<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aylık Ekonomi Dergisi</title>
	<atom:link href="http://www.ekovitrin.com/index.php/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ekovitrin.com</link>
	<description>Ekovitrin</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Mar 2010 17:08:00 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Türkiye’nin dış ticaretteki birinci ortağı: RUSYA</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/turkiye%e2%80%99nin-dis-ticaretteki-birinci-ortagi-rusya/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/turkiye%e2%80%99nin-dis-ticaretteki-birinci-ortagi-rusya/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 17:02:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=767</guid>
		<description><![CDATA[Erdoğan–Putin liderliğinde Türkiye–Rusya ilişkileri ekonomik ve siyasal anlamda en parlak günlerini yaşıyor.
1990’lı yılların başındaki 2–3 milyar dolar seviyelerinde seyreden iki ülkenin ticaret hacmi 2008’de 38 milyar dolar oldu.

Türkiye’nin dış ticaretteki birinci ortağı: RUSYA 2008’de Almanya’yı geride bırakarak Türkiye’nin dış ticaret hacminde birinci sıraya yükselen Rusya, 2009’da da gerilemeye rağmen birinciliğini korumaya devam etti.
Türkiye ile Rusya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan–Putin liderliğinde Türkiye–Rusya ilişkileri ekonomik ve siyasal anlamda en parlak günlerini yaşıyor.</p>
<p>1990’lı yılların başındaki 2–3 milyar dolar seviyelerinde seyreden iki ülkenin ticaret hacmi 2008’de 38 milyar dolar oldu.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0313.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-770" title="03" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0313-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Türkiye’nin dış ticaretteki birinci ortağı: RUSYA 2008’de Almanya’yı geride bırakarak Türkiye’nin dış ticaret hacminde birinci sıraya yükselen Rusya, 2009’da da gerilemeye rağmen birinciliğini korumaya devam etti.</p>
<p>Türkiye ile Rusya arasında ivme kazanan ticari ilişkiler gerçekleştirilen üst düzey ziyaretlerle perçinleniyor. İki ülkenin liderleri Erdoğan ve Putin’in ortak uyumu en verimli döneme girilmesinde önemli rol oynamakta. Son olarak Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in daveti üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın beraberindeki kalabalık bir heyetle Moskova’ya gitmesinin ardından şimdi Putin’in, Ankara’ya yeni bir ziyaret düzenlemesi bekleniyor.</p>
<p>Son yıllarda iki ülke arasında gerçekleşen üst düzey görüşmeler, Türkiye–Rusya ilişkilerinin geldiği seviyeyi göstermesi açısından mühim. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2008 yılında 38 milyar ABD dolarını bulmuştu. Her ne kadar küresel krizin ve gümrüklerde yaşanan sorunun etkisiyle ticaret hacmi 2009 yılında 22 milyar dolara kadar gerilese de 1990’lı yılların başındaki 2–3 milyar dolarlık ticaret hacmi ile karşılaştırıldığında hala büyük bir başarı. 2008’de Almanya’yı geride bırakarak Türkiye’nin dış ticaret hacminde birinci sıraya yükselen Rusya, 2009’da da gerilemeye rağmen birinciliğini korumaya devam etti.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/047.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-768" title="04" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/047-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /></a>Ankara ile Moskova’nın uluslararası sorunlara yaklaşımlarında büyük çoğunlukla bir örtüşme görülüyor. İran nükleer sorununun diplomatik yolla çözülmesi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi, Dağlık Karabağ sorununun diplomatik yollarla çözülmesi, Ortadoğu’da barışın sağlanması, Suriye-Lübnan sorunu, Afganistan ve Irak’ta güven ortamının tesisi gibi uluslararası konularda Rusya ile Türkiye yakın politikalara sahip.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÜRKİYE–RUSYA İLİŞKİLERİ 520 YILLIK GEÇMİŞE SAHİP </strong></p>
<p>Bugünün Rusya Federasyonu, dünün Sovyetler Birliği ve önceki günün Rus İmparatorluğu olarak bildiğimiz komşu ülkeyle ilişkilerimiz yüz yıllara dayanıyor. Osmanlı İmparatorluğu ile Rus Çarlığı arasında resmi ilişkilerin başlamasının üzerinden 520 yıl geçti. Bu ilişkiler zinciri Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Sovyet sisteminin kuruluş yıllarında aynı sıcaklıkla devam etti. İkili ilişkilerin sürdüğü dönemlerde taraflar arasında savaş dolu yıllar da yaşandı. Bu duruma dikkat çekmek isteyen tarihçiler; barışın, savaştan daha geniş bir zaman dilimini kapsadığına vurgu yapıyor.</p>
