banner363

banner453

banner454

banner403

banner420

İletişim Başkanı Altun, “Kimsenin ‘basın özgürlüğü’ kisvesi altında, ülkemizde 5. kol faaliyeti yürütmesine müsaade etmeyeceğiz”

Türk Konseyi Medya Forumu’nda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Yabancı güçler tarafından fonlanan, etki ajanlığı amacıyla faaliyette bulunan medya kuruluşlarıyla ilgili gereken tüm tedbirleri almalıyız. Kimsenin ‘basın özgürlüğü’ kisvesi altında, ülkemizde 5. kol faaliyeti yürütmesine müsaade etmeyeceğiz” dedi.

Politika 22.10.2021, 12:21
İletişim Başkanı Altun, “Kimsenin ‘basın özgürlüğü’ kisvesi altında, ülkemizde 5. kol faaliyeti yürütmesine müsaade etmeyeceğiz”

Türk Konseyi Medya Forumu’nda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Yabancı güçler tarafından fonlanan, etki ajanlığı amacıyla faaliyette bulunan medya kuruluşlarıyla ilgili gereken tüm tedbirleri almalıyız. Kimsenin ‘basın özgürlüğü’ kisvesi altında, ülkemizde 5. kol faaliyeti yürütmesine müsaade etmeyeceğiz” dedi.

Türk Konseyi Medya Forumu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının ev sahipliğinde İstanbul’da başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video mesaj yoluyla katılımcılara hitap ettiği foruma, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev ve Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev başta olmak üzere Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, KKTC ve Macaristan’dan heyet üyeleri ile medya, iletişim ve akademi dünyasından temsilciler katıldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, açılışta yaptığı konuşmada, Türk Konseyi Medya Forumu’nun kardeşlik bağlarını güçlendirmesi; üye ülkeler, bölge ve tüm dünya için hayırlı olması temennisinde bulundu.

Forumun çok anlamlı bir tarihte gerçekleştiğine dikkati çeken Altun, “Türk Konseyi’nin ilk zirvesi tam 10 yıl önce Kazakistan’da yapılmıştı. Burada, üye ülkelerin iş insanları arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla Türk İş Konseyi ihdas edilmişti. O ilk zirvenin 10. yıldönümünde bu kez Türk Konseyi Medya Forumu ilk defa düzenleniyor. Böyle bir günde bu tarihi toplantının ev sahibi olmaktan büyük gurur duyuyor, teveccühünüz için teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.

“Karabağ’da enformasyon cephesinde de savaş verdik”

Altun, bu günlerin Türk dünyası açısından çok önemli olmasının bir başka sebebi daha bulunduğunu belirterek, “Geçtiğimiz yılın bu günlerinde, Azerbaycan’ın Karabağ’daki toprakları henüz işgalden azat edilmemişti. Azerbaycan’ın kahraman ordusu işgalcileri bozguna uğratırken, Ermenilerin sivillere ve yerleşim yerlerine yönelik saldırıları aralıksız devam ediyordu. Bu saldırılarda ne yazık ki uluslararası anlaşmalarla yasaklanmış bombalar ve silahlar kullanılıyor, Gence’den Mingeçevir’e kadar birçok yere saldırılar gerçekleştiriliyordu. Çok değil, bundan bir yıl önce Ermeniler namlularını masum insanlara çevirip gözlerini Azerbaycan topraklarına, ekonomisine ve enerji hatlarına dikiyorlardı.

Bizler de Türk tarihinin bu dönüm noktasında, Azerbaycanlı kardeşlerimizle omuz omuza mücadele verme şerefine nail olduk. 44 gün boyunca, bir yandan Azerbaycan’ın haklı davasının dünyaya anlatılmasına yardım ederken, diğer yandan hep birlikte dezenformasyonla mücadele ettik. Dünyanın en çok takip edilen medya kuruluşları aracılığıyla, Ermenilerin unutturmaya çalıştığı gerçekleri, biz var gücümüzle haykırdık. Sayın devlet başkanlarımızın talimatlarıyla, saygıdeğer kardeşim, kıymetli dostum Hikmet Hacıyev ile yakın koordinasyon halinde, enformasyon cephesinde de var gücümüzle savaş verdik. Bunları yaparken, sosyal medyada da yalana, karalama kampanyalarına ve dezenformasyona pabuç bırakmadık. Neticede, sahada kazanılan zafere yaraşır bir söylem üstünlüğünü, Türk dünyasına armağan ettik. Bu vesileyle Azerbaycan’ın sivil ve asker şehitlerine Allah’tan rahmet diliyor; bir kez daha ‘Karabağ Azerbaycan’dır’ diyorum” dedi.

