Mehmet OKUMUŞ
Keşfedilmeyi bekleyen eşsiz köşeleriyle Türkiye, turizmde zengin alternatiflere sahip. Doğanın bütün hünerlerini cömertçe sunduğu Rize Kaçkar Dağları; rafting, heliksi ve trekking turizmi için mükemmel bir potansiyel taşıyor.
Turizm sektörü dünya genelinde zor bir yılın ardından toparlanma çabasına girerken, Türkiye’nin durumu diğer ülkelere göre daha parlak görünüyor. Deniz, kum, güneş konsepti üzerine kurgulanan beklentilerin kırılması, Türkiye’yi alternatif arayışlara itti ve gelinen noktada sahil turizmi, doğa, yayla, çiftlik evi, gastronomi, kanyon, mağara, dağ bisikleti, botanik, heliski ve trekking turizmi önem kazanmaya başladı.
Turizm cenneti Antalya’yla milyonlarca turisti ülkemize çekebileceğimizi öğrendiğimiz gibi; örneğin Rize’nin Kaçkar Dağları ve Ayder Yaylası’nda “heliksi” tutkunlarına hitap edebileceğimizi ve buralara da turist akını başlatabileceğimizi keşfetmeye başladık. Kayakçıların helikopterle dağların zirvelerine çıkıp oradan atlayarak kaydıkları bir spor türü olan heliski, dünyada çok sınırlı yerlerde yapılabiliyor. Türkiye’de bu sporun yapıldığı tek merkez olan Kaçkar Dağları’nın Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde kalan bölümü, Ayder Yaylası’ndaki konaklama imkanı nedeniyle heliski tutkunlarının ilgisini çekiyor. Kaçkar Dağları’nda heliski yapmak için bölgeye gelen kayakçılar, konakladıkları Ayder Yaylası’ndan sabah erken saatlerde helikopterle alınarak, dağların zirvesine bırakılıyor. Daha sonra zirveden kayarak vadilere inen kayakçılar, yeniden helikopterle dağların zirvesine bırakılıp, tekrar aşağıya iniyor. Kayakçılar, gün boyunca bu şekilde kayak yaptıktan sonra akşam saatlerinde helikopterle Ayder Yaylası’na dönüyor. Bu modelden de anlaşılacağı üzere Türk turizmi; su, kum ve deniz üçgeninin yanında alternatif birçok imkana sahip.
Rize’yi turizm cennetine dönüştürebilecek bu avantajlar önemli fakat, daha da önemlisi; Turizm Bakanlığı ve özel sektörün Kaçkar Dağları’na otel, altyapı ve diğer alanlarda yatırım yaparak burayı dünyada heliski sporunun en iyi merkezlerinden biri haline getirmesidir. Kar kalınlığının teknik anlamda istenilen seviyelerde olması nedeniyle buradaki yaylalar birer kayak merkezi olmaya oldukça müsait. Keza bölgeye yapılacak yatırımlar sadece heliksi sporu için yapılmayacak. Çünkü bu bölgede şelaleleri ve doğal güzelliği ile insanı büyüleyen Fırtına Deresi de yer almakta ve burası rafting sevenler için eşsiz bir yer. Bunun yanı sıra bölgede günlük yaşamın sıkıntılarını doğada eritmek isteyenler için özel bir alternatif olan trekking yapılabiliyor. Eşofman ve yürüyüş ayakkabınızı giyip dağ-bayır gezerek, temiz havada doğal hayatın içinde keyifli bir yürüyüşle trekking sporunu da burada yapabiliyorsunuz… Özü, dağ, bayır, orman demeden; doğal hayatın zorluklarına da göğüs gererek belirli noktalara yürümek (bazen de tırmanmak) olan trekking, Türkiye’de özellikle son yıllarda önemsenecek derecede gelişim gösterdi. Sadece yabancı turistler için değil, hafta içi yaşanan sıkıntı ve stresi, sağlıklı bir yürüyüşle doğanın içinde atmak isteyen insanlarımız da eşofmanlarını giyip trekking keyfi yapıyor.
Bahsettiğim bu saklı cennetlerin bulunduğu bölgede; Rize’de hayata “merhaba” diyen, daha sonra dünyanın 6 kıtasında, 30 ülkeyi gezen bir turizm uzmanı olarak Türkiye’nin bu zenginliklerini kullanması gerektiğini düşünüyorum. Son 20 yılda ‹ngiltere, ABD, Lüksemburg ve Meksika’da bulundum. Hâlâ yurt dışında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kokartlı uzman turist rehberi olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Aldığım eğitim ve mükemmel dereceye taşıdığım ‹ngilizcemle dünyanın dört bir yanını gezdim, ama Türkiye kadar turizmde şanslı bir ülkeye rastlamadım. Daha doğrusu böyle bir ülke yok!
Geçmişte Rize’de trekking-yayla turizmini başlatan ilk isimlerden biri olmam nedeniyle bölgedeki potansiyelin yüksek olduğunu çok iyi biliyorum ve bu nedenle Turizm Bakanlığı ile özel sektöre alternatif turizmi güçlendirmek adına bölgeye daha fazla ilgi göstermeye davet ediyorum. Gizli cennet olarak tanımlayabileceğim bu yerlerin iyi değerlendirilmesi halinde Türk turizminde patlama yaşanabileceğinin altını çiziyorum. Hem iç, hem dış turizme hitap edecek bu bölgeye gerekli ilgi ve alakayı gösterilmeliyiz. Ülkemizi ucuz tatil destinasyonu kategorisinden kurtarıp, zengin turizm alternatifleri içeren bir konuma yükseltmeliyiz. Turizmde önemli bir potansiyele sahip olan Kaçkar’ın altyapı, proje ve tanıtım sorununu çözdüğümüzde ‹sviçre’yle rekabet edebilecek noktaya gelebileceğini unutmayalım. Burası Nepal Himalayaları ile ‹sviçre Alpleri’nin adeta birleşimi gibi bir yer… Kaçkar Dağları dışında, turizm rehber kitaplarına girmemiş, keşfedilmeyi bekleyen nice cennet köşelerimizi fark edip, ülke ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sunacak yatırımları yapmamız dileğiyle…






