banner596

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ KÜRESEL PİYASALARA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ

Rusya-Ukrayna savaşının ekonomik etkileri mülteci sorunu, ekonomik büyümede yavaşlama ve enflasyonun artması, enerji ve emtia fiyatlarındaki artış ve tedarik sorunu olmak üzere dört başlık altında toplanabilir.

Ekovitrin Nisan 2022 01.04.2022, 13:45
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ KÜRESEL PİYASALARA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ

Atatürk, “Eğer vatan savunması için şart değilse her savaş bir cinayettir’ diyen tek komutandır.” Bu çerçevede Rusya-Ukrayna savaşı kaybedilen hayatlar ve yerinden edilmiş insanlardan oluşan insani bir felakettir. Rusya’nın Mart 2014’te Kırım’ı ilhak etmesiyle başlayan gerginlik, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’da yer alan Luhansk ve Donetsk Halk Cumhuriyetlerini bağımsız devletler olarak tanıması ile arttı. Rusya, NATO’nun Ukrayna’ya genişlemesinin kırmızı bir çizgi olduğunu belirtti. Rusya ile Ukrayna arasında savaş, 24 Şubat 2022 tarihinde sabaha karşı 05:50’de Donbas’a askeri harekatla başladı.

Ukrayna’ya saldırısı nedeniyle çok sayıda ülke Rusya’yı siyaseten karşısına alırken buna ekonomik yaptırımlar da eşlik etti. Savaşın olumsuz ekonomik yansımaları küresel piyasalarda şimdiden hissediliyor ve büyük olasılıkla kötüleşerek devam edecek ve uzun sürecek gibi gözüküyor. Rusya-Ukrayna savaşının ekonomik etkileri mülteci sorunu, ekonomik büyümede yavaşlama ve enflasyonun artması, enerji ve emtia fiyatlarındaki artış ve tedarik sorunu olmak üzere dört başlık altında toplanabilir. Öte yandan Rusya ve Ukrayna ekonomilerinin küresel ölçekte büyüklüğü bu savaşın ekonomiyi nasıl etkileyeceğini ortaya koymak açısından önemlidir.

Rusya ve Ukrayna ekonomilerinin küresel büyüklüğü özellikle ekonomik yaptırımların küresel ekonomiyi nasıl etkileyeceği konusu bakımından da belirleyicidir. Bu çerçevede ülkelerin Rusya ve Ukrayna ile ticari ilişkilerinin ağırlığına göre bazı ülkeler bu savaştan daha fazla bazıları ise daha az etkilenecektir. Türkiye ekonomisi bulunduğu bölge itibariyle ve ticari ilişkilerinin yoğunluğu bakımından bu savaştan daha fazla etkilenecek ülkeler grubu içinde yer almaktadır. Mülteci dalgası insani, siyasi ve ekonomik boyutlarıyla savaşın en önemli sorunu olarak değerlendirilmelidir.

Mülteci krizi Rusya-Ukrayna savaşının makroekonomik göstergelere etki edecek konuların başında gelmektedir. Şimdiden 3 milyondan fazla insan Ukrayna’dan kaçarak komşu ülkelere gitti. Ukraynalı mülteci sayısının 10 milyonu bulması bekleniyor. Mültecilere sürdürülebilir bir destek sunulması için ev sahibi ülkeler AB’nin desteğine ve yük paylaşımına gereksinim duyacaktır. Tam da küresel büyümenin pandemi öncesi döneme benzer oranlara geri dönmesi bekleniyorken ekonomiler savaşın yıkıcı etkisi ile karşı karşıya geldi. Savaşın ekonomik etkileri Avrupa’da ve küresel ölçekte şimdiden somut olarak yaşanmaktadır. Belirsizliğin ortasında, OECD, küresel ekonomik büyümenin bu yıl çatışmadan önce tahmin edilenden yüzde 1 puan daha düşük olabileceğini ve yılın başında zaten yüksek olan enflasyonun toplamda en az yüzde 2,5 puan daha fazla olmasını tahmin ediyor.

