banner363

banner380

banner396

banner403

banner420

Dr. Ömer Akgül yazdı: Korona günlerinde psikolojik varoluş

Evlere kapandığımız ve virüs korkusuyla ne yapacağımızı şaşırdığımız bu günlerde, bedenimiz kadar ruh sağlığımız da tehlike altında. Dr. Ömer Akgül, "Kaygıdan ve korkudan korkulmamalı, onunla arkadaş olunmalıdır. Eğer korku ve kaygıyı reddederseniz savunma mekanizması ile inkar ederseniz kendinizi riske atarsınız." diyor. Kim Psikoloji Kariyer İstihdam Merkezi Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Ömer Akgül'ün makalesi haberimizde...

Mayıs 2020 16.04.2020, 10:48 08.05.2020, 12:11
2986
Dr. Ömer Akgül yazdı: Korona günlerinde psikolojik varoluş

Her varlığın en temel motivasyonlarından birisi varoluşunu sürdürebilmektir. Doğal afet, savaş, terör, salgın hastalık gibi insanı ve toplumu hedef alan tehditler de bizleri her zaman tedirgin etmektedir. Ve varoluşsal bir kaygıdan, kaygının varoluşuna ve hatta kaygının yok edişine giden bu süreçte farkındalığımız ne kadar yüksek olursa zarar görme ihtimalimiz ve oranımız o kadar düşecektir.

İnsan bio-psiko-sosyal bir varlıktır. Ruh ve Beden Sağlığı bir bütündür. Bedensel hastalıklar ruhsal durumumuzu, ruhsal hastalıklar ise bedenimizi etkilemektedir. Hastalıklarla mücadelede bedensel faktörler kadar ruhsal faktörler de önem arz eder. İnsanların psikolojik bağışıklığı biyolojik bağışıklığı kadar önemlidir. Hastalık gibi korku ve kaygı da bulaşıcıdır, kitlesel etkileri ise biyolojik etkiler kadar güçlüdür. Virüs sadece bedenimize değil gönlümüze ruhumuza kalbimize de sirayet edebilir. Bedenden kolayca sökülüp atılan virüs ruhumuzda daha kalıcı bir hasar verebilir.

Dr. Ömer Akgül

Nasıl bedenimizin hijyenine dikkat ediyorsak ruhumuzun da hijyenine dikkat etmeliyiz. Bedensel sağlamlığımızı ne kadar önemsiyorsak psikolojik sağlamlık, psikolojik dayanıklılık ve psikolojik bağışıklığımızı güçlendirerek psikolojik enfeksiyonlara karşı daha dirençli olabiliriz. Eğer pozitif psikolojik sermayemizi, psikolojik iyi oluşumuzu güçlendirirsek psikolojik bulaşmadan daha az etkileniriz. Enfeksiyondan korunmak için sadece bedenimizi karantinaya almak yetmez, psikolojik olarak da ruhumuzu virüsün psikolojik etkilerinden korumak için korumaya almamız gerekir. Korku salgınıyla mücadelede önemli bir yer tutan psikolojik aşının varlığından haberdar olmak koruyucu bir tasarruf sağlar. Önce kendi ruhumuzda, sonra evlerimizde, sonra şirketlerimizde psikolojik aşı kavramının gerekliliklerini yerine getirerek, ruhumuzun iyilik halini koruduğumuz gibi ailemizdeki huzuru şirketimizdeki verimliliği sürdürebiliriz. Tıbbi riskler kadar sosyal risklere dikkat etmezsek sadece psikolojik olarak enfekte olmayız, bağışıklığı ve direnci düşen vücudumuzun biyolojik olarak virüsün etkisine daha açık hale gelmesi gibi toplumumuzda da sosyal travmalar sıklaşır. Bu vesile ile ruh sağlığı uzmanlarının psikososyal pandemi sürecinde psikolojik temelli çalışmalarla her zaman vatandaşlarımızın, toplumumuzun, kurumlarımızın ve işletmelerimizin yanında olduğunun bilinmesinden memnun oluruz.

