<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aylık Ekonomi Dergisi &#187; Dosyalar</title>
	<atom:link href="http://www.ekovitrin.com/index.php/kategori/dosyalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ekovitrin.com</link>
	<description>Ekovitrin</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jul 2010 13:42:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>YILDA 200 BİN İŞSİZE İŞ SAĞLAYACAK PROJE&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/yilda-200-bin-issize-is-saglayacak-proje/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/yilda-200-bin-issize-is-saglayacak-proje/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 21:24:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Piyasalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3516</guid>
		<description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer: Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri ile önümüzdeki 5 yılda en az 1 milyon işsiz gencimizi iş sahibi kılmayı amaçlıyoruz…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri ile 5 yılda en az 1 milyon işsiz genci iş sahibi kılmayı amaçladıklarını belirterek, “Bu projeyi insanımıza ’altın bilezik’ kazandırma projesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer: Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri ile önümüzdeki 5 yılda en az 1 milyon işsiz gencimizi iş sahibi kılmayı amaçlıyoruz…</em></strong></p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/07/issizlik1.jpg" rel="shadowbox[post-3516];player=img;"></a><img class="alignleft size-full wp-image-3520" title="issizlik" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/07/issizlik1.jpg" alt="" width="472" height="240" />Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri ile 5 yılda en az 1 milyon işsiz genci iş sahibi kılmayı amaçladıklarını belirterek, “Bu projeyi insanımıza ’altın bilezik’ kazandırma projesi olarak adlandırıyoruz. Bu proje, işsizler için, iş dünyası için, ülkemiz için bir umut projesidir” dedi.</p>
<p>         Dinçer, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde düzenlenen Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri Projesi (Beceri 2010) Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin en temel meselesi olan istihdam sorununa kalıcı çözüm üretmek için tarihi bir projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.</p>
<p>         “Türkiye ekonomisinin büyümeden, istihdama pozitif bir yükseliş trendine girdiği günlerde, ülkenin geleceği için kamu ve özel sektörün gücünü birleştirerek çalışma hayatına yeni bir ivme kazandırmanın heyecanını yaşadıklarını” ifade eden Dinçer, uzun yıllardır konuşulan istihdam ve mesleki eğitim ilişkisini artık tartışmadan çıkararak kurumsallaştırdıklarını vurguladı.  Dinçer, istihdam meselesini mesleki eğitimle bütünleştiren eylem planının 15 Temmuz 2010’da Bakanlar Kurulu kararıyla kesinleştiğini anımsattı.</p>
<p>         “Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri ile önümüzdeki 5 yılda en az 1 milyon işsiz gencimizi iş sahibi kılmayı amaçlıyoruz” diyen Dinçer, proje kapsamında yapılacaklara ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>         “Birlikte elimizi taşın altına koyduk ve inşallah güç birliğimizi koruyarak istihdam yükünü Türkiye’nin omuzlarından kaldıracak, iş gücü piyasasının ihtiyacına cevap vereceğiz.</p>
<p>         Öncelikle meslek odaları, bölgelerindeki şirketlerin ihtiyaç listesini tespit edecek. İkinci aşamada hızla, meslek edinecek olan kursiyerler belirlenecek. Mesleki eğitim kurslarının verileceği 111 endüstri meslek lisemizin araç ve gereç ihtiyacı karşılanacak. Kursiyerlerin kurs bittikten sonra en az eğitim ve staj süreleri kadar istihdam edilmeleri, yani aldıkları teorik ve pratik eğitimi çalışarak tatbik etmeleri sağlanacak. Bu yılın ekim ayında başlayacak olan proje için 81 vilayetimizde 111 teknik ve endüstri meslek lisesi kurs merkezleri olarak seçilecek.</p>
<p>         2010, 2011 ve 2012 yıllarında proje için 119 milyon 270 bin liralık kaynak kullanılacak. Kurslara katılacak işsizlerimize kurs süresince günlük 15 lira ödenecek. Sonuçta, önümüzdeki 5 yılda 1 milyon gencimizi bu gerçekçi proje ile üretim süreçlerine dahil edeceğiz. Bu projeyi insanımıza ’altın bilezik’ kazandırma projesi olarak adlandırıyoruz. Bu proje, çağın ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre meslek edindirme, beceri kazandırma, iş edindirme projesidir.  İşsizler için, iş dünyası için, ülkemiz için bir umut projesidir. İş gücü verimliliği artırılarak ülkenin rekabet gücünün artmasına, sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyümenin sağlanmasına hizmet edecek bir projedir.”</p>
<p>         Dinçer, proje kapsamında yapılan bütün eğitim ve işe yerleştirme programlarının, İŞKUR’un yıllık Aktif İş Gücü Programlarına ilave olarak yapılacağını belirtti.</p>
<p><strong><em>“İŞSİZLİĞE YÖNELİK KAPSAMLI MÜCADELE”</em></strong></p>
<p>Bakan Dinçer, kayıt dışı istihdam ve yabancı kaçak işçiliğin boyutlarının, iş gücünün vasıf ve beceri düzeyi ile çalışanların meslek edinme, gerektiğinde meslek değiştirme, iş hayatındaki muhtemel ve güncel değişimlere uyum kabiliyetinin istihdamın artırılması açısından en önemli meseleleri oluşturduğunu söyledi.</p>
<p>         Çalışma çağı nüfusuna her yıl 800 bin kişinin katıldığını ve bunların 400 bin civarındaki kısmının iş aramaya başladığını anlatan Dinçer, tarımdan tarım dışı sektöre her yıl 150 bin kişilik geçiş olduğunu ve tarım dışı sektöre her yıl 550-600 bin kişilik bir katılım gerçekleştiğini belirtti.</p>
<p>         Dinçer, Nisan 2010’da istihdam edilenlerin sayısının, geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 803 bin kişi artarak, toplamda 22 milyon 501 bin kişiye yükselmesine ve bu dönemde, tarım sektöründe çalışanların sayısının 664 bin, tarım dışı sektörlerde çalışanların sayısının 1 milyon 139 bin artmasına rağmen işsizliğin yeterince azalmadığına dikkati çekti.</p>
<p>         Katılım oranının 1 puan artmasının 520 bin ilave iş gücü ve mevcut işsizlik oranında 2 puanlık artış anlamına geldiğini ifade eden Dinçer, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi iş gücüne katılımın sabit olsa Türkiye’de işsizliğin çok daha hızlı ve kolay bir biçimde eritilebileceğini vurguladı. Dinçer, Türkiye’nin her yıl yüzde 5’ler civarında büyüdüğünü ve bu büyümenin tarım dışı sektörde 400 bin civarında istihdam yarattığını kaydetti. Dinçer, şöyle konuştu:</p>
<p>         “Bütün bu olumsuzluklara rağmen, bakanlık olarak işsizliğin azaltılmasına yönelik çalışmalarımızı ajandamızın birinci sırasına almış bulunuyoruz. İşsizliğe yönelik kapsamlı bir mücadele başlattık.</p>
<p>         Bu mücadeleyi kısa vadeli politika, teşvik ve tedbirlerle kriz nedeniyle ortaya çıkan konjonktürel işsizliği azaltmaya ve uzun vadeli stratejilerle yapısal işsizlik sorununun tümüyle ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar altında yürüttük. Üstelik, bu mücadeleyi, kimilerinin ifade ettiği gibi bugünlerde veya kriz nedeniyle de başlatmadık. Çünkü bizim bu mücadelemiz sadece işsizliği önlemeye değil, aynı zamanda sosyal barışı geliştirmeye, huzur ve refahı artırmaya katkı sağlayacaktır. Başka bir ifadeyle, işsizliğin azaltılması ’Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizin’ ruhuna uygun düşecektir.”</p>
<p><strong><em>TEŞVİK PAKETİNİN SONUÇLARI</em></strong></p>
<p>         İşsizliğin azaltılması amacıyla hazırlanan ilk teşvik paketini ekonomik krizin etkilerinin henüz hissedilmeye başlamadığı Mayıs 2008’de çıkarttıklarına dikkati çeken Dinçer, kriz esnasında, tedbirleri daha kriz başlamadan devreye sokmanın faydalarını da gördüklerini söyledi.</p>
<p>         Dinçer, bu süreçte açıklanan teşvik paketlerinde alınan sonuçlara ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>         “-İşveren sigorta priminde 5 puanlık prim indirimi yapılmış, bu indirimden 2009’da 699 bin 269 iş yeri ve 5 milyon 127 bin çalışan yararlanmıştır.</p>
<p>         -18-29 yaş arası gençler ile kadınları istihdam eden işverenlere yönelik prim indirimi getirilmiş, bu teşvikten 2009’da 27 bin 322’si kadın olmak üzere toplam 53 bin 296 kişi yararlanmıştır.</p>
<p>         -Özürlü istihdamı teşvik edilmiş, bu teşvikten 2009’da 28.324 özürlü vatandaşımız faydalanmıştır.</p>
<p>         -İşletmeler üzerindeki istihdam yüklerini azaltmak amacıyla özel sektördeki eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma zorunluluğu ile spor tesisi ve ana okulu kurma gibi idari yükümlülükler kaldırılmıştır.</p>
<p>         -İşsizlere yapılan işsizlik sigortası ödemeleri yüzde 11 artırılarak işsizlik sigortasından yararlanma genişletilmiştir.</p>
