Türkiye’nin komşuları ile çatışmalarını sona erdiren ve dostluk köprülerini açmak isteyen anlayışı özellikle Arap dünyasında ve yakın Doğu’da büyük ilgi görüyor. Yıl sonunda ziyaret ettiğim Arap ülkelerinin arasında Suriye’de, Türkiye’ye yakınlaşma ve Türk politikasına ilgi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Tayyip Erdoğan’a olan sevginin büyük boyutlara geldiğini görme şansına sahip oldum. Aynı gelişmeler Lübnan, Ürdün gibi ülkelerde de var ve bu gün geçtikçe daha da gelişiyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun dış politikasında yaptığı yeni yaklaşımlar komşu ülkelerde büyük bir ilgi ile karşılanıyor. Bu da Türkiye için sevindirici bir gelişme. Ülke olarak, Ermenistan’dan Suriye’ye, Yunanistan’dan, Bulgaristan’a kadar ilişkilerimizin gelişitirilmesi ve çatışma alanlarının daraltılması Türkiye’nin ekonomisine de büyük bir katkı da bulunuyor.
Bu gelişmeleri 2. Dünya savaşından sonra Fransa ve Almanya’da da gördük. Almanya başta Fransa olmak üzere komşu ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmiş Polonya ile barışa dönüştürdüğü ilişkilerinin ekonomik olumlu yanıtlarını kısa zamanda almıştı. Bugün Alman ekonomisine baktığımız zaman dış ticaret ilişkilerinin %40’a yakın bir bölümünü komşu ülkeler ile yaptığını görürüz. Aynı gelişmeyi Fransa içinde söylemek mümkün. Türkiye bu konuda akılcı bir yola girmiş bulunuyor. Kuzey Irak’ta Türk mallarının her geçen gün daha fazla pazar kazanması, Suriye’ya olan ihracatın artması ve vizesiz geçiş nedeniyle sınır ticaretinin ciddi boyutlara ulaşması da bu gelişmelerin sevindirci kanıtlarıdır.
Ermenistan İlişkileri: Geçtiğimiz yıl Ermenistan ile yapılan anlaşmanın şimdi Ermenistan Anayasa Mahkemesi tarafından sorunlu bir hale getirilmesinden en fazla kaybedecek taraf Ermenistan olacaktır. Bütün dünya ülkeleri Ermenistan sınırının açılmasını bekliyor. Türkiye Ermenistan sınırını 12 yıl evvel Ermenistan havayolları uçaklarının İstanbul’a iniş izni vermesi ile açmış bulunuyor. Bugün Ermenistan’dan Türkiye’ye gelen ve 40 bine yakını Türkiye’de çalışan Ermeniler 8 Dolar vize parası ödeyerek ülkeye girerken, aynı Ermeniler diğer turistler gibi Topkapı müzesine girmek isterse 20 Doların üzerinde bir ödeme yapmak zorunda kalıyorlar. Bu da artık sınırın en azından hava hattı olarak açıldığının en sabit kanıtı. Iran’da yavaş yavaş bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türk firmalarının özellikle TAV ve TURKCELL gibi pekte iyi tecrübeleri olmayan İran’da Türkiye’ye karşı yaklaşımın olumluya dönüştüğünü görüyorsunuz. Yakın Doğu’da oteller de telvizyonları açtığınız zaman hangi Arap kanalına baksanız bir Türk dizisinin Arapça oynadığını görmek mümkün. Araplar bu dizilerin tiryakisi durumuna gelmişler. Şam veya Halep’te pazarı dolaşırken tüm dükkan sahiplerinin bir gözleri ile Kurtlar Vadisini yada Gümüş dizisini seyrettiğini görürsünüz. Bölge’de her geçen gün politik ağırlığı artan ve ekonomik gücünü de pekiştiren Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne bakışı da değişmiş durumda. Artık bir açıdan AB’nin Türkiye’ye daha fazla ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Yunanistan’ın iflasın eşiğine geldiği, Macaristan ve Romanya gibi ülkelerin de IMF’siz yaşayamadığı bir dönemde Türkiye tüm ekonomik dar boğazlara rağmen akılcı bir politika ile bölgede ekonomik olarak gücünü artırmaya devam ediyor. Bölgedeki Islam ülkeleri ile olan ilişkilerin yanı sıra Rusya ile özellikle enerji polotikasında gelişine ilişkiler Türkiye için yeni ufuklar açacak. Önümüzdeki yıllarda Türkiye gelir dağılım sorununu çözer ve ciddi bir şekilde dolaylı vergiler yerine direk vergiler almaya başlayacak durumda gelirse ekonomik durumunda da ciddi gelişmeleri bekleyebiliriz.

