Üsküdar Belediyesi, Toplumsal Gelişim Merkezi (TOGEM) çalışma ve projeleriyle sosyal belediyecilik alanında Türkiye birincisi oldu. AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığınca düzenlenen yarışmaya 150 proje katıldı. Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara: “TOGEM çalışmalayırla toplumumuzdaki yardım duygusunu tetikledik.”Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara Ekovitrin Genel Yayın Yönetmeni Bilal Koçak’ın sorularını cevaplandırdı.
İstanbul’un 600 bin nüfuslu tarihi ilçesi Üsküdar’ın genç ve başarılı Belediye Başkanı Mustafa Kara, henüz birinci yılını doldurduğu başkanlık döneminde “Sosyal Belediyecilikte Türkiye Birinciliği”ni kazanarak zirveye çıktı.Başkan Kara ile makamında Üsküdar Belediyesi’ne Türkiye Birinciliği’ni kazandıran “Sosyal Belediyecilik Projesini” konuştuk.
Sizi Türkiye birinciliğine götüren projeden bahseder misiniz?
Üsküdar’ın kendine has özellikleri var. Kendine has dinamikleri var. Mutlaka bütün Türkiye’deki ilçeler de önemli ama Üsküdar’ın tarihinden gelen, bugün üzerinde halen yaşayan birçok aydınıyla, bilim adamlarıyla, devlet adamlarıyla kendine has bir iklimi var, yapısı var. Biz de bu iklime uygun projeler geliştiriyoruz. Üsküdar Belediyesi’nin yapmış olduğu faaliyetleri eminim ki birçok belediyeci arkadaş da yapıyordur. Bu projelerin en büyük artı değeri sadece belediyenin kendi bütçelerinin değil, hayırsever insanlarımızın bağışlarının da sosyal projelere yönlendirilmesidir. Sosyal belediyecilik anlamında ilçe belediyeleri arasında Türkiye birincisi olduk.
TOGEM ile birlikte yürüttüğünüz ve Üsküdar Belediyesi’ne “Türkiye Birinciliği” getiren çalışmaların temelini eğitim projeleri mi oluşturuyor?
Sosyal belediyecilik alanındaki TOGEM projemizde aile içi eğitim, okul öncesi eğitim var. En iddialı bulunduğumuz kısım bu. Bir diğeri de meslek sahibi olmayan insanlarımıza kurslar düzenliyoruz. Özellikle çocuk bakıcılığı, ev yardımcı hizmetleri alanında da projeler geliştiriyoruz. Ben birazcık öyküsünden bahsedeyim… 2005 yılında Allah rahmet eylesin o zamanki başkanımız Mehmet Çakır ile birlikte kurduğumuz çok mütevazı başlayan bir olay. “Eski eşyalarınızı getirin, sizin ikinci eliniz, bizim birinci elimiz olsun” diyerek işe başladık. O günlerde belediye meclis üyeliğini birlikte yaptığımız Saadet Gülbaran Hanımefendi de TOGEM’in başkanlığını yaptı. Bizler de projeyi o gün Üsküdar heyeti olarak destekledik. Sonrasında proje serpildi, kendi kendine gelişmeye başladı. Bu bereketle birlikte iş adamlarımız tamamen hiç kullanılmamış giysileri bağışlamaya başladılar. Daha sonra baktık ki; bir okul öncesi eğitim problemi var. Üsküdar’da var. Diğer ilçelerde var. Anadolu’da var… Kullanılmayan belediye otobüslerimizi İETT’den aldık ve onların içini restore edip “Gezici Anaokulu” projesini başlattık. Daha sonra gezici anaokullarımız kalıcı olmaya başladı. Bu kalıcı anaokulları yine hayırsever insanlarımızın bağışlarıyla inşa edildi. Bu okullarda iki veya üç sınıf, mutfak ve salon bulunuyor. İlk kalıcı anaokulunu Üsküdar’da inşa ettik. Bunu İstanbul’un Sultanbeyli, Pendik ilçeleri takip etti. Şimdi de Çekmeköy’e yapıyoruz. Daha sonra Iğdır, Adıyaman, Siirt, Mardin ve Osmaniye gibi illerimize bu projeyi yaymaya başladık.
YARDIMSEVERLİK DUYGUSUNU TETİKLEDİK
İnsanlarımızın içinde var olan yardımseverlik duygusunu siz bu projelerle harekete geçirdiniz, öyle mi?