<p>         -5921 sayılı düzenleme ile ortalama sigortalı sayısına ilave işe alınanların işveren sigorta prim payının 6 ay süreyle İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanması mümkün hale getirilmiştir. İlave istihdam teşviki 31 Aralık 2010 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu teşvikten 2009’da 55 bin 93 çalışan yararlanmıştır.</p>
<p>         -İŞKUR tarafından 2009’da Türkiye genelinde istihdamı artırmaya yönelik toplam 7 bin 897 adet mesleki eğitim kursu açılmıştır. Farklı sektörlerde açılan bu mesleki eğitim kurslarına 85 bin 756 erkek, 80 bin 957 kadın olmak üzere toplam 166 bin 713 kişi katılmıştır.</p>
<p>         -İşsizlerin iş başında eğitilmesini ve işe daha kolay yerleştirilmesini amaçlayan staj programlarından 1285 kişi faydalanmıştır.</p>
<p>         -Ekonomik kriz veya diğer olumsuz koşullar nedeniyle üretimin ve istihdamın daraldığı işletmelerde çalışanların işten çıkarılmasının önlemesinin amaçlandığı kısa çalışma programlarından 2009’da 192 bin 244 işçi yararlandı.  Diğer bir ifadeyle yaklaşık 200 bin kişinin işsiz kalması önlenmiştir. Haziran 2010’a kadar ise bu sayı 210 bin 692’ye çıktı.</p>
<p>         -Toplum Yararına Çalışma programlarından 33 bin 229 erkek, 12 bin 238 kadın olmak üzere toplam 45 bin 467 işsiz yararlanmıştır. Böylece işsizler belirli bir süre ile de olsa istihdam ve gelir güvencesine kavuşmuşlardır.”</p>
<p><strong><em>ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ</em></strong></p>
<p>         Ömer Dinçer, işsizlikle mücadelede en önemli adımlardan birinin Ulusal İstihdam Strateji hazırlamak olduğunu söyledi.</p>
<p>         Türkiye’de ilk defa işsizlik sorununun çözümü için bütüncül bir strateji ortaya konulduğuna dikkati çeken Dinçer, bundan sonra alınan tüm tedbirler ve uygulanan teşviklerin bu stratejinin bir parçası olarak hayata geçirileceğini vurguladı.</p>
<p>         Bu stratejinin temel amacının, orta ve uzun vadede ülkenin büyüme ve gelişme trendleri dikkate alınarak istihdamın yapısını biçimlendirmek, kısa vadede ise işsizlik sorununun çözümüne yönelik politika ve tedbirleri belirlemek olduğunu ifade eden Dinçer, işsizliğin azaltılması önceliğinin yanında, ülkenin ekonomik yapısındaki dönüşüme uygun istihdam ve nitelikli iş gücüne sahip olunması ve emek piyasasının modernizasyonunun ulusal istihdam stratejisinin diğer çıktıları olduğunu belirtti.</p>
<p>         “Belgede geleceğin Türkiyesinde, 2023 yılında işsizlik sorununu yapısal olarak çözmeye yönelik strateji ve politikalar ile atılması gereken adımlar, alınması gereken ayrıntılı tedbirler yer almaktadır” diyen Dinçer, stratejide yer alan her öneri ve her tedbirin “ekonomiklik, etkinlik ve uygulanabilirlik” kriterleri esas alınarak belirlendiğini ve bu kriterlere bağlı olarak uygulanacağını bildirdi.</p>
<p>         Dinçer, strateji ile ilgili çalışmalar tamamlandıktan sonra kamuoyuyla paylaşılacağını ve süratle uygulamaya konulacağını söyledi.</p>
<p>         Strateji belirleme çalışmaları devam ederken, bu stratejinin parçaları olarak nitelendirilebilecek projeler yürütüldüğünü anlatan Dinçer, İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı’nın bunlardan biri olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong><em>360 LİRA MAAŞLA İŞSİZ İŞ ÖĞRENECEK</em></strong></p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, kamu, özel sektör işbirliği ile hazırlanan Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri Projesidir (Beceri 2010 Projesi) bir beceri kazandırma ve iş edindirme seferberliği olduğunu bildirdi.</p>
<p>Beceri kazandırma ve iş edindirme seferberliği kapsamında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İŞKUR ve TOBB ETÜ işbirliği ile yapılan, Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri Projesi (Beceri 2010) tanıtımı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın da katıldığı toplantı ile yapıldı.</p>
<p>Toplantının açılış konuşmasını yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, istihdam meselesinin, Türkiye&#8217;nin uzun süredir çözüm harcanan konularından biri olduğunu, Türkiye&#8217;de her yıl çalışma yaşına gelen 800 bin genç olduğunu, ancak yeterli eğitimin verilmediği bu genç nüfusun, ekonominin büyümesine istenen katkıyı veremediğini söyledi.</p>
<p>Bu durumun insanlarla ilgili değil, sistemle ilgili olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, zira Türkiye&#8217;de gereken beceri kazandırılan insanların, dünya çapında isim yapabildiğini kaydetti.</p>
<p>TOBB Başkanı, köyden kente göç, düşük teknolojiden orta teknolojili üretime geçiş, hizmet sektörlerinin yeniden yapılandırılması, sektörlerde yaşanan yapıcı yıkım süreci ve ekonomik krizler gibi faktörlerin Türkiye&#8217;deki istihdam piyasasının yapısını kalıcı bir biçimde değiştirdiğini ve işsizliğin yapısal bir soruna dönüşmesine neden olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong><em>İŞSİZLİĞİN EN ÖNEMLİ SORUNU MESLEKSİZLİK</em></strong></p>
<p>İstihdam sorunun altında yatan en önemli nedenlerden birinin de &#8221;mesleksizlik&#8221; olduğunu kaydeden Rifat Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının duyduğu becerilerin, iş arayanlarda bulunmadığını bildirdi.</p>
<p>Anadolu&#8217;da kahvelerin işsiz dolu olduğunu, buna karşılık işletmelerin ise çalıştıracak eleman bulamadığını söyleyen Hisarcıklıoğlu, &#8221;Zira bizim işletmelerimizde ihtiyaç duyduğumuz beceriler, okullarımızda öğretilmemekte, okullarımızda öğretilen becerilerse, işletmelerimizde kullanılmamaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Beceri 2010 projesi ile mesleki eğitim kursları meselesine bir neşter atıldığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Türk özel sektörünün asli mekanizması olan ticaret ve sanayi odalarımız, TOBB, İş-Kur, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığımız ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitemiz bir araya gelerek, meslek eğitiminde yeni bir modeli başlatıyoruz. Aktif işgücü politikasının ilk büyük adımı atıyoruz. Beceri-2010 Projesi, bir beceri kazandırma ve iş edindirme seferberliğidir. Ama aynı zamanda rekabetçilik projedir, bir umut projedir. Bu projede, nitelikleri yetersiz olan ya da teknolojik değişimler sonucu nitelikleri güncelliğini yitiren işsizlerimiz için iş bulma umududur. Aynı zamanda bu proje, nitelikli insan kaynağı bulamadığı için verimsiz çalışan şirketlerimiz için rekabet gücü kazanma umududur.&#8221;</p>
<p><strong><em>İLK AŞAMADA 19 İLDE UYGULANACAK</em></strong></p>
<p>Proje çerçevesinde bölgesel ve sektörel mesleki eğitim ihtiyaçlarının odaların aktif katılımıyla TOBB ETÜ tarafından belirleneceğini ve ihtiyaç analizinin ilk aşamada pilot olarak seçilen 19 ilde uygulanacağını belirten Hisarcıklıoğlu, bu ihtiyaçlar doğrultusunda da kurslar açılacağını söyledi.</p>
<p>Hisarcıklıoğlu, sonra buna uygun mesleki ve teknik programlar hazırlanacağını, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 111 teknik ve endüstri meslek liselerindeki donanımın yenileneceğini, öğretmenlerin bilgi ve becerilerinin güncelleneceğini, kurslar başlamadan önce işyerleri ve kursiyerler arasında eşleştirme yapılacağını, tespit edilen işgücü ihtiyacına uygun nitelikte teorik ve pratik mesleki eğitim programlarının uygulanmaya başlayacağını bildirdi.</p>
<p><strong><em>5 YILDA 1 MİLYON KİŞİYE İŞ İMKANI</em></strong></p>
<p>Projenin sonucunda 111 okula 106 milyon liralık makine-teçhizat yatırımı yapılacağını, 6 binin üzerinde eğiticinin modern tekniklere göre eğitileceğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, 5 yıl sürecek projede, her yıl yaklaşık 200 bin kişiye iş piyasanın ihtiyaç duyduğu niteliklerin kazandırılması, böylece 5 yılda 1 milyon kişinin beceri kazanması ve iş bulmasının hedeflendiğini söyledi.</p>
<p>Hisarcıklıoğlu, bütün bunları yanı sıra katılımcılara eğitim dönemleri süresince günlük 15 lira (aylık 360 lira) ödeneceğini, ayrıca katılımcıların Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereği ödenmesi gereken iş kazası ve meslek hastalığı sigorta prim giderlerinin de İŞKUR tarafından karşılanacağını dile getirdi.</p>
<p><strong><em>ÖZEL SEKTÖRÜN İSTİHDAMA KATKISI</em></strong></p>
<p>Küresel kriz nedeniyle 2009 yılında geniş tanımlı işsiz sayısının 1,1 milyon kişi arttığını ve 5,5 milyona çıktığına işaret eden TOBB Başkanı, işsizlik konusunda ciddi problem olduğunu, fakat bu sorunun giderilmesi için umut da olduğunu kaydetti.</p>
<p>Son yıllarda istihdam üzerindeki mali yükleri azaltan önemli adımlar atıldığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, Türk özel sektörünün bu adımları boşa çıkarmadığını, 2002-2008 yılları arasında 2,8 milyonu çalışan, 200 bini girişimci ve işveren olarak, toplam 3 milyon kişiye yeni istihdam sağlandığını bildirdi.</p>
