banner363

banner380

banner453

banner454

banner403

banner420

30.12.2015, 14:51 2180

DÜNYA, YENİ YILA CAN VE MAL DERDİYLE GİRDİ

Terör, küresel güvenlik sisteminin ayarlarını bozarken, FED küresel ekonomik sisteme stratejik ayar yaptı… 2016, alınan kararların dünya ekonomisi üzerinde ki etkisinin nasıl olacağının daha doğrusu evdeki hesabın çarşıya uyup uymayacağının görülmesi açısında önemli ve kritik bir yıl olacak.
Dünyanın, savaş, çatışma, terör ve krizlerle sarsıldığı zor bir yılı daha geride bıraktık.
Yarı iyimser yarı karamsar beklentilerin birbiriyle çeliştiği karmaşık duygular içinde 2016’ya adım attık. Ağırlıklı olarak 2015’e terör ve ekonomik gelişmeler damgasını vurdu.
Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği kanlı terör eylemleriyle küresel bir tehdit haline dönüşen IŞİD, dünya güvenlik sisteminin tüm ayarlarını bozarken, Amerikan Merkez Bankası FED ise küresel ekonomik sisteme stratejik ayar yaptı.
ABD’nin Irak işgali sonrası arkasında bıraktığı enkazın küllerinden hortlayan bu marjinal terör örgütü tüm dünyanın başına bela oldu. İlk kez Ortadoğu havzasının dışına çıkarak, sessizce sokulduğu batının kalbinde patlattığı bombalarla dünyayı korku şokuna soktu. IŞİD’in yılın son aylarında önce Ankara sonra Beyrut, ardından Paris ve ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki San Bernardino kentinde gerçekleştirdiği katliam gibi kanlı terör eylemlerini doğudan batıya herkes televizyonları başında dehşet içinde seyretti. Uluslararası toplum, ilk kez dünyanın şah damarlarını kopararak yeryüzünü kana boğmayı ve kendisi de o kanda boğularak yok olmaya yemin etmiş alışılmadık, sıra dışı bir terör örgütü profiliyle karşı karşıya kaldı. 
Yeni yıla girerken bu şaşkınlık ve korku içinde dünya başkentlerinde “Şimdi sıra bize mi geliyor” sorusu soruluyordu. 2016, batıdan doğuya tüm dünyayı cehenneme çevirmekle tehdit eden bu terör örgütünün uluslararası alanda önünün kesilerek yok edilmesine yönelik dayanışma ve işbirliği çalışmaların yoğunlaşacağı bir yıl olacak.
IŞİD, başkanlık seçimlerinin odağında 
Şüphesiz 2016’da da Irak ve Suriye sorununa bağlı teröre karşı atılacak önleyici adımlarda, ABD lider ve belirleyici rol oynayan ülke konumunda olacak. Beyaz Saray’da ki final yılına giren Başkan Obama, 2015’in son basın toplantısında Amerikan halkına her ne kadar IŞİD’i bitirme sözü vermiş olsa da bunun hiç de kolay olamayacağı bilinen bir gerçek. Zira Obama, daha önce IŞİD’i kanser hastalığına benzeterek, yok edilmesinin de epey uzun bir zaman alacağını söylemiş, akşamdan sabah çözüm beklememeleri konusunda Amerikan halkını bu gerçeğe hazırlamaya çalışmıştı. Ancak Paris katliamının hemen ardından Pakistan kökenli IŞİD sempatizanı karı-koca teröristin Kaliforniya eyaletinde 14 kişiyi katletmesi, ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarını yeniden gözden geçirip düzenlemesi tartışmalarını gündeme getirdi.