Evet doğrudur. Bu duyguyu bir nevi tetiklemiş olduk. Mardin’e yaparken çok doğal olarak gelişti. Mardinli bir işadamımız İstanbul’da görünce bu projeyi desteklediğini söyledi ve memleketine yapabileceğini vurguladı. Biz de bunu organize ettik ve gerçekleştirdik. Keza; Iğdır’da öyle. Adıyaman’da, Adıyaman TOGEM olarak kuruldu. Bizim buradaki sistemimizin aynısını orada kurduk. Bunu götürüp de milli eğitime devrettiğimizde, hele hele bunun bir okulun bahçesinde olduğunda, orası bir güvenliği olan, aynı bahçe duvarı içinde eğitim birliği olan bir yer haline geliyor. Daha sonra bakımıyla ilgili endişeniz olmuyor. Tabii TOGEM’in diğer faaliyetlerini düşündüğümüzde bizim burada 3 bin metrekarelik bir lojistik merkezimiz var. İçerisinde, diyelim ki aynı anda üç kamyon ürün geldiğinde stoklayabileceğimiz yerimiz olan, kendi içinden bir sistem. Mesela; çeşitli üyelerimiz var… İşte onların adına etiketlediğimiz barkot sistemiyle optik okuyucuya ayırt ettiğimiz bir poşeti hazırladığımızda çok rahat… Aynı anda bin kişiye yardım paketleri hazırlayabiliyoruz. Onların ölçülerine göre, kişisel isteklerine göre bilgisayardan aldığımız bir çıktıyla, bunları TOGEM adı altında birleştirince ortaya bir marka çıktı.
EMİNE ERDOĞAN’IN DESTEĞİ BİZE CESARET VERİYOR
“Başbakanımızın saygıdeğer eşleri Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi çok ciddi destekler veriyor. Törenlerimize katılıyor. Ayrıca yardımsever vatandaşlarımızı bize gönderiyor, TOGEM’in projelerini onlara anlatıyor. Bu da bize cesaret veriyor.” n TOGEM markası sizi birinciliğe götürdü, nasıl oldu bu?
Şimdi bizim kendi belediye başkanlarımız arasında,
başbakanlığımız bir talep topladı. ‘Sosyal belediyecilik’… Konu buydu. Bir çok belediyemiz farklı konularda faaliyetler gerçekleştiriyorlar. İşte bunlar bizden projeler istediler. Biz de projelerimizi sunduk. Daha sonra örneğin Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ise; orada madde bağımlısı çocuklarla ilgili yaptığı projede Büyükşehir Belediyesi birinci oldu. Yaklaşık 8-9 kategori vardı farklı alanlarda. Yaklaşık 150 proje vardı. Yani bu şekilde çeşitli kategoriler oldu ama hep sosyal belediyecilik ödülleri vardı. Bizim projemiz zaten devam eden bir projeydi. TOGEM projesi… Yani Toplumsal Gelişim Merkezi. Yarışmaya girme şartları zaten gerçekleşen projeleri kapsıyordu. Bizim projemizi girerken de hem biraz duyulsun hem de başka belediyelerimizi tetiklesin istedik. Bu anlamda Anadolu’dan gelen, bizimle irtibat halinde olan birçok belediye vardı. Bu projede bize başından beri destek veren Başbakanımızın saygıdeğer eşleri Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi çok ciddi destekler veriyor. Törenlerimize katılıyor. Ayrıca yardımsever vatandaşlarımızı bize gönderiyor, TOGEM’in projelerini onlara anlatıyor. Bu da bize cesaret veriyor. Emine Erdoğan, TOGEM’in kurucuları arasında değil ama, maddi – manevi desteği var.
PROJEMİZ BAŞBAKANIMIZIN DA MUTLULUĞU
Birincilik ödülünüzü Başbakanın elinden almak nasıl bir duygu?
Ödülümüzü Sayın Başbakanımızın elinden aldmak bizim için gurur vericiydi. Yarışmaya katılırken projemizin kendi kategorisinde birinci olacağına inanıyordum ama, bizim için sürpriz de oldu. Çok başarılı projeler vardı. Başbakanımız bizim projemize sahip çıktı. Kendileri bildiği bir projenin de derece almış olması Sayın Başbakanımızın da yakinen bildiği TOGEM Projesi’nin birincilik alması sayın Başbakanımızı da mutlu etti. Bunu gözlerinde hissettim. Çok hoşuna gitti. Ödülü Sayın Başbakanımızın elinden almak üzere birazcık hızlı koşayım derken heyecanlandım ama, güzel bir duygu doğrusu…
ANADOLU EĞiTiMDE ÇOK ARZULU VE KARARLI
“Bazen bir köy okuluna gidiyoruz. İnsanlarda müthiş bir sahip çıkma duygusu var. Özellikle Anadolu, eğitimde çok arzulu ve kararlı… Yeter ki eğitime dönük bir kişi onlara kucak açsın. Buna çok seviniyorlar.”
