ermiş değil. Uzmanlara göre bundan sonraki süreçte ya daha sert bir çatışma dili öne çıkacak ya da taraflar yeni bir müzakere zemini arayacak. Ancak şu an için tablo net: ABD ile İran arasında anlaşma ihtimali bir kez daha ertelendi, küresel belirsizlik ise büyümeye devam ediyor” dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekovitrin Dergisi Mayıs 2026</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/tarik-oguzlu-yazdi-abd-ve-iran-neden-anlasamadi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-kurtarildi-kurtarildi-290.jpg" type="image/jpeg" length="58326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Astaş Juki 2026’da otomasyon ve robotik çözümlerle büyümeye devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/astas-juki-2026da-otomasyon-ve-robotik-cozumlerle-buyumeye-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/astas-juki-2026da-otomasyon-ve-robotik-cozumlerle-buyumeye-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GÜÇLÜ TEKNIK ALTYAPISI, YAYGIN HIZMET AĞI VE TEKNOLOJI ODAKLI BÜYÜME STRATEJISIYLE ASTAŞ JUKI, SEKTÖRÜN DÖNÜŞÜMÜNE LIDERLIK ETMEYE DEVAM EDERKEN; TEMSIL ETTIĞI DÜNYA LIDERI MARKALARLA BÜYÜMESINI KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYOR.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ASTAŞ YÖNETIM KURULU ÜYESI VE GENEL MÜDÜRÜ TURGAY AŞCI, “ZOR DÖNEMLER BİZİM İÇİN GERİ ÇEKİLME DEĞİL, DAHA GÜÇLÜ İLERLEME DÖNEMİDİR. AKSİNE, BU DÖNEMLERİ DAHA GÜÇLÜ İLERLEMEK İÇİN BİR FIRSAT OLARAK GÖRÜYORUZ” DEDİ.</p>

<p><img height="2736" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/turgay-asci.jpg" width="1824" /></p>

<p>40 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türk hazır giyim ve tekstil sektörünün en önemli temsilcilerinden ASTAŞ JUKI, teknoloji ve inovasyon odaklı yatırımlarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Zorlu piyasa koşullarına rağmen büyümesini sürdüren şirketin stratejisini, sektöre bakışını ve gelecek vizyonunu Turgay Aşcı ile konuştuk.</p>

<p><strong>Son dönemde sektörde zorlu bir süreç yaşanıyor. ASTAŞ JUKI bu dönemi nasıl yönetiyor?</strong><br />
Zor dönemler bizim için geri çekilme değil, daha güçlü ilerleme dönemidir. Aksine, bu dönemleri daha güçlü ilerlemek için bir fırsat olarak görüyoruz. Çevre ülkelerde yaşanan savaş ortamı ve küresel ölçekte devam eden ekonomik olumsuzluklara rağmen, doğru strateji ve sağlam altyapıya sahip firmalar için bu süreç aynı zamanda bir ayrışma dönemidir. ASTAŞ JUKI olarak biz de bu süreçte yatırımlarımıza ara vermek yerine, daha planlı, verimli ve daha kararlı şekilde devam ediyoruz.</p>

<p><img height="1861" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/k-u-t-u-1.jpg" width="2774" /></p>

<p><strong>Bu yaklaşımınızın arkasındaki temel strateji nedir?</strong><br />
Bizim iş yapış biçimimizin merkezinde sürdürülebilirlik var. Kısa vadeli dalgalanmalara göre yön değiştiren bir yapı değiliz. 40 yılı aşkın tecrübemizle sektörü çok iyi analiz ediyor, değişimleri önceden okuyabiliyoruz. Türkiye genelinde yaygın servis ağımız, güçlü teknik kadromuz ve organizasyon yapımızla müşterilerimizin her zaman yanında oluyoruz. Bu da bizi farklı kılan en önemli unsurlardan biri.</p>