Diğer taraftan yılın son günlerinde korku içinde burnundan soluyan halkın öfkesinin ülkede yaşayan 2,6 milyon Müslüman’ın üzerinde patlaması olasılığı tüm Amerika’yı stresli bir gerilime soktu. Müslümanlar 11 Eylül’den sonra ilk kez ülkede ciddi bir İslamofobi tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Cumhuriyetçi Parti'nin 2016 başkanlık seçimlerine hazırlanan başkan aday adaylarından emlak milyarderi Donald Trump’ın, terör korkusuyla yatıp kalkan Amerikanlıları Müslümanlara karşı kışkırtıcı ve nefret duygularını körükleyici açıklamalar yapması işin tuzu bireri oldu.
Malum 2016, Amerika’nın başkanlık yarışı için adayların kıran kırana çekişeceği bir seçim yılı olacak. Milyarlarca doların döneceği seçim kampanyalarının odağına ise bu kez ekonomi değil, IŞİD terörü oturacak. Adaylar daha şimdiden aralarında ki güç ve rekabet yarışında öne geçmek için terör konusunu katalizör olarak kullanmaya başladı. Ülke içinde nefrete dayalı gelişen bu tehlikenin büyümesini önlemek için hemen kameralar önüne geçen Başkan Obama, IŞİD terörünün dünyada ki kurbanlarının çoğunun Müslümanlar olduğunu hatırlatarak, altı çizilmesi gereken şu sözlerle Amerikan halkını yatıştırmaya çalıştı; “IŞİD terörü ile İslam dinini karıştırmayın. Bizim savaşımız İslam ve Müslümanlarla değil. İslam'ın sapkın bir yorumuna inanıp köktenciliğin karanlık yollarına dalmış eşkıyalar, katiller ve ölüm tarikatçılarıyladır”…
Küresel ekonomiye FED ayarı
Dünyanın en büyük ekonomisinin merkez bankası olan FED, 2015’in son toplantısında, "Tamam artık ekonomi güçlendi, faiz artışına geçiyoruz" diyerek, 8 yıllık uzun bir aradan sonra küresel finans sistemindeki oyunun stratejik kurallarını yeniden yazdı. 2006’dan bu yana ilk kez vadeli faiz oranını 0,25 puanlık arttırarak faiz aralığını yüzde 0,25 - 0,50 bandına yükseltti.
Yani parasal bolluk politikasını sonlandırıp, parasal kıtlık dönemine geçişin ilk radikal adımını attı. FED, 2008’de emlak sektörüyle patlak veren krizin küresel alanda genişleyip daha da derinleşmesini önlemek için dünya piyasalarına tahvil karşılığında 3,5 trilyon dolar para pompalamıştı. Şimdi bu kararla kendi parasını uluslararası mali sistemden emerek, Amerika’ya geri çekme sürecini başlattı. Bilindiği gibi küresel çıpa niteliğinde ki ABD Doları, dünya ekonomik sisteminin tek rezerv para birimi. Dolayısıyla FED küresel finans siteminde ki doları istediği gibi yönlendirip, kontrol edebiliyor. FED'in faiz kararının ardından dünya piyasalarda belirsizliğin kalkmasıyla birlikte ihtiyatlı bir rahatlama gözlendi. Uzmanlar bu kararın olumlu yanlarıyla birlikte getireceği olası risklere karşıda hazırlıklı olunması uyarısında bulunuyor.
Örneğin borçlanma maliyetleri artacağı için bunun da bir süre sonra özellikle konut sektörüne olumsuz yansıyabileceğine dikkat çekiliyor.  Uzmanlar, ekonomi çarkını dışarıdan gelen sıcak para akışıyla çeviren Türkiye gibi kırılgan mali yapıya sahip ülkelerin gerekli ve doğru önlemleri alması halinde bu yeni dönemde ayakta kalabileceğine dikkat çekiyor. 2016, alınan kararların dünya ekonomisi üzerinde ki etkisinin nasıl olacağının daha doğrusu evdeki hesabın çarşıya uyup uymayacağının görülmesi açısında önemli ve kritik bir yıl olacak.
Esenlik barış, huzur ve refah içinde bir yıl geçirmeniz dileğiyle…
Yorumlar (0)