banner528

banner526

banner527

banner403

banner420

Mamografi taramasını atlamak hayati risk oluşturabilir

- Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Filiz Çelebi:- "Meme kanseri tanısı almadan önceki her iki tarama mamografisini yaptıran kadınlarda meme kanseri mortalitesi (yaşam kaybı oranları) daha düşük"- "Ülkemizde daha genç bir popülasyona sahip olduğumuz için mamografi taramaları 40 yaşında başlıyor. Kişinin bireysel bir riski yoksa 40 yaşından sonra yılda bir kez yaptırmalarını öneriyoruz"

Ekonomi 28.10.2021, 08:58
Mamografi taramasını atlamak hayati risk oluşturabilir

İSTANBUL(AA) - Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Filiz Çelebi, 1992-2016 yılları arasında yaklaşık 550 bin kadın üzerinde gerçekleştirilen bu çalışmaya göre, meme kanseri tanısı almadan önceki her iki tarama mamografisini yaptıran kadınlarda meme kanseri mortalitesinin (yaşam kaybı oranları) daha düşük olduğunu bildirdi.

Yeditepe Üniversitesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Çelebi, mamografinin atlanmadan ve düzenli olarak yapılmasının meme kanserinde yaşam kaybını azaltmanın da anahtarı olabileceğini vurguladı.

Çelebi, kanser tanısı konmadan önce sadece bir mamografisini atlayan kadınlarda yaşam kaybının daha yüksek olduğunun ortaya konduğu araştırmayla ilgili şu bilgileri paylaştı:

"Çalışmada hastalar, tanı öncesinde son mamografisini yaptıranlar, sondan bir öncekini yaptıranlar, son iki mamografisini düzenli yaptıranlar ve hiç yaptırmayanlar olarak 4 gruba ayrılmış. 1992-2016 yılları arasında yaklaşık 550 bin kadın üzerinde gerçekleştirilen bu çalışmaya göre, meme kanseri tanısı almadan önceki her iki tarama mamografisini yaptıran kadınlarda meme kanseri mortalitesi (yaşam kaybı oranları) daha düşük. Aynı grupta 10 yıl içinde meme kanserinden yaşam kaybı oranının da yüzde 50 azaldığı görülüyor.

Mamografi, özellikle çok erken evre kanserlerin belirtisi olan mikrokalsifikasyonları saptamamızda çok etkin bir görüntüleme yöntemi. Dolayısıyla düzenli yapılması daha erken tanı ve erken tedaviyi sağlıyor. Bu da hem hastanın mortalitesi hem de ameliyatın şekli açısından önem taşıyor. Daha minimal cerrahilerle hasta sağlığına kavuşabiliyor. Ancak burada anahtar kelime ‘düzenli mamografi’. 'Şimdi çektirdim, 5 sene sonra çektireyim' gibi bir yaklaşım tabii ki risk oluşturur. Bu çalışmada da arada bir mamografiyi atlayan ile hep çektiren kişiler arasındaki risk faktörleri araştırılmış. Düzenli yaptıranlarla ya hiç çektirmeyen ya da düzensiz çektirenlerin yaşam kayıpları arasındaki fark net olarak ortaya konmuş."

Bu sonuca ulaşmadaki en önemli unsurun meme kanserinin erken evrede yakalanması olduğuna dikkati çeken Çelebi, "Elde edilen bu istatistikler, düzenli yapılan mamografinin önemini ortaya koyuyor. Son iki mamografisine katılanlarda meme kanserinden yaşam kaybı önemli ölçüde düşüyor. Bu oldukça önemli bir sonuç. Örneğin, İngiltere, ABD gibi bazı ülkelerde mamografi çekimleri 50 yaşından sonra başlıyor ve 2 yılda bir yapılıyor. Ancak ülkemizde daha genç bir popülasyona sahip olduğumuz için mamografi taramaları 40 yaşında başlıyor. Kişinin bireysel bir riski yoksa 40 yaşından sonra yılda bir kez yaptırmalarını öneriyoruz." ifadelerini kullandı.


- Mamografiyle ilgili yanlış bilinenler


Doç. Dr. Filiz Çelebi, annesinde 40 yaşından önce meme kanseri tespit edilen bir kişinin, taramaya annesinin tanı aldığı yaştan 10 yıl önce, yani 30 yaşında başlaması gerektiğini aktararak, şunları kaydetti:

"Bu kişiler, özel bir grubu oluşturduğu için takiplerinde aynı zamanda meme MR'ını da kullanıyoruz. Tercihen mamografiden 6 ay sonra meme MR'ı yapmayı öneriyorum. Ancak aynı anda her ikisi birden de yapılabilir. Mamografi çektirerek alınacak radyasyon dozunun da kansere yol açabileceği düşünülüyor. Aslında durum böyle değil. Çünkü bu anlamda teknoloji oldukça ilerledi. Özellikle tomosentez içeren mamografi sistemleri de dahil olmak üzere, mamografiyle alınan radyasyon dozunun tanıda kabul edilebilir olduğu ve kendisinin meme kanserine yol açmadığı da birçok bilimsel veri ile ispatlanmış durumda. Bir de işlemin ağrılı olduğuna dair yanlış bir inanış var. Sonuçta bu bir tanı yöntemi ve sadece birkaç dakika sürüyor. Ağrı, kişinin ağrı eşiğine göre değişebilen görece bir kavram. Ancak sonuçta kaçınmayı gerektiren ve korkulan bir ağrı olmadığını kesinlikle söylemek mümkün. Dolayısıyla da 40 yaşından sonra tüm kadınların yılda bir yaptırmalarını öneriyorum."

Yorumlar (0)