Korona Günlerinde Pozitif Psikoloji

Korona Günlerinde ruhsal olarak kendimizi iyi hissetmemiz açısından psikolojik bazı kurtarıcı durumlara başvurmak önemli bir adımdır. Psikolojimizi iyi yöne doğru yöneltmek için öncelikle günün her gün aynı geçtiğini düşünerek günü planlamak gereklidir. Normal yaşantımızı düşünerek evimizde yapılacak aktivite belirleyip o yönde plan yapılmalıdır. Örneğin bir saksıya çiçek dikimi bile planlı hale getirilerek kişinin kendini iyi hissetmesini sağlayabilir. Her gün evde geçirilecek günü planlayıp günü bölümlere ayırmak her açıdan kişiyi mutlu edebilmektedir. Şirket bazında da bakıldığında bir plan ve program çerçevesinde eş güdümlü bir halde bütün birimlere planlar aktarılır ve döngü bu şekilde bozulmadan devam ettirilir.

Pandemi durumlarında kişi sevdiklerinden uzakta izole bir yaşam sürdüğü için yakınlık duyduğu kişilerden uzakta olma duygusu zarar teşkil eder. Bu durumda birbirinden ayrı olan kişiler günümüzdeki teknolojik araçlar sayesinde her an birbirlerinin yanından olma hissi ile bir rahatlama yaşamaktadırlar. Bu rahatlamanın oluşmasında en büyük etken de tabi ki internet ve diğer araçlardır. Bu sayede kişi istediği zaman ve saat aralığında sevdikleri ve yakınlık duydukları kişilere ulaşma şansını yakalamaktadırlar. Şirket bağlamında da düşünüldüğünde toplantı düzenlemek, veri paylaşımı, fikir alışverişi, şirket ile ilgili alınan tüm kararlar koordinasyon bozulmadan eş güdümlü olarak bütün etkinlikler kolaylıkla sürdürülebilir.

Psikolojik sermaye, şimdiki zamanda ve gelecek zamanda kişinin sahip olduğu ve geliştirebildiği sermayedir. Kişi iş yerinde oluşabilecek kaçınılmaz zorluklara ve meydan okumalara karşı baş etme dirençleri ile ilgilenmektedir. Psikolojik sermayenin birçok alt bileşeni vardır: Umut, öz yeterlilik, dayanıklılık, iyimserlik. Bu bileşenlerin hepsi birbiri ile bağlantılıdır. Örneğin; umutlu bireyler, kolay olmayan görevlerin üstesinden gelme konusunda daha fazla güdülenmiş olup direnç sahibidirler. Öz yeterlilikleri kuvvetli olan bireyler yeni bir oluşum karşısından duyarlılıklarını, iyimserliklerini ve umutlarını taşıyıp yeniden toparlama yeteneklerine sahiptirler.

Hijyen, hayatın her döneminde gerekli ve önemli, hayatımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemiz için önemlidir. Bu duruma pandemi söz konusu olunca daha da önem taşımaktadır. Kişisel hijyenin yanı sıra genel hijyen de önem arz etmektedir. Özellikle kalabalığın yoğun olduğu, kitlelerin biriktiği yerler hijyene dikkat edilmediği zaman da daha da tehlikeli bir hal almaktadır. Genel olarak hijyen için alınacak birkaç temel önlem bu tehlikeyi azaltmak için yardımcı olabilmektedir. Örneğin, topluca oturulan mekanların dezenfektan ile hijyenik bir ortama dönüştürülmesi, bir metre kuralının uygulanması, kişisel el dezenfektanlarının her bir çalışana dağıtılması, maske kullanımının yaygınlaşması, ofis ortamında kişisel eşyaların özellikle bilgisayar, telefon gibi araçların arındırılması gibi önlemlerle hijyen konusuna dikkat çekilen önlemler olarak öne çıkmaktadır.

Psikolojik dayanıklılık “değişen durumlara tepki göstermede esneklik ve olumsuz duygusal deneyimlerden çıkıp kendini toparlamak” olarak tanımlanmış çok boyutlu bir kavramdır. İnsanlar zaman zaman kötü durumlar yaşamaktadır ve çoğu zaman bu durumları atlatmak da zorlaşmaktadır. Zor durumlarda toparlanmak ve hayata devam etmek genellikle güç bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreçte de “olumlu psikoloji” karşımıza çıkmaktadır. Zor zamanları aşma fikri, hayata, düşülen zor durumlara olumlu bakabilme fikri problemleri aşmakta yardımcı olacak unsurdur. Özellikle grup olarak birlik olunduğunda ve aynı duygular paylaşıldığında psikolojik sağlamlık açısından bireylerin daha sağlıklı bir süreç atlatılmasında kolaylık sağlamaktadır.

