Amerika ve AB ülkeleri tarafından da yapılan özelleştirme Türkiye’de neden geniş kesimler tarafından destek bulamıyor ve “peşkeş” olarak algılanıyor, ya da nerede yanlış yapılıyor? Bu önemli soruya dilerseniz özelleştirme kapsamına alınan ÇAYKUR’u masaya yatırarak yanıt verelim.
Zarar eden ve bu nedenle devletin sırtında ağır bir ekonomik kambur haline dönüşen bazı kamu kurumlarının özel sektöre satışına özelleştirme deniyor. Bu model Avrupa ve Amerika dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde uygulanıyor. Buraya kadar bir sorun yok! Fakat kâr eden, ya da ekonomik anlamda ülke için önem arzeden bazı devlet kurumlarının satışı sözkonusu olunca işin rengi değişiyor ve “Peşkeş” iddiaları ortalığı karıştırmaya başlıyor…
Hatırlayacaksınız Türkiye’de; Tüpraş, Telekom, Petkim gibi kâr eden stratejik kurumların satışı da bu anlamda oldukça garipsenmiş ve tepkiyle karşılanmıştı. İdeolojik yaklaşımlardan uzak, objektif bir gözle konuya baktığımızda altın yumurtlayan tavuk konumundaki devlet kurumlarının satılması elbette doğru bir karar olarak değerlendirilemez. Peki bankacılık, enerji, telekomünikasyon ve medya başta olmak üzere birçok sektörde özelleştirmeler yapan Türkiye doğru yolda mı? Dünyanın birçok ülkesinde özelleştirme olarak ortaya çıkan model, Türkiye’de neden geniş kesimler tarafından destek bulamıyor ve peşkeş olarak algılanıyor? Bu önemli sorunun cevabını dilerseniz özelleştirme kapsamına alınan ÇAYKUR’u masaya yatırarak verelim…
1 MİLYAR DOLARLIK ÇAY PAZARI
Rize başta olmak üzere Doğu Karadeniz ve bölge halkı için oldukça önemli bir geçim kaynağı olan çay sektörüne şöyle bir göz atalım. Devlet tekeli ilk olarak 1984 yılında çıkarılan kanunla kırılmış ve çay üretimi özel sektöre açılmış. O günden bugüne özel sektör tarafından yüzlerce fabrika açılmasına rağmen başarılı bir grafik yakalanamamış. Çünkü çayla yakından uzaktan ilgilenen herkes, bu sektörün devlet desteği olmadan hayatta kalamayacağını iyi bilir. 1 milyondan fazla insanın direk geçim kaynağı olan çay, Türkiye’de 1 milyar dolarlık pazara sahip. Şimdi sıkı durun çünkü tek başına bu pazarın yüzde 65’ine sahip olan ÇAYKUR, özelleştirme kapsamında… Tam da bu noktada soruyorum parçaları yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan büyük fotoğrafta ne görüyorsunuz? Konunun daha net anlaşılabilmesi için biraz daha fikir jimnastiği yapalım ve ÇAYKUR’un da önceki özelleştirme çalışmalarında olduğu gibi yabancılar tarafından satın alındığını düşünelim.
O zaman ne olur?
Tabii ki yerli çay pazarını elinde tutan ÇAYKUR’u ele geçiren yabancılar, ikinci adımda ithal çay oranını patlatarak Türkiye’yi çay alanında da ithalata mâhkum edecekler. Böylece özelleştirmeyle birlikte yabancı şirketlerin önündeki en büyük engel olan ve yılda yaklaşık 600.000 ton civarında yaş çay alıp işleyen, paketleyen, pazarlama ağı ve güven verici markası sayesinde piyasanın yüzde 65’ine sahip olan ÇAYKUR ortadan kaldırılmış olacak.
Bundan iyisi ballı kadayıf… Yabancı şirketler böylece çay pazarında istediği gibi at oynatma şansını yakalamış olurlar. Hiç kimse ortaya çıkacak bu realiteleri komplo teorisi olarak tanımlayıp bağıra bağıra gelen “sosyal ve ekonomik tehlikeyi” basite indirgeyemez, çünkü bu özelleştirme gerçekleşirse çay üreticisi mağdur olacak. ÇAYKUR’un piyasa üzerindeki hakimiyetini ele geçiren yabancı şirketler, özelleştirmenin ardından önce Sri Lanka, Hindistan ve Kenya gibi ülkelerden ucuz çay ithalini patlatacak, sonra önceden oturmuş satış fiyatları sayesinde ithal çayda herhangi bir ucuzlama yapmadan tatlı kârlar sağlayacak. İthal çayın piyasaya hakim olmasıyla yerli üretici, ağır maliyetlerden dolayı rekabet edemeyecek ve üretimden eline–eteğine çekmek zorunda kalacak. Tarım sektöründeki diğer üreticiler gibi çay üreticisi de tarımdan uzaklaşarak, büyük şehirlere göç etmek zorunda kalacak, sonra iş bulamayacak ve ekonomik çıkmaz, sosyal bunalımlara dönüşecek.
ÖZELLEŞTİRME YERİNE, İYİLEŞTİRME ÜRETİCİYİ KURTARIR
Tarım sektöründeki ürünler arasında çay oldukça önemli bir yere sahip. Bugüne kadar çıkarılan 13 kanun sanıyorum bu önemi ortaya koyuyor. Peki ne yapılmalı, nasıl bir formül uygulanmalı ki; hem üretici mağdur edilmesin, hem de Türkiye kazansın?
