İŞ HAYATINDA BİR ÇILGIN TÜRK: HAMDİ AKIN
Prof.Dr. Bener Karakartal

Hamdi Akın’ın kahvesi için teşekkürler. Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Levent’teki ofisinden ayrılmadan önce kafamdan geçen düşünce “Sakıp Ağa ile Başbaşa” programımda 2000 yılında Sakıp Sabancı ile oluşturup her sekansın jeneriğinde tekrarladığımız cümle: “Durmak yok, yola devam.” Hamdi Akın’dan cirosunun sonuna artık bir sıfır eklemesini bekliyoruz.

Yıl 1975… 12 yıl aradan sonra Türkiye’ye dönüyorum. Galatasaray Lisesi mezunu olarak gittiğim Paris’ten öğretim üyesi olarak İstanbul’a geri geliyorum.

Paris Charles de Gaulle Havaalanı… Fransızlar aşırı gösteriş meraklısı. Paris Havaalanı adeta bir uzay üssü gibi. Amerikalılar; “Fransızlar burayı Hollywood için özel mi yaptı?” diyorlar.

İstanbul Yeşilköy Havaalanı… Bir hangardayız. Yanımdaki Fransızlardan utanıyorum. Hammallar, döküntü taksiler, bağırıp çağıran insanlar. Memleketin hali daha da kötü. İstanbul dökülüyor. Ekonomi iflas etmiş. Politikacılar kavgaya tutuşmuş. Gençler sokaklarda birbirini öldürüyor. Bir süre sonra da -12 Eylül- askeri darbe oluyor.

ÖZAL: ÖZEL SEKTÖRE KARŞI OLAN GERİCİDİR

LOFT'UN ZİRVESİNDE... Ekovitrin Genel Yayın Yönetmeni Bilal Koçak ile birlikte Hamdi Akın'ın sahibi olduğu Akfen Holding'in Levent Loft Plaza'nın 11. katındayız. Hamdi Akın, Türkiye'nin dev şirketleri Akfen ve TAV Grubu'nu buradan yönetiyor.

Yıl 1983. Türkiye’de bir mucize gerçekleşiyor. Bir dahi… Turgut Özal iktidara geliyor. Siyasi açıdan darmadağın olan Türkiye’de “dört eğilimi” birleştiriyor. Köhne ekonomiden ihracata dönük modern dinamik bir ekonomi yaratıyor. Özal  Yeşilköy Havaalanı’na el atıyor. Birinci hamle: Dış hatlar terminali. Ama kafeteryası hala bürokratik zihniyette: hantal ve itici. Özel sektöre veriyor. Bir ufak mucize. Özal açılışta “özel sektöre karşı olan gericidir” diyor.

Özal’ın Cumhurbaşkanlığı uçağında uçtum. Uçak İstanbul’dan havalanınca camiler dışında görünen bir tek modern bina var. Sakıp Sabancı’nın ikiz kuleleri. Dostum Sabancı’ya dönüşte bunu söylüyorum. Sabancı iki elini yukarıya doğru kaldırıyor ve “Bu binalar bir dua. Mavi iki gökdelen yaptım. Göreceksin hocam, örnek olacak. İstanbul mavi gökdelenlerle dolacak” diyor. Sakıp Sabancı ile yaptığım bütün konuşmalar şimdi Sabancı Holding tarafından internet sitelerinde yayınlanıyor. (“Sakıp Ağa ile Başbaşa” 13 program)

İstanbul Atatürk Havaalanı. Bir mucize daha. Şehir içine sıkışmış daracık arsada inanılmaz gerçekleşiyor. Eski hangarın yerinde inanılmaz büyüklük hissi veren ferah, estetik ve modern mimari şaheseri bir eser yükseliyor. Ayasofya ve Sultan Ahmet Camiii içinde insanda uyanan bir hayranlık hissinin bir benzeri Atatürk Havalimanı’nda hissediliyor. Paris Charles de Gaulle Havalimanı’ndan uçağa binen Fransızlar bile bu hissi benimle paylaşıyor. 1975’te Yeşilköy Havaalanı hangarında içime yerleşen eziklik duygusunun intikamını aldığımı hissediyorum.

HER ESERİN BİR KAHRAMANI VARDIR

Yıl 2010. Eseri tanıyorum ama kahramanını tanımıyorum. Bilal Koçak’ın davetiyle Levent’teki binasının onbirinci katında bu karşılaşma gerçekleşiyor. Hamdi Akın’la beraberiz ve ikram ettiği kahvemizi yudumluyoruz. Atatürk Havalimanı konusundaki düşüncelerimi söylüyorum. Gülümsüyor. “Bu havalimanı memlekete bir hizmet. Bu havalimanına inen yabancı işadamları, ‘Biz bu ülkede neden hala yokuz?’ diye şaşırıp Türkiye’ye yatırım kararı alıyorlar” diyor.

GERÇEK BİR “ÇILGIN TÜRK”

Gözüm hemen karşımızdaki Sabancı’nın ikiz kulelerine kayıyor. Sabancı’nın rüyası gerçekleşmiş. Her taraf gökdelenlerle dolmuş. Otoyollar bu gökdelenleri Hamdi Akın’ın inşa ettiği ve işletmeciliğini yaptığı Atatürk Havalimanı’na götürüyor. 1975’in köhne Türkiye’si gitmiş yerine insana gurur veren Türk mucizesi gelmiş. Hamdi Akın’ın çok başarılı basın ve televizyon kampanyasında dünyaca ünlü işadamlarına söylettiği “ Şu Çılgın Türkler” sloganında ifade edildiği gibi. O Çılgın Türklerin bir tanesi de karşımda oturuyor.

Hamdi Akın, Ekovitrin okuyucuları tarafından yılın işadamı seçildi. Kendi şöhreti tahmin ediyorum yakında eserlerinin şöhretini yakalayacak. Çünkü yalnız Türkiye’de değil dünyada çok hızlı koşuyor. Ama bu yetmez. Daha yolun başında. Türkiye’ye borcu var.Türkiye boyutundaki zengin ülkelerde şirketlerin cirosu inanılmaz boyutlarda. Bunu şahsen biliyorum. Dünyaca ünlü  Carrefour’un kurucu sahibi Jacques Defforey Türkiye’ye ilk seyahatini benim davetimle yaptı ve önerim üzerine dostum Sakıp Sabancı ile bir ortaklık kurdu. Carrefour’un yıllık cirosu 150 milyar doları geride bıraktı. Oysa Türkiye’de en büyük iki holdingin ciroları 10 milyar dolarlarda dolaşıyor. Bu rakamlar Türkiye’ye hiç ama hiç yakışmıyor.

HAMDİ AKIN İÇİN DE DURMAK YOK YOLA DEVAM…

Hamdi Akın’ın kahvesi için teşekkürler. Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Levent’teki ofisinden ayrılmadan önce kafamdan geçen düşünce “Sakıp Ağa ile Başbaşa” programımda 2000 yılında Sakıp Sabancı ile oluşturup her sekansın jeneriğinde tekrarladığımız cümle: “Durmak yok, yola devam.” Hamdi Akın’dan cirosunun sonuna artık bir sıfır eklemesini bekliyoruz.

Yorumunuzu Yazınız.





Benzer Yazılar