<p>Aynı dönemde sigorta istihdamının da 3,6 milyon kişi arttığını anlatan Hisarcıklıoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Bakın istihdamı son rakamlara, Nisan itibariyle son 1 yılda özel sektördeki istihdam artışı 1 milyonu geçmiştir. Özel sektörümüz, küresel krizin açtığı yaraları sarmaktadır. İşte, ülkemizin iş ve yatırım ortamı düzeldikçe, ekonomi büyüdükçe, bizim de istihdamı artırdığımız ortadadır.</p>
<p>Öte yandan, istihdam konusunda özel sektör şirketlerimize de buradan seslenmek istiyorum; bizler &#8216;insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır&#8217; düsturu ile yetişmiş bir milletiz. Küresel krizin getirdiği sıkıntı ve ıstırabı, ancak işverenler ve çalışanlar birlikte durarak aşabiliriz.&#8221;</p>
<p>TOBB ETÜ konferans salonunda yapılan toplantıya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, İŞKUR temsilcileri ile işadamları katıldı.</p>
<p><strong><em>PROJE NASIL İŞLEYECEK?</em></strong></p>
<p>Proje ilk yıl İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Kocaeli, Adana, Konya, Tekirdağ, Mersin, Manisa, Kayseri, Gaziantep, Denizli, Samsun, Trabzon, Diyarbakır, Malatya ve Erzurum illerinde uygulanacak.</p>
<p>Kamu-özel sektör işbirliği ile yürütülecek proje TOBB ETÜ analiz kapasitesiyle destek verecek. Milli Eğitim Bakanlığı proje ile meslek teknik liselerinin eğitim altyapısını mesleki eğitim kurslarına daha uygun hale getirecek. Proje çerçevesinde ticaret ve sanayi odaları işgücü piyasalarında yerel ihtiyaçların belirlenmesi için anketler yapacak, toplantılar düzenleyecek ve ilgili taraflarla mülakatlar yapacaklar. Bunun sonucunda da sektörlerin ihtiyaçları ortaya çıkacak.</p>
<p>Kurslar teorik ve pratik olarak iki aşamalı olarak başlatılacak. Teorik eğitimler Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezlerinde, pratik eğitimler ise eşleştirme yapılan özel sektör kuruluşlarında gerçekleştirilecek.</p>
<p>Proje ile yılda 9 bin 858 kursta 197 bin 160 işsiz eğitilebilecek. Başaralı kursiyerlerin yüzde 90&#8242;ı istihdam edilecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/yilda-200-bin-issize-is-saglayacak-proje/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AİHM&#8217;DEN ABDULLAH ÖCALAN&#8217;A &#8220;RET&#8221;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/aihmden-abdullah-ocalana-ret/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/aihmden-abdullah-ocalana-ret/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jul 2010 01:43:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ekovitrin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3506</guid>
		<description><![CDATA[PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’nin kendisini yeniden yargılamamasını şikâyet amacıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı dava başvurusu reddedildi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında Ankara&#8217;ya karşı açtığı davada ilk kararını 12 Mayıs 2005 tarihinde vermiş ve Öcalan’ın “adil yargılanmadığına” hükmetmişti.
Öcalan, bu kararı temel alarak yeniden yargılanmak için Türk yargısına başvuruda bulunmuş, ancak başvuruyu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’nin kendisini yeniden yargılamamasını şikâyet amacıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı dava başvurusu reddedildi.</strong></p>
<div id="attachment_3509" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-3509" title="ocalan-mahkemede" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/07/ocalan-mahkemede-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /><p class="wp-caption-text">AİHM&#39;in verdiği kararın, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yeniden yargılanmayla ilgili maddelerinde değişiklikle ilgili tartışmaları etkilemesi gündemde.</p></div>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında Ankara&#8217;ya karşı açtığı davada ilk kararını 12 Mayıs 2005 tarihinde vermiş ve Öcalan’ın “adil yargılanmadığına” hükmetmişti.</p>
<p>Öcalan, bu kararı temel alarak yeniden yargılanmak için Türk yargısına başvuruda bulunmuş, ancak başvuruyu inceleyen Ankara ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemeleri, dosyayı tekrar gözden geçirmekle birlikte, davanın yeniden görülmesi ve yeniden duruşma düzenlenmesi taleplerini geri çevirmişti.</p>
<p>AİHM kararlarının uygulanışının denetiminden sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de, Türk mahkemelerinin Öcalan dosyasını yeniden açıp, yeniden yargılamaya gerek kalmadığına dair kararlarını 12 Mayıs 2005 tarihli AİHM hükümlerinin uygulanması temelinde yeterli bulmuş ve 14 Şubat 2007 tarihinde gündemindeki Öcalan dosyasını kapattığını bildirmişti</p>
<p><strong>“AİHM kararları uygulanmıyor” şikâyeti</strong></p>
<p>Abdullah Öcalan’ın avukatları bu kararlar üzerine “Türk yargısı AİHM kararlarını uygulamıyor” gerekçesiyle aynı yıl Ankara’ya karşı AİHM’de yeni bir dava açmak için başvuruda bulundu.</p>
<p>Başvuruda, 12 Mayıs 2005 tarihli AİHM kararı dikkate alınmayarak Abdullah Öcalan’ın ulusal mahkemeler önünde yeniden yargılanmasının reddedilmesinin, yeni bir duruşma düzenlenmemesinin ve ulusal mahkemelerin Öcalan dosyasını ayrıntılı incelememelerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “adil yargılanma, mahkemeler önünde etkili başvuru hakkı, ayrımcılık ve AİHM kararlarının bağlayıcılığı ve uygulanmasıyla” ilgili maddeleri ihlal ettiği öne sürüldü.</p>
<p><strong>Mahkeme esasa girmeden reddetti</strong></p>
<p>AİHM bu tezlerin tamamını geri çevirdi. Başvuruyu geçtiğimiz günlerde inceleyip karara bağlayan Strasbourg Mahkemesi, kendi aldığı kararların uygulanışının denetiminden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin sorumlu olduğunu belirterek, Komite’nin 14 Şubat 2007 tarihli kararını hatırlattı. AİHM kararında, yargının yenilenmesi prosedürünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanmayla ilgili maddesinin kapsam alanına girmediği de vurgulandı. Strasbourg Mahkemesi, bu tespitlerden yola çıkarak Abdullah Öcalan’ın Ankara’ya karşı yeni bir dava açmak için yaptığı başvuruyu esasa girmeye gerek görmeden “kabul edilebilirlik” aşamasında reddetti. Karar, başvuruyu inceleyen AİHM İkinci Dairesi tarafından oybirliğiyle alındı.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de reformun önü açılabilir</strong></p>
<p>Kararın, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yeniden yargılanmayla ilgili maddelerinde yapılması öngörülen ancak “Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasına kapı aralar” kaygısıyla bugüne kadar gerçekleştirilemeyen değişiklik önündeki engeli de kaldırması gündemde. Zira yürürlükteki yasal düzenleme AİHM’de Ankara’ya karşı adil yargılanma davası kazanmış bazı şahısların Türkiye’de yeniden yargılanabilmelerine olanak tanımıyor. Söz konusu şahısların dosyalarının yeniden açılamaması AİHM kararlarının denetiminden sorumlu Bakanlar Komitesi önünde Ankara’nın siyasi ve diplomatik baskı görmesine neden olmakta. Şu anda Bakanlar Komitesi gündeminde bu konuda 208 dava dosyası bulunuyor.</p>
<p><strong>Öcalan konusunda ikinci önemli karar</strong></p>
<p>AİHM kararı, son bir haftada Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi cephesinde Abdullah Öcalan hakkında açıklanan ikinci önemli karar olması bakımından da önem taşımakta.</p>
<p>AİHM gibi Avrupa Konseyi’ne bağlı çalışan Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi (CPT), geçen hafta Abdullah Öcalan hakkında bir rapor açıklamış ve İmralı’daki cezaevi koşullarının Avrupa standartlarında olduğunu duyurmuştu. CPT raporunun, Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşulları konusunda AİHM’de Ankara’ya karşı açtığı ve bu yılsonundan önce sonuçlanmasının beklendiği davada referans belge olarak kullanılması bekleniyor.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>© Deutsche Welle Türkçe</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Kayhan Karaca / Strasbourg</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Editör: Ayhan Şimşek</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/aihmden-abdullah-ocalana-ret/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TERCİHTE KAYBETMEMEK İÇİN 3 PÜF NOKTASINA DİKKAT!</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/universite-adaylari-tercihte-kaybetmemek-icin-3-puf-noktasina-dikkat/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/universite-adaylari-tercihte-kaybetmemek-icin-3-puf-noktasina-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 22:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3493</guid>
		<description><![CDATA[Hangiuniversite.com, tercih döneminin son günlerinde üniversite öğrencilerine doğru tercih yapmaları konusunda danışmanlık sağlıyor. Projenin Akademik Danışmanlarından Burak Kılanç ise üniversite adayları için püf noktalarını açıklıyor.