Korona Günlerinde psikolojik aşı:

Kaygıdan ve korkudan korkulmamalı, onunla arkadaş olunmalıdır. Eğer korku ve kaygıyı reddederseniz savunma mekanizması ile inkar ederseniz kendinizi riske atarsınız. Eğer korku ve kaygısı abartırsanız bu seferde günlük rutininiz uyku düzeniniz psikolojik ve bedensel sağlınızı riske edersiniz. Rehavet ve panikten uzak, mutedil kaygı ve korku bizi tehlikelere karşı uyanık yapar.

Üzülmeyle ilgili kısma gelince, iyi ki üzülüyorsunuz, yaşanan bu olaylara üzülmeyecek kadar taşlaşmış bir kalbiniz olsaydı gerçekten üzülmeniz gerekirdi. Hiç üzülmemek kadar aşırı üzülme te kötü. Müteessir olacağız ama kahrolmayacağız.

Hayatın anlamıyla ilgili karmaşalara gelince, evet sizi her zaman güvende hissettiren, riskleri bertaraf edeceğine inandığını, tehlikelerden koruyacağını sandığınız menkul ve gayrimenkuller, itibar ve iktidar, şöhret ve imtiyazın geçerli olmadığı bir durumda kağıttan kulelerinizin yıkılması hayatın anlamının kırılması sizi yeniden bir sorgulamaya itebilir. Boş sokakları gördüğünüzde bütün dünyanın tapusuna sahip olsanız bile ne kadar anlamsız gelmeye başladığıyla yüzleştiğinizde bugüne kadarki gayretinizin manasını sorgulayabilirsiniz. Korkmayın. Bu size iyi gelecek. Acı bizi hayatın anlamına götüren yollardan birisidir. Ya bu sorgulamayı yapacak bir kazaya denk gelmeseydiniz? Gözünüz arkada kalmaz mıydı?

Madem bu farkındalık size içinizdeki hakikati hatırlattı. Hadi o zaman ne duruyorsunuz. İçinize doğru bir yolculuğa ne dersiniz. Ne demişti şair: Durmalı durulmalı durulanmalıyız önce, içimize doğru bir yolculuğa çıkmalıyız, En uzun yoldur insanın içi… kendinizi daha yakından keşfetmek için bundan daha çok vaktiniz olmayabilir. Bir yeteneğinizi bu dönemde keşfedebilirsiniz.

İnsana en çok ney iyi gelir bilir misiniz? Başka bir insana iyilik yapmak. Çünkü aslında iyilik zenginin fakire, güçlünün zayıfa, üstün asta, çok bilenin az bilene yönelik yaptığı bir yardım eylemi değildir. İyilik kişinin kendisine yönelik bir yardım eylemidir. İyilik yapın karşılığını da sadece iyiliğin sahibinden umun.

Evde kendinizi hapis psikolojisine sokmayın. Ziyaret eden ziyaret edilende kendini bulur demişler. Birilerini ziyaret etmek için gönül kapısını tıklatmak yeterli. Mekanınız değişmiyorsa bile miracınız gönüllere olsun. Kabeden daha kıymetli bir mabettir kalp. Kırgın ve küslüklerinizle barışın. Yarım kalmış hesapları affedin ki kendinizi o yükten azad edip bağışlayın.

Aslında ruhsal bir arınmadan bahsediyoruz. Ruhunuzu enfekte eden geçmişten gelen tüm tortulardan arının. Yeni tortular da eklemeyin. Size iyi gelmeyen hiçbir şeyi mıknatıs gibi çekmeyin. Gerekirse uzun uzun haber dinlemeyin. Eğlenceli şeylere de bakın. Düşündürücü şeylere de.

Daha sabırlı, daha toleranslı, daha empatik, daha hoşgörülü, daha anlayışlı, daha diğergam, daha şefkatli, daha babacan daha esnek olmaya gayret edin. İş ve ev hayatında hayatında yöneticilikten liderliğe terfi edin.