<p><strong>Teknoloji yatırımları bugün sektörün en önemli gündemlerinden biri. Siz bu alanda nasıl bir yol izliyorsunuz?</strong><br />
Artık üretimin geleceği çok net: otomasyon, verimlilik, kompaktlaşma, dijitalleşme ve robot teknolojileri. Biz ASTAŞ JUKI olarak bu dönüşümün sadece bir parçası değil, aynı zamanda yön veren tarafız. Kendi ürettiğimiz ve temsil ettiğimiz dünya lideri markalarla üreticilere A’dan Z’ye entegre çözümler sunuyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Üreticiler açısından en büyük kazanım ne oluyor?</strong><br />
Bugün üreticilerin en büyük ihtiyacı verimlilik. Artan enerji maliyetleri, kalifiye iş gücü ihtiyacı ve finansmana erişim gibi zorluklar karşısında firmalar daha akıllı üretim yapmak zorunda. Bizim sunduğumuz çözümler; iş gücü optimizasyonu sağlıyor, hataları minimize ediyor ve üretim süreçlerini standart hâle getiriyor. Bu da doğrudan rekabet gücünü artırıyor.</p>

<p><strong>“Made in ASTAŞ” sektörde dikkat çekiyor. Bu kavram sizin için ne ifade ediyor?</strong><br />
Made in ASTAŞ, bizim mühendisliğimizin, saha tecrübemizin ve çözüm üretme kabiliyetimizin bir yansıması. Sadece ürün satmıyoruz; müşterilerimizin üretim süreçlerini daha verimli, daha hızlı ve daha sürdürülebilir hâle getiren çözümler geliştiriyoruz. Bu yaklaşım, bizi ülkemizde ve uluslararası arenada farklı bir konuma taşıyor.</p>

<p><strong>Türkiye ve yurt dışı büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor?</strong><br />
Türkiye bizim için güçlü bir üretim üssü ve stratejik bir merkez. Ancak vizyonumuzu yalnızca Türkiye ile sınırlamıyoruz. Yurt dışı pazarlarda da etkinliğimizi artırarak uluslararası ölçekte rekabet eden bir yapı olmayı sürdürüyoruz. Türkiye genelinde olduğu gibi global pazarlarda da organizasyonumuzu güçlendiriyor, müşterilerimize hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir hizmet sunmayı hedefliyoruz. Amacımız; bulunduğumuz her pazarda tercih edilen, güvenilir ve uzun vadeli bir çözüm ortağı olmaktır.</p>

<p><strong>Sektördeki mevcut zorlukları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong><br />
Gerçekçi olmak lazım; üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle sektör kolay bir dönemden geçmiyor. Ancak bu zorluklar aynı zamanda dönüşümü de beraberinde getiriyor. Otomasyon ve dijitalleşme artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu dönüşüme hızlı adapte olan firmalar ayakta kalacak ve büyüyecek.</p>

<p><strong>Önümüzdeki döneme dair hedefleriniz neler?</strong><br />
AR-GE yatırımlarımıza ara vermeden devam edeceğiz. Teknoloji geliştirmeye, organizasyonumuzu güçlendirmeye ve müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini sürekli yukarı taşımaya odaklanıyoruz. Hedefimiz çok net: Türk tekstil sektörünün uluslararası rekabet gücünü artıracak çözümler üretmek ve bu alanda öncü olmaya devam etmek.</p>

<p><strong>Son olarak sektöre ve iş ortaklarınıza vermek istediğiniz mesaj nedir?</strong><br />
Biz işimize inanıyoruz, sektörümüze güveniyoruz. ASTAŞ JUKI olarak dün olduğu gibi bugün de üreticilerimizin yanındayız. Güçlü altyapımız, tecrübemiz ve teknolojiye olan yatırımımızla kompakt bir yapı ile yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz.</p>

<p><img height="2000" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/roportaja-gomersin.jpg" width="3000" /></p>