Üniversite tercih simülasyonu konusunda ilk ve tek platform olan hangiuniversite.com, tercih döneminin son günlerinde üniversite adaylarına yol göstermeye devam ediyor. Projenin Akademik Danışmanlarından Burak Kılanç, üniversite adaylarının aldıkları puanları ve başarı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hangiuniversite.com, tercih döneminin son günlerinde üniversite öğrencilerine doğru tercih yapmaları konusunda danışmanlık sağlıyor. Projenin Akademik Danışmanlarından Burak Kılanç ise üniversite adayları için püf noktalarını açıklıyor.</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3501" title="ogrenci_gorselleri_1" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/07/ogrenci_gorselleri_11.jpg" alt="" width="448" height="298" />Üniversite tercih simülasyonu konusunda ilk ve tek platform olan <strong><a href="http://www.hangiuniversite.com/">hangiuniversite.com</a></strong>, tercih döneminin son günlerinde üniversite adaylarına yol göstermeye devam ediyor. Projenin Akademik Danışmanlarından Burak Kılanç, üniversite adaylarının aldıkları puanları ve başarı sıralarını en iyi şekilde değerlendirip, tercihler sırasında da kazanmalarını sağlayacak önemli püf noktalarını açıklıyor.</p>
<p><strong>1.Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’ndaki bilgileri değerlendirirken bu seneki değişimleri göz önünde bulundurun!</strong></p>
<p>ÖSYM tarafından hazırlanan kılavuzun yayınlanmasını beklemek ve oradaki bilgileri doğru kabul etmek gerekiyor. Ancak kılavuz bilgileri geçen sene oluşan taban puan ve başarı sıralarını içeriyor. Yani adayın kendi sınav sonuç belgesindeki puan ve başarı sıralarını kılavuzdaki bölüm taban puanları ve başarı sıraları ile karşılaştırırken “Ben bu seneki başarıyı geçen sene elde etmiş olsam hangi bölümlere girebilirdim?” diye düşünmesi gerekiyor. Buna rağmen yıllar arasında tercih eğilimleri değişebildiği için adayların bu seneki tercih eğilimlerini takip ederek tercih yapmaları, hedeflerine ulaşmaları açısından onlara önemli bir avantaj sağlayabiliyor. Özellikle yeni açılan bölümlerin taban puanları geçen yıllarda oluşmadığı için bu bölümler hakkında fikir yürütmek ve söz konusu bölümleri tercih listelerine yerleştirmek oldukça güç oluyor. Bu konuda hangiuniversite.com çok sayıda adayın tercih listesini analiz ederek detaylı bilgiler sunabiliyor.</p>
<p><strong>2.Önceliklerinizi belirleyin!</strong></p>
<p>Yapılacak tercihleri etkileyen unsurlardan biri de adayın kişisel öncelikleri. Adayın tercih yapmadan önce, “Ailemin yanından ayrılmak istiyor muyum?”, “Vakıf üniversitelerinin paralı programlarını tercih edebilir miyim?” gibi sorulara cevap vermesi ve buradaki yanıtlarına göre tercihlerini şekillendirmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>3.hangiuniversite.com Yerleştirme Provaları’na katılın!</strong></p>
<p>Hangiuniversite.com, tercih dönemi boyunca 3 defa gerçekleştirilecek olan yerleştirme provasıyla adayların tercih yaparken kazanmalarına yardımcı oluyor. Bu provalarda, siteye üye adayların tercih listelerine göre nereye yerleşebilecekleri, hazırlanmış bir yerleştirme algoritması ile belirleniyor. Bu sayede üyeler, ÖSYM’ye bildirecekleri resmi tercih listelerini oluşturmadan önce 3 kez deneme şansına sahip oluyor ve tercih listelerini en mükemmel hale getirebiliyor.</p>
<p>hangiuniversite.com Akademik Danışmanlarından Burak Kılanç tercih belirleme sırasında adayların karşısındaki iki temel kısıtı şöyle sıralıyor:</p>
<p><strong>a.</strong> Aday bu seneki tercih eğilimleri hakkında bilgiye sahip değil.</p>
<p><strong>b.</strong> Sadece tek bir tercih listesi hazırlayıp yerleştirme için ÖSYM’ye verme şansına sahip.</p>
<p><a href="http://www.hangiuniversite.com/">www.hangiuniversite.com</a>’un bu iki kısıtı ortadan kaldıran bir sistem olduğunu belirten Burak Kılanç şunları söylüyor: “Adaylar hangiuniversite.com sitesine girdiklerinde öncelikle üniversiteler ve bölümleri ile ilgili çok detaylı bilgi alabiliyorlar. Bunun ardından kendi tercih listelerini oluşturup bu listeyi kaydedebiliyor ve 7 gün 24 saat güncelleyebiliyorlar. Bu sayede çok sayıda adayın tercih listesinin bir araya geldiği bir veritabanı oluşuyor. Bu veritabanındaki verilerin işlenmesi ile hangi bölümlere daha çok talep olduğu, hangi puan aralığındaki adayların hangi bölümleri tercih ettiği vb. pek çok soru yanıt buluyor. Ve en önemlisi de 2010’un eğilimleri ortaya çıkıyor. Böylece adaylar tercih sırasında çok daha doğru ve sağlam bilgilere göre karar verebiliyorlar.”</p>
<p><strong>İlgili Kişi:</strong><br />
Dilek  Özcan<br />
Marjinal Porter Novelli<br />
0212 219 29 71<br />
<a href="mailto:dileko@marjinal.com.tr">dileko@marjinal.com.tr</a></p>
<p><strong>hangiuniversite.com</strong></p>
<p>Öğrencilerin ve geleceklerinin sınav sistemi değişikliklerinden olumsuz etkilenmemesi için 2010 Mayıs ayında Hasan Yaşar tarafından hayata geçirilen ve Akademik Danışmanlığını Burak Kılanç’ın üstlendiği “hangiuniversite.com”, adayların tercih ve puanını girerek genel tercih eğilimlerini ve kaç kişinin yazdığı bölümü istediğini ücretsiz olarak öğrenebildiğ bir sistem. Öğrenciler bu site üzerinden ayrıca Türkiye’deki tüm üniversiteler ve bölümleri hakkında detaylı bilgi edinebiliyorlar. Küçük bir ücret karşılığında “premium” üye olanlar ise hangi tercihlerine girebildiğini ve puanıyla başka nereleri kazanabildiğini öğrenip, üniversitelerin kontenjan açıklarından öncelikli olarak haberdar olma avantajını yakalıyorlar.  <a href="http://www.hangiuniversite.com/">www.hangiuniversite.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/universite-adaylari-tercihte-kaybetmemek-icin-3-puf-noktasina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SREBENİÇA KATLİAMI&#8217;NIN KURBANLARI ANILDI&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/srebenica-katliaminin-kurbanlari-anildi/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/srebenica-katliaminin-kurbanlari-anildi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 15:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3450</guid>
		<description><![CDATA[11 Temmuz 1995’te işlenen Srebreniça Katliamı’nın üzerinden 15 yıl geçti. Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tanık olduğu en büyük katliam, 15 yıl sonra bile tam olarak aydınlatılmış değil.