“Modern Truva atlarına karşı teyakkuzda olmalıyız”

Türkiye olarak hem içeride hem de dışarıda bir “hakikat mücadelesi” verdiklerini anlatan Altun, “Yalana ve dezenformasyona karşı, gerçeğin tarafında olmayı, ahlâkımızın bir gereği olarak görüyoruz.” dedi.

Bu ahlaki duruşun ‘post-truth’ veya ‘hakikat ötesi’ olarak adlandırılan bu dönemde, daha da önem kazandığını vurgulayan Altun, “Karşımızda, hakikati önemsizleştirmeye, toplumları kültürel, ekonomik ve ideolojik açılardan sömürüye açık hale getirmeye çalışan bir yalan endüstrisi bulunuyor. Bu yalan endüstrisi, dünyanın farklı bölgelerinde ‘sahte haberler’ veya ‘kurgulanmış içerikler’ üzerinden toplumları, biz ve onlar ikiliğine mahkum etmeye çalışıyor. Açıkça ifade etmek gerekirse biz yalan endüstrisiyle, bu dezenformasyonla mücadeleyi, ulusal güvenliğimizin mütemmin bir cüzü olarak görüyoruz ve tüm adımlarımızı bu perspektifle atıyoruz. Öte yandan, dezenformasyonun yalnızca sosyal medyada yapılmadığını da hepimiz biliyoruz. Geleneksel medya kuruluşları da, zaman zaman toplumun reflekslerini test eden, fay hatlarını harekete geçirmeyi hedefleyen yayınlar yapabiliyorlar. Burada özellikle bazı yabancı devletlerin fonladığı kuruluşları ve bunların ülkelerimizdeki uzantılarını kast ediyorum. Bu modern Truva atlarına karşı teyakkuzda olmak, elbirliğiyle bunların zararlı faaliyetlerini durdurmak zorundayız” şeklinde konuştu.

“5. kol faaliyetlerine müsaade etmeyeceğiz”

Fahrettin Altun, yabancı güçler tarafından fonlanan, etki ajanlığı amacıyla faaliyette bulunan bu medya kuruluşlarıyla ilgili, tüm tedbirleri almak gerektiğini belirterek, “Bu doğrultuda Yüce Meclisimizin çatısı altında sürdürülen değerli çalışmaları takdirle karşılıyoruz. Açık ve net bir biçimde vurgulamak istiyoruz ki, kimsenin ‘basın özgürlüğü’ kisvesi altında, ülkemizde 5. kol faaliyeti yürütmesine müsaade etmeyeceğiz.” dedi.

“Dijitalleşmede de adaleti merkeze almak zorundayız”

Altun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkün” çağrılarında vücut bulan uluslararası vizyonunu, tüm boyutlarıyla iletişim alanına yansıtmayı en önemli vazifeleri olarak gördüklerini ifade etti.

Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” isimli kitabından şu alıntıyı yaptı: “Adaleti merkeze alan fakat küresel sistemin mevcut gerçekliğinden de kopmadan sorunların çözümüne yönelik yeni bir zihinsel çerçeve ortaya koymak durumundayız. Sonrasında kurumlarımızı ve kurallarımızı yeniden yapılandıracak bir sürece odaklanarak gerçekçi bir yol haritası belirlemeliyiz. Küresel barışı, istikrarı ve güvenliği sağlamak için küresel adaleti merkeze alarak sürdürülebilir bir yeniden yapılanma yol haritası çıkarmalıyız. Küresel siyasette nasıl adaleti savunuyorsak, dijitalleşme olgusunda da adaleti merkeze almak zorundayız.”