Siz TOGEM’le birlikte bir çok yer giderek bir eğitim gönüllüsü gibi çalışmalarda bulundunuz. Neydi bu çalışmalar? Bu çalışmaları yaparken nasıl bir fotoğraf gözlemlediniz. Nelerden etkilendiniz?
Öncelikle şunu ifade edeyim… Başta TOGEM Başkanımız Saadet Gülbaran hanımefendi olmak üzere, beraberindeki ekibimiz bağımsız bir yapı oluşturduk. Bir yandan bizim belediyecilik faaliyetlerimiz devam ederken, günü birlik işlerimizi de sürdürdük.Ayrıca arkadaşlarımız şu anda yeni proje üzerinde çalışıyorlar. Yeni kuracakları okulun finansmanını, bağışçısını buluyorlar. Bir kere; bu bir ekip çalışması… Bir ile gittiğimizde, ilin valisini, milli eğitimin müdürünü, belediye başkanını arıyoruz. Bazen bir köy okuluna gidiyoruz. İnsanlarda müthiş bir sahip çıkma duygusu var. Özellikle Anadolu, eğitimde çok arzulu ve kararlı… Yeter ki eğitime dönük bir kişi onlara kucak açsın. Buna çok seviniyorlar. Misafirperverlikleri, çocukların gözlerindeki o sevinç, insanı heyecanlandırıyor. İnanın bence en mutlu an işte o andır. Okullarına özenle bakmaları, o çocuk programları adeta orada gerçekleşiyor. Bu anlamda milli eğitim de bize destek veriyor. Son programımızın adını da “Bir Dilek Tut” koyduk. Her yıl bir slogan geliştiriyoruz. Geçtiğimiz yıl “Bu Şehrin Bir Kalbi Var” sloganıyla başlamıştık. Sonra “Bir Dilek Tut” ile sonlandı. Bu insanları heyecanlandırıyor. Çocuklar bize mektuplar yazmaya başladılar. Onu bir dilek ağacına benzetip sahneye astık.
Siz bu proje kapsamında bir çok ile gittiniz. Çocukların gözlerinde o ışıl ışıl bakışları hissediyorsunuz. Hatırladığınız özel bir anekdot var mı bu konuyla ilgili?
Evet bunu Adıyaman’da bir köy okulunda yaşadık. Bizim bazen ilgili midir, ilgisiz midir? diye bakıyorsunuz ama Üsküdar Belediyesi diye konuşulmuş… Üsküdar Belediyesi’nin hemen internet sitesine girip TOGEM’i öğrenmişler. Onlara geldiğimizde, iletişim çağı, Adıyaman’a geldiğimizde çocuklar TOGEM’in neler yaptığını, bir başka okulda olan bir şeyin onların okullarında da olacak mı? soruları bizleri şaşırttı. Her okulun kendine has bir planı oluyor. Arsasına göre bir proje geliştirdiğimizde, o bizi çok şaşırtmıştı. Çocukların bu kadar detaycı olması, olayı takip etmesi, başka yerlerdeki yaptığımız şeyleri görmeleri, bana en enteresan o gelmişti. Bizden daha iyi biliyorlar. Mesela bir şey daha anlatayım size…Aynı sınıfın içinde, biliyorsunuz köy okullarında maalesef 5 tane birinci sınıf, 4 tane ikinci sınıf öğrencisi, bir sobanın etrafında bir U yapılmış, bir öğretmen, yardımcısı var ve eğitim yapıyorlar. Şimdi bunu şehirlerde kimseye anlatmak mümkün değil. Biz burada 50 kişilik sınıflardan şikayet ediyoruz. Ama orada bir öğretmen bir sınıfta birinci sınıf, ikinci sınıf, üçüncü sınıflarla birlikte eğitim görüyorlar bir sobanın etrafında. İnsan gerçekten çok etkileniyor.
Bu gönüllülük ruhunu bir toplumsal hareket haline getirmek gerekiyor. Her şeyi devletten beklememek gerekiyor değil mi?