<p>İmparatorluklar döneminde Ruslardan ağırlıklı olarak kürk ve benzeri mallar alırken, Rusya tarafına kuru meyve ve incir ile üzüm gibi tarımsal mallar satıldı. Bu şekilde yapılan ticaret endüstrileşme devrimine kadar devam etti. 19. ve 20. yüzyılda ilişkiler askeri alandan, ticari alana kayarak yeni bir boyut kazandı. 22 milyon kilometre kareden fazla bir alana hükmeden Sovyetler Birliği, o dönemde yüz ölçümü olarak Türkiye’nin yaklaşık 30 katı büyüklüğüne ve 300 milyona ulaşan nüfusa sahipti.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0118.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-769" title="01" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0118-300x185.jpg" alt="" width="300" height="185" /></a>Sovyetler Birliği’nin kucağından çıkan Rusya Federasyonu, bugün halen tartışılan Vladimir İlyiç Lenin’in Komünist Devrim Hareketiyle 1917 yılında gerçekleşen ihtilaliyle kuruldu. Özel teşebbüse, özel sektöre, kişisel girişim ve pazar ekonomisine asla izin vermeyen Komünist Ekonomik Sistem, Planlı Ekonomi ile her dalda devlet egemenliğini benimsiyordu. İç ticaretin yanında dış ticaretin de devlet eliyle yürütüldüğü Sovyetler Birliği döneminde, devletlerarası ticari ilişkiler söz konusuydu. Cumhuriyetin ilk yıllarında ortaya çıkan iyi ilişkiler sonunda Türkiye’nin ağır sanayiye adım atmasında Ruslar oldukça etkili oldu ve sanayi kalkınmasında kilometre taşı sayılan tekstil fabrikaları kuruldu.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşının getirdiği durgunluk dönemi ve soğuk savaşın olumsuz etkileri Türkiye-Sovyet ilişkilerini durgunluğa itse de ekonomik ilişkiler kopmadı. 1960’lı yılların başından itibaren Sovyetler Birliği ile yapılan ikili anlaşmalar sonucu Ruslar ülkemizde çok kalıcı yatırımlar yapmaya başladı. Bu dönem yapılan yatırımlar arasında Seydişehir Alüminyum Fabrikası, İskenderun Demir Çelik Tesisleri, Ali Ağa Petrol Rafinerisi ve Orhaneli Termik Santralını dile getirmek mümkün.</p>
<p>Sovyetler Birliği döneminde, Türk devletinin ve özel sektörün bu ülkeye sattığı ürün yelpazesi oldukça sınırlıydı. Türkiye 1920’li yıllardan, 1990’lı yıllara kadar Sovyetlere; sadece limon, portakal, mandalina, kuru üzüm, incir, zeytin yağı gibi geleneksel ürünler satabiliyordu. Sovyetler Birliği’yle 1984 yılında imzalanan doğalgaz anlaşmasıyla ticari ilişkiler yepyeni bir boyut kazandı. Bu anlaşmada alınan gazın bedelinin bir bölümünün Türk malları ile adeta takas şeklinde ödenebilir olması, Türk ürünlerinin Rus pazarında yer bulmasını beraberinde getirdi. 1989 yılında Türk Eximbank’ın, Rusya’ya yatırım kredisi açması da karşılıklı yatırımlarda artışa yol açtı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/turkiye%e2%80%99nin-dis-ticaretteki-birinci-ortagi-rusya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EKOPAZAR 100. PROGRAMI GERİDE BIRAKTI&#8230;</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/ekopazar-100-programi-geride-birakti/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/ekopazar-100-programi-geride-birakti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 16:21:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür&Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=755</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/ekopazar.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-743" title="ekopazar" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/ekopazar-781x1024.jpg" alt="" width="781" height="1024" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/ekopazar-100-programi-geride-birakti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Ekovitrin&#8217;e açıkladı</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/kadin-isgucunden-yeterince-faydalanamiyoruz/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/kadin-isgucunden-yeterince-faydalanamiyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 02:52:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=697</guid>
		<description><![CDATA[
İstihdamda kadınlar sadece yüzde 22’lik paya sahip. Avrupa’da ise bu oran yüzde 50. 