1995 yılında Bosna Savaşı sırasında yaklaşık 8 bin Boşnak Müslüman, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebreniça&#8217;da, kenti ele geçiren Sırp birlikler tarafından öldürülüp, toplu mezarlara gömülmüştü. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_3455" class="wp-caption alignleft" style="width: 460px"><img class="size-full wp-image-3455" title="srebrenica" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/07/srebrenica.jpeg" alt="" width="450" height="300" /><p class="wp-caption-text">Srebreniça Katliamı’nın 15. yıldönümü nedeniyle Potoçari Mezarlığı&#39;nda düzenlenen anma törenine, aralarında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu Balkan ülkeleri liderleri katıldı.</p></div>
<p><strong>11 Temmuz 1995’te işlenen Srebreniça Katliamı’nın üzerinden 15 yıl geçti. Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tanık olduğu en büyük katliam, 15 yıl sonra bile tam olarak aydınlatılmış değil.</strong></p>
<p>1995 yılında Bosna Savaşı sırasında yaklaşık 8 bin Boşnak Müslüman, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebreniça&#8217;da, kenti ele geçiren Sırp birlikler tarafından öldürülüp, toplu mezarlara gömülmüştü. Bugüne kadar pek çok toplu mezar açıldı ve yaklaşık 8 bin 372 kişinin kemikleri bulundu. 6 bin 557 kişinin kimliği tespit edildi. Pek çok kişi ise kayıp.</p>
<p><strong>&#8220;Neden önlenmedi?&#8221;</strong></p>
<p>1994-1998 yılları arasında Birleşmiş Milletler barış harekâtlarının planlamasından sorumlu Alman ordusu komutanlarından Manfred Eisele, 15 yıl sonra bugün bile yaşananları tam olarak açıklığa kavuşturmanın imkânsız olduğunu söylüyor. Eisele, pek çok ülkenin bölgeye diplomat ve asker göndererek etkili olmaya çalıştığını belirtiyor. Bu görevlilerin ifadelerinin BM raporlarına yansımamasının ise Eisele’ye göre bir nedeni var: Savaştan sonra bu kişilerin ifade vermesine izin verilmedi. General, Bosna Savaşı’nda Avrupa ülkelerinin üstlendiği rolün, Avrupa’nın yakın tarihi ile bağlantılı olduğunu savunuyor. Eisele, “Balkanlar&#8217;daki ihtilaflar 20’inci yüzyıl’ın başından itibaren Avrupa ülkelerinin başkentlerinde çok önemli rol oynadı. 1995 yılında başkentlerde yaşananlar, büyük oranda bu ülkelerin 1914&#8242;te benimsedikleri tutumla yakından bağlantılıydı&#8221; şekline konuşuyor.</p>
<p>General Eisele, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Srebreniça&#8217;daki 40 bin Müslüman’ı koruma amacı taşıdığından şüpheli. Hollandalı gazeteci Huub Jaspers’in son araştırmaları da bu yönde. Jaspers&#8217;in araştırmaları BM Güvenlik Konseyi&#8217;ndeki ülkelerin, Sırbistan’ın saldırı planından önceden haberdar olduğunu ortaya koyuyor. Gazeteci, Birleşmiş Milletler’in katliamın başlıca sorumlusu olduğu görüşünde. Jaspers, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Srebreniça’da yaşananların baş sorumlusudur. Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin istihbarat servisleri hazırlıklardan haberdar edilmişti. Bu bilgileri almış olmalarına rağmen hiçbir şey yapmadılar. Bu dramı önlemdiler. “Peki, ama neden?” Bugün karşı karşıya olduğumuz en önemli soru bu&#8221; diyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-3451" title="srebenica" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/07/srebenica.jpg" alt="" width="590" height="332" /></p>
<p><strong>&#8220;BM&#8217;nin dokunulmazlığı kalkmalı&#8221;</strong></p>
<p>Hollanda Hükümeti de Srebreniça Katliamı’ndan sorumlu tutuluyor. Zira Birlemiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebreniça, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne bağlı Hollanda tugayı tarafından korunuyordu. Birleşmiş Milletler’in Sırp birliklerine havadan saldırma önerisi de, askerlerinin hayatından endişe duyan Hollanda tarafından reddedilmişti. Neticede katliam önlenmedi, Birleşmiş Milletler Barış Gücü olaylara seyirci kaldı. Katliam kurbanlarının avukatı Axel Hagedorn, Hollanda’nın yetkili üst düzey mahkemesinde ve Avrupa Adalet Divanı’nda Birleşmiş Milletler’in dokunulmazlığının kaldırılması için mücadele ediyor. Avukat, “Birleşmiş Milletler’in sorumluluğu çok açık, çünkü Hollanda karşı çıkmış olsa bile müdahale etmek zorundaydı. ‘Biz soykırımı önlemeliyiz’ demeliydi. Birleşmiş Milletler yargılanacak olursa, Hollanda ile Birleşmiş Milletler’in karşılıklı olarak birbirini suçlaması mümkün olmayacak. Tutulmayan bir söz, bu Birleşmiş Milletler ya da Hollanda olaylardan dolayı özür dilemedikçe büyük bir travma olmaya devam edecek. Af dilenmemesi bile çok korkunç bir şey&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Ratko Mladiç hâlâ firarda</strong></p>
<p>Srebreniça halkının bugün sadece yüzde üç ila beşi Müslüman, çoğu da aile fertlerini kaybetmiş kadınlar. Katliamın ardından pek çok Boşnak ailesi Bosna’yı terk ederek, ABD, Yeni Zelenda, Kanada gibi ülkelere göç etti. Katliam emrini veren Sırp birliklerinin Generali Ratko Mladiç ise hâlâ firarda.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Selma Filipovic / Çeviri: Başak Özay</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/srebenica-katliaminin-kurbanlari-anildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2025&#8242;TE DÜNYA NÜFUSU 8 MİLYAR OLACAK&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/2025te-dunya-nufusu-8-milyar-olacak/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/2025te-dunya-nufusu-8-milyar-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 15:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3446</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, dünya nüfusu 2025 yılına kadar sekiz milyara ulaşacak, nüfusta gerilemenin başlamasının beklendiği 2050 yılına kadar ise dünya üzerindeki insan sayısı dokuz milyarı aşacak.
Nüfusun gelişimi, doğum oranlarına da bağlı. Uzun dönemli bakıldığında, sekiz milyar sınırında kalabilmek için, kadın başına 2,5 çocuk olan ortalama doğum oranının 1,5’a gerilemesi gerekiyor.
BM Milenyum Kampanyasını başlatan Hollanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, dünya nüfusu 2025 yılına kadar sekiz milyara ulaşacak, nüfusta gerilemenin başlamasının beklendiği 2050 yılına kadar ise dünya üzerindeki insan sayısı dokuz milyarı aşacak.</strong></p>
<p>Nüfusun gelişimi, doğum oranlarına da bağlı. Uzun dönemli bakıldığında, sekiz milyar sınırında kalabilmek için, kadın başına 2,5 çocuk olan ortalama doğum oranının 1,5’a gerilemesi gerekiyor.</p>
<p>BM Milenyum Kampanyasını başlatan Hollanda Eski Kalkınma Bakanı Evaline Herfkens, esas sorunun rakamlar olmadığını şu sözlerle belirtiyor: “Sorun insanların sayısı değil, bu insanların ne tükettiği. Ortalama bir Amerikalının tüketimi, ortalama bir Nepal ya da Bhutan vatandaşından 6 bin kat fazla. Sanırım Bhutan, kişi başına tüketimin en az olduğu ülke.”</p>
<p><strong>&#8220;Nüfusun artması sorunlara yol açıyor&#8221;</strong></p>
<p>Dünya üzerinde şu anda bile, her gün büyük miktarda doğal kaynak tüketiliyor. Diğer yandan da giderek daha fazla insan kırsal bölgelerden şehirlere taşınıyor. Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre 2050 yılında her dört kişiden üçü şehirlerde yaşayacak. ICLEI-Uluslararası Yerel Çevre Girişimleri Konseyi Genel Sekreteri Konrad Otto Zimmermann, bu gelişimin beraberinde bazı sorunlar getireceğini şöyle dile getiriyor: “Çok büyük sıkıntılar yaşanacak. İlk olarak, insanları şehirlere kabul etmek zorlaşacak. İkinci olaraksa ekonomik sorunlar baş gösterecek. Nasıl çalışacak, nasıl kazanacak, ailelerini nasıl geçindirecekler? Üçüncü soru ise sosyal barışı sağlamak için zenginle yoksul arasındaki uçurumun nasıl kapatılabileceği.&#8221;</p>
<p><strong>Göçün avantajları</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler’in hazırladığı Küresel İnsani Gelişme Raporu’na göre, yurt içinde göç hareketleri artarken, yurt dışına göçte de artış yaşanacak. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı İnsani Gelişme Raporları Ofisi Direktör Yardımcısı Eva Jespersen, kalkınmakta olan ülkelerden sanayi ülkelerine göçün olumlu etkilerine dikkat çekiyor. Jespersen, “Uzun yıllar boyunca kalkınmakta olan ülkelerdeki vasıfsız işçilerin, hizmet sektöründe ya da bakım alanında çalışmak üzere sanayi ülkelerine göç ettiğini gözlemledik. Özellikle bakım alanında kalkınmakta olan ülkelerden pek çok kadın niteliklerini geliştirme fırsatı buldu. Böylece kendi ülkeleri döndüklerinde de daha iyi olanaklara sahip oldular&#8221; şeklinde konuşuyor.</p>
<p>Kalkınmakta olan ülkelerden göç eden göçmenler için bir diğer avantaj da zengin sanayi ülkelerinde daha fazla eğitim olanağına sahip olmaları ve daha bilinçli hale gelmeleri. Eva Jespersen, bunun iki önemli etkisi olduğunu belirtiyor ve “Nüfusun gelişimi hakkında konuşacak olursak, bunun önemli bir boyutu da göçmenlerin, gittikleri ülkede daha az sayıda çocuk dünyaya getirmesi. Böylelikle göç nüfusun artmasının yarattığı baskıyı iki yönden azaltabilir: Göç sayesinde kalkınmakta olan ülkelerdeki nüfus artışı azalırken, yaşlanan sanayi toplumlarına taze kan da aşılanmış oluyor&#8221; diyor.</p>
<p><strong>© Deutsche Welle Türkçe</strong></p>
<p><strong>Helle Jeppesen / Çeviri: Başak Özay</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/2025te-dunya-nufusu-8-milyar-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;YE KARŞIYDI ŞİMDİ MÜZAKERELERİ DESTEKLİYOR&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/turkiyeye-karsiydi-simdi-muzakereleri-destekliyor/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/turkiyeye-karsiydi-simdi-muzakereleri-destekliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 15:02:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3442</guid>
		<description><![CDATA[AB’nin Konsey Başkanı, geçmişte Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkıyordu. Van Rompuy, DW’nin sorularını yanıtlarken, “Kişisel görüşüm önemli değil. Müzakereler sürüyor. Benim işim bunu engellemek değil&#8221; dedi.