İşadamlarımızw ve yerel yöneticiler el ele vermeli. Bir de yardım duygusunu tetiklediğiniz zaman hiç beklemediğiniz kişiler sizlere bağışlar yapıyorlar. Bu da çok güzel bir şey. İnsanımız güven duyduğu an doğru insanları bulduğu an mutlaka çorbada tuzu olsun istiyor. Çok mütevazı başlıyor ve bir bakıyorsunuz rakamlara, çığ gibi büyüyor. Bunu tetikleme anlamında çok güzel bir hareket.
Bağlarbaşı’ndaki merkezinizde güzel bir tören yapıldı. Başbakanımızın eşi de oradaydı. “Okulun İçin Bir Dilek Tut” kampanyasını siz TOGEM’le birlikte başlattınız. Bu kampanya çerçevesinde neler gerçekleştiriliyor? İzah eder misiniz?
Şimdi o “Bir Dilek Tut” temasındaki maksat şuydu; bize Türkiye’nin çeşitli yerlerinden mektuplar geliyor. “Bize de bir anaokulu yaptırır mısınız?” diye. Beraberinde yine “Sınıfımızda şu eksikler var.”, “Şu ihtiyaçlarımız var…” gibi çocuklar kendi el yazılarıyla mektuplar yazmışlar. Biz bunların tamamını biriktirdik ve Nisan ayının 17’sinde yaptığımız o toplantıda, o mektupları tek tek açtık. Bağışçılarımız o zarfları açtığında karşılaştıkları, mesela: Edirne Malkara’da bir roman ailesinin çocuğu… Mesela, Emine Erdoğan hanımefendinin bizzat kendi gayretiyle kendi şahsi parasıyla yapacağı dilekleri yerine getirecekler. Beraberinde orada bulunan işadamları zarflar aldılar ve kime ne çıktıysa artık kısmetine… Çok ciddi bir bağışçı grubunu tetikledi bu anlamlı kampanya. Ünlü iş adamlarımızdan Ali Ağaoğlu bu kampanyaya 1 milyon lira bağışladı. Çok heyecanlandık. Daha önce böyle bir projenin varlığından haberi yokmuş. Biz bu projeyi yayarsak ve olayı bir çok kişiye anlatırsak eğer, bugün yaklaşık yüzde 30’larda olan okul öncesi eğitim, daha da artacak inşallah.
SPORA VE EĞiTiME ÖNEM VERİYORUZ
“Bayanlar hentbol takımımız Türkiye şampiyonu oldu. Atletizmde Avrupa şampiyonu çıkardık. Üsküdar’da 128 okul, 110 bin öğrenci var. Okullarımızın teknik ihtiyaçlarını karşılıyor, bahçe düzenlemelerini yapıyoruz.”
Belediye olarak, bölgenizdeki okullara nasıl bir katkıda bulunuyorsunuz?
Okullarımızın teknik ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bahçe düzenlemelerini, sezon başlarında da lavabo tamirlerini ve boyama işlerini biz yapıyoruz. Bu sene yeni bir uygulama başlattık. O da şu: Okullarımıza akıllı tahtalar yerleştiriyoruz. Meclisimizden bir karar aldık, bu sezon yaklaşık yüz sınıfımıza takacağız bunu, başladık. Akıllı tahtada maksat şu: Konuyu projeksiyon cihazına laptoptan yansıttığımızda çocuklar bunu akıllı tahtadan çok rahatlıkla görebiliyorlar. Bu çok yaygınlaşan bir uygulama aslında. Bunu gerçekleştiriyoruz. Okullarımızın spor salonlarını inşa ediyoruz, bakımlarını yapıyoruz. Eğitim her dalda sahip çıkılması gereken bir yer. Milli Eğitim’in bütçeleri yeterli olmayabiliyor. İl Özel İdaresi bir çok yatırımlar yaptı. Spor salonları alanında Büyükşehir Belediye’mizin, Üsküdar Belediye’mizin ciddi yatırımları olmaya başladı.
Bu arada makamınızda Üsküdar Belediyesi’nin sporda kazandığı kupaları görüyoruz. Hangi alanlarda derece aldınız?
Üsküdar Belediyesi geçen yıl bayanlar hentbol liginde Türkiye şampiyonu oldu. Bu yıl da ikinci olduk. Üsküdar Belediye Spor Kulübümüz TBMM tarafından atletizm dalında en iyi spor kulübü seçildi. Atletizmde Milli atletimiz Etiopya asıllı Alemitu Bekele, Üsküdar Belediyesi’nin bir sporcusudur. Bir çok yerde çıkar ama, basında Üsküdar Belediyesi yazılmaz. Biz ona başarılarından dolayı bir daire hediye ettik. Belediyemizin sporcusu olan Esra Kiraz kızımız da bilek güreşinde ödüller aldı. Sporu tabana yaydıkça, küçücük bir çalışma yaptığınızda şampiyonluklar elde edebiliyorsunuz. Özellikle belediyelerimizin, şirketlerimizin mutlaka atletizme eğilmeleri gerekiyor. Biz Üsküdar Belediyesi olarak atletizmi önemsiyoruz.