Her şeyi kontrol etmeye çalışmayın, gelecek ve geçmişle zihninizi çok yormayın, o anı düşünün. Mesela becerebilir misiniz bilmiyorum, becerirsiniz de düşünmeyi denemeye cesaret edebilir misiniz? Mesela yarın öleceğinizi bilseniz son saatlerinizi yaşadığınızdan emin olsanız, çevrenizdeki insanlarla varlıklarla ilişkiniz nasıl olurdu, onlarla geçen her saniyenin kıymeti dünyalara bedel değil mi? Peki kıymet biçilemeyecek bu her anın değeri siz daha uzun yaşayınca mı azalıyor. Yarına muhabbetinizi ertelemeyin. O anın tadını çıkarmaya da çalışın.

Korona günlerinde günlük tutun. Şiir yazın, bir enstiruman çalmaya bir sanatta kendinizi geliştirmeye çalışın, saçma da olsa bir yoğurt kovasından bir tenceredn bir tavadan batari yapın. Evde malzemeleriyle evde yapabileceğiniz ne kadar çok şey olduğunu araştırın. Kim Psikoloji internet sitesinde evde her gün için günlü etkinlikler önerdiğimiz “korona günlerinde yakınlık” başlıklı yazımızı inceleyin.

Online veritabanları, kütüphaneler, müzeler vb birçok imkandan faydalanın. Uyku düzeninize, beslenme düzeninize ve egzersiz düzeninize dikkat edin.

Evde tam zamanlı mesai yapmaya alışık olmadığınız aile fertleriyle birbirinizi darlamayın. Eğer darlanmaya engel olamıyorsanız veya bu konuda bir pratiğiniz olmadığı için başa çıkamıyorsanız psikologlardan profesyonel danışmanlık alın. Uzaktan danışmanlık yapan online terapistlerimizle irtibatta kalın.

metin, kitap, çizim içeren bir resimAçıklama otomatik olarak oluşturulduŞirketinizde veya kurumunuzda çalışanlar işe gelmek istemiyorlarsa kurumsal olarak psikolojik destek hizmeti alabilirsiniz. Çalışanlarınızın kaygılarıyla başa çıkabilmeleri için psikologların onları güçlendirmesini sağlayabilirsiniz. Ve örgütsel bağlılıklarını arttırmış olursunuz.

Bu önerilerimiz ilaç gibi herkese iyi gelecek diye bir iddia sahibi değiliz. Her insan biriciktir. Ve her insanın gereksinimleri ayrı ayrıdır. Burada genel geçer önerilerde bulunduk. Ama asıl öneriler sizlerin ihtiyacına özgü planlanmalıdır. Buradaki önerileri denediniz ve sonuç alamıyorsanız, hala yaşam sevincinizi toparlayamadıysanız, gelecek ile ilgili endişeliyseniz, hastalıkla ilgili düşünceleri zihninizden çıkaramıyorsanız, sevdiğiniz birisini kaybetmekten korktuğunuzu gözünüzün önünden kaldıramıyorsanız, günlük rutininizi sürdüremiyorsanız, işlerinize odaklanmakta güçlük çekiyorsanız, umutsuzluğa kapılıyorsanız, bedensel şikayetlerinizi sürekli kontrol etme ihtiyacı hissediyorsanız, özetle kendinizi tanımakta zorlanıyorsanız bir psikoloğu aramaktan çekinmeyin. Bunlar da geçecek. Ama siz bu kadar kötü hissetmeden de geçirebilirsiniz. Kendinize acımazsızlık yapmayın.

            Psikososyal Pandemiye Dikkat

            Salgının kendisi gelmeden korkusu ülkemize gelmişti. Salgın gidecek ama tesirleri kalacak. Ve en büyük tesirleri ise, büyük salgınlardan sonra iktidarlar, güç dengeleri, sermaye, aidiyetler, inançlar, değerler, mensubiyetler, ciddi anlamda sarsılırlar. Bu değişimin kendisi ve süreci salgından daha yıpratıcı olabilir eğer psikososyal pandemi kavramına dikkat edilmezse. Büyükşehirlerde 2 günlük sokağa çıkma yasağının ilan edilme sürecinden sonra yaşananlar tam da bunun örneğiydi.