“Dijital faşizm ve siber emperyalizmle karşı karşıyayız”

Adaletin yalnızca siyaset, ekonomi ve kültür gibi alanlarda değil iletişim alanında da uygulanmasını talep ettiklerini belirten Altun, “Zira bugün görüyoruz ki dünyadaki eşitsizlik ve adaletsizlik bazı odakların iletişim araçları üzerindeki tahakkümü sayesinde hayatiyetini sürdürüyor. Dijital faşizm ve siber emperyalizm olarak da adlandırabileceğimiz bu durum, artık sadece devletler düzleminde karşımıza çıkan bir olgu da değil. Bilakis büyük uluslararası şirketler de kamuoyu algılarını arzu ettikleri gibi şekillendirmenin ve tartışma sınırlarını keyfi şekilde belirlemenin hesabını yapıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“Algı operasyonlarını el birliğiyle akamete uğratmalıyız”

Giderek yaygınlaşan yeni nesil tehditlerden korunmanın en etkili yolunun işbirliği, eşgüdüm ve dayanışma olduğunu belirten Altun, “Ülkelerimize yönelik algı operasyonlarını el birliğiyle akamete uğratmak; pozitif bir gündem inşa ederek, doğru bilgi akışını temin etmek durumundayız. Birbirimizin tecrübelerinden istifade etmeli; birilerinin bizi hapsetmeye çalıştığı kalıpları, hep birlikte kırmalıyız. Uluslararası düzenin dönüştüğü bu küresel belirsizlik çağında, birbirimizi koruyup kollamak zorundayız. İşte bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti olarak, Türk Konseyi’ndeki tüm kardeşlerimizle her türlü işbirliğine açık olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum” dedi.

“Ortak bilgi üretim ve dağıtım kanallarımızı güçlendirmeliyiz”

Altun, “Bugün bizlere düşen, Türk Konseyi olarak, dijital faşizme, siber emperyalizme ve küresel yalan endüstrisine karşı, kendimize ait ortak bilgi üretim ve dağıtım kanallarımızı güçlendirmektir. Yine bu bağlamda, Türk dünyasının geleceği için, liderlerimizin verdiği mücadeleye koşut bir biçimde, iletişim alanında sağlıklı işleyen bir toplumsal bilinç inşa etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Fahrettin Altun, bu kapsamda, TRT ve Anadolu Ajansı başta olmak üzere, Türk medyasının bütün güçlü kurum ve kuruluşlarının karşılıklı işbirliklerine, tecrübe paylaşımına ve toplumların birbirini daha yakından tanımasını sağlayacak ortak projelere açık olduğunu dile getirdi.

Altun, “İletişim Başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren bizler, ben ve arkadaşlarım, var gücümüzle, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, büyük ve güçlü Türkiye ideali için mücadele etmeye, Türk dünyasının birliği, dirliği ve refahı için dur durak bilmeden çalışmaya devam edeceğiz; hiçbir tehdide aldırış etmeden, hiçbir gözdağına prim vermeden” dedi.

“Her türlü katkıyı sunmaya hazırız”

Türk Konseyi Medya Forumunda 3 gün boyunca film-dizi sektörünün sahip olduğu imkanlardan medyanın Türk dünyasının birliğine yapabileceği katkılara, sosyal medyanın etkin kullanımından dezenformasyonla mücadeleye kadar birçok konunun ele alınacağını belirten Altun, iletişim alanında yapacakları ortak çalışmaların devletler arasındaki çok boyutlu ve güçlü ilişkileri destekleyeceğini ve tamamlayacağını söyledi.

Altun, Türk dünyasının küresel iletişim alanındaki kapasitesini ve kabiliyetlerini artırmak, dezenformasyon kampanyalarıyla mücadele etmek noktasında her türlü katkıyı sunmaya hazır olduklarını ifade etti.

Programda konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise, “Kıbrıs’ta biz sizlerin kardeşleri, Türkler çok zulümler yaşadık, çok eziyetler çektik, çok esaretler çektik. Kıbrıs’ta yaşananlar, bundan yıllar önce Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için karşı karşıya kaldığınız acımasız saldırılardı. Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan bu coğrafyadaki varlığımız, Doğu Akdeniz’de de Kıbrıslı Türklerin mücadelesi, oradaki mücadele de esas itibariyle bizlerin mücadelesidir. Biz meseleye böyle bakıyoruz. Çünkü biz aynı milletin, aynı soyun evlatlarıyız. Türk Konseyi’nin güçlü olması, Türk Konseyi’nin birlikte hareket etmesi, bütün dünyaya karşı, bize karşı olanlara karşı birlik ve beraberlik için, bizleri daha da güçlü hale getirebilmesi için her yerde, coğrafyanın her noktasında bu birlikteliği sağlamamız gerektiğini paylaşmak istiyorum” dedi.

Yorumlar (0)