banner528

banner526

banner527

banner403

banner420

Kentten köye göç eden aile kaz ve tavuk çiftliği kurdu

Doğa ile iç içe yaşamak arzusuyla Zonguldak kent merkezindeki yaşamlarına veda edip Bartın’ın Ulugeçitkadı köyüne yerleşen Ünal ailesi kurdukları çiftlikte kaz ve tavuk yetiştiriciliği ile geçimlerini sağlamaya başladı. Kazları, tavukları, kedileri ve köpekleriyle ilgilenerek günlerini geçiren aile köy ortamında tabiatla iç içe ve virüsten uzak bir yaşam sürmenin mutluluğunu yaşıyor.

Haberde İnsan 31.12.2020, 10:58
Kentten köye göç eden aile kaz ve tavuk çiftliği kurdu

Doğa ile iç içe yaşamak arzusuyla Zonguldak kent merkezindeki yaşamlarına veda edip Bartın’ın Ulugeçitkadı köyüne yerleşen Ünal ailesi kurdukları çiftlikte kaz ve tavuk yetiştiriciliği ile geçimlerini sağlamaya başladı. Kazları, tavukları, kedileri ve köpekleriyle ilgilenerek günlerini geçiren aile köy ortamında tabiatla iç içe ve virüsten uzak bir yaşam sürmenin mutluluğunu yaşıyor.

Uzun yıllar boyunca Zonguldak kent merkezinde yaşam süren Ünal ailesi biri gemi kaptanı diğer ise turizmci olan çocuklarının doğa ile iç içe bir yaşam sürdürme istekleri üzerine Bartın’ın Ulugeçitkadı köyüne yerleşti. Satın aldıkları 15 dönüm arazi üzerine sera, tavuk ve kaz kümesleri kuran aile yorucu ve stresli kent hayatını geride bırakırken üç yıldır doğal bir yaşam sürmenin keyfini çıkarıyor.

Seralarında ihtiyaçları kadar sebze yetiştiren aile arazilerinde yüzlerce kaz ve tavuğa bakmaya başladı. Köydeki yaşamlarını her geçen gün genişleten aile temel ihtiyaçları dışında her türlü ihtiyaçlarını doğadan karşılıyor. Yeni yaşamlarını tabiatla bütünleşmiş ve virüsten uzak bir ortamda sürdüren Ünal ailesi kentten köye göç etmek isteyenler içinde örnek oluyor.

50 yaşındaki anne Yurdanur Ünal doğal bir yaşam için köye yerleştiklerini belirterek, “Artık doğada yaşamayı düşündük. Temiz hava. Kendimiz üretip kendimiz yemeği ve ne yediğimizi bildiğimiz bir ürün yiyelim dedik. Çocuklarımda istedi. Daha çok çocuklarım doğal yemeği çok seviyor. O yüzden böyle bir yaşamı tercih ettik. Doğa ile iç içe olmak çok güzel bir duygu. Çünkü temiz hava bol güneş. Kendi yerin kendi bahçen kendi doğan. Her şeyi bahçeden kendin topluyorsun, kendin yiyorsun. Bence çok güzel bir şey. Korona döneminde doğada olmak çok daha güzel bir duygu. Çünkü herkes apartmanlarda kapalı yerde kalırken bizim koronadan haberimiz bile yok yani” dedi.

Gemi kaptanı olan ve mesleğini bırakarak ağabeyi, annesi ve babası ile birlikte köy yaşamını seçen Semih Ünal ise, “Üç yıl önce burayı satın almaya karar verdik. Tavukçuluk yapmak istedik gezen tavuk yumurtası. Kendimizde yumurtayı seviyoruz hem doğalını bulamıyoruz yani. 200 tavukla başladık. Tavukçuluk güzel gidiyordu. Ekstra gelirler için sera yaptık. 500 metrekare seramız var. Orada tavuk gübresi ve kaz gübresi kullanarak ürünler ekiyoruz. Doğal ürünleri kendimizde yiyoruz pazara da sunuyoruz. Sonra kaz işini araştırdık internetten. Kazın faydaları çok fazla. Tüyü dahil eti olsun ciğerleri olsun yumurtası olsun her şeyi kullanılıyor. 10 tane kazla başladık. Önce 10 tane yavru kaz aldık. Onları büyüttük ve yumurtalarını kuluçka makinesine koyduk. Bu sene kaz sayımızı 100’e kadar çıkardık. Hedefimiz bu sayıyı daha da artırmak. Çevremizdeki köylerden beldelerden civcivlerini isteyenler oluyor. Bölgemizdeki kaz işini geliştirmek istiyoruz. İleride entegre bir tesis kurulabilir ihracat dahi yapılabilir. Şimdi köy yaşantısı olarak burada hiçbir sıkıntımız yok. Her şeye ulaşılabiliyor. Araba var yollar var. Market ihtiyacından eğitim sağlık gibi ihtiyaçlarının hepsi ulaşılabilir durumda. Eskisi gibi zor değil. Onun için şehirlerdeki yaşamlarla köylerdeki yaşam arasında çok fark yok. Bundan 50 yıl önce köylerden şehirlere göç vardı. Şimdi şehirlerden köylere göç olacak diye düşünüyorum. Her imkanımız var köyde. Koronayla ilgili şu ana kadar hiç sıkıntı yaşamadık. Yaşayacağımızı da sanmıyorum çünkü çevrede kabalık yok bulaşabilme riski yok. Sadece biz market ihtiyacımız için geçim ihtiyaçlarımız için şehre iniyoruz. Onda da korunabildiğimiz kadar korunuyoruz. Onun dışında gün içinde bizi koronanın engelleyebileceği hiçbir şey yok. Çalışmalarımıza devam edebiliyoruz” şeklinde konuştu.

Yıllarca balıkçılık yapan ve çocuklarının isteği üzerine şehir yaşamı yerine köy yaşamını tercih eden 57 yaşındaki baba Coşkun Ünal da köy yaşantısını sevdiklerini söyleyip, “Şehirlerde beton yığınlarının içerisindeyiz. Mesela bizim çocukluğumuzda şehirde olsak dahi mahallelerimiz kalabalık değildi. Yeşillik alanlar vardı ağaçlar vardı. Her tarafı yıktılar beton yaptılar. Doğayı sevdiğimiz içinde böyle bir şey yapalım dedik. Geldik şu an doğa ile baş başayız. Bilmiyorduk hiç ben ilk defa domates fidesini ben burada diktim. Buraya geldikten sonra yüze yakın ağaç diktim. Ceviz ağaçları diktim. Hünnap bahçesi yaptık. İleride boş arazilerim var oraları da hünnap bahçesine çevirmek istiyorum. Katma değeri yüksek bir meyve. İnsan sağlığı içinde çok önemli. İlk etapta 10 tane dikmiştim baktım bölgeye uyum sağlıyor ve meyveleri oluyor. Şu an çoğaltmaya başladım daha da genişletmeyi düşünüyorum hünnap bahçesini. İnsanlarla burada zaten temas etme şansımız yok. Yalnız yaşıyoruz. Ailede dört bireyiz. Hayvanlarımız var burada ki işlerimizle ve hayvanların bakımlarıyla uğraşıyoruz. Dışarı ile bir bağlantımız olmuyor” ifadelerini kullandı.
Yorumlar (0)