İnsanı “manik” değil “panik” öldürür.

İbni Haldun’un dediği gibi insanı açlık değil, alıştığı tokluk öldürür cümlesinden hareketle insanın bedenine değil aklına bulaşan virüs öldürür. Biz ruh sağlığı derneği olarak o gün o saatte tüm sosyal medya mecralarımızda bugün sepetine ne koyacaksın “kanaat, empati, diğergamlık, tevekkül mü? Açgözlülük, korku, panik mi” diye yayınlar yaptık. İnsanlar panikle haftalarca uydukları virüs tedbirlerini hiçe saydılar. Pazar gecesi sokağa çıkma yasağı bitince de sanki virüs tehditi geçmiş bitmişçesine gece yarısı öylesine sokaklara hücum ettiler. Bu vesile ile ölenlerimize rahmet, yakınlarına başsağlığı, hastalarımıza acil şifalar, henüz virüsle teması olmamış olanlara da sağlıcakla kalın diliyorum.

Gene okulların uzun süreli tatil haberi verildiğinde 1 ay 2 ay ara veril demek yerine, 2 gün ara verip iki gün sonra 2 gün daha sonra 3 gün daha diyerek hareketliliği hızlandırmadan mücadele etmek sürecin yönetimini kolaylaştırabilirdi.

            Yaşlılara yönelik yasağında izahının tam yapılmaması sebebiyle ihtiyarlarımıza (hatırlı seçilmiş kişi) yapılan hakaretler, sağlık ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar, intihar girişimleri, başkasına zarar verme, aile içi tahammülsüzlüklerin artması, iaşe ve geçim endişesi, evdeki ergenlerin zıpırlığı, cenazelere iştirak edememe, defin prosedürleri, sosyal hayatın sınırlanması, işverenlerin stresi, siyasal ve ekonomik krizleri mülteciler ve sınır ötesi operasyon gibi yoğun bir gündemde de insanın kendisine vakit ayırası gelmese de biz iyi olmadan bunların hiçbirinin düzelmeyeceğini bilmek lazım. Önce biz iyi olacağız, biz güçlü olacağız ki sevdiklerimize güç verebilelim, biz pes etmeyeceğiz ki sevdiklerimize destek verebilelim. Birbirimize yetmeye çalışacağız. İyi haberleri paylaşacağız. Başarı ve motivasyon filmleri izleyip hikayeleri okuyup anlatacağız.

            Dua edeceğiz. Hem fiili hem kavli derler. Kavli dua kalple dille yapılan dua iken fiili dua alınan tedbirler ve duanın kabulü için yapılması gereken sorumluluklar.

            Ruh Sağlığı Derneği olarak Koronavirüs bilim kurulunun yanında bir de Koronavirüs Psikososyal Bilim Kurulu kurulmasını önermiştik. Sağolsun Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca bu çağrılarımıza kulak verdi. Toplum bilimleri kurulu kurdular. Şimdi yeni bir çağrıyı da buradan da yineleyelim. Çok önemli bir kaide vardır. Kriz krizden önce yönetilir. Pandemi eylem planımız vardı ama psikososyal pandemi eylem planımız yoktu. Ruh Sağlığı Derneği olarak Psikososyal Pandami Danışma Kurulu kurduk. Şimdi oradan tavsiye kararları alıp, bir eylem planı oluşturacağız ve kamuoyuyla paylaşacağız.

            Dernek olarak bunların yanında sağlık çalışanlarına yönelik ücretsiz online “psikolojik sağlamlık eğitimi” gerçekleştirdik. Ve isteyenlerin istedikleri zaman izlemesi için internet sitemize koyduk. Sizin okuyucularınız için de izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum.