Türkiye’de iş dünyasının en önemli sivil toplum örgütlerinden biri olan Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)’ın çiçeği burnunda kadın başkanı Ümit Boyner’le 2010–2011 faaliyet programına ilişkin basın toplantısında bir araya geliyoruz. The Marmara’da buluştuğumuz Başkan Ümit Boyner; ekonomik ve siyasal başlıkların ağırlıkta olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0117.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-700" title="01" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0117-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal;"><strong><span style="font-weight: normal;">İstihdamda kadınlar sadece yüzde 22’lik paya sahip. Avrupa’da ise bu oran yüzde 50. </span></strong></span></strong></p>
<p>Türkiye’de iş dünyasının en önemli sivil toplum örgütlerinden biri olan Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)’ın çiçeği burnunda kadın başkanı Ümit Boyner’le 2010–2011 faaliyet programına ilişkin basın toplantısında bir araya geliyoruz. The Marmara’da buluştuğumuz Başkan Ümit Boyner; ekonomik ve siyasal başlıkların ağırlıkta olduğu gündeme ilişkin açıklamalar yaparken, Ekovitrin’in soruları karşısında dış politikayla ilgili görüşlerini de paylaşıyor. Konuşurken oldukça dikkatli olduğunu gözlemlediğimiz Boyner, iş dünyasından geliyor olmanın vermiş olduğu tecrübeyle net açıklamalarda bulunuyor. Gündemde yeralan sıcak başlıklarla ilgili konuştuğumuz Boyner’e en çok merak edilen sorulardan birini yönelterek, kadınların istihdamdaki durumunu soruyoruz. Kadınların iş istihdamda sadece yüzde 22’lik bir paya sahip olduklarının altını çizen Boyner, gelişmiş ülkelerde özellikle de Avrupa’da bu oranın yüzde 50’nin üzerinde olduğunu söylüyor. Arzuhan Yalçındağ’dan sonra TÜSİAD’da ikinci kez kadın başkan döneminin Türkiye’ye nasıl yansıyacağıyla ilgili sorumuzu da yanıtlayan Başkan Boyner, “Kadınların daha etkin olabilmesi adına TÜSİAD olarak çalışmalarımız olacak. Çeşitli sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yapıyoruz” diyor. Cinsel eşitlik, okullaşma oranı ve kadının toplumdaki yeriyle ilgili önemli çalışmalara imza atacaklarını belirterek, kadın işgücünü yakın markaja aldıklarına işaret eden TÜSİAD Başkanı, ekonomik gidişat, siyasal gelişmeler ve dış politikada izlenen yol haritasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunuyor.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0217.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-701" title="02" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0217-300x214.jpg" alt="" width="300" height="214" /></a>Türkiye’deki kadın işgücüne önemli katkılar sunması beklenen TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner hedeflerini anlatırken; “TÜSİAD geçtiğimiz günlerde kadın konularıyla ilgili bir çalışma grubu kurdu. Hatta zaman zaman Kadın Girişimciler Derneği gibi farklı sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yaptık. Türkiye’de cinsel eşitlik konulu bir rapor yayınladık ve geçtiğimiz sene bunu güncelleştirdik. Bu çok üstünde durduğumuz bir konu. Bildiğiniz gibi Türkiye’de kadının istihdamdaki yeri yüzde 22 gibi son derece düşük seviyelerde. AB’de bu oran yüzde 50’lerin üzerinde. Bunun önünde bir sürü neden var. Kadının okullaşma oranından okullaşma süresine, kadının toplum içindeki geleneksel yerine kadar birçok neden var. Ciddi bir işgücü kaynağı var ama kullanmıyoruz. TÜSİAD olarak bu konuda çalışmalarımız devam edecek” diyor.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0312.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-699" title="03" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0312-300x195.jpg" alt="" width="300" height="195" /></a>Türkiye’nin dış politikaya Kuzey Atlantik ve Avrupa odaklı baktığını hatırlatan Boyner sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dünyadaki bu güç dengelerinin değişmesi ve enerji kaynaklarının dağılımı, dış politikayı çok yönlendiren bir konu oldu. Onun için Kafkasya ve komşular çok önemli hale geliyor. Biz de tüm bu konularda politika geliştirme araçları kullanacağız. Yuvarlak masa toplantıları, konferanslar yaparak kadrolarımızı çalıştıracağız. Türk dış politikasında eksen kayması yok. Fakat bir değişiklik var. Türkiye dünyaya daha bir dolulukla bakıyor. Biz de bu konularda çalışıyor ve politika üretiyor olacağız.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/kadin-isgucunden-yeterince-faydalanamiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TiTANiC OTELLER ZiNCiRi GENiŞLiYOR</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/titanic-oteller-zinciri-genisliyor/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/titanic-oteller-zinciri-genisliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 02:48:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=695</guid>
		<description><![CDATA[Titanic’in otel sayısını 7’ye yükselteceğini söyleyen Mehmet Aygün, yurtdışında 10’a yakın restoran mağaza zincirleriyle hizmet verdiklerini açıkladı.

