TiTANiC OTELLER ZiNCiRi GENiŞLiYOR

Titanic’in otel sayısını 7’ye yükselteceğini söyleyen Mehmet Aygün, yurtdışında 10’a yakın restoran mağaza zincirleriyle hizmet verdiklerini açıkladı.

Bacasız sanayi olarak nitelendirilen turizmin gelişmesinde hayati öneme sahip otelcilik sektörü geliştikçe; kapasite, yetişmiş personel ve kaliteli hizmet anlayışı da gelişiyor. Sektörde çıtanın yükselmesine neden olan gelişmelere ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Titanic Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aygün ile turizm cenneti Antalya’da buluşuyoruz. Röportajı gerçekleştirdiğimiz Titanic Otel kış ayına rağmen full dolu, sanki yaz gibi…

Mehmet Aygün, şu anda toplam 5 otellerinin hizmet verdiğini, yeni açılacak otellerle birlikte bu sayının 7’ye yükseleceğini söylüyor. Bununla beraber yurtdışında 10’a yakın restoran mağaza zincirlerinin faaliyette olduğunu belirten Aygün, ‘oteller zinciri’ kurmayı hedeflediklerini ifade ediyor.

Yeni havaalanı kurulursa Karedeniz’e yatırım yaparız:

n Siz Karadenizli bir işadamısınız. Turizm Bakanlığı yatırımları teşvik ediyor. Karadeniz Bölgesi’ne bir yatırım düşünceniz var mı?

Eskiden Antalya’ya Almanya’dan haftada bir uçak geliyordu. Şimdi Almanya’nın bir şehrine birçok uçak kalkıyor. Gelen sayı 10 milyonları aştı. Bu insanları getirmek için de havayolu şart. Karadeniz’de önce ulaşım meselesinin çözülmesi lazım. Ben Giresunluyum. Giresun’a gitmek için Ankara’ya uçuyorum, oradan Çarşamba’ya uçuyorum, oradan da Giresun’a gidiyorum. Şimdi siz bu turisti nasıl getireceksiniz. Onun için havayolu yapılması lazım. Ulaşım olmadıktan sonra bu iş olmaz. Antalya’ya bakıldığı zaman bu bölgenin birinci sırada olmasının en büyük sebebi havaalanına 10 dakika mesafede olması. Yurtdışından geldiğimde indiğim zaman valizi beklerken şoför çağırıyorum ki; beni alsınlar diye. Bu büyük bir avantaj. Samsun ve Trabzon’da var ama bunu Ordu ve Giresun’da da uygulamak gerekiyor. Onun için Ordu’ya bir havaalanı yapıldıktan sonra ister istemez yatırımcılar taşın altına elini koyacaktır. Bunun yapılmasının gerekliliğini savunan birisiyim. Ondan sonra biz de bakacağız, ben doğduğum yerleri tabii ki seviyorum. Gidiyorum, geziyorum, Karadeniz’de yayla turizmi var ve bu çok önemli. Çok güzel yaylalarımız var. Avusturya’nın sadece yaşamasının tek sebebi kayaktır. Bu neden Karadenizimiz’de de olmasın. İnşallah olacak.

n Hava yolu yapılırsa Giresun’a yatırım yapacağınızı söylüyorsunuz?

İlk yapacak benim, söz veriyorum size.

TİTANİC 7. OTELİGEBZE’YE AÇIYOR

n 2010 yılı Türkiye’de ekonominin canlandığı ve turizmde büyük ümitlerin beklendiği bir yıl olarak görülüyor. Sizin konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

İstanbul Gebze’de açılacak bir otelimiz var, onunla birlikte İstanbul’da hizmet veren 5 tane otelimiz olacak. Berlin’de üç aya kadar bir otel açmayı planlıyoruz. Antalya’da resort otelimiz hizmete devam ediyor. Titanic ailesi olarak işimiz hizmet sektörü. Bilindiği gibi ben ve kardeşlerim 35 sene yurtdışında çalıştık. Halen yurtdışındaki 10’a yakın işletmemiz, restoran zincirimiz hizmet veriyor, inşaat alanında işlerimizi de yine sürdürüyoruz.

n Yeni açılacak otelle otel sayınız kaça yükselecek?

İstanbul’da şu anda 4 tane dört ve beş yıldızlı otelimiz var. Bir otelimiz de Antalya’da. Toplam 5 otelimiz var, iki tane daha açacağız ve otel sayımız böylece 7’ye yükselecek.

n Yatak kapasitenizden bahseder misiniz?

Biz sadece yatak sayımızı değil, zincir otel konseptine ağırlık vermek istiyoruz. Yurtiçinde ve yurtdışında nasıl büyük zincirler varsa, biz de onlar gibi olmak için yola çıktık. İnşallah bunu başaracağız.

KIŞIN ORTASINDA FULL DOLU

Şu anda Antalya’daki Titanic Oteli’nizdeyiz. Oteliniz full dolu, sanki yaz gibi bunu neye bağlıyorsunuz?

Tatil oteliyiz fakat çok yönlü hizmet veriyoruz. Burada yüzme takımlarımız var, senede 60’a yakın yüzme takımına kamp yaptırıyoruz. Her gelen takım üç hafta burada kampa giriyor. 6 futbol sahamız mevcut. Ocak başından, Mart sonuna kadar futbolculara hizmet veriyoruz. Yaklaşık 150–200 takıma hizmet sunuyoruz. Onun yanı sıra 25 toplantı salonumuz var. Bunun yanı sıra yabancı misafirlerimiz var. Müşterilerimizin yaklaşık yüzde 50’si yabancı müşterilerimizden oluşuyor. Otelimizin doluluk oranı yüzde 95. Titanic’e 50’nci defa gelen misafirlerimiz var. Buna da özen gösteriyoruz. İşimizin üzerinde duruyoruz ve işimizi çok seviyoruz. Böyle olması halinde ancak bir yerlere ulaşabileceğimizi iyi biliyoruz. Titanic Oteli’ni açtık açalı dolulukta bir sıkıntı yaşamadık.

n 2009 kriz yılıydı fakat siz otelinizde doluluk oranlarıyla iyi bir yıl geçirdiniz. Peki 2010 yılından beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Doluluk oranında kriz dönemlerinde bile sorun yaşamadık. Sorun yaşayanlara, işlerine çok iyi sarılmaları ve takip etmelerini tavsiye ediyorum. Böyle hareket eden işletmeler başarıya ulaşabiliyor. Artık Antalya’yı sadece güneş turizminden çıkartmamız gerekiyor. Burada her kapanan otele üzülüyorum. Bizim otelimizde 600 kişiye hizmet veriyor. Kışın bu oteli kapatırsanız 600 kişiyi askıya alırsınız. Biz personelimizi eğitiyoruz ve bütün şartlar altında birlikte yürüyoruz. Kriz var diye işten çıkarmıyoruz. Bazı oteller her sene yeniden açılıyormuş gibi yaparsa, her sene yeni elemanlarla yeni yüzlerle müşteriyi karşılarsa bu doğru olmaz, başarı böyle yakalanamaz.

Antalya’daki otelleri çeşitlendirmek lazım. Otellerin yüzde 80’i kapanıyor, en azından bu oranı yüzde 30’lara düşürmek lazım. Bunu da yapmak için yeni organizasyonlar yapmak, kitle turizmine geçmek ve kitleleri buraya taşımak lazım. Güzel organizasyonlar yapmamız lazım. Örneğin bundan 10 sene önce buraya bu kadar futbol takımları gelmiyordu. Şimdi 1800–2000 futbol takımı Antalya’ya geliyor. Bunu biraz daha zenginleştirip, Manchester United, Chelsea ve Barcelona gibi takımları getirip bir turnuva yaptığınız zaman hiç olmazsa büyük bir potansiyel oluşur. Bunun yanı sıra biz burada sadece Müslüman alemine hizmet etmiyoruz. Buraya her dinden gelen insanlar var. Bunun da yüzde 90’ı Hıristiyan. Bahsetmiş olduğum bu çeşitlendirmeleri yaptığınızda otelleriniz ayakta duracak, kapanmayacak, her zaman devamlı istikrarlı istihdam olacak.

n 2010 yılında iki otel hedefiniz var, bunun haricinde bir zincir oluşturmak istiyorsunuz. Bunların dışında ne gibi yatırım düşünceleriniz var?

