Dünya üniversitesi olma yolunda emin adımlarla ilerleyen İstanbul Aydın Üniversitesi; öğrencilerini çağdaş yönetim teknikleriyle donatmak ve yarının yöneticisi olarak yetiştirmek için “Liderlik Okulu” açtı.
Günümüzde ülkelerin gelişmişlik düzeyi, başarısı ve refah seviyesi eğitime verilen önemle doğru orantı izliyor. Son yıllarda eğitim sektörüne yaptığı yatırımlarla dikkat çeken Türkiye, üniversitelerin çeşitli projeleriyle bu alanda büyüme yoluna girdi. Ülkemize birbirinden nitelikli gençler kazandıran eğitim kurumlarından biri olan İstanbul Aydın Üniversitesi de bu önemli eğitim kurumlarından biri…
Öğrencilerine verdiği iş tabanlı eğitimle dikkat çeken İstanbul Aydın Üniversitesi’nde; 5 fakülte, 2 yüksek okul ve 2 enstitü bulunuyor. Türkiye’deki en yaygın sosyal sorumluluk projelerine imza atan İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın’la; Türk eğitim sektörünü ve özelde İstanbul Aydın Üniversitesi’nin hayata geçirdiği projeleri konuştuk. Ekovitrin’e açıklamalarda bulunan Dr. Mustafa Aydın; dünya üniversitesi olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini söylüyor. Öğrencilerini dünya vatandaşı olarak yetiştirmek için yurt içi ve yurt dışı birçok kurum ve kuruluşla ortak projelere imza attıklarını söyleyen Dr. Aydın, 800 binin üzerinde çözüm ortakları bulunduğuna dikkat çekiyor ve şunları söylüyor: Güney California Üniversitesi’nden kendi alanında dünyanın sayılı isimlerinden biri olan Prof. Dr. Richard Callahan’ı getirdik. O’nu, Türkiye’ye getirerek üniversitemizde “Liderlik Okulu” açtık. Bunun yanında eş zamanlı olarak Türkiye Belediyeler Biriliği’yle işbirliğine gittik. Prof. Dr. Richard Callahan’la birlikte İstanbul Aydın Üniversitesi’ni belediyelere taşıdık. Belediyelerin üst düzey yetkililerine liderlik dersleri veriyoruz.”
İstanbul Aydın Üniversitesi’nin zengin sosyal aktivitelerle öğrencilerini sosyal insan anlamında da yetiştirdiğini anımsatan Dr. Aydın, üniversitede gezi, müzik, spor, okul yardım ve onarım olmak üzere 40 farklı kulübün bulunduğunu söylüyor.
Global perspektif çerçevesinde önemli çalışmalara imza atıyorsunuz. Önemli profesörleri üniversitenizde ağırlıyorsunuz, neler söyleyeceksiniz?
Günümüzün en büyük problemlerden birisi lider ve yönetici özelliği olmayan insanların belirli kurumları yönetiyor olması, hatta devleti yönetiyor olmasıdır. Buradan hareketle aslında bir aileyi yönetmekle; bir sivil toplum kuruluşunu, bir devleti yönetmek arasında hiçbir farkın olmadığını söyleyebiliriz. Yönetici konumundaki bütün insanların lider özelliği taşıması gerekiyor. Ama maalesef lider olacakların taşıması gereken özellikleri öğrencilerimize eğitim süresince veren bir kuruluş olmadı. Daha yeni yeni bazı eğitim kurumları, dünyadaki uygulamaları örnek alarak bu konuya önem vermeye başladı. İstanbul Aydın Üniversitesi, yarının liderlerini yöneticilerini çağdaş yönetim teknikleriyle donatmak çağdaş yaklaşımlarla ortaya koyabilmek için bir liderlik okulu açtı. Bunun için de Güney California Üniversitesi’nden kendi alanında dünyanın sayılı isimlerinden biri olan Prof. Dr. Richard Callahan’ı getirdik. O’nu, Türkiye’ye getirerek üniversitemizde “Liderlik Okulu” açtık. Okulumuzda eğitim başladı ve 40 öğrencimiz var. Bunun yanında eş zamanlı olarak Türkiye Belediyeler Birliği’yle işbirliğine gittik. Prof. Dr. Richard Callahan’la birlikte İstanbul Aydın Üniversitesi’ni belediyelere taşıdık. Geçtiğimiz günlerde The Marmara’da 250 belediyenin katıldığı bir program gerçekleştirdik. Türkiye’nin diğer bölgelerindeki belediye başkanlarına ve belediyelerin üst düzey yöneticilerine liderlik konusunda yeni yaklaşımları, yeni trentleri aktarmak için Afyon’da bir çalışmamız olacak. Bu çalışma devam ederken aynı zamanda İstanbul Aydın Üniversitesi’nin sertifika programlarını yürütüyoruz. Buradaki temel maksadımız öğrencilerimizi; dünyadaki liderlik konusunda bilgilendirmek, onları yarına hazırlamak ve mezun olmalarına müteakip yönetecekleri herhangi bir kurumda kendilerini daha ciddi besleyecek olan bir takım donanımlara sahip kılmak.
