banner363

banner453

banner454

banner403

banner420

05.08.2021, 11:27 1776

DEVLET BU UYARIYI DİKKATE ALMALI!..

Ağustos sayımızın kapak konusunu Ekovitrin Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Abacıoğlu‘nun, İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın ile yaptığı özel röportaja ayırdık. Ülkemizin en önde gelen üniversitelerinin birinin kurucusu olan Doç. Dr. Mustafa Aydın, çok önemli bir sosyal soruna dikkat çekiyor. Doç. Dr. Aydın, bir  milyonun üzerinde öğrencinin taban puanını aşamayıp, üniversite tercihi yapamaz duruma düşmesini; “Üniversite sınavlarında yapılan
stratejik bir hata” olarak yorumluyor. Doç. Dr. Mustafa Aydın, Ekovitrin’e verdiği özel röportajda şunları söylüyor: “Tekrar sınava giren öğrenciler 2 milyon 600 bin civarında. 1 milyonun üzerinde öğrencinin 180 taban puanını aşamayıp tercih yapamaz duruma düşmesi gerçekten düşündürücü, sosyal bir problem olarak karşımızda duruyor. Burada bence çok ciddi bir stratejik hata yapıldı, 12’nci sınıf müfredatı çok ağır olan bir müfredat. Geçen yıl 12’nci sınıfın müfredatı zorunlu tutulmamıştı, ancak bu yıl soruldu. Pandemi süreci daha fazla ne kadar aktif kullanılabildi ki 12. sınıfın müfredatı dahil edildi? 2020 yılının Mart ayına kadar okullar tamamen açıktı. Zaten pandemi süreci devreye girip öğrencilerin yeterince eğitim alamayacağı düşünülerek haklı olarak hem 12. sınıfın müfredatından muaf tutuldu hem de taban puanı 170’e indirilmişti. Bu yıl ise eğitime öğrenciler online anlamda tam olarak erişemediler. Dolayısıyla bence bu yıl stratejik bir yanlışlık yapıldı. Şu anda 1 milyonun üzerinde öğrenci tercih yapamaz durumda. Ciddi bir potansiyelin ve kaynağın israf edildiğini görüyorum. Bugün devlet ve vakıf üniversitelerinde çok ciddi boşluklar ortaya çıkacak. Bir önceki yıla baktığımız zaman 500 binin üzerinde öğrenciyi biz üniversiteye yerleştirememiş oluyoruz. Konuyu yetkili mercilere ilettik, devlet idaresinin sağduyulu davranarak bir çözüm üretmesini bekliyoruz.” 

TÜRKİYE'NİN GURURU MİLLİ SAVUNMA SANAYİİ

Milli ve yerli savunma sanayiimizde gurur veren gelişmeleri Ağustos sayımızda geniş bir dosya olarak ele aldık. Recep Tayyip Erdoğan’ın 2003 yılında Başbakan olmasıyla başlatılan “Milli ve Yerli Savunma Sanayii” hamlesi 18 yılda olağanüstü bir gelişme gösterdi. Milli onurumuz olan savunma sanayiinde yüzde 20’lerde olan yerlilik ve millilik oranı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde sürdürülen politikalarla bugün yüzde 70’leri aştı. Türkiye, savunma sanayiinde dünyada söz sahibi ülkeler arasına girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkemizi savunma sanayiinde dışa bağımlılıktan tamamen kurtarıncaya kadar, yatırımlarımızı artırarak devam ettireceğiz” diyor. 2002 yılında Türkiye’de sadece 62 milli ve yerli savunma projesi yürütülürken bugün bu sayı 700’e yaklaştı. Savunma sanayii bütçemiz, 5,5 milyar dolardan yaklaşık 11 kat artışla 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaştı. İhale süreci devam eden projelerle birlikte bu rakam 75 milyar doların üzerine çıkıyor. Sektörde faaliyet gösteren firma  sayısı 53’den bin 500’e ulaştı. Son 5 yılda 350 civarında yeni projeye start verildi. Sektörün cirosu2002 yılında 1 milyar dolarken bugün 11 milyar dolar düzeyine yükseldi. Daha önce neredeyse yok seviyesinde olan Ar-Ge harcaması 1,5 milyar doları buldu. Savunma ve havacılık ihracatı 248 milyon dolardan 3 milyar dolar seviyelerine çıktı. Bugün dünyanın en büyük savunma şirketleri listesinde 7 firmayla temsil ediliyoruz. Türkiye, kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyor. İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ise artık dünyanın ilk 3-4 ülkesi içindeyiz. 

DOĞAL AFETLER GİDEREK ARTIYOR

Ekovitrin Dergisi olarak Ağustos sayımızda önemli bir araştırma habere yer verdik. Bildiğiniz gibi küresel ısınma tüm dünyayı tehdit eder konuma ulaştı. Küresel ısınmanın artmasıyla beraber sel, yangın ve tsunami gibi afetler son yıllarda daha fazla kendini gösteriyor. IMCCS Uzman Grubu’nun (Uluslararası Askeri İklim ve Güvenlik Konseyi) araştırması, iklim güvenliği risklerinin tüm bölgelerde yoğunlaşmaya devam edeceğini ve toplumların öncekilerin etkisinden kurtulamadan veya bunlara uyum sağlayamadan yeni felaketlerin baş göstereceğini ortaya koyuyor. Melike Koçak imzalı araştırma haberin ayrıntılarını iç sayfalarda bulabileceksiniz. Ülkemizi yasa boğan ve millet olarak hepimizin yüreklerini dağlayan, insanlarımızın ve masum hayvanların ölümlerine yol açan sel ve orman yangını gibi afetlerin bir daha yaşanmaması en büyük temennimiz. Bu vatan için canını hiçe
sayanlara da Allah’tan rahmet diliyorum. 

Eylül sayımızda görüşmek dileğiyle, sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Yorumlar (0)