            Ruh Sağlığı alanında çalışan uzmanlara yönelik, hasta ve yakını psikolojisi, ölüm ve yas psikolojisi, travma sonrası stres bozukluğu, psikolojik ilk yardım, pozitif psikoloji, logoterapi gibi eğitimler düzenliyoruz. İk çalışanlarına ve yöneticilerine yönelik “organizasyonlarda pozitif psikolojik sermaye” eğitimleri düzenleyerek toplum ruh sağlığına katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Türkiye’de Ve Dünyada Alınan Tedbirler Ve Önlemler

Covid-19’un ilk çıkışından yayıldığı zamana kadar oluşturduğu riskler karşısında birtakım önlemlerin alınması kaçınılmaz duruma gelmiştir. Giderek yayılan ve toplum için risk oluşturan bu virüsün artık ciddiye alınması gerektiği üzerinde mutabakata varıldığı anda genelde dünya ve özelde de ülkemiz tedbirlerinin sınırlarını gittikçe yaymışlardır. Başta asgari ölçüde alınan önlemler daha sonra ortaya çıkan riskler ve artan ölümlerle birlikte tedbirler her yerde azami düzeye çıkarılmaya başlandı.

Genel olarak alınan tedbirlere bakıldığında kişisel hijyene dikkat edilmesi, kitlelerden uzak durulması ve izolasyonun sağlanması gibi ana tedbirler öne çıkmaktadır. Bu tedbirler dünyanın her yerinde alınan ortak tedbirler olarak karşımıza çıkmaktadır. Virüsün tehlikesi arttıkça alınan tedbirlerin de kapsamı daha da genişlemeye devam etmektedir. Her ülke kendi şartlarına göre alabileceği önlemleri tartışıp yürürlüğe koymuştur.

Türkiye’de Covid-19 pandemisinde başlıca adım adım şu tedbirleri alındı:

  • Virüsün ortaya çıkmasıyla 21 Ocak'ta Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü ekipleri, Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan "gizemli hastalık" nedeniyle İstanbul Havalimanı'ndan bu ülkeye sefer yapan hava yolu ve yer hizmetleri şirketlerini önlem almaları konusunda uyardı. Şüpheli bir yolcu gördüklerinde hemen kendilerinin bilgilendirilmesini isteyen yetkililer, bu konuda yapılacak işlemleri şirket görevlilerine anlattı.
  • Virüsün ortaya çıkmasıyla Sağlık Bakanlığı bünyesinde tecrübeli akademisyenlerin yer aldığı ve koronavirüsün ele alındığı Bilim Kurulu toplantısı 22 Ocak'ta yapıldı.
  • DSÖ ve Bilim Kurulunun önerileri doğrultusunda adımlar atıldı ve gelişmelere ilişkin düzenli basın toplantıları yapılarak kamuoyunun bilgilendirilmesi sağlandı. DSÖ'nün tavsiyelerinden önce harekete geçen Türkiye, dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek alınan tedbirlerin kapsamını genişletti.
  • Bu çerçevede virüsün Türkiye'ye girişini önlemek için 13 Ocak'ta ilk ölüm vakasının bildirilmesinin ardından Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından "2019-nCoV Hastalığı Rehberi" hazırlanarak 14 Ocak'ta yayımlandı.
  • 22 Ocak'ta Çinli bir havayolu firması tarafından yapılan Vuhan-İstanbul uçuşları durduruldu.
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda, 31 Ocak 2020'de yeni tip koronavirüs salgınının yaşandığı Çin'in Vuhan kentindeki Türk vatandaşlarını Türkiye'ye getirecek, ambulansa dönüştürülen askeri kargo uçağı, Etimesgut Askeri Havaalanı'ndan Çin'e hareket etti.
  • Bu kapsamda, 1 Şubat'ta Türk vatandaşlarını yurda getirmek üzere Çin'in Vuhan kentine giden askeri uçak 42 kişiyi alarak saat 21.00 sularında Etimesgut Havaalanı'na indi.
  • Bilim Kurulu'nun önerisiyle 5 Şubat'tan itibaren Çin'den gelen tüm uçuşlar durduruldu.
  • Aktif olan 19 uluslararası hava limanında yurt dışından gelen bütün yolculara 6 Şubat'tan itibaren termal kamera kontrolü başlatıldı.
  • Uçuşlar sırasında bilgilendirme anonsu yapıldı, hastalık hakkında bilgilerin yer aldığı broşür dağıtıldı ve yolcu iletişim bilgi kartı alındı.
  • Virüsün İran'da da görülmesi üzerine sınırda da gerekli tedbirler alındı. Bu kapsamda, 23 Şubat'ta Türkiye ile İran arasındaki kara hudut kapıları saat 17.00 itibarıyla kapatıldı.
  • Türkiye'de vaka görülmesi halinde gerekli eylem planı da tamamlandı.
  • Bu kapsamda tüm sağlık teşkilatı bu konuda bilgilendirildi ve hazır duruma getirildi. Hastanelerde gerekli tedbirler alındı, referans hastaneleri belirlendi.
  • Bu hastanelerde izolasyon odaları oluşturuldu. Olası salgın durumuna karşı sahra hastaneleri kullanılabilecek duruma getirilerek hazırlandı.
  • Tedaviye yönelik antiviral ilaç stoku yeterli hale getirildi. Vatandaşların hastalıktan korunmak için kullandığı maske ve sağlık personeli için tıbbi donanım ve kıyafetleri tedarik stoklandı.
  • Covid-19 için yerli tanı kiti geliştirilerek, 90-120 dakika arasında sonuç alınabilmesi sağlandı. Ayrıca yerli tanı kitinin ticarileştirilerek ihraç edileceği belirtildi.
  • Öte yandan Türkiye, tahliye için Çin'e giden uçakla tıbbi malzeme göndererek Çin'e yardım yapan ilk ülkelerden oldu.
  • Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 11 Mart'ta yaptığı açıklamada, Avrupa üzerinden gelen bir hastanın test sonuçlarının pozitif çıktığını, 13 Mart'ta da ikinci bir kişinin de testlerinin pozitif olduğunu açıkladı.
  • İlk ve ortaokullar ile liselerin, 16 Mart itibarıyla iki hafta tatil edilmesine, öğrencilerin 23 Mart'tan itibaren bir hafta süreyle evden internet ve televizyon kanalları üzerinden eğitimlerine devam etmesine karar verildi.
  • Üniversiteler, 16 Mart tarihinden itibaren 3 hafta süreyle tatil edildi.
  • Spor müsabakalarının nisan ayı sonuna kadar seyircisiz oynanması kararlaştırıldı.
  • Kamu görevlilerinin yurt dışına çıkışı izne tabi oldu.
  • Son olarak da 10 Nisan 2020 00.00 – 13 Nisan 2020 00.00da sokağa çıkma yasağı getirildi.