<p><strong>ASTAŞ JUKI, SEKTÖRÜN DÖNÜŞÜMÜNE LİDERLİK EDİYOR</strong><br />
Güçlü teknik altyapısı, yaygın hizmet ağı ve teknoloji odaklı büyüme stratejisiyle ASTAŞ JUKI, sektörün dönüşümüne liderlik etmeye devam ederken; temsil ettiği dünya lideri markalarla büyümesini kararlılıkla sürdürüyor. T-shirt ve polo shirt üretiminden; üniforma, askeriye ve kamuflaj giyime, teknik tekstilden gömlek grubuna, erkek ve bayan dış giyimden chino üretimine ve spor giyime kadar geniş bir üretim segmentine hitap eden ASTAŞ JUKI; kapaklı ve kapaksız cep takma otomatları, cep ağzı kıvırma sistemleri, J dikiş otomatları, lazer destekli kesim sistemleri ve sensörlü robotik çözümler ile üretimde hız, kalite ve standardizasyonu üst seviyeye taşıyor.</p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekovitrin Dergisi Mayıs 2026</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/astas-juki-2026da-otomasyon-ve-robotik-cozumlerle-buyumeye-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-kurtarildi-525.jpg" type="image/jpeg" length="52440"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HAYAT HOLDİNG GENEL SEKRETERİ OSMAN AKSOY; "17 ÜLKEDE 45 ÜRETİM  TESİSİMİZ VAR"]]></title>
      <link>https://www.ekovitrin.com/hayat-holding-genel-sekreteri-osman-aksoy-17-ulkede-45-uretim-tesisimiz-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ekovitrin.com/hayat-holding-genel-sekreteri-osman-aksoy-17-ulkede-45-uretim-tesisimiz-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HAYAT HOLDING GENEL SEKRETERI OSMAN AKSOY, “HAYAT HOLDING OLARAK 17 ÜLKEDE 45 ÜRETIM TESISIMIZ BULUNUYOR, 100’DEN FAZLA ÜLKEYE IHRACAT YAPIYORUZ” DEDI. AKSOY, “TÜKETICI GRUBUNDA, HAYAT KIMYA ILE BULUNDUĞUMUZ ÜLKELERDE ILGILI KATEGORININ ILK 3 OYUNCUSUNDAN BIRIYIZ. ÜRETIM PERFORMANSIMIZ ILE BEBEK BEZINDE DÜNYANIN DÖRDÜNCÜ BÜYÜK ÜRETICISIYIZ” IFADELERINI KULLANDI.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayat Holding Genel Sekreteri Osman Aksoy, Ekovitrin’e konuştu. Hayat Holding’in 89 yılı geride bırakan, yüzde 100 yerli ve milli bir şirket olduğunu belirten Aksoy, “Holdingin temelleri, 1937 yılında Fahri Kiğılı ve Avni Kiğılı kardeşlerin İstanbul Sultanhamam’da bir manifatura dükkânı açmasıyla atıldı” dedi.</p>

<p>“Bizim başarımızın temelinde birkaç ana unsur var” diyen Aksoy, “Öncelikle uzun vadeli vizyon ve istikrarlı yönetim anlayışımız, her dönemde sürdürülebilir büyümeye odaklanmamızı sağladı. Yönetim Kurulu Başkanımız Ahmet Yahya Kiğılı ile başlayan ve bugün İcra Kurulu Başkanımız M. Avni Kiğılı ile devam ettirilen kültür ve liderlik ile iş dünyasının zorlu süreçlerinde ayakta kalmayı başardık” açıklamasını yaptı.</p>

<p><img height="1066" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/f1c5795d-cacb-4f19-a27c-abdd591a23c7.jpg" width="1600" /></p>

<p>Hayat Holding, 1937 yılında kuruldu. 67 şirketi ve 20 bin çalışanıyla 17 ülkede faaliyet gösteren Türkiye’nin global gruplarından biri. Hangi alanlarda yatırımları olduğunu, kısaca kuruluş öyküsünden başlayarak anlatır mısınız?</p>