Bacasız sanayi olarak nitelendirilen turizmin gelişmesinde hayati öneme sahip otelcilik sektörü geliştikçe; kapasite, yetişmiş personel ve kaliteli hizmet anlayışı da gelişiyor. Sektörde çıtanın yükselmesine neden olan gelişmelere ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Titanic Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aygün ile turizm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Titanic’in otel sayısını 7’ye yükselteceğini söyleyen Mehmet Aygün, yurtdışında 10’a yakın restoran mağaza zincirleriyle hizmet verdiklerini açıkladı.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0116.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-692" title="01" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0116-300x219.jpg" alt="" width="300" height="219" /></a></p>
<p>Bacasız sanayi olarak nitelendirilen turizmin gelişmesinde hayati öneme sahip otelcilik sektörü geliştikçe; kapasite, yetişmiş personel ve kaliteli hizmet anlayışı da gelişiyor. Sektörde çıtanın yükselmesine neden olan gelişmelere ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Titanic Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aygün ile turizm cenneti Antalya’da buluşuyoruz. Röportajı gerçekleştirdiğimiz Titanic Otel kış ayına rağmen full dolu, sanki yaz gibi&#8230;</p>
<p>Mehmet Aygün, şu anda toplam 5 otellerinin hizmet verdiğini, yeni açılacak otellerle birlikte bu sayının 7’ye yükseleceğini söylüyor. Bununla beraber yurtdışında 10’a yakın restoran mağaza zincirlerinin faaliyette olduğunu belirten Aygün, ‘oteller zinciri’ kurmayı hedeflediklerini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Yeni havaalanı kurulursa Karedeniz’e yatırım yaparız: </strong></p>
<p>n Siz Karadenizli bir işadamısınız. Turizm Bakanlığı yatırımları teşvik ediyor. Karadeniz Bölgesi’ne bir yatırım düşünceniz var mı?</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0216.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-693" title="02" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0216-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Eskiden Antalya’ya Almanya’dan haftada bir uçak geliyordu. Şimdi Almanya’nın bir şehrine birçok uçak kalkıyor. Gelen sayı 10 milyonları aştı. Bu insanları getirmek için de havayolu şart. Karadeniz’de önce ulaşım meselesinin çözülmesi lazım. Ben Giresunluyum. Giresun’a gitmek için Ankara’ya uçuyorum, oradan Çarşamba’ya uçuyorum, oradan da Giresun’a gidiyorum. Şimdi siz bu turisti nasıl getireceksiniz. Onun için havayolu yapılması lazım. Ulaşım olmadıktan sonra bu iş olmaz. Antalya’ya bakıldığı zaman bu bölgenin birinci sırada olmasının en büyük sebebi havaalanına 10 dakika mesafede olması. Yurtdışından geldiğimde indiğim zaman valizi beklerken şoför çağırıyorum ki; beni alsınlar diye. Bu büyük bir avantaj. Samsun ve Trabzon’da var ama bunu Ordu ve Giresun’da da uygulamak gerekiyor. Onun için Ordu’ya bir havaalanı yapıldıktan sonra ister istemez yatırımcılar taşın altına elini koyacaktır. Bunun yapılmasının gerekliliğini savunan birisiyim. Ondan sonra biz de bakacağız, ben doğduğum yerleri tabii ki seviyorum. Gidiyorum, geziyorum, Karadeniz’de yayla turizmi var ve bu çok önemli. Çok güzel yaylalarımız var. Avusturya’nın sadece yaşamasının tek sebebi kayaktır. Bu neden Karadenizimiz’de de olmasın. İnşallah olacak.</p>
<p>n Hava yolu yapılırsa Giresun’a yatırım yapacağınızı söylüyorsunuz?</p>
<p>İlk yapacak benim, söz veriyorum size.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TİTANİC 7. OTELİGEBZE’YE AÇIYOR</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>n 2010 yılı Türkiye’de ekonominin canlandığı ve turizmde büyük ümitlerin beklendiği bir yıl olarak görülüyor. Sizin konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0311.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-694" title="03" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0311-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>İstanbul Gebze’de açılacak bir otelimiz var, onunla birlikte İstanbul’da hizmet veren 5 tane otelimiz olacak. Berlin’de üç aya kadar bir otel açmayı planlıyoruz. Antalya’da resort otelimiz hizmete devam ediyor. Titanic ailesi olarak işimiz hizmet sektörü. Bilindiği gibi ben ve kardeşlerim 35 sene yurtdışında çalıştık. Halen yurtdışındaki 10’a yakın işletmemiz, restoran zincirimiz hizmet veriyor, inşaat alanında işlerimizi de yine sürdürüyoruz.</p>