Karadeniz bölgesinde ekonominin ve sosyal hayatın temel unsuru olan çayda mutlu bir son için ÇAYKUR’da özelleştirme yerine, iyileştirme yapılmalı. İşe ÇAYKUR’un rehabilitasyonundan başlayarak, kurum modern bir yapıya kavuşturulmalı. Dahilde işleme rejimi sayesinde Türkiye’ye resmi yoldan vergisiz ve gümrüksüz çay girişi engellenmeli. Ayrıca yakalanan kaçak ithal çayların açık arttırmada düşük fiyattan yine kaçakçılar tarafından alınıp, legal hale getirilmesinin önüne geçilmeli. Çay üretim alanları disiplin altına alınarak sağlıklı bir kayıt sistemine geçilmeli. AR–GE çalışmaları desteklenerek, yaşlanan çaylıklar yenilenmeli. Düşük taban fiyatından vazgeçilerek üretici daha fazla desteklenmeli. Bu ve buna benzer başlıklar altında sıralayabileceğimiz bazı iyileştirmeler hayata geçirilerek, çay pazarında özelleştirme yerine, iyileştirme yapılabilir ve bu sayede tarım kesiminin mağdur olmasının önüne geçilebilir. İşsizliğin her geçen gün arttığı Türkiye’de işsizler ordusuna yeni neferler kazandırmak yerine; tarım sektörü desteklenerek, istihdama katkı sağlanabilir. Ekonomik anlamda Avrupa ülkelerini model almaya çalışan Türkiye’nin, tarım sektöründe bu ülkelerin kendi üreticilerine ne kadar yüksek sübvansiyonlar verdiğini göz önünde tutması lazım. Nüfusun büyük bölümünün ekmeğini tarımdan kazandığını hesaba katarsak doğru olan yaklaşımın özelleştirmeyle tarımdan çekilmek değil, iyileştirmeyle bu sektöre yatırım yapmak olduğunu görürüz.
Aslen Rizeli olduğumdan çayın bölge için ne denli önem taşıdığını iyi bilmekteyim. Çünkü ailem çay sektöründen geliyor, hatta eğitimimi tamamlayıp yurtdışına açılabilmeyi de çay sektörüne borçluyum. Aldığım eğitimlerin ardından bugün 6 kıtada, 30 ülkeyi karış karış gezme imkanı buldum. Siyasi, diplomat, sanatçı ve birçok ünlü isme turizm ve halkla ilişkiler uzmanı olarak danışmanlık yaptım. Yurtdışında yaşamama rağmen konunun özüne hakimim, keza arka planı iyi biliyorum. Çocukluk yılları tarlada çay toplamak, çuvalları sırtlamakla geçmiş biri olarak ekonomi yönetimine sesleniyorum: “1 milyon insanı ilgilendiren çay konusunda lütfen duyarlı yaklaşımlarda bulununuz. Bugün bile bölgenin en önemli geçim kaynağı olan çay sayesinde eğitimini tamamlamak zorunda olan binlerce çocuğumuz var. Çay üretimiyle geçimini sağlayan aileler ve çocukları için bu konuyla ilgili izlenecek strateji çok önemli. Bu nedenle Rize ve bölge insanı için hayati önem taşıyan ÇAYKUR’la ilgili hükümetin; özelleştirme değil, iyileştirme yoluna gitmesi çağrısında bulunuyorum.


özelleştirmeyle işsiz kalan binlerce kişinin sonu düşünmüyor sadece Imf memnun edilmeye çalışılıyor biz işçilerin sonu ne olacak çoluk çocuğumuz ne yiyip ne içecek diye düşünen yok. yazık günah işçilere o kadan insan sokağa atılıyor, bu vicdana sığarmı Imf den üç kuruş gelecek diye yapmayın böyle
Beşiktaşlıyız var mı ötesi çarşı gurubuyuz, herşeye karşıyız, özelleştirmeye de karşıyız…
aslında özelleştirme yanlış anlaşımıyor bence bazılarının işine geldiği gibi anlaşılıyor…. türkiye burası işine geldiği gibi anlar bazıları
zarar ediyorsa özelleştirmeyip ne yapacaklar tabiik özelleştirecekler bu ne tepki duymanın anlamı ne? Ha kar ediyorsa tabii o ayrı mesele
Türkiye de her şeye tepki duymak gelenekselleşti artık herşeye karşıyız ya.. dünyaya bakalım biraz nasıl oluyo bu işler diye
Peşkeş türkiyenin değişmez talihi ya her gelen iktidar aynışeyleri yapıyor gelen gideni aratıyor anlayacağın. özelleştir özelleştir nereye kadar hem madem özielleştirme bu kadar gerekli amerika neden kamulaştırma yapıyor, bunu biri izah etsin biz de anlayalım. bakın verilere görürsünüz amerikanın nasıl da kamulaştırma yaptığını, batı kendine salkımı bize talkımı veriyor, acı reçeteleri bize içiriyorlar yeter artık.
fındıkta da aynı hikaye…orada da üretici perişan onu da yazsanıza
Türkiye’de birileri cebi dolduracak diye hep binlerce milyolarca insan sefaletin kucağına itiliyor, karadenizli biri olarak çay uzanan elleri kınıyorumm
Bu memleketin siyasetçisi bunları bilmiyormu, nerede bu devletin yetkilileri madem 1 milyon insan ekmeğini yiyor çaydan o zaman niye satıyorlar kardeşim
Özelleştirma olayı hep yanlış yapılan konu oldu ülkede. gidişat kötü umarım çaykur son kurban olmaz…