SEMBOLLER ŞEHRİ LONDRA

İngiltere sözkonusu olduğunda bu ülkeye hiç yolu düşmemiş olanlar bile, Londra’nın ünlü “Big Ben” saat kulesini ya da “Tower Bridge” köprüsünü gözlerinin önüne getirirler.

Mısır deyince piramitler, Paris sözkonusu olduğunda “Eyfel Kulesi” akla gelir hep. “Özgürlük Heykeli” New York’u hatırlatır. İnternet başta olmak üzere iletişimin yaygınlaşması ile birlikte ülkeler ve kentleri sembolleriyle bütünleştirerek tanımak kolay günümüzde.

İngiltere sözkonusu olduğunda bu ülkeye hiç yolu düşmemiş olanlar bile, Londra’nın ünlü “Big Ben” saat kulesini ya da “Tower Bridge” köprüsünü gözlerinin önüne getirirler. Tarihi “Paliment House” (Parlamento binası), “St Paul’s Cathedral”i, kırmızı iki katlı otobüsler, telefon klübeleri ve posta kutuları ile bir hayli, “sembol”e sahiptir Londra…

Bu semboller daha da çoğalacak gibi görünüyor. Çünkü dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi 2000 yılı, yani Milenyum Britanya’ya da dev bütçelerle inşa edilmiş yeni semboller kazandırdı.

Farklı kentlerde nehirler üzerine inşa edilen yirmi yedi milenyum köprüsü, Londra’daki Milenyum Dome (Binyıl Kubbesi) ve London Eye, yeni binyılın İngiltere’ye armağan ettiği yeni semboller.

Bu semboller her zaman estetik açıdan beğeniliyor değil tabii. Yapılan dev harcama sonucu –daha sonra- “fiyasko” olarak nitelenen, hatta ünlü Forbes dergisinin Dünyanın En Çirkin On Binası arasında ilk sıraya koyduğu Milenyum Dome ciddi tartışmalara yol açmıştı mesela.

İngiliz mimar Richard Rogers’ın tam 750 milyon sterline malettiği bu eser, “mimari eserler mezarlığı”na layık görüldü sonraları.

Dünyanın en pahalı binyıl karşılamalarının düzenlendiği ve dünyanın sıfır noktası olarak bilinen Greenwich’e yapılması da farklı kesimlerin eleştirisine yol açmıştı. Toplam 80 bin metre karelik bir alana kurulan ve en yüksek yeri 50 metre olan, Mısır Piramitleri’nden birini alabilecek genişliğe sahip Milenyum Dome, yapılış amacına hizmet etmediği için bugün sadece konser salonu ve eğlence mekanı olarak kullanılıyor.

Londra’nın bilinen tarihi sembollerinin yanına, “modern İngiltere’yi sembolize etmek üzere” yine milenyumda açılan London Eye, geçtiğimiz günlerde onuncu yaşına girdi.

Yapımı 7 yıl süren ve 5 kıtadan yüzlerce insanın emeği ile tamamlanan London Eye, Thames Nehri kenarında, parlamentonun yanıbaşındaki Big Ben’in tam karşısında, yüz otuz beş metre yükseklikte, yavaş yavaş dönen bir dönmedolap. Londra’yı her açıdan görme imkanı sağlayan London Eye, mimari açıdan “iyi bir mühendislik eseri” olarak övgüyü hak ediyor. Bir turda 800 ziyaretçi taşıma kapasitesine sahip, her biri 28 kişi alabilen otuz iki kapsülden oluşan bu dönmedolap, düğün, nişan ve doğum günü gibi özel günlere de ev sahipliği yapıyor. London Eye’in tasarımcıları David Marks ve Julia Barfield çifti, tekerleği bir metafor olarak kullanıp 20’nci yüzyılın ve akan zamanın milenyumu getirdiğini vurgulamak istediklerini söylüyorlar.

İlk 9 yılda tam 35 milyon kişi tarafından ziyaret edildiği dikkate alınınca, London Eye’in amacına şimdiden ulaştığı bile söylenebilir.

Londra’ya yeni bir çehre kazandıran bu iki sembolü hatırlatmamın nedeni, bugünlerde İngiltere medya ve kamuoyunda yeni bir sembol etrafında gelişen tartışmalar.

Bilindiği üzere Londra 2012 olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak…

Özellikle Londra’nın doğusunda yapımı süren olimpiyat tesisleri nedeniyle bazı bölgelerde şantiyeyi hatırlatan görüntüler hakim.

Bugünlerde, Londra’nın Stratford semtinde yer alacak Olimpiyat Stadyumu’nun dışına inşa edilecek metal kule tartışılıyor.

Sanatçı Anish Kapoor ile mühendis Cecil Balmond tarafından tasarlanan ve “ArcelorMittal Yörüngesi” diye adlandırılan Londra’nın müstakbel yeni sembolü, “İngiltere’de kamuya ait bir alanda sergilenen en büyük sanat projesi” olacak.

Kırmızı çelikten yapılacak olan yeni kule, Big Ben saat kulesinden ve New York’taki Özgürlük Anıtı’ndan biraz uzun, Paris’in sembolu Eyfel Kulesi’nden ise kısa olacak.

Yeni kule ile ilgili tartışmalar, beraberinde kuleye lakap takma yarışına da döndü. Londra Anakent Belediye Başkanı Boris Johnson şeklinden ötürü kuleye “Nargile Kulesi” adını takarken, Eyfel Kulesi’ne gönderme yapan kesimler de kuleden “Eyeful Kulesi” (Göz Alıcı) diye söz ediyorlar.

Olimpiyatların Londra’ya kazandıracağı yeni sembol, kırmızı çelikten yüz on beş metre yüksekliğinde bir yapı. Maliyetinin ise on dokuz milyon sterlin olacağı söyleniyor. Maliyetin on altı milyon sterlinlik kısmını, çelik devi ArcelorMittal’ın sahibi Hindistan kökenli ünlü işadamı Lakshmi Mittal’in karşılayacağı için kule, sözkonusu firmanın adını taşıyor.

Olimpiyatlarda sadece spor değil, sermayeler de yarışıyor.

İşte örneği bu kuledir.

Yorumunuzu Yazınız.





Benzer Yazılar