banner596

banner547

Medeniyetlerin geçiş noktasının tarihine kara ve su altı kazıları ışık tutacak

Yalova’nın Altınova ilçesinde yapılan kara ve sualtı kazılarıyla bölgedeki tarihe ışık tutuluyor.

Kültür Sanat 19.09.2022, 13:57
Medeniyetlerin geçiş noktasının tarihine kara ve su altı kazıları ışık tutacak

Yalova’nın Altınova ilçesinde yapılan kara ve sualtı kazılarıyla bölgedeki tarihe ışık tutuluyor.

Uludağ Üniversitesi Sualtı Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı ve Kazı Başkanı Dr. Serkan Gündüz, Altınova İlçesi Hersek Deltası Kara ve Sualtı Kazısı’nın 2022 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olurlarıyla başladığını söyledi. Kazının 2021 yılında başlanan Limnae Kibatos Sualtı Kazıları’nın genişletilmiş bir versiyonu olduğunu ifade eden Gündüz, “Kazılarımızı Karamürselbey Eğitim Merkezi Komutanlığı kıyı şeridindeki Limnae Kibatos Sualtı Kalıntılarında ve Helenopolis Limanındaki Antik Deniz Feneri’nin çevresinde geçekleştiriyoruz” dedi.

Kazılarda yoğun iskelet grubuyla karşılaşıldı

Gündüz, Helenopolis Limanı deniz fenerindeki kara kazılarında özellikle yoğun bir iskelet grubuyla karşılaştıklarını anlattı. Bunlarla ilgili çalışmaların başladığını söyleyen Gündüz, “Deniz feneri yapısının ön bölümünde iskelet grubuyla karşılaştık. Tabi bunların analizleri yapılacak, DNA çalışmaları gerçekleştirilecek ama daha çok toplu bir gömü olduğunu söylememiz mümkün” ifadesini kullandı.

Deniz altında martyrium bulundu

Gündüz, deniz altında da çalışmaların devam ettiğini söyledi. Azizlerin hayatlarını geçirdikleri ya da dinleri uğruna öldükleri yerde anılarını yaşatmak adına inşa edilen martyriuma benzer bir yapıya ulaştıklarını kaydeden Gündüz, “Su altı çalışmalarımız geçen sene kaldığımız yuvarlak planlı yapıdan devam ediyor. Martyrium olduğunu düşündüğümüz yapının daha erken dönemlerine ait yeni duvar kalıntılarıyla karşılaştık. Sonuç olarak daha kazıların başındayız. Gün geçtikçe elde edeceğimiz bulgular artacaktır. 12 ay botunca kazılarımız devam edecek” diye konuştu.

Hersek deltasının tarih boyunca önümüze önemli bir geçiş noktası olduğuna dikkati çeken Gündüz, bölgenin özellikle İmparator Konstantin’den sonra daha isminin duyulduğunu söyledi. Bölge tarihinin Helenistik döneme kadar gittiğine dikkati çeken Gündüz, “Helenopolis Antik Kenti Anadolu ile İstanbul’un bir bağlantı noktası olması açısından da, geçiş noktası olması açısından da çok önemli bir konumda bulunmakta. Osmangazi Köprüsü’nün burada yapılması aslında bir tesadüf gibi gözükse de yıllar boyu kullanılmış olan bir hattın kara yolu ile bize geçişini sağlamış durumda. Büyük bir limana sahip. 2020 yılında yaptığımız yüzey araştırmalarında yeni askeri alan sınırları içinde 24 metreye 4,5 metre boyutlarında ortalama oldukça büyük bir iskele yapısını, deniz feneri yapısını tespit ettik ve belgeledik. Şimdi daha çok deniz fenerinin mimarisini ve kullanım evrelerini anlamak üzere bu seneki çalışmalarımızı deniz fenerinde yoğunlaştırdık. Tek bir oda olarak gözüken deniz fenerinin aslında hemen yanındaki 1863 Osmanlı Deniz Feneri gibi bir yapı kompleksi olduğunu ortaya çıkardık. Birçok odayı yeni tespit ettik.”

2021 yılı su altı yüzey araştırması sırasında 14. yüzyıla ait olduğu düşünülen Altınova 1 Batığı’nın keşfedildiğini söyleyen Gündüz, bunun od yaşında yapılmış mimarı bloklar taşıdığını hatırlattı.

Meğer İmparator Büyük Konstantin Yalovalıymış

Altınova Belediyesi Yüksek Arkeoloğu ve Kazı Başkan Yardımcısı Işıl Akalan Gündüz ise Helenopolis Antik Kentinin tarihi hakkında bilgi verdi. İmparatoriçe Helena’nın aslen babasıyla eski adı Drepana olan antik kentteki bir handa çalıştığını belirterek, “Konstantin’in babası bir sefer dönüşü burada askerlerle konakladığı sırada tanıştılar. Daha sonra Roma’ya dönen imparator bir çocuğa sahip olamadı ve Konstantin 12 yaşındayken burada bir oğlu olduğunu öğrendi. Daha sonra Konstantin askeri hayatına başlamış oldu ve İzmit’e gitti. Daha sonraları imparator olduğunda Konstantin bu doğduğu şehre annesinin adını verdi. Burası da Helenopolis oldu” ifadesini kullandı

İskeletler inceleniyor

Bölgede iskeletleri incelemeyen antropolog İbrahim Semih Onur, yüksek lisansını su antropolojisi üzerine yaptığını dile getrdi. Osmanlı ve Bizans’ın çok fazla savaştığı bölge olduğu için alanın önemine dikkati çeken Onur, net bir şeyler söyleyebilmek için daha çok iskelet incelemesinin gerektiğini kaydetti.

Kızı ekibinde yer alan Yıldız Teknik Üniversitesi Araştırma Görevlisi Cem Akgün ise denizden çıkarılan eserleri tuzdan arındırmak için yoğun bir çaba harcadıklarını söyledi.

Yorumlar (0)