Dünyanın çeşitli bölgelerindeki üniversitelerle yaptığınız bazı anlaşmalar var, bunlardan söz eder misiniz?
Dünyanın çeşitli bölgelerindeki üniversitelerle yaptığımız ortak çalışmalarda temel maksadımız şu; Türkiye eğitim cenneti olmaya aday bir ülke. Fakat yıllardır siyasi mülahazalardan dolayı Ortadoğu’daki öğrencilerimizin, hatta Türk cumhuriyetlerindeki öğrencilerimizin buraya gelişi ciddi şekilde engellendi. Önlerine konulan farklı sınav yöntemleriyle bu çocuklarımızın, ülkemizde yüksek öğrenim görmelerine mani olundu. Böyle olunca bu çocuklar eğitim için Amerika’ya ve Avrupa’ya gittiler. Bugün hepimiz yakından biliyoruz ki; İngiltere’nin en büyük girdilerinin başında eğitim gelirleri yeralıyor. Amerika’da bugün Türk öğrencilerinin sayısı yabancı diğer öğreniciler arasında 4. sırada. Buradan şu gerçeğe varıyoruz. Peki bu çocuklar Türkiye’ye neden gelmiyorlar. Konuyu YÖK’le ciddi olarak masaya yatırdık. Bu doğrultuda da yaptığımız anlaşmalar çerçevesinde Ortadoğu ülkelerindeki öğrencilerin yüksek öğrenimlerini tamamlayabilmeleri adına bir takım girişimler başlattık. Bunun için Dubai’de, Suriye’de, Ürdün’de bir dizi çalışmalar yaptık, Suudi Arabistan da bu çalışmalara dahil oldu. Bunun neticesinde şimdi YÖK’ün de aldığı bir kararla artık yabancı öğrenciler Türk eğitim kurumlarında eğitim–öğretim görmek için YÖS diye daha önce uygulanan bir sınava girmeyecekler. Önce kendi ülkelerindeki bir sınava girerek ve sonra bizim üniversitelerimizin kendi bünyelerinde yapacakları bir sınavla bu çocuklarımızı üniversitelerimize yerleştireceğiz. Buradaki maksat şudur; Ortadoğu büyük bir öğrenci potansiyeline sahip. Türk Cumhuriyetleri de aynı şekilde. Türkiye bu çocuklarımız için çok önemli bir ülke. Türkiye onlar için bir yerde küçük Amerika diye nitelendiriliyor. İstanbul Aydın Üniversitesi bu anlamda da bu ülkelerdeki üniversitelerle işbirliği içinde çeşitli projeler yürütüyor. Bu sistemle öğrenciler; yurtdışından özellikle uzaktan eğitimde, yüksek lisans ve ön lisans programlarında kendi programlarını burada da açabilecek, uzaktan eğitimle veya İstanbul Aydın Üniversitesi’nde okuyarak, ya da Türkiye’deki diğer üniversitelere gelip okuyarak yüksek öğrenimlerini tamamlama imkanı bulacak.