<p>n Yeni açılacak otelle otel sayınız kaça yükselecek?</p>
<p>İstanbul’da şu anda 4 tane dört ve beş yıldızlı otelimiz var. Bir otelimiz de Antalya’da. Toplam 5 otelimiz var, iki tane daha açacağız ve otel sayımız böylece 7’ye yükselecek.</p>
<p>n Yatak kapasitenizden bahseder misiniz?</p>
<p>Biz sadece yatak sayımızı değil, zincir otel konseptine ağırlık vermek istiyoruz. Yurtiçinde ve yurtdışında nasıl büyük zincirler varsa, biz de onlar gibi olmak için yola çıktık. İnşallah bunu başaracağız.</p>
<p><strong>KIŞIN ORTASINDA FULL DOLU</strong></p>
<p>Şu anda Antalya’daki Titanic Oteli’nizdeyiz. Oteliniz full dolu, sanki yaz gibi bunu neye bağlıyorsunuz?</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/046.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-691" title="04" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/046-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Tatil oteliyiz fakat çok yönlü hizmet veriyoruz. Burada yüzme takımlarımız var, senede 60’a yakın yüzme takımına kamp yaptırıyoruz. Her gelen takım üç hafta burada kampa giriyor. 6 futbol sahamız mevcut. Ocak başından, Mart sonuna kadar futbolculara hizmet veriyoruz. Yaklaşık 150–200 takıma hizmet sunuyoruz. Onun yanı sıra 25 toplantı salonumuz var. Bunun yanı sıra yabancı misafirlerimiz var. Müşterilerimizin yaklaşık yüzde 50’si yabancı müşterilerimizden oluşuyor. Otelimizin doluluk oranı yüzde 95. Titanic’e 50’nci defa gelen misafirlerimiz var. Buna da özen gösteriyoruz. İşimizin üzerinde duruyoruz ve işimizi çok seviyoruz. Böyle olması halinde ancak bir yerlere ulaşabileceğimizi iyi biliyoruz. Titanic Oteli’ni açtık açalı dolulukta bir sıkıntı yaşamadık.</p>
<p>n 2009 kriz yılıydı fakat siz otelinizde doluluk oranlarıyla iyi bir yıl geçirdiniz. Peki 2010 yılından beklentilerinizi paylaşır mısınız?</p>
<p>Doluluk oranında kriz dönemlerinde bile sorun yaşamadık. Sorun yaşayanlara, işlerine çok iyi sarılmaları ve takip etmelerini tavsiye ediyorum. Böyle hareket eden işletmeler başarıya ulaşabiliyor. Artık Antalya’yı sadece güneş turizminden çıkartmamız gerekiyor. Burada her kapanan otele üzülüyorum. Bizim otelimizde 600 kişiye hizmet veriyor. Kışın bu oteli kapatırsanız 600 kişiyi askıya alırsınız. Biz personelimizi eğitiyoruz ve bütün şartlar altında birlikte yürüyoruz. Kriz var diye işten çıkarmıyoruz. Bazı oteller her sene yeniden açılıyormuş gibi yaparsa, her sene yeni elemanlarla yeni yüzlerle müşteriyi karşılarsa bu doğru olmaz, başarı böyle yakalanamaz.</p>
<p>Antalya’daki otelleri çeşitlendirmek lazım. Otellerin yüzde 80’i kapanıyor, en azından bu oranı yüzde 30’lara düşürmek lazım. Bunu da yapmak için yeni organizasyonlar yapmak, kitle turizmine geçmek ve kitleleri buraya taşımak lazım. Güzel organizasyonlar yapmamız lazım. Örneğin bundan 10 sene önce buraya bu kadar futbol takımları gelmiyordu. Şimdi 1800–2000 futbol takımı Antalya’ya geliyor. Bunu biraz daha zenginleştirip, Manchester United, Chelsea ve Barcelona gibi takımları getirip bir turnuva yaptığınız zaman hiç olmazsa büyük bir potansiyel oluşur. Bunun yanı sıra biz burada sadece Müslüman alemine hizmet etmiyoruz. Buraya her dinden gelen insanlar var. Bunun da yüzde 90’ı Hıristiyan. Bahsetmiş olduğum bu çeşitlendirmeleri yaptığınızda otelleriniz ayakta duracak, kapanmayacak, her zaman devamlı istikrarlı istihdam olacak.</p>
<p>n 2010 yılında iki otel hedefiniz var, bunun haricinde bir zincir oluşturmak istiyorsunuz. Bunların dışında ne gibi yatırım düşünceleriniz var?</p>