Rusya ve Ukrayna’nın küresel ekonomi üzerinde önemli etkisi bir dizi emtia piyasasındaki ana tedarikçiler olmalarından kaynaklıdır. Rusya ve Ukrayna birlikte küresel buğday ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu, mısır, mineral gübreler ve doğal gazın yüzde 20’sini ve petrolün yüzde 11’ini oluşturuyor. Ayrıca, dünya, Rusya ve Ukrayna’dan yapılan metal tedarikine bağımlıdır. Rusya, otomobil üretiminde kullanılan paladyum ve çelik üretiminde ve pil üretiminde kullanılan nikelin önemli bir tedarikçisidir. Rusya ve Ukrayna argon ve neon gazları ile uçaklarda kullanılan büyük titanyum sünger üreticilerinin de tedarikçisidir. Her iki ülke de küresel olarak önemli uranyum rezervlerine sahiptir. Rusya ve Ukrayna’nın buğday ihracatını durdurması Orta Doğu’daki birçok ekonomide, Rusya ve Ukrayna’dan yapılan buğday ithalatı, toplam buğday ithalatının yaklaşık yüzde 75’ini temsil etmektedir. Dünya buğday ticaretinin yüzde 36’sı ve ayçiçek yağının yüzde 80’i Karadeniz’den geçmektedir. Tedarik zincirlerinde bir sorun olması ekonomik krizlerin ötesinde yoksulluk ve açlık riski yaratacaktır. Kaldı ki, üretimde veya ihracatta henüz bir kesinti olmamasına rağmen emtia fiyatları savaşın başlangıcından bu yana keskin bir şekilde artmıştır. Savaşın önemli ve somut etkilerden biri de enerji ve gıda fiyatlarındaki artıştır, bundan da en çok yoksullar etkilenmektedir.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı saldırının ardından petrolün varil fiyatı 95 dolardan 140 dolara dayanmış durumda. Savaşın ne kadar süreceğine göre durum değişebilir. Siyasi diyaloglar savaşı durduramayınca ekonomik yaptırımlara başvuruldu: Rusya’ya uygulanan mali yaptırımlar, seçilmiş bireyleri ve bankaları hedef aldı, yabancı sermayeye erişim azaldı ve Batı ekonomileri Rusya Merkez Bankası (CBR) tarafından tutulan döviz rezervlerine erişimi dondurdu. Sonuç olarak, ruble keskin bir şekilde değer kaybetti, CBR’nin politika faiz oranı yüzde 10,5 artarak yüzde 20’ye yükseldi ve Rus devlet borcu üzerindeki risk primi yükseldi.

Diğer önemli bir ekonomik yaptırım ise SWIFT yasağının gelmesi olmuştur. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, belirlenen Rus bankalarının SWIFT küresel bankalar arası mesajlaşma sisteminden kaldırılacağını duyurdu. Ancak bu yaptırım, kararı alan ülkelere yapılacak ödemeleri de aksatarak ekonomik krizi ağırlaştıracağı gerekçesiyle çok sıkı uygulanamadı. Rusya ve Ukrayna ekonomilerinin küresel büyüklüğü özellikle ekonomik yaptırımların küresel ekonomiyi nasıl etkileyeceği konusu bakımından da belirleyicidir. Rusya ekonomisi her ne kadar kritik önemde bir ihraç mal sepetine sahipse de güçlü ve büyük bir ekonomi değildir. Dünyanın ihracat anlamında 13.ülkesi ama Rusya’nın ihracatının yüzde 46’sı petrol ürünüdür ve satılan malın yüzde 60’ı topraktan çıkan mal olup üretimle bir ilgisi yoktur.

Rusya ekonomisi yüksek katma değerli mal üretebilen nitelikte bir ülke değildir. Kişi başına düşen geliri 11 497 dolar (2019) iken an itibariyle bu 10 000 dolar altına inmiştir. Rusya’nın ekonomik büyüme oranı yüzde 2 civarındadır. Gazının ortalama yüzde 32’sini Rusya’dan ithal eden AB ülkeleri Rusya’ya amborga uygulama kara - rında çekimser davranıyor. Şimdi - den bile çok yükselmiş olan gaz fi - yatı arz kısılırsa daha da artarak bu sefer ciddi bir enerji tedarik krizi - ne neden olacaktır. Bunun farkında olan gelişmiş Avrupa ülkeleri yeni ve alternatif enerji kaynakları ile yeni teknoloji arayışları içinde olup sonuç verdiğinde Rusya’yı zarara uğratma planı içindeler. Çatışma - nın ekonomik etkisinin büyüklü - ğü oldukça belirsizdir ve kısmen savaşın süresine ve politika tepkilerine bağlı olacaktır.

Uzun vadede, OECD ülkeleri uygun teşvikler sağlayarak ve temiz enerji ve enerji verimliliğine inovatif yatırımlar yaparak fosil yakıt ithalatına olan genel bağımlılıklarını azaltmalıdır. Öte yandan ihraç malları sepeti birkaç mala bağlı iken Rusya’nın ithal malları son derece çeşitlidir. Rusya ithalat anlamında Almanya ve Çin’e bağımlı. Bugünkü haliyle karşılıklı ekonomik çıkarlar işlemektedir. Rusya da zenginliğinin de büyük ölçüde sattığı doğalgaza bağlı olduğunu bilerek hareket edecektir. Savaş ekonomik çıkarlar ve karşılıklı bağımlılık üzerinden baskılanmaya çalışılsa da ekonomik yaptırımlar da bugüne kadar savaşa son vermeye yetmemiştir. Savaşın küresel ekonomiye etkileri bölgelere göre farklılık göstermektedir: Bu savaştan Avrupa ekonomileri toplu olarak en çok etkilenen ekonomilerdir.