Sayın Başbakanımızın dediği gibi durmak yok. Biz duramayız, aile olarak da duramayız. Bizim 10 liramız olsa biz 100 liralık iş yapalım, insanlara iş imkanı verelim diye kendimize hedef belirliyoruz. Onun için tabii ki; her zaman için yatırım düşüncemiz var. Yeter ki elimizdeki projeleri hayata geçirelim, yurtdışındaki otelcilik sistemini, Berlin’de açacağımız otelleri bir görelim, orada neler oluyor, neler bitiyor, onları bir yaşayalım. Ondan sonra ortaya çıkan kazancımızı tekrar sektöre ve çalışanlarımıza aktaralım. Avrupa’nın disiplinini Türk zekasıyla birleştirmek arzusundayız. Biz İstanbul’u daha doyuramadık. Şu anda İstanbul’da 5 yıldızlı, 500 odalı bir otel daha yapsak yine doldururuz. Çünkü İstanbul eski İstanbul değil. İstanbul’da büyük bir potansiyel var. Bunun Ankara’sı, İzmir’i, Trabzon’u, Gaziantep’i var. Gerekli gördüğümüz yerlere otel yapmayı düşünüyoruz. 2010 yılı hiçbir zaman 2009 yılı gibi olmaz. Çok daha güzel olacak. Herkesin yüzü gülecek diye düşünüyorum. Ev ödevini herkesin çok iyi çalışması lazım. Önemli olan boşken verilen hizmetin kalitesi değil, doluyken nasıl hizmet verildiğidir.

n Gıda sektöründeki faaliyetleriniz sürüyor mu?

Gıda sektöründeki faaliyetlerimiz sürüyor. Almanya’da 10 restorantımız var. Biz Türk mutfağını 35 yıldır Almanya’da sunuyoruz, bayrağımızı dalgalandırıyoruz.

n Aynı restoran zincirleri Türkiye’de de var mı, yoksa sadece yurtdışında mı faaliyettesiniz?

Türkiye’de bu sektöre girmedik. Türkiye’deki otellerimizde zaten var. Antalya’daki otelimizde 2 bin kişi çalışıyor. Düğün, ya da bayram zamanlarında 5 bin kişi burada hizmet alıyor. Burada bizim 5 alakart restorantımız var. Her akşam 150 kişiye hizmet veriyoruz.

n İspanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkeler Türkiye’nin geçtiğimiz yılki başarısını örnek alıyorlar ve yeni atılımlar yapıyorlar. Özellikle kamuoyu oluşturarak Türkiye’nin önünü kesmek istiyorlar. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Buraya Yunanistan’dan, İtalya’dan veya diğer ülkelerden heyetlerle geldiler. Her şey dahil sistemini görmek için, bu sisteme geçmek için incelemeler yaptılar fakat bu sisteme onların geçebilmeleri çok zor. Çünkü maliyetler orada yüksek.

n Fiyatlama konusunda neler söyleyeceksiniz?

Tüketici fiyatlama konusunu yanlış anlayabiliyor. Otelci olarak biz o günün kuru neyse onu Türk parası olarak yurtiçindeki acentelere veriyoruz. Yurtiçindeki acenteler onun üzerine karlılık paylarını koyuyor. Öyle bakıldığı zaman uçak parasını da koyduğu zaman farklı anlaşılıyor. Biz otelci olarak hiçbir zaman Türk müşteriye farklı, yabancı müşteriye farklı fiyat uygulamıyoruz. Onun için iç piyasada olan şey acentelerle ilgili bir durum. Bizim için müşteri her zaman müşteridir.

Turizmde eleman sıkıntısı çekiyoruz. İnsanlar bir dil öğrendikten sonra ikinci bir dili de öğrensinler. Ben 35 yıldır yurtdışındayım. Her şeyi gören ve gezen birisiyim. Bizim mutfağımızı dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Onun için de biz her zaman bir adım öndeyiz.

n Farklı satış taktikleriniz var, bu oteli nasıl dolduruyorsunuz, kimlerle çalıyorsunuz?

Bu tür otellere kapıdan münferit müşteri gelmez. Turizmde bir sene sonrasını bir sene önceden satıyorsunuz. O rezervasyonu görüyorsunuz ve kendinizi ona göre hazırlıyorsunuz. Bizim şu andaki müşteri portföyümüzün yüzde 60’ını Avrupa acenteleri satıyor, turizm devi dünya acenteleriyle çalışıyoruz. Yüzde 30 pay ile Rusya ile çalışıyoruz, yüzde 10’luk bölüm olarak da iç piyasayla çalışıyoruz.

Yorumunuzu Yazınız.





Benzer Yazılar