Avrupa Birliği’nin yapılanmasında önemli değişiklikler yapan Lizbon Antlaşması, bu yılın başından beri yürürlükte. Antlaşma uyarınca, AB’nin artık bir Konsey Başkanı var: Eski Belçika Başbakanı Herman van Rompuy. Görev alanı zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AB’nin Konsey Başkanı, geçmişte Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkıyordu. Van Rompuy, DW’nin sorularını yanıtlarken, “Kişisel görüşüm önemli değil. Müzakereler sürüyor. Benim işim bunu engellemek değil&#8221; dedi.</strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nin yapılanmasında önemli değişiklikler yapan Lizbon Antlaşması, bu yılın başından beri yürürlükte. Antlaşma uyarınca, AB’nin artık bir Konsey Başkanı var: Eski Belçika Başbakanı Herman van Rompuy. Görev alanı zaman zaman kafa karışıklığına neden olsa da Van Rompuy, şu anda 27 üyeli AB’nin en yetkili ismi.</p>
<p>Van Rompuy, Avrupalı muhafazakâr politikacı. Bu nedenle de Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakmıyor. Daha önce “Türkiye Avrupa değil, hiçbir zaman da olmayacak” açıklamasıyla dikkat çeken AB Konseyi Başkanı’nın şimdi Türkiye konusunda daha farklı bir tutum içinde olduğu gözleniyor. Hala bu görüşünü savunup savunmadığı sorusuna van Rompuy şu yanıtı veriyor:</p>
<p>“O sözler doğru şekilde alıntılanmadı. Sadece bir konuşmamın içinden bazı cümleler çekildi. Benim kişisel görüşümün zaten bu noktada çok önemli değil. Türkiye ile 2005 yılından bu yana müzakereler sürüyor, 1999 yılında da adaylık statüsü tanınmıştı. Yani benim zamanımdan çok önce. Müzakerelere elbette artık karşı konulamaz, ancak süreç zorlu ve aynı zamanda birçok sorun yaşanıyor. Benim işim ise müzakereleri engellemek değil, her şey akışında sürüyor. Birliğe üye olmak için gerekli olan kriterleri yerine getirip getirmeyeceğini hep birlikte göreceğiz…”</p>
<p><strong>AB&#8217;de 1 numaralı isim</strong></p>
<p>Farklı bir siyasetçi profili çizen eski Belçika Başbakanı yeni göreviyle Avrupa Birliği’nin en yetkili ismin kim olduğu konusunda bazen kafaları karıştırıyor. Avrupa Konseyi Başkanı Herman van Rompuy mu, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barraso mu yoksa dönem başkanı mı? Herman van Rompuy bu soruya açıklık getiriyor:</p>
<p>“Ben, Avrupa Birliği’nin en önemli kurumunun bir numarasıyım. Ancak ben, sadece 27 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanları adına konuşabilirim. En önemli merciinin başkanı olduğum için kuşkusuz ben bir numaralı yetkiliyim. Ancak sadece 27 temsilciye vekâleten konuşabilirim. Bu da olasılıkları sınırlayan bir durum…”</p>
<p><strong>Genç yaşta siyasete girdi</strong></p>
<p>Herman van Rompuy, aynı zamanda da bir şair. Ancak bu yönünü ön plana çıkarmak istemiyor. Belçikalı siyasetçi, küçük yaşlardan beri siyasete ilgi duyduğunu anlatırken,  şunları kaydediyor:</p>
<p>“Siyasetle ilgilenmeye başladığımda aşağı yukarı 10 yaşındaydım. Genç Hrıstiyan Demokratlar arasında katıldığımda ise 16. Yani aslında benim doğamda olduğu için ben bir siyasetçiyim. Ama tipik bir politikacı değilim. Hiçbir zaman halkça tutulma aramadım…”</p>
<p><strong>Brüksel&#8217;de yoğun mesai</strong></p>
<p>Van Rompuy, AB&#8217;nin karşı karşıya kaldığı finans krizi nedeniyle şu günlerde oldukça yoğun bir mesai harcıyor. Zira Yunanistan’ın içine saplandığı borç batağı ve ardından Avrupa’da ortaya çıkan Euro krizi Birliğin başını hala ağrıtıyor. Kalıcı çözümler bulunması gerekli. Herman van Rompuy’un bu konudaki görüşleri şöyle:</p>
<p>“İstikrar ve Büyüme Paktı’nı güçlendirmek zorundayız, bütçeler üzerindeki denetimin artırılması gerekli. Makroekonomik denetim için de yeni mekanizma oluşturmalıyız. Rekabet bizim için ilk sırada, bu bizim temel görevimiz. Şu anda Lizbon Antlaşması çerçevesinde çalışmalarımız devam ediyor..”</p>
<p style="text-align: right;"><strong>© Deutsche Welle Türkçe</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Christian Trippe / Çeviren: Hülya Köylü</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/turkiyeye-karsiydi-simdi-muzakereleri-destekliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SANAYİ CASUSLUĞUNUN ALMANYA EKONOMİSİNE MALİYETİ 50 MİLYAR EURO&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/sanayi-casuslugunun-almanya-ekonomisine-maliyeti-50-milyar-euro/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/sanayi-casuslugunun-almanya-ekonomisine-maliyeti-50-milyar-euro/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 14:53:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3438</guid>
		<description><![CDATA[İnternet ve bilgi teknolojilerindeki başdöndürücü gelişme son yıllarda büyük şirketler için yeni bir tehlike ortaya çıkardı: Sanayi casusluğu.