<p>Hayat Holding, 89 yılı geride bırakan, yüzde 100 yerli ve milli bir şirket olarak bugün dünyanın dört bir yanına ulaşan, köklü ve global bir yapı. Holdingin temelleri, 1937 yılında Fahri Kiğılı ve Avni Kiğılı kardeşlerin İstanbul Sultanhamam’da bir manifatura dükkânı açmasıyla atıldı. 1960’lı yılların sonunda, bugün ahşap bazlı panel sektöründe dünyanın 4’üncü büyük üreticisi konumunda olan Kastamonu Entegre kuruldu. Kastamonu Entegre ile Türkiye, Romanya, Bulgaristan, Bosna Hersek, Rusya ve İtalya olmak üzere toplamda 6 ülkede üretim tesisine sahibiz. ABD’de ise odun yongasının tedarik ve lojistik süreçlerini yönettiğimiz bir şirketimiz var.</p>

<p><strong>YORULMADAN YOLUMUZA DEVAM ETTİK</strong></p>

<p>1980’lerde ise grup şirketlerinden Hayat Kimya’yı kurarak küresel oyuncuların ve yüksek rekabetin olduğu hızlı tüketim ürünleri pazarına giriş yaptık. Burada ilk olarak Bingo markamızı piyasaya sunduk. Ardından çeşitlenen ürünlerimiz ve pazarlarımızla durmadan, yorulmadan yolculuğumuzu devam ettirdik. Bebek bakım kategorisinde Molfix, kadın kişisel bakım kategorisinde Molped, temizlik kâğıtları kategorisinde Papia, Familia, Teno ve kişisel sağlık kategorisinde Evony gibi tüketicinin teveccüh gösterdiği 16 güçlü markamız var. Hayat Kimya’nın Türkiye’nin yanı sıra Mısır, İran, Cezayir, Rusya, Nijerya, Pakistan ve Vietnam olmak üzere toplam 8 ülkede 28 üretim tesisi; Fas, Bulgaristan, Kenya, Malezya ve Tayland’da satış ofisleri ve dağıtım şirketleri bulunuyor. Hayat Kimya’nın markaları bulunduğu tüm pazarlarda tüketicilerin ilk 3 tercihinden biri. Faaliyet gösterdiği her pazarda da iddiası her geçen gün artıyor. Bugün Hayat Kimya dünyanın 4’üncü büyük bebek bezi üreticisi ve Orta Doğu, Doğu Avrupa ve Afrika’nın en büyük temizlik kâğıtları üreticisi konumunda.</p>

<p><img height="747" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/dc7c7a52-17a4-41f5-93f4-d363be9de0a3.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>DEPOLAMA ÇÖZÜMLERİ SUNUYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2000 yılında Kocaeli Körfezi’nde yer alan Limaş Liman İşletmeciliği’ni kurduk. Limaş, başta Hayat Holding’e bağlı üretim tesisleri olmak üzere pek çok sektöre tedarik zinciri ihtiyaçlarında gümrükleme, lojistik ve depolama çözümleri sunuyor. Limaş, 270.000 metreküp depolama kapasitesine sahiptir. Sıvı kimyasal depolamada yılda 2 milyon metreküpü aşkın iş hacmiyle Türkiye’nin en fazla sıvı elleçleme yapan terminali konumunda olan Limaş, Avrupa’nın en önemli liman bölgelerinden Kocaeli Körfezi’nin ise en büyük terminali olma özelliği taşıyor.</p>