Özellikle de Rusya veya Ukrayna ile ortak bir sınırı olan ekonomiler daha zor durumdadır. Avrupa’da dünyanın diğer bölgelerine göre daha fazla gaz fiyatı artışı olmuştur. Rusya ile daha zayıf ticaret ve yatırım bağlantılarına sahip olan Asya-Pasifik bölgesindeki ve Amerika kıtasındaki gelişmiş ekonomiler bu savaştan daha az etkilenmiştir. Ancak zayıf küresel talep ve yüksek fiyatların bu ekonomilere de yansıması kaçınılmazdır. Yükselen piyasa ekonomilerinde büyüme sonuçları, emtia ithal eden ekonomilerde daha derin düşüşler ve daha yüksek yatırım riski oluşturdu. Yüksek gıda ve enerji fiyatları da enflasyonu gelişmiş ekonomilere göre daha fazla yukarı çekiyor. Rusya-Ukrayna savaşının Türkiye ekonomisine etkisi ağırlıklı olarak üç alanda kendini gösterecektir: Savaş Türkiye ekonomisinde turizm sektörünü vuracaktır.

Türkiye’ye gelen yabancı turistler içinde Ruslar birinci sırayı alıyor. Toplam turist sayısının yüzde 13’ünü oluşturan Rus turistlerden toplam turizm gelirinin yüzde 10’u elde edilmektedir. Covid-19 salgını turizm gelirlerini ciddi oranda düşürmüşü. Tam da bir toparlanma beklenirken en çok turist beklenen ülke olan Rusya’nın savaşa girmiş olması Türkiye’de turizm sektörüne darbe vuracaktır. İkinci olarak Türkiye-Rusya arasındaki ticaret hacmi de savaştan etkilenecektir. Türkiye’nin hem Rusya hem de Ukrayna ile ticari ilişkileri vardır. Rusya Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkeler arasında 12. sıradadır. Türkiye buğday, arpa, ayçekirdeği ve ayçiçek yağı ithalatı açısından önce Rusya’ya, ikinci planda da Ukrayna’ya bağımlıdır. Bu ürünlerin üretimi tam da savaş bölgesinde olduğu için üretim düşerse tedarik sorunu olabilir. Öte yandan Rusya’dan ithal edilen hububatla un ve unlu mamul ihracatı yapan Türk şirketleri vardır. Buğday kıtlığı olursa bunların ihracat yapmaları engellenebilir. Yine Rusya, Türkiye’deki Akkuyu nükleer santralini de inşa ediyor ve yapım işi tamamlanınca işletmesini de Ruslar yapacak.

Türkiye ile Rusya arasında üçüncü ve en önemli ekonomik sorun ise enerji piyasasında yaşanabilir. Türkiye, ihtiyacı olan doğalgazın yüzde 33’ünü Rusya’dan, yüzde 21’ini Azerbaycan’dan, yüzde 17’sini İran’dan, yüzde 13’ünü Cezayir’den, yüzde 4’ünü Nijerya’dan, geri kalanını da diğer ülkelerden alıyor. Doğalgaz ithal edilen kaynakların çeşitlendirilmiş olması Türkiye açısından bir avantaj olsa da Rusya’nın ağırlığı önemlidir. Savaş nedeniyle petrol fiyatının artışı elektrik fiyatlarına da yansıyacaktır. Enerji fiyatlarındaki artış ise Türkiye ekonomisindeki enflasyonist baskıyı arttıracaktır.

Daha pandeminin neden olduğu ekonomik krizi çözememişken buna savaş ekonomisinin eklenmesi küresel ekonomileri zora sokmuştur. Bu konuda hükümetlerin alabileceği önlemlerin başında insani yardım gelmektedir. Fiyat artışlarının tüketiciler üzerindeki etkisini hafifletmek, savunmasızlara yardım etmek, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve enerji güvenliğine yatırım yapmak, yenilik için daha fazla fon sağlayarak yeşil enerji yatırımını hızlandırmak gibi politika araçları gündemdedir. Ancak en önemlisi tüm politik ve ekonomik araçların insanlık dramı olan savaşın hızlı bir şekilde sonlanmasına hizmet etmesini sağlamaktır

Yorumlar (0)