Casusluğun tarihe karıştığını sananlar yanılıyor. Soğuk Savaş dönemi sona erdi, teknoloji çağında artık sanayi casusluğu yapılıyor. Söz konusu sanayi casusluğu olunca, kullanılan yöntemler de bir o kadar farklılık gösteriyor. Örneğin fazla mesai yapan hırslı ve çalışkan bir stajyer, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnternet ve bilgi teknolojilerindeki başdöndürücü gelişme son yıllarda büyük şirketler için yeni bir tehlike ortaya çıkardı: Sanayi casusluğu.</strong></p>
<p>Casusluğun tarihe karıştığını sananlar yanılıyor. Soğuk Savaş dönemi sona erdi, teknoloji çağında artık sanayi casusluğu yapılıyor. Söz konusu sanayi casusluğu olunca, kullanılan yöntemler de bir o kadar farklılık gösteriyor. Örneğin fazla mesai yapan hırslı ve çalışkan bir stajyer, oldukça sıcakkanlı görünürken kemerinde gizli kamera taşıyan iş ortağı ya da elektronik postalardaki ekler üzerinden şirketlerin bilgisayar sistemlerine sızan bir bilgisayar uzmanı.</p>
<p>İlk bakışta oldukça zararsız görünen bu faaliyetlerin, uluslararası rekabet içindeki şirketler için çok ağır sonuçları olabiliyor. Alman Anayasa’yı Koruma Dairesi’nin son yıllık raporunda, özellikle Rusya ve Çin&#8217;den gelen devlet destekli sanayi casusluğu tehlikesine işaret ediliyor. Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maziere, sanal âlemdeki tehlikelere şu sözlerle dikkat çekiyor:</p>
<p>“Casusluk faaliyetlerinin çoğalması, internet üzerinden veri alış verişinin artmasıyla açıklanabilir. Bu nedenle casuslukla karşı karşıya kalma riski önemli oranda artıyor.”</p>
<p><strong>Zarar 50 milyar euro tutarında</strong></p>
<p>Sanayi casusluğunun amacı yüksek nitelikli teknik bilgileri ele geçirmek. Özel Sektör Bilgi Güvenliği Çalışma Grubu&#8217;ndan Berthold Stoppelkamp, sanayi casusluğunun yol açtığı zararın boyutlarını, “Gerçekten bu şekilde oluşan zararın 20 milyar euro civarında olduğu sanılıyor&#8221; şeklinde açıklıyor.</p>
<p>Daha iddialı tahminlerse sanayi casusluğunun Alman ekonomisine verdiği zararın 50 milyar euro tutarında olduğu yönünde. Alman Anayasayı Koruma Dairesi&#8217;nin casuslukla mücadele birimi başkanı Burkhard Even, çok sayıda olayın karanlıkta kaldığını söylüyor:</p>
<p>“Aydınlatılamayan olayların sayısı çok fazla. Olayların büyük bir kısmı bize bildirilmiyor, zira ya şirketler farkında olmuyor, ya da bu olayın polise veya bize intikal etmesi halinde bunun kamuoyuna yansımasından ve şirketin itibarına zarar vermesinden endişe ediyorlar.”</p>
<p><strong>&#8220;Son sürüm programlar kullanılmalı!&#8221;</strong></p>
<p>Güvenlik Danışmanı Christian Schaaf, özellikle Çin kaynaklı sanayi casusluğunun &#8216;elektrikli süpürge&#8217; yöntemiyle çalıştığını belirterek, bu yöntemi şu şekilde açıklıyor: &#8220;Daha sonra değerlendirmek üzere mümkün olduğunca çok bilgiyi ele geçirmeye çalışıyorlar. Böylelikle, kendi şirketleri ya da branşları için ilginç olabilecek bilgiler üzerine yoğunlaşıyorlar. Diğer istihbarat birimleri ise kendilerini ilgilendiren, sadece belli bir şirket ya da branş üzerine çalışıyor.&#8221;</p>
<p>Peki, sanal casusluk vakalarının arttığı, bilgiyi korumanın zorlaştığı günümüzde, şirketler sanayi casusluğuna karşı nasıl önlem almalı? Federal Enformasyon Teknolojileri Güvenliği Dairesi’nden Michael Michael Hange&#8217;nin bazı önerileri var: “Önemli olan örneğin aktüel bir antivirüs programı ve Firewall kullanılması, aynı zamanda standart programlarının en son sürümünün yüklenmesi. Zira en büyük tehlikelerden biri, programların zaaflarından faydalanılması. Bu nedenle firmaların güncelleme hizmeti kullanması çok önemli.”</p>
<p style="text-align: right;"><strong>© Deutsche Welle Türkçe</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Josha Weber / Çeviri: Başak Özay</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/sanayi-casuslugunun-almanya-ekonomisine-maliyeti-50-milyar-euro/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALMANYA NİTELİKLİ GÖÇMENLERİ ÜLKEYE ÇEKEMİYOR&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/almanya-nitelikli-gocmenleri-ulkeye-cekemiyor/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/almanya-nitelikli-gocmenleri-ulkeye-cekemiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 14:47:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3434</guid>
		<description><![CDATA[ABD ve Kanada gibi dünyanın önde gelen sanayileşmiş ülkeleri, göçmenler açısından cazip politikalar izleyerek nitelikli işgücünü ülkeye çekmeyi başarıyor. Almanya’nın da artık politika değişikliğine gitmesi tartışılıyor.
Kısa adı OECD olan  Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın 12 Temmuz&#8217;da açıkladığı göç raporunda, uzun dönemli ekonomik büyümenin sağlanmasında, nitelikli göçmenlerin büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Ancak istatistikler, bu konuda Avrupa’nın en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD ve Kanada gibi dünyanın önde gelen sanayileşmiş ülkeleri, göçmenler açısından cazip politikalar izleyerek nitelikli işgücünü ülkeye çekmeyi başarıyor. Almanya’nın da artık politika değişikliğine gitmesi tartışılıyor.</strong></p>
<p>Kısa adı OECD olan  Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın 12 Temmuz&#8217;da açıkladığı göç raporunda, uzun dönemli ekonomik büyümenin sağlanmasında, nitelikli göçmenlerin büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p>
<p>Ancak istatistikler, bu konuda Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya açısından olumsuz bir tablo orta koyuyor. Yüksek vasıflı göçmenlerin, genel göçmenler içerisindeki oranı ABD’de yüzde 55, Avustralya&#8217;da yüzde 85 ve Kanada&#8217;da da yüzde 99. Almanya’da ise göçmenlerin yalnızca yüzde 5 ila 10’u,  yüksek mesleki nitelik taşıyor. Uzmanlar bunun nedenini, Almanya&#8217;nın göç politikasındaki engellere dayandırıyor.</p>
<p><strong>&#8216;Zekâ Testine&#8217; varan katı yaklaşım</strong></p>
<p>Almanya’da göç konusu, kamuoyu gündeminde en çok tartışılan konuların başında geliyor.</p>
<p>Hrıstiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) Berlin Eyalet Teşkilatı İçişleri Politikaları Sözcüsü Peter Trapp, geçtiğimiz günlerde yaptığı çıkışla büyük tartışma başlatmıştı. Almanya’nın göçmen kabul etme kriterlerinin, “ülkeye fayda sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini” savunan politikacı, Almanya’ya gelecek göçmenlerin “iyi bir mesleki eğitim” almış olmaları gerektiğini söylemiş, ayrıca göçmenlere “zekâ testi” uygulanmasını önermişti.</p>
<p>Hrıstiyan Birlik Partileri&#8217;nin liderliğindeki koalisyon hükümeti ise, bu öneriyi reddetti. Hükümet Sözcüsü Christoph Steegmans, hükümetin tepkisini şöyle dile getirdi:</p>
<p>&#8221;Göçmenler için zekâ testi talep etmek çok yanlış ve bu öneri büyük bir zekânın ürünü de değil. Göçmenlerin toptan zeki olmadıklarını ima etmek, kesinlikle büyük bir ayrımcılıktır. Böyle bir talep muazzam önyargılara neden olacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>Almanya&#8217;nın göç politikası ne kadar cazip?</strong></p>
<p>Alman Sosyal Yardım Kuruluşları Birliği Başkanı ve Berlin Senatosu&#8217;nun eski Yabancılar Temsilcisi Barbara John, Almanya’nın göç politikasını göçmenler açısından daha cazip hale getirmesi gerektiğini belirtiyor:</p>
<p>&#8221;Almanya&#8217;ya göç etmek isteyenler için açık kapılar var. Bunu yeni Göç Yasası&#8217;nda da düzenledik. Ancak Almanya’ya göçmen olarak gelmek isteyen, yılda yaklaşık 70 bin euro kazanmak durumunda. Bunu herhangi bir lise veya orta öğrenim diplomasıyla zaten başaramazsınız. Ya da bir firma açma amacıyla gelmek isteyen göçmenin, en az 10 kişiye iş olanağı sunması ve bir milyon euro ödemesi gerekiyor. Şu an bu koşullarda Almanya&#8217;ya gelip burada iş yeri açan göçmenlerin sayısı 900 ila 1000 kişi arasında. Bu rakam tabii ki dünyanın ihracat şampiyonu bir ülke için şaka gibi bir rakam. Bizim kesinlikle daha fazlasına hatta on binlerce göçmene ihtiyacımız var.&#8221;</p>
<p><strong>Kanada&#8217;da puan sistemi</strong></p>
<p>Almanya&#8217;da birçok uzman, Kanada&#8217;da olduğu gibi bir puan sistemine geçilmesinin, nitelikli göçmenleri Almanya’ya çekebileceğini düşünüyor. Yani göç etmek isteyen kişinin eğitim durumu ne kadar yüksekse, yabancı dile ne kadar hâkimse, o kadar fazla puan toplayıp oturum ve çalışma izni alma şansını yükseliyor. Ancak Osnabrück Üniversitesi&#8217;nde Sosyoloji ve Göç Araştırmaları Profesörü Michael Bommes böyle bir uygulamaya şüpheyle yaklaşıyor. Bommes, Kanadalıların da puan sistemi konusunda giderek endişeye düştüklerini, çünkü gelen göçmenlerin ihtiyaç olan bölgeye yerleşmesini kontrol edemediklerini belirtiyor. Bu nedenle göçmenler konusunda daha etkin politikaların yürütülmesi gerektiğini düşünüyor. Almanya&#8217;ya daha fazla vasıflı göçmen çekebilmek için hükümetin, göç yasası dışında da bir takım koşulları değiştirmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>&#8221;Göç Yasası&#8217;na bakarsanız orada kazanç sınırı gibi konularda değişikliğe gidilmesi gerektiğini mutlaka görürsünüz. Vasıflı göçmenler belli yaştaki en aktif en mobil yaşayan kişiler. Ve bunlar tabi ki &#8216;Nereye gidersem, en iyi olanakları bulurum&#8217; diye düşünüp çok seçici davranan kişiler.&#8221;</p>
<p><strong>Vasıflı göçmenlerin aradıkları kriterler</strong></p>
<p>Profesör Bommes&#8217;e göre vasıflı göçmenlerin aradıkları kriterler arasında en önemlileri çalışma koşulları ve iyi bir maaş.</p>
<p>Alman Sosyal Yardım Kuruluşları Birliği Başkanı Barbara John da Almanya&#8217;da göçmenler için çok katı yönergelerin, uzun bir bürokrasi sürecinin ve göç etmek isteyen kişilerin eşlerine çalışma izni verilmemesi gibi engellerin bulunduğunu ifade ediyor. Ve &#8221;Artık göçmenleri biz seçmiyoruz, göçmenler gidecekleri ülkeyi seçiyor. Ve burada bir gerçek var ki, hâlihazırda Almanya vasıflı göçmenler için cazip değil.&#8221; diyor.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>© Deutsche Welle Türkçe</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Arnd Riekmann / Çeviri: Başak Demir</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/almanya-nitelikli-gocmenleri-ulkeye-cekemiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖZEL ORDUYA YÜKSEK MAAŞ, YÜKSEK TAZMİNAT&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/ozel-orduya-yuksek-maas-yuksek-tazminat/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/ozel-orduya-yuksek-maas-yuksek-tazminat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 14:36:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3427</guid>
		<description><![CDATA[Terörle mücadele için sınırda görev yapacak özel orduya katılacak askerler, görev yaparken yüksek maaş alacak ve her yıl ayrıca yüklü miktarda da tazminat hakkına sahip olacak. Askerler en fazla 32 yaşına kadar dağda kalacak.
