BİST
95165
ALTIN
192.767
DOLAR
4.7410
STERLİN
6.2700
EURO
5.4733
Son yıllardaki TÜSİAD’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mesafeli olduğu görülüyor. Türkiye, Atatürk’ün hedeflediği çağdaş uygarlıkla farkını yakalamaya başladı. Günlük konjonktürde hapis olmamak gerek. Cumhuriyet doksan yılda bin bir emek ve zahmet ile Türk kapitalizmini bu aşamaya getirdi. Bugün TÜSİAD’ın tarihi görevinin şimdi yeni bir eşiğe geldiğini düşünüyorum.

Tarih 11 Şubat, yer Çırağan Sarayı. TÜSİAD Genel Kurul toplantısındayız. Konuşmaları dinliyoruz. Ama herkes pür dikkat: Acaba söylenenler Ankara’da nasıl yankılanacak diye düşünüyor. Çünkü son birkaç yıldır artık rutin oldu. TÜSİAD’ın söyledikleri, analizleri iktidar katında tepkiyle karşılanıyor. Çok eskiye değil, altı yıl geriye gidelim. Çırağan Saray’ında aynı salonda gene TÜSİAD’ın bir toplantısındayım. 2010 yılı başı. Ümit Boyner yeni başkan olmuş. Güler yüzlü, sempatik. Şeref misafiri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Olayın şahidiyim. Gayet sıcak bir karşılama, gayet sıcak bir ortam. Başbakan’ın yanında Ekonomi Bakanı Ali Babacan. Türkiye meseleleri konuşuluyor. Sonra hızla bozulan ilişkiler. 2010 yazında meşhur “taraf olmayan, bitaraf olan bertaraf olur” sözleri. Savaş başlıyor. Savaşı kim başlattı? Kim sorumlu? Gerginliğin zirvesine “gezi olaylarında” ulaşılıyor. Geziye katılan bir eski TÜSİAD Başkanı. Geziye destek çıkan zirvedeki TÜSİAD’cılar. 2010 yılı başlarındaki şahit olduğum ılıman ilişkilerin zerresi kalmıyor. Muharrem Yılmaz: 2013-2014. 04.06.2014 tarihinde görevinden istifa ediyor. Bu TÜSİAD tarihinde ilk istifa. Haluk Dinçer: 10 Haziran 2014- 22 Ocak 2015 iktidarla ilişkiler bazen buz gibi. Ve Cansen Başaran Symes: 22 Ocak 2015. Başkan seçiliyor. İki yılda üç başkan.

TÜSİAD’ın “çelik çekirdeği” var
TÜSİAD’ı 1971 yılında Türk özel sektörü kurdu. Kurulduğu zaman “üç büyükler” vardı: Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Nejat F. Eczacıbaşı. Bugün bu üç kurucu büyük patronun üçü de hayatta değil. Ama bu “çelik çekirdek” aynen ayakta. Büyük aileler TÜSİAD’ın çelik çekirdeği. Başkan Cansel Başaran Symes konuşuyor. Ama hemen karşısında Ali Koç, Güler Sabancı, Bülent Eczacıbaşı var.

TÜSİAD’ın “sırrı” zaman tünelinde saklı
TÜSİAD, cumhuriyet ile doğan Türk kapitalizminin “kalesi”. Cumhuriyetin bin bir zahmetle çorak topraklar üzerinde eliyle sulayarak, bin bir emekle, sabırla hayata getirdiği bir milli “kapitalizmin” nadide çiçeği. Bu eserde Mustafa Kemal Atatürk’ün, Celal Bayar’ın, Süleyman Demirel’in imzası var. Atatürk’ün Vehbi Koç üzerindeki teşviki biliniyor. Türklere ekonomide resmi olarak hayat tanınmadığı bir dönemde Türk Kapitalizminin bayrağını ilk Vehbi Koç dalgalandırıyor. Sakıp Sabancı on dokuz yıllık dostluğumuz sırasında bana unutulmayacak anılar anlattı. Tekstil fabrikası kurması için babasını bizzat Cumhurbaşkanı Celal Bayar teşvik ediyor. Bizzat Sakıp Sabancı’nın kendisini de Başbakan Süleyman Demirel: İzmit’teki muhteşem Lassa tesisleri için Demirel Sabancı’ya “Daha büyük, daha büyük, daha büyük olsun” diyor. Ortaya devasa Lassa-Kordsa tesisleri çıkıyor. Başbakan Demirel ısrarlı bir şekilde Vehbi Koç’a 1970’lerde otomobil fabrikası kurdurtuyor.