<p>Sayın Başbakanımızın dediği gibi durmak yok. Biz duramayız, aile olarak da duramayız. Bizim 10 liramız olsa biz 100 liralık iş yapalım, insanlara iş imkanı verelim diye kendimize hedef belirliyoruz. Onun için tabii ki; her zaman için yatırım düşüncemiz var. Yeter ki elimizdeki projeleri hayata geçirelim, yurtdışındaki otelcilik sistemini, Berlin’de açacağımız otelleri bir görelim, orada neler oluyor, neler bitiyor, onları bir yaşayalım. Ondan sonra ortaya çıkan kazancımızı tekrar sektöre ve çalışanlarımıza aktaralım. Avrupa’nın disiplinini Türk zekasıyla birleştirmek arzusundayız. Biz İstanbul’u daha doyuramadık. Şu anda İstanbul’da 5 yıldızlı, 500 odalı bir otel daha yapsak yine doldururuz. Çünkü İstanbul eski İstanbul değil. İstanbul’da büyük bir potansiyel var. Bunun Ankara’sı, İzmir’i, Trabzon’u, Gaziantep’i var. Gerekli gördüğümüz yerlere otel yapmayı düşünüyoruz. 2010 yılı hiçbir zaman 2009 yılı gibi olmaz. Çok daha güzel olacak. Herkesin yüzü gülecek diye düşünüyorum. Ev ödevini herkesin çok iyi çalışması lazım. Önemli olan boşken verilen hizmetin kalitesi değil, doluyken nasıl hizmet verildiğidir.</p>
<p>n Gıda sektöründeki faaliyetleriniz sürüyor mu?</p>
<p>Gıda sektöründeki faaliyetlerimiz sürüyor. Almanya’da 10 restorantımız var. Biz Türk mutfağını 35 yıldır Almanya’da sunuyoruz, bayrağımızı dalgalandırıyoruz.</p>
<p>n Aynı restoran zincirleri Türkiye’de de var mı, yoksa sadece yurtdışında mı faaliyettesiniz?</p>
<p>Türkiye’de bu sektöre girmedik. Türkiye’deki otellerimizde zaten var. Antalya’daki otelimizde 2 bin kişi çalışıyor. Düğün, ya da bayram zamanlarında 5 bin kişi burada hizmet alıyor. Burada bizim 5 alakart restorantımız var. Her akşam 150 kişiye hizmet veriyoruz.</p>
<p>n İspanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkeler Türkiye’nin geçtiğimiz yılki başarısını örnek alıyorlar ve yeni atılımlar yapıyorlar. Özellikle kamuoyu oluşturarak Türkiye’nin önünü kesmek istiyorlar. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p>Buraya Yunanistan’dan, İtalya’dan veya diğer ülkelerden heyetlerle geldiler. Her şey dahil sistemini görmek için, bu sisteme geçmek için incelemeler yaptılar fakat bu sisteme onların geçebilmeleri çok zor. Çünkü maliyetler orada yüksek.</p>
<p>n Fiyatlama konusunda neler söyleyeceksiniz?</p>
<p>Tüketici fiyatlama konusunu yanlış anlayabiliyor. Otelci olarak biz o günün kuru neyse onu Türk parası olarak yurtiçindeki acentelere veriyoruz. Yurtiçindeki acenteler onun üzerine karlılık paylarını koyuyor. Öyle bakıldığı zaman uçak parasını da koyduğu zaman farklı anlaşılıyor. Biz otelci olarak hiçbir zaman Türk müşteriye farklı, yabancı müşteriye farklı fiyat uygulamıyoruz. Onun için iç piyasada olan şey acentelerle ilgili bir durum. Bizim için müşteri her zaman müşteridir.</p>
<p>Turizmde eleman sıkıntısı çekiyoruz. İnsanlar bir dil öğrendikten sonra ikinci bir dili de öğrensinler. Ben 35 yıldır yurtdışındayım. Her şeyi gören ve gezen birisiyim. Bizim mutfağımızı dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Onun için de biz her zaman bir adım öndeyiz.</p>
<p>n Farklı satış taktikleriniz var, bu oteli nasıl dolduruyorsunuz, kimlerle çalıyorsunuz?</p>
<p>Bu tür otellere kapıdan münferit müşteri gelmez. Turizmde bir sene sonrasını bir sene önceden satıyorsunuz. O rezervasyonu görüyorsunuz ve kendinizi ona göre hazırlıyorsunuz. Bizim şu andaki müşteri portföyümüzün yüzde 60’ını Avrupa acenteleri satıyor, turizm devi dünya acenteleriyle çalışıyoruz. Yüzde 30 pay ile Rusya ile çalışıyoruz, yüzde 10’luk bölüm olarak da iç piyasayla çalışıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/titanic-oteller-zinciri-genisliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tayvan’ın Türkiye Özel Temsilcisi John M.L.Lee, Ekovitrin’e konuştu…</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/cin%e2%80%99e-yatirimin-yolu-tayvan%e2%80%99dan-geciyor/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/cin%e2%80%99e-yatirimin-yolu-tayvan%e2%80%99dan-geciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 02:43:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=689</guid>
		<description><![CDATA[UZAKDOĞU&#8217;NUN COĞRAFİ AÇIDAN KÜÇÜK AMA EKONOMİK AÇIDAN BÜYÜK ÜLKESİ TAYVAN’IN TÜRKİYE ÖZEL TEMSİLCİSİ JOHN M.L.LEE, TÜRKİYE-TAYVAN İLİŞKİLERİNİ EKOVİTRİN’E AÇIKLADI:
ÇİN’E YATIRIMIN YOLU TAYVAN’DAN GEÇiYOR

Tayvan’ın başkenti Tapei’de ‘Türk Ticaret Ofisi’nin faaliyet göstermesine rağmen Tayvan’da hiç Türk yatırımı bulunmuyor. Fakat Türk işadamları başta elektronik ürünler olmak üzere bu küçük ülkeden 2 milyar dolara yakın ithalat gerçekleştiriyor. Türkiye’de ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>UZAKDOĞU&#8217;NUN COĞRAFİ AÇIDAN KÜÇÜK AMA EKONOMİK AÇIDAN BÜYÜK ÜLKESİ TAYVAN’IN TÜRKİYE ÖZEL TEMSİLCİSİ JOHN M.L.LEE, TÜRKİYE-TAYVAN İLİŞKİLERİNİ EKOVİTRİN’E AÇIKLADI:</p>
<p><strong>ÇİN’E YATIRIMIN YOLU TAYVAN’DAN GEÇiYOR</strong></p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0310.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-686" title="03" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0310-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>Tayvan’ın başkenti Tapei’de ‘Türk Ticaret Ofisi’nin faaliyet göstermesine rağmen Tayvan’da hiç Türk yatırımı bulunmuyor. Fakat Türk işadamları başta elektronik ürünler olmak üzere bu küçük ülkeden 2 milyar dolara yakın ithalat gerçekleştiriyor. Türkiye’de ise toplam yatırım tutarı 10 milyon dolar olan 14 adet Tayvan kökenli firma yatırımı bulunuyor.</p>
<p>Tayvan’ın Türkiye Özel Temsilcisi John M.L.Lee, Tayvan’ın Türk işadamları açısından cazip imkanlar tanıyan bir pazar olduğunu söyleyerek, Türk işadamlarına ‘Tayvan’a yatırım çağrısı’nda bulunuyor. Lee, Tayvan ile Türkiye arasında direkt uçuşların başlaması durumunda ise ikili ilişkilerin daha da artacağı görüşünde.</p>
<p>n Türkiye’de yaşayan bir yabancı diplomat olarak Türkiye’yi ve Türk insanını nasıl buluyorsunuz? Gelmeden önce Türkiye’ye ilişkin düşünceleriniz nasıldı? Geldikten sonra fikirleriniz değişti mi?</p>
<p>Bir yıldır Türkiye’deyim. Türkiye’den önce İngiltere, İrlanda, İtalya, G.Afrika ve en son ABD’de görev yaptım. Burada bulunmak benim için gerçekten değişik bir tecrübe. Türkiye oldukça kozmopolitik bir ülke. Doğu ve batı, geleneksel ve modern, hıristiyan ve müslüman içi içe yaşıyor. Buraya gelmeden önce çok farlı düşünüyordum. Aslında Türkiye hakkında çok fazla bilgim yoktu. Sadece gazete ve dergilerden fikir sahibiydim. Türkiye’yi Ortadoğu’da Müslüman bir ülke olarak biliyordum. Beni etkileyen nokta ise; benim hayal edebileceğimden öte Türkiye’nin bu kadar seküler bir toplum oluşu oldu. Avrupa’da 10 yıldan fazla bulundum ve Türkiye aynen bir Avrupa ülkesi gibi. Burada izlediğim TV kanalları, gazeteler Ortadoğu’dan tamamen farklı bir Avrupa ülkesi imajını gösteriyor. Özellikle İstanbul; Modern Avrupa’nın temellerinin atıldığı şehir ve Ege’deki diğer kentler. Modern Avrupa buralardan doğdu.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0215.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-688" title="02" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0215-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Türkiye, Tayvan’dan 22 kat daha büyük bir ülke. Türkiye’yi tanımak için doğusundan batısına kadar bir çok bölgeyi ziyaret ettim. Bunlar içinde en etkileyici şehrin İstanbul olduğunu düşünüyorum. Ayrıca küçük bir şehir olan Erzincan’dan da etkilendim. Türkiye’yi özel yapan özelliklerden en önemlisi, birçok kültür ve etnik kökenden insanın burada huzur içinde yaşaması.</p>
<p>n Türkiye ve Tayvan arasındaki ticaret hacmi istenilen seviyelerde mi? İki ülke arasındaki  ticareti arttırmak için neler yapılmalı?</p>
<p>Türkiye ve Tayvan arasındaki ticaret hacmi 1.6 milyar dolar seviyelerinde bulunuyor. Türkiye, Tayvan’a yaklaşık 300 milyon dolar ihracat yaptığından dolayı, ticaret hacmi şu anda lehimize açık veriyor. Bu durumdan memnun değilim. Türkiye’nin bize daha çok ürün satarak, bu ticaretin dengeli  yürümesini arzu ediyorum.</p>
<p>n 2000’li yıllardan sonra karşılıklı ticaret hacmi, Tayvan lehine doğru hızlı bir şekilde arttı. Tayvan, Türkiye’ye daha fazla mal satmaya başladı. Konuyla ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?</p>