<p>Teknolojinin ve dijitalleşmenin etkisiyle bankacılığın yeni bir boyuta geçtiği 2020’li yıllarda ise son olarak Türkiye’nin ilk dijital bankasını, Hayat Finans’ı kurduk. Geleceğin bankacılığında yerimizi Hayat Finans ile bugünden aldık. Bugün farklı sektörlerde faaliyet gösteren 67 şirketimiz ve 20 bini aşkın çalışanımızla global bir oyuncu olarak yolumuza devam ediyoruz. Holding çatısı altında 17 ülkede 45 üretim tesisinde ileri teknolojilerle üretilen 49 Türk markasını dünya çapında milyarlarca tüketiciye ulaştırıyoruz.</p>

<p><img height="1600" src="https://ekovitrincom.teimg.com/ekovitrin-com/uploads/2026/05/k-u-t-u.jpg" width="1066" /></p>

<p>Türkiye’nin en büyük kuruluşlarının listelendiği ISO 500, Capital 500 gibi listelerde Hayat Kimya ve Kastamonu Entegre üst sıralarda yer alıyor. Üretim modelleriyle birçok sektörde rol model olarak görülüyorlar. Bu iki firmayı sektörlerinde diğer firmalardan ayıran özellikler nelerdir?</p>

<p>Bizim başarımızın temelinde birkaç ana unsur var. Öncelikle uzun vadeli vizyon ve istikrarlı yönetim anlayışımız, her dönemde sürdürülebilir büyümeye odaklanmamızı sağladı. Yönetim Kurulu Başkanımız Ahmet Yahya Kiğılı ile başlayan ve bugün İcra Kurulu Başkanımız M. Avni Kiğılı ile devam ettirilen kültür ve liderlik ile iş dünyasının zorlu süreçlerinde ayakta kalmayı başardık. Değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen, yenilikçi ve esnek iş modelleri geliştirdik; zorluklarla mücadele etme kabiliyetimiz arttı.</p>

<p>Bir diğer kritik etken ise sürdürülebilirlik ve toplumsal sorumluluk anlayışımız. Kaynakları verimli kullanmak, çevreye duyarlı üretim yapmak ve topluma değer katmak bizim için bir tercih değil, iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası.</p>

<p>Bu topraklardan yüzde yüz yerli sermayeyle kurulan ve büyüyen bir şirket olarak, bu topraklarda kazandığımızı yine bu topraklar için harcamaya gayret gösteriyoruz. Etik ve ahlak anlayışımız, değerlerimiz bizim için olmazsa olmaz.</p>

<p>Son olarak, başarımızın arkasında küresel bakış açımızı yerel değerlerle birleştirebilme becerimiz var. Bu sayede hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir oyuncu haline geldik. Yolumuzu, yörüngemizi kaybetmeden denizaşırı ülkelere, dünyanın en büyük metropollerinden en ücra köşelerine kadar ulaştık. Özetle, bizim için başarı yalnızca finansal sonuçlarla ölçülmüyor. Çalışanlarımızla, paydaşlarımızla ve toplumla birlikte değer üretmek, sürdürülebilir büyümemizin asıl kaynağıdır. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları listelerine giren iki grup şirketimizin başarısının sırrı da bu kültürden beslenmesi.</p>

<p>Yurt dışındaki yatırımlarınız hakkında bilgi verir misiniz? Grup şirketleriniz ve markalarınız faaliyet gösterdikleri ülkelerde iddialı konumda mı?</p>

<p>Bu sorunuzun cevabının önemli bir bölümüne ilk sorunuzda cevap vermeye çalışmıştım. Hayat Holding olarak 17 ülkede 45 üretim tesisimiz bulunuyor, 100’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Tüketici grubunda, Hayat Kimya ile bulunduğumuz ülkelerde ilgili kategorinin ilk 3 oyuncusundan biriyiz. Üretim performansımız ile bebek bezinde dünyanın dördüncü büyük üreticisiyiz. Temizlik kâğıtlarında ise Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın en büyük üreticisi konumundayız. Ayrıca Hayat Kimya markalarımızla bulunduğumuz ülkelerde yüzde 60–90 hane penetrasyonumuz var. Türkiye’de ise bu oran yüzde 90’ın üzerinde.</p>