Dünyada ülke ülke alınan tedbirler de şöyledir:

  • İngiltere'de insanların sadece gerekli alışveriş ve tek başına spor yapmaları için evden çıkmalarına izin verilmesi kararı alındı. İngiltere'de market ve eczaneler hariç tüm ticari faaliyetlerin durdurulmasına karar verildi.
  • Amerika’da Garcetti şehirde bulunan bar ve gece kulüpleri yanı sıra sinema salonları, tiyatroları, bowling merkezlerini ve diğer eğlence mekanları ve spor salonları da kapatıldı.
  • İtalyan Sağlık Bakanı Roberto Speranza’nın imzaladığı yeni talimatname doğrultusunda, ülke genelinde tüm park ve bahçeler halkın erişimine kapatılırken, tüm açık hava etkinlikleri de yasaklandı
  • Almanya’da temel ihtiyaç satışı yapanlar dışında her yer kapatıldı ve sokağa çıkma yasağı getirildi.
  • Rusya Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova, yeni tip koronavirüs (Covid-19) nedeniyle alınan tüm önlemlerin süresinin uzatıldığını belirterek, Güney Kore ile karşılıklı uçuşlar ve İran vatandaşlarına yönelik vize uygulamasında kısıtlama kararları alındığını açıkladı.
  • Irak'ın Kerkük kentinde 4 kişide yeni tip koronavirüs (Covid-19) tespit edilmesinin ardından kentteki internet kafeler, parklar başta olmak üzere eğlence merkezleri kapatıldı.
  • Kuveyt'te yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle mart ayının ilk 2 haftası eğitime ara verileceği duyuruldu.

Tüm bu yaşananların ve tedbirlerin ışığında, virüslerin artık hayatımızın bir gerçeği olduğunu kabul ederek bundan sonra bunlarla birlikte yaşamayı ve mücadele etmeyi çok iyi öğrenmemiz gerekmekte. Asla pes etmeyeceğiz. Virüsler bizden güçlü değil. Tedbirlerimizle güçlenerek çıkacağız. Kalın sağlıcakla.

Yorumlar (0)