Tarih: 15 Şubat 2010 Pazartesi. Yer: İstanbul The Marmara Oteli. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, seçildikten sonra ilk kez Türk basınıyla buluşuyor. Ümit Boyner’in zor görevi başlıyor. Kendisine Türk basını neredeyse el birliğiyle, ideolojik fark gözetmeksizin, sınırsız kredi açıyor. Bu durum ertesi günkü gazetelerden açıkça görünüyor. Ümit Boyner neredeyse tüm gazetelerde ertesi gün manşet. Köşe yazarları da Boyner konusunda olumlu bir tavır sergiliyor.
Boyner başarılı olacak mı? İşi zor, çok zor, ama başarabilir. Türkiye’de ortam çok gergin. Siyasi taraflar uzlaşmaz tutumlar içinde. Her bir taraf sivil toplum kuruluşlarını taraf olmaya zorluyor. Ekonomide işsizlik hat safhada. Çözümü çok zor gözüküyor. Bu stresli ortamda TÜSİAD’a zor ve şerefli görevler düşüyor.
Boyner nasıl başarabilir?
Bunu anlamak için ekonomideki rakip kurumların neden başarısız olduklarını analiz etmek lazım. Rakip kurumların başarısızlık sebeplerini hatırlayalım; çok sayıda hedef tespit ediliyor ve bu hedefler dağınık olduğundan hiçbir konuda netice alınmıyor. Yöneticiler bürokrasilerine teslim oluyor ve başarı, gerçekleştirilen seyehat sayısı ile ölçülmeye çalışılıyor. Her konuda yüzeysel kalınıyor. Propaganda ile başarı varmış hissi yaratılsa da bilanço zamanı gelince çok parayla az iş yapıldığı ve hatta doğru dürüst hiçbir iş yapılmadığı anlaşılıyor. Sivil toplum kuruluşları topluma hizmet etmek yerine başlarındaki starların şöhret olma hırsının bir aracı haline dönüşüyor.
Ümit Boyner, sivil toplum kuruluşları’nın bu fasit daireli tuzaklarına düşmeyecek kadar zeki ve profesyonel. Zor görevinde başarılı olabilir. Nasıl?
ÖNCE ÜSLUP MESELESİ
Otoriter toplum geleneğinde liderlerin asık üsluplu olma geleneği TÜSİAD’ın geçmişinde de yaşandı. Yeni doğan Türk sanayiine, iki kutuplu dünya döneminde sol çevrelerden yapılan yoğun baskı TÜSİAD’ın başlangıcından itibaren hep savunma mekanizması içine girmesine yol açtı.TÜSİAD başkanları bugüne kadar hep stresli ve gergin bir tavır sergilediler.
Ümit Boyner daha ilk günden bu stres ve gerginlik modelini rafa kaldırıyor. Sıcak, güleryüzlü, demokrat, hoşgörülü tavrıyla sempati topluyor ve Türk kapitalizminin belki geçmişte yalnız Sakıp Sabancı örneğinde tanık olduğu sevecenlik görüntüsünü veriyor.
ÜSLUPTAN DAHA ÖNEMLİSİ: İÇERİK
Yeni TÜSİAD yönetimi Türk toplumunu doğru okuyabilicek mi? Programı çok yaygın ve detaycı. Ama Türk toplumu doğru okunmazsa icraatta rakip kurumların düştüğü tuzağa yakalanma tehlikesi var. Örgüt patinaj yapabilir.
Türk toplumu ne istiyor?
Türk toplumu fukaralıktan kurtulmak istiyor. Türk toplumu zenginleşmek istiyor. Türk toplumu her açıdan özendiği batı toplumlarının düzeyine erişmek istiyor.
Bu nasıl gerçekleşecek?
Batıda nasıl gerçekleşti ise Türkiye’de de böyle olacak. Gelişmiş Türkiye boyutundaki ülkelerde ciroları otuz ile iki yüz milyar dolar arası değişen çok sayıda şirket var. Gene bu ülkelerde mega projelerle alt yapı sorunları çözülmüş ve hayat keyifli bir hale getirilmiş. Türkiye’nin artık yeni hedefleri bunlar. Patronların kuruluşu TÜSİAD’ın bu hedeflere ulaşılması için çözüm üretmesi gerek. Türkiye’de mega şirketler nasıl kurulur, mega altyapı yatırımları nasıl hızlanabilir? TÜSİAD’ın bu ortamı yaratması gerekir.
AVRUPA BİRLİĞİ İLE İLİŞKİLER
Türkiye daha 1963 yılında altı üyeli Avrupa Birliği’nin Ankara antlaşmasıyla ortak üyesi olmuş. 2010 yılında altılar yirmi yediye geçmiş ve Türkiye hala oyalanıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi tek engel göstermek bir çocuk kandırmacası olur. Sarkozy elli yıldır mı Fransa’da iktidardaydı? Avrupa Birliği’nin adeta sahibi olan iki kurucu üye Fransa ve Almanya Türkiye’yi birliğe davet etmiyor. Türk devlet politikası da yanlış bir stratejiyle tamamen Brüksel bürokrasisine odaklanmış. Seyahat sayısı başarı kriteri gibi sunuluyor. Araba olduğu yerde patinaj yapıyor.
TÜSİAD, Fransa ve Almanya engelinin aşılmasında ne yapabilir? Yeni kurulan Boğaziçi Enstitüsü hoş bir girişim ama acaba entellektüel bir heves olarak kalma tehlikesi taşımıyor mu? Fransa ve Almanya engeli aşılabilir. Bunun nasıl olacağını TÜSİAD’ın bulması lazım.
Ümit Boyner bunları başarabilir. Kurumsallaşmaya, ekip çalışmasına önem veriyor. Basınla, iktidarla, Türkiye’nin en büyük patronlarıyla çok köklü ve güzel ilişkileri var. Ama şimdi TÜSİAD Başkanı. Başarının şansı liderden geçiyor. Boyner’in liderlik kapasitesi yükselen Türk ekonomisinin önemli bir lokomotifi olmasını sağlayabilir. Başarabilecek mi? Bekleyip görelim.

