MERHAMET ÇADIRI YARDIM GEMİLERİ…
MUSTAFA KÖKER / LONDRA

Painshill Park’ın en görkemli tepelerinden birinde yer alan Türk Otağı, bugünün modern Türkiyesi için pek anlamlı gelmiyor olabilir belki ama, Musevi Türk vatandaşı Jeff Steiner’in sözleriyle birlikte hatırlanınca, sembolik bir çadırdan çok daha derin mesajlar taşıyor günümüze.

Yaşanacak kent mi diye sorulsa, cevaplamakta tereddüt ederdim belki ama gezilip görülecek kentlerden biri olduğuna şüphe yok Londra’nın.

Tatil için gelenlerin ziyaret edebileceği çok sayıda mekan, alan var merkezde ve çevresinde. Kraliyet Sarayı’ndan, Parlamento’ya kadar Britanya’ya has her değerin, aynı zamanda turizm ve tanıtım amaçlı kullanılması daha da popüler hale getiriyor Londra’yı. Zengin müzeler bir tarafa, kimi bölgelerde geçmişte farklı amaçlarla kurulmuş olan parklar bile ziyaret edenin anılarında iz bırakacak eserler barındırır. Turistlere, ziyaretin ötesinde tarih bilincini de hatırlatan eserler bunlar.

Yirmi yılı aşkın süredir yaşadığım halde görmek isteyip de göremediğim çok mekan vardır benzerleri ki, listesi oldukça uzundur. Ama görebildiklerim arasında hafızamda iz bırakan bazı eserlerin hikayesi, günümüzde yaşanan bazı uluslararası olaylarla birlikte düşünülünce daha anlamlı hale geliyor zaman zaman. Daha önce de bazı vesilelerle yazdığımı hatırlıyorum bu hikayeyi ama, son ‹srail saldırısından sonra bir defa daha yazmak kaçınılmaz oldu.

Güney Londra’nın Surrey bölgesindeki 18. yüzyılda kurulmuş özel bir vakfa ait olan Painshill Park Trust parkını yıllar önce ziyaret etmiştim. Özel bir vakfa ait ormanlık alanda 18. yüzyıl ortalarında kurulan bu parkın en önemli özelliği, içerisinde dünyanın farklı ülkelerini temsil eden sembolik eserler barındırması. Ziyaret sırasında doğal olarak her yurtdışına çıkan turist gibi ben de bu park içerisinde bizden de bir eser olup olmadığını merak etmiştim. Merakım boşuna değilmiş meğer. Parkta yüksekçe bir tepe üzerine kurulmuş olan ‘Türk Otağı da Türkiye ve Türkleri temsil ediyormuş.

Bir İngiliz soylusu tarafından 1779 yılında yaptırılan ve zamanla yıpranan tarihi Türk Otağı 90’lı yıllarda Musevi asıllı bir işadamı tarafından yenilenmişti de. Türkiye’yi temsilen zamanın Londra Büyükelçisi Özdem Sanberk ile Büyükelçilik Müsteşarı Kenan ‹pek’in de hazır bulundukları otağın açılışı, düzenlenen törenle bizzat Prens Charles tarafından yapılmıştı.

Mimariye olan merakıyla bilinen Prens Charles’ın, otağ için “Türk Lokumu” benzetmesi yaptığı da bilinmedik değildir. Türk Otağı özel bir vakıf olan Painshill Park Trust tarafından kurulan ‘Painshill Park’ın en görkemli tepesinde yer alıyor. Türkiye – ‹srail ilişkilerinin bozulmasıyla, Türk Otağı’nın ne ilgisi olduğunu merak edeceğinizi biliyorum. Sözünü ettiğim bu tarihi otağ o yıllarda Amerika’da yaşayan Musevi Türk vatandaşı Jeff Steiner tarafından restore edilmişti. Steiner, tarihi Türk Otağı’nı, 15. yüzyılda Musevilere kapılarını açan Osmanlı ‹mparatorluğu’na şükran amacıyla ve bu tarihi olayın hatırasını yaşatmak düşüncesiyle yaptırarak, Osmanlı ‹mparatorluğu’na bir anlamda vefasını göstermişti. Jeff Steiner’in tören sırasında sarfettiği, “Türkiye daha 15. yüzyılda dünyadaki etnik, siyasi ve dini bölünmelerin üstüne çıkmış ve kaçan Musevilere kucak açarak, evrensel kardeşliğin, herşeyin üzerinde olduğunu sergilemiştir. Türkiye’nin Musevi halkına yaklaşımı her zaman şükranla anılacaktır” sözleri bugün yaşananlarla birlikte okununca daha anlamlı hale geliyor.

Painshill Park’ın en görkemli tepelerinden birinde yer alan Türk Otağı, bugünün modern Türkiyesi için pek anlamlı gelmiyor olabilir belki ama, Musevi işadamının sözleriyle birlikte hatırlanınca, sembolik bir çadırdan çok daha derin mesajlar taşıyor günümüze. Tarihte Osmanlı ‹mparatorluğu’nun, Musevilere gösterdiği merhametin bugünün Cumhuriyet Türkiyesi tarafından da, bu kez ‹srail’in tecrit ettiği Gazze’deki Filistin halkına gösterildiği mesajını mesela.

Türk Otağı’nı bana hatırlatan gerekçe bu işte.

Yorumunuzu Yazınız.





Benzer Yazılar