HER ŞEHRiN BiR KALBE iHTiYACI VAR
“Çok iyi kaldırımlar, çok iyi parklar, spor merkezleri yapabilirsiniz ama, sosyal belediyecilik de bir şehrin kalbini oluşturuyor.”
Size göre sosyal belediyeciliğin önemi nedir?
Şimdi toplum geliştikçe ve istekler de farklılaştıkça, yerel yönetimler bunu karşılamak zorunda. Biz bir yandan kültürel faaliyetlerimizi, bir yandan da yaşanabilir bir çevre oluşumunu sürdürüyoruz. Bunun hemen yanında da sosyal belediyeciği getiriyoruz. Düşünün çok iyi kaldırımlar yapabilirsiniz. Çok iyi parklar yapabilirsiniz, spor merkezleri yapabilirsiniz ama sloganımızda da belirttiğimiz gibi o şehrin bir kalbe ihtiyacı var. Ruhunun olması gerekiyor. Sosyal belediyecilik de bir şehrin kalbini oluşturuyor. Bir çok organ çalışıyor ama onu çalıştıran bir pompaya ihtiyaç var. Bir kalbe ihtiyaç var. Sosyal belediyeciliği belediyeciliğin kalbi olarak düşünüyoruz. Bu anlamda düşünün, ihtiyaç sahibi bir insanımızı… özellikle sosyal belediyecilik içerisinde yaşlı nüfusa sahip bir Üsküdar’ımız var. Evde bakım hizmeti veriyoruz. 300’e yakın yaşlımızın kimine üç günde bir, kimine haftada bir uğrayıp bakım hizmetlerini yapıyoruz. Genç bir ekibimiz onları ziyaret ediyor. Yeni doğan bebelerle ilgili “Hoş geldin bebek” diye bir bohçamız var. Onu ziyaret eden bir ekibimiz var. Yani halkıyla bütünleşen belediye anlayışı var. Sorunlarından kaçan değil de sürekli onların ayağına giden bir belediye anlayışı var. Bu da belediyemizde interaktif bir ilişkiyi başlatıyor. Siz oraya gittiğinizde, başka bir sorun için gitse bile diğer sorunları da belirliyor. Eğer siz iç içe yaşayamazsanız… 600 bin nüfustan bahsediyoruz. 33 mahallesiyle, 300 sitemiz var. Bir yandan bunlara ulaşabilmenin fırsatlarını arıyorsunuz. 110 bin öğrencimiz var. Bir ilçenin nüfusu kadar bizim öğrencimiz var. Okulları ziyaret ediyoruz. Bayrak töreni öncesinde hem müdürlerimizle öğretmenlerimizle okulların sorunlarını konuşuyoruz. Gençlerimizle bir araya geliyoruz. Bunların tamamını düşündüğünüzde işte ortaya bir gerçek çıkıyor. İşte biz buna “Sosyal Belediyecilik” diyoruz.
ANADOLU’NUN SON SANCAK NOKTASI
Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Üsküdar’ımız tarihi bir ilçe ve bunun verdiği bazı sorumluluklar var. Onun kendine ait dinamikleri var. Biz Marmaray Projesi”yle beraber iki kıtayı birbirine bağlayan Anadolu’nun son sancak noktasıyız. Bir yandan Başbakanımızın Ulaştırma Bakanıyla verdiği bir tarih var: 2013 yılı. Bir yandan da Üsküdar’ın 8 bin yıl öncelerine giden bir tarihi var. İşte gelecekte de bir tarih yazılacak ki, ulaşımda saatte 60 bin insanın transfer edildiği bir merkez… İşte biz de yerel yönetim olarak belediyedeki bütün ekibimizle 2013 öncesinin hazırlıklarının büyük gayreti içindeyiz. İşte “Marmaray Projesi” bittiğinde, panikleyip; “Şimdi ne yapacağız?” demek yerine, şimdiden Harem ile Salacak arasındaki düzenleme projelerimiz, meydan projemiz, beraberinde sanat galerilerini gerçekleştiriyoruz. Ticareti geliştirme konusunda yaptığımız desteklerle de 2013 öncesi yani Marmaray öncesi hazırlıklarımızı yapıyoruz.