1970’lerde Türkiye: “Saklı bir iç savaş” var
1960 Nisan’ında Türk parlamenter sistemi kara bir leke ile damgalanıyor. Gençlik sokağa iniyor. Eylemleri askeri darbe noktalıyor. Askerlerle iş birliği yapan sözde yargıçlar Başbakan’ı ve iki Bakanını idama mahkum ediyor. Başbakan Menderes, Dış İşleri Bakanı Zorlu, Maliye Bakanı Polatkan asılıyor. CHP seçim sandığından çıkmayı başaramıyor. Başkan seçilen Bülent Ecevit CHP’yi sol bir çizgiye getirmeye karar veriyor. Ecevit’in solcu CHP’si sandıktan çıkıp iktidar oluyor ama Türk Parlamenter sistemi ölümcül bir yara alıyor. Türk solu doğmakta olan Türk kapitalizminin üzerine çullanıyor. Vahşi grevler, işgaller sol adına Türk özel sektörünü adeta yok etmeye yöneliyor. Ecevit hata ediyor. Özel hayatında son derece nazik olan kişi siyasi açıdan hırçın bir özel sektör düşmanı oluyor. Demirel’in bütün gücüyle desteklediği Türk Kapitalizmi ve onun karşısında anti-kapitalist hırçın bir Ecevit. Sokakta birbirini öldüren gençler. Bu olaylar sırasında tekrarlanan askeri muhtıralar, darbeler. TÜSİAD “üç büyüklerin” yönetiminde kuruluyor. TÜSİAD Demirel’e taraf. Ecevit’e karşı.

TÜSİAD’ın değişimi
Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde, Demirel etkisiyle TÜSİAD değişiyor mu? Patronların desteklediği merkez medya Özal’ı manşetleriyle çok fena hırpalıyor. Mesut Yılmaz TÜSİAD’ın yeni tercihi mi? Çiller’le ortaklık kurarak Başbakan olan Erbakan bir “postmodern” darbeyle devriliyor. Mesut Yılmaz Başbakan oluyor. “28 Şubat” Türk siyasi tarihinde yerini alıyor.

Recep Tayyip Erdoğan ve TÜSİAD
Başlangıçtan itibaren TÜSİAD’ın Erdoğan’a çok sempati duyduğu söylenemez. Ama burada Türk patronlarına haksızlık etmemek gerek. Ben üç büyüklerden hepsinin aynı görüşte olmadığını biliyorum. Erbakan’a, Özal’a, Erdoğan’a yakın olanların var olduğunu biliyorum. Bana şahsen söyledikleri için biliyorum. Ama son yıllardaki TÜSİAD’ın bir “marka” olarak Erdoğan’a mesafeli olduğu görülüyor.

Türkiye’de esas tehlike "paralel"
Paralel bugün tekrar pusudan çıktı. İktidarı hedefliyor. Paralel dimdik ayakta. Ortaklıklar arıyor. CHP’yi kullanıyor. Medyayı kullanıyor. AK Parti’yi ele geçirmeye çalışıyor. “Paralel yargı” uygun anı bekliyor. TÜSİAD hedefte mi? Ben bir siyaset bilimci olarak Erdoğan’ın sanıldığından daha yalnız olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu yalnızlığının farkında olduğunu da sanıyorum. Çok fazla sayıda düşmanı var. Türkiye tarihinin ilk ve en büyük mega projeler ihtilalini yaşıyor. Türkiye Atatürk’ün hedeflediği çağdaş uygarlıkla farkını şimdi yakalamaya başlıyor. Günlük konjonktürde hapis olmamak gerek. Türk şirketleri devleşme aşamasında. “Küçük olsun benim olsun” çıkarcılığıyla Erdoğan’a karşı olanların oyununa gelmemek lazım. Cumhuriyet doksan yılda bin bir emek ve zahmet ile Türk kapitalizmini bu aşamaya getirdi. Bugün TÜSİAD’ın tarihi görevinin şimdi yeni bir eşiğe geldiğini düşünüyorum.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner268