Hoşgörünün başkenti Antakya’da, 3 farklı dinden ve kültürden insanlar binlerce yıldır birlikte yaşıyor.
Antakya Belediye Başkanı Doç.Dr.Lütfü Savaş kentin tarihine sahip çıkan projeleriyle ‘örnek bir yerel yönetim’ anlayışı ortaya koyuyor.
HOŞGÖRÜNÜN VE BARIŞIN BAŞKENTİ ANTAKYA
Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş: “Beni Antakya’da en çok cezbeden konu tarihi dokumuzdu. Bunu ayağa kaldırmak ve gelecek nesillere taşımak istedim. ”
Antakya Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, Antakya ile ilgili yürüttükleri hummalı çalışmaları EKOVİTRİN’e değerlendirdi.
n Antakya hakkında neler söylemek istersiniz? Antakya’yı tek cümle ile nasıl ifade edersiniz?
Antakya’yı ‘Tarih, kültür ve medeniyetin buluştuğu yer’ olarak ifade etmek isterim. Her yerde tarih ve kültür var ama hiçbir yerde Antakya’daki gibi asırlardır birlikte yaşayan ve üç dinin bir arada olduğu başka bir medeni toplum bulamazsınız. Antakya’yı ön plana çıkartan unsurlar; her dinden insanın çok rahatlıkla yaşayabilmesi, yaşamanın ötesinde kendini ifade etmesi, özgürce ibadetlerini yapıp, kendi inançları doğrultusunda yaşayabilmesi olarak özetlenebilir. Musevilik, Hıristiyanlık ve daha sonra Müslümanlık eklenmiş, üç din kendi içinde birbirine karışmış ama herkes kendi dinini yaşıyor. Sosyal hayatta tek vücut olarak, sanki tek bir din mensubuymuş gibi yaşamak mümkün Antakya’da.
DÜNYADA OLMAYAN HOŞGÖRÜ HATAY’DA
n Üç ayrı dinin mensupları nasıl oluyor da tek bir dinin mensupları gibi uyum içerisinde yaşayabiliyor. Bunun sırrını bizlere açıklar mısınız?
Bunun en önemli sırrı insanın önce kendine sonra karşısındakinin görüşlerine saygı duyması. Bu husus çok önemli. Buradaki insanlar şunu biliyor ki; eğer ben özgürce inançlarımı yaşayabiliyorsam karşımdaki insan da yaşayabilir. Hakikaten asırlardır, ne kadar savaş olmuşsa da bu birliktelik ayrışmaya gitmemiş. Aksine daha da kenetlenmişler. Bu tabloyu zoraki değil ancak sevgiyle yapabilirsiniz. Yoksa her yerde tarihi eserimiz ve kültürel birikimimiz var ama bu hadise görüldüğü gibi başka. Dünya bunu arıyor ama bulamıyor. Aramasına gerek de yok, gelsinler Antakya’nın bu nefis havasını solusunlar ve gidip dünyanın dört bir kenarına teneffüs etmeye devam etsinler, bu havayı oralara taşısınlar.
n Antakya ile ilgili projelerinizden bahseder misiniz?
Doğunun kraliçesi Antakya’yı doğu ve batı Antakya olarak ikiye ayırmak mümkün. Doğu Antakya tarihi ve kültürel yapısıyla yoğrulmuş bir yer. Batı Antakya ise yeni Antakya. Antakya’yı daha modern bir şekilde dizayn etmek için projelerimizi hazırladık ve ihalelerini yapıyoruz. Batı Antakya’da iş daha meşakkatli. Tarihi Kentler Birliği, ÇEKÜL Vakfı ve özellikle Gaziantep’le işbirliği yapıyoruz. Onlar hangi merhalelerden geçmişse, onların ayak izlerini takip ediyoruz. Öncelikle insanlarımızı, kamu ve özel müteşebbislerimizi bilinçlendiriyoruz. İnsanları bu işin gerekliliğine inandırıyoruz. Gelecek nesillere de bu değerlerimizi taşıyalım istiyoruz, aynı zamanda onlar da çocuklarına taşısınlar.
n Antakya her yönüyle tarihi bir kent. Tarihi evlere yönelik ne gibi projeler gerçekleştiriyorsunuz?
Antakya’nın bin 50 civarında tarihi nitelik taşıyan evi var. Bunlardan 503 tanesi tescilli tarihi eser. Diğer kısmını da geleneksel Antakya evleri oluşturuyor. Habib Neccar Camisi, İslamiyet’in Anadolu’daki ilk camisi olmasının yanında Hıristiyanlığa ilk inanan kişinin adını taşıyor. Tarihteki ilk Hıristiyan adının konulduğu ve 12 havariden birinin açtığı mağara kilisemiz var, bu ayrı bir değer taşıyor. Burada ayrıca üç semavi dinin ibadet yerleri mevcut. Hıristiyanlar, Museviler ve ayrıca çeşitli etnik grupların kendine özgü yerleri var. Bu mekanları restore etmek istiyoruz. Tarihi Kentler Birliği ile koordinasyon halinde 4 tane önemli projemiz devam ediyor. Habib Neccar Camii’nin etrafını açmak, Uzun Çarşıdaki tarihi dokuyu restore etmek, eski dünyadaki ilk sütunu ve ışıklandırılmış cadde olan Kurtuluş Caddesi’nin projesini yapmak hedefindeyiz. Şu anda daha önce trafiğe açık olan bir caddemiz olan Saray Caddesi’ni yayalaştırdık ve özel bir proje hazırlatıyoruz. AR-GE grubu kurduk, AB fonlarından faydalanıp bu tarihi dokuya destek almaya çalışıyoruz. İŞKUR’la da anlaşmamız var. 60 işçiyi restorasyon projelerinde değerlendirmek üzere eğitiyoruz. Şu anda altyapısını oluşturuyoruz.
Ağustos, eylül aylarında tarihi dokuyu restore etmeye başlayacağız. İnsanlarımızın morali düzelecek, esnafımız, tüccarımız gelecek turistlerden daha fazla gelir elde edecek ve bu da işsizlik sorunumuza bir nebze olumlu katkı sağlayacak. Ama bizim esas amacımız gelecek nesillere bu dokuyu teneffüs ettirmek.
HAYALLERİMİZ ÇOK ZAMANIMIZ AZ
n Antakya’da gerçekleştirdiğiniz fiziki yapılanmayı anlatır mısınız?
Antakya’yla ilgili hayallerimiz ve projelerimiz çok ama zamanımız az. Örneğin yeşile çok önem veriyoruz. Devlet Su İşleri diye bilinen yeri park yaptık. İnsanlarımızın ev sorunu vardı, TOKİ ile anlaştık ve dar gelirli vatandaşlarımıza 956 konut yapımı için start verdik. Yakında ihalesini yapacağız. Asi Nehri’nin etrafında perforje yol yapıp, iki köprü arasında yürüyüş alanı oluşturacağız. Şu anda ışıklandırıyoruz. İstiyoruz ki insanlarımız burada spor yapsınlar, hem de Asi’nin güzelliğinden faydalansınlar.
Bir stadyum projemiz var. 29 dönümlük arazimizi ‘kültür parkı’ yapmak için uğraşıyoruz. 31 tane parkı revize ettik. Habib Neccar Dağı’nın eteklerine kent ormanı projesi için ihale yaptık ve yakında başlanacak. Atatürk Anıtı’nın altındaki alanı parka çevirme projesini yaptık. 10.5 ayda 17 km cadde ve sokaklarını yaptık. Bütün asfaltlarımızı 400 milyon liraya yakın para harcayarak, asfaltladık ve araba kullanılır seviyeye getirdik. Bunun dışında 105 bin metrekare parke taşı döşedik. İnsanlar arabayla veya yürüyerek gidemediğim yerlere şu anda insanlar hem arabayla hem de yürüyerek gidebiliyorlar. Kanalizasyonla ve suyla ilgili sorunlarımız vardı, bunları gidermeye çalışıyoruz.
n Antakya’da göreve gelmeden önce neleri vaat ettiniz, bunları gerçekleştirebilme yolunda ne tür adımlar attınız? Antakya için projelerinizi paylaşır mısınız?
Beni Antakya’da en çok cezbeden konu tarihi dokumuzdu. Bunu ayağa kaldırmak ve gelecek nesillere taşımak istiyordum. Bu birinci hedefimdi. İkinci hedefim de yaşanabilir bir kent oluşturmaktı. Özellikle daha çok insana hizmet edecek, yayaların yürüme alanlarını artırmak, temiz bir şehir, altyapı sorunu olmayan ve modern bir anlayışla yönetilen bir şehircilik anlayışı, E-belediyecilik dediğimiz bir sistemin olduğu, kişi başına düşen yeşil alanların arttığı, yolların düzgün olduğu güzel kişiliği ve kimliği olan bir şehir yapmak istiyoruz. Bunun için altyapımızı hazırlıyoruz. Bir kısım projelerimizi hayata geçirdik, bazıları ihale aşamasında. Hemşerilerimize verdiğimiz bütün sözlerin arkasındayız ve arkadaşlarımla birlikte gece gündüz çalışıyoruz.
ANTAKYA’YA E-BELEDİYECİLİĞİ GETİRDİK
n Sosyal belediyecilik anlamında neler yapıyorsunuz, anlatır mısınız?
Belediye bünyesinde bir halkla ilişkiler birimi oluşturduk ve yaşlı veya kendi işini halledemeyecek kadar düşkün durumda olan vatandaşlarımızın işlerini hallediyoruz. 24 saat hangi şekilde olursa olsun vatandaşlarımızdan gelen şikayetlerin çözümü için insanlarımızla ilgileniyoruz ve vatandaşlarımızdan takdir alıyoruz. Sosyal belediyecilik anlamında onların buraya gelip yorulmaması için E-belediyecilik anlayışıyla yönetmeye çalışıyoruz. Bütün işlerini elektronik ortamda halledebilirler. İŞKUR’la ortak meslek edindirme kursları açıyoruz. Park bahçe kursu açtık ve 60 işçiyi 6 ay boyunca çalıştırdık, 35 tanesine iş verdik ve şu anda belediyemizde çalışıyorlar. Hepsi sertifikalı birer usta oldular. Yine park ve bahçeler için 60 kişilik bir ekip alacağız, onlara da sertifika vereceğiz. 60 kişilik bir grup daha alacağız İŞKUR’la birlikte, yapı ustası, boyacı, oymacı gibi niteliklerle donatacağız ve tarihi yapıların restorasyonunda çalıştıracağız. Bu arkadaşlarımızın hepsi sertifika sahibi olacaklar. Bunun dışında genç öğrencilerimize yönelik bir kursumuz olacak. Özelikle dar gelirli vatandaşlarımızın bulunduğu mahallemizde, bizim bir sosyal tesisimiz bitti; onların derslerine yardım edecek, geceleri öğretmenlerimiz eşliğinde etüd yapacaklar, çocuklarımızın geri kalmış derslerinde onlara yardım edecekler. Geleneksel el sanatları için ev hanımlarına hem istihdam sağlamak hem de ekonomik bir katkı olması açısından çevre mahallelerimizde kurs hazırlıklarımız var ve bu çalışmaların ekonomik getiriye dönüşmesi için bir sistem hazırlığı içindeyiz. Bir proje grubu oluşturacağız, AB ve Dünya Bankası gibi fonlarla irtibat halindeyiz.
n Görev sürenizde kaç proje gerçekleştirmeyi hedefliyorsunuz?
Hedefimiz olabildiğince fazla. İstiyoruz ki Antakya’da ihtiyaç sahibi kimse kalmasın, her insanımızın kendine özgü bir mesleği olsun. Yani başkasına muhtaç olmadan meslek sahibi olmuş, onuruyla para kazanan insanlarımızın sayısını artırmak istiyoruz. Bunun için de elimizden geldiğince çalışıyoruz.
ASİ NEHRİ’NİN ÇEHRESİ DEĞİŞECEK
n Asi nehri ile ilgili projelerinizden bahseder misiniz?
Daha önce çizilmiş ve başlanmış bir proje vardı, o projeyi biraz revize ettik ve tüm Asi Nehri’nin 3.5 km’lik yerini iki taraflı olarak yürüyüş alanlarıyla çeviriyoruz. Hem cadde kenarlarında yeşillendirme yapıyoruz, hem ışıklandırma gerçekleştiriyoruz tarihi dokuya uygun olarak. Ayrıca çiçek dikebileceğimiz yerler ayarladık ve bütün Asi’nin kenarında çok güzel manzaralı yürüyüş alanı olacak. Bu projeyi bir yıla kadar bitirmeyi planlıyoruz ve bittiğinde insanlar cıvıl cıvıl yeşillikler arasında bir tarafında Asi Nehri diğer tarafında yeşil alanlar arasında yürüyebilecekler. Bu bizim için önemli bir proje ve bittiğinde güzel bir görüntü olacak Antakya için. Asi Nehri üzerindeki ana köprümüzün demirlerini de yenileyeceğiz. Bu yıl içerisinde üç tane yeni yaya köprümüz var, birisi Akdeniz mahallesinde birisi, Atatürk Parkı’nın olduğu yerde, bir diğeri de Girne Köprüsü’nün biraz ilerisinde. Böylece yaya destinasyonunu artıracağız. Çünkü şehirler yayalar içindir, arabalar için değil. Bunu özelikle merkezimizde uygulamak istiyoruz. Gastronomi Antakya’da çok iyi, kalbi korumak için biraz yürümeye ihtiyaç var. Onlara antrenman sahaları yapmaya çalışıyoruz. Saray Caddesi’nin altyapı ihalesini bitirdik, oradaki tüm altyapıyı değiştiriyoruz. Saray Caddesi’nden Zafer Caddesi’ne kadar yürüyüş bandı olacak, trafiğe kapatılacak.





