banner549

banner586

banner547

İmamoğlu: 'Bu ülkede, halkın dediği olur'

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Haziran 2019 seçimlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen ‘Demokrasi Şenliği’nde "23 Haziran demokrasi zaferi, bu rejim ne denli baskıcı, ne denli inkarcı olursa olsun demokrasiye ve başarıya inanmış insanların her türlü zorluğu yenip değişimi gerçekleştirebileceğini kanıtladı" dedi.

Güncel 24.06.2022, 09:18
İmamoğlu: 'Bu ülkede, halkın dediği olur'

31 Mart 2019’da düzenlenen yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığını kazanan CHP’li Ekrem İmamoğlu, Yüksek Seçim Kurulu’nun iptal etmesi üzerine 23 Haziran 2019’da tekrarlanan seçimde AKP’li Binali Yıldırım’a 806 bin oy fark atarak tekrar kazanmıştı.

 Seçim zaferinin yıldönümü, Yenikapı Etkinlik Alanı’nda gün boyu süren etkinlikler ve Evdeki Saat, Mavi Gri, BEGE, Reynmen, DJ Ersin ve Edis konserleriyle kutlandı.

İmamoğlu, yoğun katılım olan ‘Demokrasi Şenliği’nde özetle şunları dedi:

Bugün 16 milyon İstanbullunun şehrin geleceği adına unutulmaz biri şekilde irade koyup tüm dünyaya ilham kaynağı olduğu bir gün.

Bu ülke sizlerle ne kadar övünse azdır çünkü sizler bundan üç yıl önce, 23 Haziran günü muazzam bir demokrasi iradesi sergilediniz. Kışkırtmalara aldırmadan sağduyuyla sandığa gidip adaleti tesis ettiniz. Sizler yaptınız bunu, sizler başardınız.

Cumhuriyetimizi kuran o değerli fikri, o unutulmaz cümleyi demokrasi tarihine bir kez daha altın harflerle yazdınız: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu sözü bize kim armağan etti? Mustafa Kemal Atatürk armağan etti.

23 Haziran demokrasi zaferi, bu rejim ne denli baskıcı, ne denli inkarcı olursa olsun demokrasiye ve başarıya inanmış insanların her türlü zorluğu yenip değişimi gerçekleştirebileceğini kanıtladı. O yüzden bugün burada bir şenlikle 23 Haziran demokrasi zaferini, kahramanlarıyla yani sizlerle hep birlikte kutluyoruz.

‘Türkiye’yi yönetenler uzunca bir süredir çözüm üretemiyor’

Türkiye’yi yönetenler uzunca bir süredir çözüm üretemiyor. Ülkemizin ekonomisi, dış politikası, güvenliği ve iç huzuru sancılı günler geçiriyor. Ne yazık ki yaşamakta olduğumuz bu kriz, ekonomik krizle iç içe ve derindir.

Ne yazık ki liyakati bozunlar, o zinciri yok edenler bu krizi her geçen gün daha derinleştiriyor. Her geçen gün dünyanın gerisinde kalıyoruz. Yani dünya hızlı bir şekilde geleceğe ilerlerken ne yazık ki biz frene basmış bir araba gibi yerinde sayıyoruz. Dünya ekonomisinden aldığımız pay da geriledikçe geriliyor.

Türkiye bunu hiç hak etmiyor. Sizin gibi değerli gençler bunu hiç hak etmiyor. Çağ açıp çağ kapatmış bu büyük millet bunu hiç hak etmiyor.

Göreve geldiğimiz günden beri her türlü sıkıntıya, karalamaya, engellemeye, derinleşen krize, katlanan maliyetlere ve iki yıl süren pandemiye rağmen İstanbul’da önemli başarılara imza attık.

‘Bunları propaganda yapmak için anlatmıyorum’

Dünya tarihinde ilk kez aynı anda 10 metroyu birden yapıyoruz. Dev adımlar atarak yeşil adımları büyütüyoruz. Daha büyük işler başaracağız.

İnsanlarımıza iş buluyoruz. 50 bine yakın gencimize eş buluyoruz.

10 binlerce üniversiteli gencimize ve 100 binlerce ilkokul öğrencimize eğitim desteği veriyoruz. Tarihimizde ilk kez kreşler ve yurtlar açarak geleceğimize sahip çıkıyoruz.

Tarımı ve tarımsal üretimi, hayvancılığı destekliyoruz. İstanbul’u üreten bir kent haline getiriyoruz.