NTV&#8217;de Nilgün BALKAÇ &#8216;ın haberi şöyle:
Hükümetin başlattığı &#8216;demokratik açılım&#8217;la ilk kez gündeme gelen sınıra özel ordu projesinde ayrıntılar netleşmeye başladı.
Daha önce tartışılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Terörle mücadele için sınırda görev yapacak özel orduya katılacak askerler, görev yaparken yüksek maaş alacak ve her yıl ayrıca yüklü miktarda da tazminat hakkına sahip olacak. Askerler en fazla 32 yaşına kadar dağda kalacak.</strong></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3429" title="OZEL_ORDU" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/07/OZEL_ORDU-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" />NTV&#8217;de Nilgün BALKAÇ &#8216;ın haberi şöyle:</p>
<p>Hükümetin başlattığı &#8216;demokratik açılım&#8217;la ilk kez gündeme gelen sınıra özel ordu projesinde ayrıntılar netleşmeye başladı.</p>
<p>Daha önce tartışılan özel ordu projesi, demokratik açılım çerçevesinde görüşülen bir plandı. Artan terör olaylarının ardından konuyla ilgili çalışmalara hız verildi.</p>
<p>Başbakan Tayyip Erdoğan, ziyaret ettiği muhalefet parti liderlerine konuyla ilgili bilgi verdi.Genelkurmay&#8217;ın üzerinde çalıştığı plana göre, bölgeye gidecek askerler uzman er statüsünde görev yapacak.</p>
<p>Özel ordunun askerleri 25 veya 30, en fazla da 32 yaşına kadar çalışacak.</p>
<p>Kurulacak özel ordu, terör örgütü PKK&#8217;yla kendi yöntemleriyle savaşacak.Personel için kamuda özel görevlendirilme yapılacak, isterlerse bulundukları bölgede masabaşı işler de yapabilecekler.</p>
<p>Ancak, terörle mücadelede tecrübelerinden yararlanılacak.</p>
<p>Özel orduya bağlı askerlerin maaşı yüksek olacak, görev yaparken şehit düştüklerinde de ailelerine yüklü tazminat verilecek.Askerler, çalıştıkları her yıl için de yüklü miktarda tazminat alacaklar.</p>
<p>Bu para sayesinde görev süreleri dolduktan sonra hayatlarını rahatlıkla idame ettirebilecekler.Özel ordu mensupları, bölgenin koşullarına göre eğitilecekler. Şu anda bölgede şehit olan askerlerin çoğu 3 aylık bir eğitimin ardından görev yerlerine gidiyor.</p>
<p>PKK karşısında ne yapacağını bilecek, onların tekniğiyle savaşacak yeni kuvvetler, terörle mücadelenin eksiksiz yapılmasını sağlayacak teknik donanıma da sahip olacak.</p>
<p>Bölgedeki tüm istihbarat bilgileri de özel orduya anında aktarılacak.</p>
<p>Sarp noktalardaki sınır karakollarının zayıf olması uzun süredir tartışılıyordu ve karakolların yenilenmesinin büyük bir maliyet getireceği gündeme gelmişti. Hassas noktalardaki karakolların yenilenmesinde TOKİ devreye girecek.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>Kaynak:</strong><a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25114722/" target="_blank">http://www.ntvmsnbc.com/id/25114722/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/ozel-orduya-yuksek-maas-yuksek-tazminat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>18 YAŞINDA 3&#8242;ÜNCÜ İŞİNİ KURDU&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/18-yasinda-3uncu-isini-kurdu/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/18-yasinda-3uncu-isini-kurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 14:32:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Talha Duyar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=3424</guid>
		<description><![CDATA[Yaşıtları finallerle, derslerle ve ilk gençlik sorunlarıyla boğuşurken 18 yaşındaki Diane Keng, 3&#8242;üncü girişimini hayata geçirmenin heyecanını yaşıyor. 100 bin dolarlık bir anlaşmaya imza atarak yeni işine start veren genç kıza arkadaşları gıpta ile bakıyor.
MyWeBoo isimli siteyi kuran Keng&#8217;i bu genç yaşında iş kadını olmaya iten ise annesinin bir sözü olmuş. Annesinin verdiği haftalık harçlığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşıtları finallerle, derslerle ve ilk gençlik sorunlarıyla boğuşurken 18 yaşındaki Diane Keng, 3&#8242;üncü girişimini hayata geçirmenin heyecanını yaşıyor. 100 bin dolarlık bir anlaşmaya imza atarak yeni işine start veren genç kıza arkadaşları gıpta ile bakıyor.</strong></p>
<p>MyWeBoo isimli siteyi kuran Keng&#8217;i bu genç yaşında iş kadını olmaya iten ise annesinin bir sözü olmuş. Annesinin verdiği haftalık harçlığın yetersizliğinden yakınan Diane&#8217;ya annesi, &#8220;Harçlığını yetersiz buluyorsan para kazanmak için bir yol bul&#8221; demiş.</p>
<p>Genç kız ilk girişim fikrini liseye başladığında hayata geçirmiş. Okuduğu lisedeki sınıfları ve kulüpleri dolaşarak onları kendi tasarladığı özel baskılı tshirtleri almaya ikna etmiş.</p>
<p>Ancak bu tshirtlerden 1 dolar gibi düşük bir kar elde ettiğini ve buradaki hatasının kara odaklanmamak olduğunu kaydeden Keng, ikinci iş fikrini ise pazarlama dersinden esinlenerek oluşturmuş.</p>
<p>Gençlerin harcamaları üzerine yetişkinlerden daha fazla bilgiye ve öngörüye sahip olduğuna inanan Keng, pazar araştırma şirketleri için data oluşturmak üzere harekete geçmiş. Ancak bu girişim de yarıda kalmış.</p>
<p>Henüz bir lise öğrencisiyken bir dönem Silikon Vadisi&#8217;nde Web 2.0&#8242;nin geliştirilmesinde aktif rol alan Diane Keng, üçüncü adımında ise erkek kardeşinin video oyunlarına olan tutkusundan yola çıkmış ve formüle ettiği iş fikrini bir girişim sermayesi kuruluşunda çalışan babasına götürmüş.</p>
<p>Babasının projenin üzerinde daha fazla çalışılması için bir kaç kez reddettiği iş fikri, &#8216;para eder&#8217; kıvama geldiğinde ise 100 bin dolarlık anlaşmaya imza atılmış.</p>
<p>MyWEBoo portalı, özellikle genç bir kullanıcı profilinin, facebook, Twitter, LinkedIn, MySpace, Flickr ve diğer sosyal medya hesaplarını yönetmek, güncelleştirmek ve profesyonel bir hale getirmek için hizmet veriyor.</p>
<p>Silikon Vadisi&#8217;nde bir lisede öğrenim gören Diane Keng&#8217;in yaklaşık 10 sınıf arkadaşı da mezun olmadan önce kendi işlerini kurmuş.</p>
<p>18 yaşındaki genç patronun şimdiden 5 çalışanı var. Hikayesi ise The Wall Street Journal ve ABC7 kanalına haber olmuş bile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/18-yasinda-3uncu-isini-kurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