<p>Ağaç grubu şirketimiz Kastamonu Entegre ise ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’de lider konumda. MDF ve yonga levha ürünlerinde Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisiyiz ve dünya laminant parke üretiminin yüzde 8’ini tek başımıza gerçekleştiriyoruz.</p>

<p><strong>TÜRKİYE’DEKİ TOPLAM DETERJAN ÜRETİM HACMİMİZİ 1 MİLYON TONA ÇIKARDIK</strong></p>

<p>Mevcut üretimlerinize ve istihdamınıza yeni ilaveler yapmayı düşünüyor musunuz?</p>

<p>Halihazırda Hayat Kimya olarak üretime devam eden üretim kampüslerimizde yeni yatırımlar yaptık. Cezayir’de bulunan bebek bakım, kadın kişisel bakım ve ev bakım kategorisinde faaliyette olan tesisimize yeni yatırımla temizlik kâğıdı kategorisini de ekledik. Bölgedeki ürün gamını genişletecek bu adımla yılda 70 bin ton temizlik kâğıdı üretimi kapasitesine sahip olacağız.</p>

<p>Yurt dışı yatırımları haricinde Hayat Kimya olarak ülkemizde de yatırımlarımıza devam ederek Mersin’de yeni deterjan üretim tesisini devreye aldık. Yaklaşık 235 bin metrekarelik kampüs alanı içerisinde ikinci temizlik kâğıdı tesisimizin yanında konumlandı ve tamamen ayrı bir fabrika binası olarak inşa edildi. Bu yatırımla Türkiye’deki toplam deterjan üretim hacmimizi 1 milyon tona çıkardık. Mersin’deki bu yatırım ile bölgede 300 kişiye ek istihdam sağlamayı hedefliyoruz.</p>

<p><strong>GERİ DÖNÜŞÜMLÜ ÜRETİM</strong></p>

<p>Kastamonu Entegre ile İtalya’daki üretim tesisimizde yüzde 100 geri dönüşümlü üretim yapıyoruz. Güncel durumda İtalya, Gebze ve Balıkesir olmak üzere 3 tesisimizde yılda 700 bin ton ahşap atığını ekonomiye kazandırıyoruz. İtalya’daki bu deneyimimizi Türkiye’ye taşıyarak sürdürülebilir üretim vizyonumuz doğrultusunda, 2027 yılına kadar 70 milyon euro yatırım yaparak Türkiye’deki tüm yonga levha tesislerimizi geri dönüştürülmüş ve atık malzemeden üretim yapacak şekilde yeniden yapılandırmayı hedefliyoruz. Bu proje kapsamında, Türkiye’deki büyük sanayi kuruluşları ve organize sanayi bölgelerinden temin edilecek ahşap bazlı atıkların geri dönüştürülerek yonga levha üretiminde ham madde olarak kullanılması planlanmaktadır.</p>

<p>Sürdürülebilirliği bir şirket üretim kültürü olarak gören Kastamonu Entegre ile ayrıca yılda 120 bin ton karbon salımını engelleyen biyokütle ve güneş enerjisi yatırımlarımızla temiz ve yenilenebilir enerji alanında da önemli adımlar atıyoruz. Üretimde kullanılan suyun yüzde 9’unu geri kazanımdan, enerjinin yüzde 27’sini yenilenebilir kaynaklardan elde ediyor; atıklarımızın yüzde 99’unu geri kazanım süreçlerine yönlendiriyor, bertaraf edilen miktarı minimum seviyede tutuyoruz.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ekovitrin Dergisi Mayıs 2026</category>
      <guid>https://www.ekovitrin.com/hayat-holding-genel-sekreteri-osman-aksoy-17-ulkede-45-uretim-tesisimiz-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ekovitrincom.teimg.com/crop/1280x720/ekovitrin-com/uploads/2026/05/basliksiz-1-kurtarildi-524.jpg" type="image/jpeg" length="82188"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