Bunları propaganda yapmak için anlatmıyorum. Bunları sizlere, bir kentte zihniyet değişikliğinin halk yararına ne gibi sonuçlar getirebildiğini göstermek için anlatıyorum.

İstanbul adil, yeşil ve yaratıcı bir şehir olacak dedik. Çünkü biliyoruz ki İstanbul, Türkiye’dir.

‘Bunların, bu iktidarla olamayacağı artık aşikar’

Bilmelisiniz ki, bu ülkede umut da var, çıkış da. Bilmelisiniz ki, Türkiye’nin önünde çok büyük fırsatlar var.

Çünkü, dünya çapında bir yenilik dalgası başlıyor. Dijital ve yeşil teknolojiler alanlarındaki bu yenilik dalgasını yakalamak; Türkiye’nin rekabet gücünü ve vatandaşlarının refahını artırmak pek ala mümkün. Ekonominin her alanında, sanayide, tarımda hizmetlerde çok köklü yapısal dönüşümlere ihtiyaç var. Bunun için eğitimde, kamu politikalarında ve yatırım anlayışında da köklü dönüşümlere ihtiyaç var. Bunların, bu iktidarla olamayacağı artık aşikâr.

O nedenle, önce iktidarı değiştirmek, dönüşümü başarmak ve halkın refahını yükseltecek kadroları işbaşına getirmek durumundayız. O gün yaklaşıyor. Çünkü, bu ülke vatandaşlarının ezici çoğunluğu değişim istiyor. Güçlü bir iradeyle ve barış içinde bu değişimi başarırsak, hepimizin kaygıları yerini umuda bırakacak. Ama tüm bunlar, sizlerin aktif çabanızla mümkündür.

Zira umudun da çıkışın da adresi sizlersiniz. Sizler isterseniz, her şey olur. Hiç kimse yanlış yollara sapmasın. Hiç kimse yanlış hesap yapmasın. Bu ülkede, milletin dediği olur.

‘Halkın vicdanı ve milletin iradesi karşısında hepimiz haddimizi bileceğiz’

Bu kadim şehri ve bu güzel ülkeyi bir şahsın, bir ailenin, bir vakfın ya da bir partinin mülkü gibi görenler olabilir. Her kim kendisini, onu seçimle iş başına getirmiş yurttaşlardan daha önemli, daha değerli görüyorsa, günü gelir, boyunun ölçüsünü alır.

Bu ülkenin seçimle gelmiş bütün yöneticileri; muhtarlar, belediye başkanları, milletvekilleri, cumhurbaşkanları… Halkın vicdanı ve milletin iradesi karşısında hepimiz haddimizi bileceğiz. Ama sizler de bu ülkenin asli sahibi, eşit ve onurlu vatandaşları olarak gücünüzün farkında olacaksınız.

Sizler de bu şehrin, bu ülkenin gerçek sahibi olmanın kuvvet ve kudretiyle hareket edeceksiniz. Cumhuriyetin eşit ve onurlu yurttaşları olarak haklarınızı bilecek, cesurca savunacak ve hep daha fazlasını talep edeceksiniz.

‘Kendinize güvenin! Kendinize güvenin! Kendinize güvenin’

Cumhuriyet, bize özgür ve eşit yurttaşlar olarak bu ülkenin sahibi olmayı öğretti. İkinci yüzyılına doğru giderken, Cumhuriyet’imizi demokrasiyle daha fazla taçlandırmak, hepimizin en önemli görevi ve ihtiyacı. Toplumu kutuplaştırarak seçim kazanmaya çalışanlar, kutuplaştırarak iktidarlarını korumaya çalışanlar bilsinler ki; demokrasi aşığı bu büyük millet, artık ne istediği iyi biliyor.

Bu büyük millet, çoğunluğun yönetim hakkının yanı sıra azınlığın var olma ve kendini ifade etme hakkı olduğunu kabul eden bir yönetim anlayışının olduğu çoğulcu ve gerçek demokrasi istiyor. Bunu yapacak olan sizlersiniz.

Her yaştan, her cinsiyetten, her meslekten, her inançtan ve her yaşam tarzından sizler. Çünkü bu şehir, bu ülke sizin. Bu hayat sizin. Sizler, bu ülkenin adalete susamış, demokrasiye inancı tam, heyecanı yüksek, onurlu yurttaşlarısınız.

Hak yemezsiniz ama hakkınızı da yedirmezsiniz. Sizlerin cesareti ve dönüşüm gücüyle Türkiye bu kez büyük bir değişim fırsatı yakalayacak. Kendinize güvenin! Kendinize güvenin! Kendinize güvenin.

Yorumlar (0)