<p>En önemli nedenlerinden birisi; Tayvan’dan yapılan ithalatın arttırılması oldu. Örneğin Türkiye, TV seti yapmak için Tayvan’dan elektronik parçalar satın alıyor ve ihraç ediyor. Böylece katma değer katılmış bir ürün oluyor. Biz de Türkiye’den daha fazla ürün almak istiyoruz. Dolayısıyla Türk işadamlarının Tayvan’da daha aktif olmaları gerekiyor. Türk işadamlarının Tapei’deki fuarlarda daha fazla yer alması lazım. Benim burada yaptığım gibi Türkiye’nin de Tayvan ticareti geliştirmek için kurulu bir temsilciliği var. Türkiye büyük bir ülke ve Tayvan’a daha çok ihracat yapabilir. Bizim nüfusumuz 22, Türkiye’nin ise 72 milyon civarında. Fakat bizim toplam ihracatımız sizin yaptığınız ihracatın 2 katı. Bu Tayvan insanının daha fazla ve aktif çalıştığı anlamına geliyor. Tayvan olarak dünyada her yere gidiyoruz. Şu anda dünyada ihracat sıralamasında 13’üncü büyük ülkeyiz.</p>
<p>n Rakamsal olarak ne kadar ihracat yapıyorsunuz?</p>
<p>Tayvan’ın ihracatı yaklaşık 230 milyar dolar civarında. Türkiye’nin özellikle tarım alanında çok zengin bir potansiyeli var. Sadece tarımda değil aynı zamanda Türkiye, stratejik konumundan dolayı daha bir çok alanda potansiyel vaat ediyor. Tayvan, Türkiye’yi stratejik hedef ülkeleri arasında görüyor. Çünkü Türkiye’ye gelirsek, bu alanda birçok alana kolayca ulaşabiliyoruz. Yakın çevrenizde birçok ülke ve büyük bir nüfus bulunuyor. Aynı zamanda AB ile Gümrük Birliği’ne sahipsiniz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DELL VE HP’NİN ÜRETİMLERİ TAYVAN’DA</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>n Bu söyledikleriniz Tayvanlı işadamlarının Türkiye’ye yatırım yapması için çok önemli nedenler olabilir. Türkiye’de kaç tane Tayvanlı şirketin yatırımı mevcut?</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0115.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-687" title="01" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0115-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>Bu konuda son zamanlarda iki ülke arasında ciddi görüşmeler oldu. Büyük bir Tayvan yatırımı Türkiye’ye gelebilir. Türkiye’de fazla bir Tayvan yatırımı bulunmuyor. Genelde İstanbul’da on civarında yatırım sözkonusu. Yatırımların çoğu da taşımacılık şirketlerinden oluşuyor. Tayvan elektronik şirketleri, Asus ve Acer dizüstü bilgisayar üreticileri varlık gösteriyor. Dünyada üretilen dizüstü bilgisayarların yüzde 90’ı Tayvan’da üretiliyor. Dell ve HP gibi dev firmalar, tüm üretimlerini neredeyse Tayvan’da gerçekleştiriyor. Dünyada üretilen anakart ve monitörlerin yüzde 98’i de Tayvan’da üretiliyor.</p>
<p>n Tayvan hangi sektörlerde daha çok ürün ithal ediyor? Tayvan’a ürün satmak isteyen Türk işadamları hangi sektörlere yoğunlaşmalı?</p>
<p>Türkiye, Tayvan’a ihracatını ‘mineraller’ konusunda artırabilir. Tayvan aynı zamanda çok miktarda üretim yapan bir ülke ve birçok hammaddeye ihtiyacı oluyor. Siz de hammadde ve mineraller açısından zengin bir ülkesiniz. Örneğin Türkiye’den çok miktarda mermer ithal ediyoruz. Fındık ve diğer yüksek kaliteli tarım ürünleri de Tayvan’a ihraç edebilirsiniz. Çünkü Tayvan insanı kaliteli ürünleri alacak alım gücüne sahiptir. Zeytinyağı da önemli bir ürün. Sizin fiyatlarınız bu bölgedeki diğer ülkelere göre daha rekabetçi. Tabii en önemli nokta Tayvanlılar’ın sizi bilmesi için kendi tanıtımınızı iyi yapmanız gerekiyor. Tayvan’da yapılan gıda fuarında ürünleriniz ile boy gösterebilirsiniz. Hükümet ya da ticaret odalarınız tarafından organize edilen bir işadamları delegasyonu bu gıda fuarında yer alırsa, Tayvan, fuarda stand yerlerinin ücretinin bir kısmını karşılıyor. Hatta bazen uçak biletlerini bile karşılayabiliyor.</p>
<p>Örneğin Tayvan bilgisayar fuarı, Hannover’daki fuardan sonra dünyanın ikinci büyük fuarı olarak kabul ediliyor.  Tayvan, dünyanın en büyük elektronik malzeme üreticilerinden. Bu alanda Türkiye ile işbirliğine açığız.  Dünyada elektronik üretiminde ABD, Japonya, G.Kore’den sonra Tayvan geliyor.</p>
<p>n Tayvan’da hangi sektörler yabancı yatırımcıya cazip imkanlar sunuyor? Türk iş adamlarına hangi sektörlere yatırım yapmalarını tavsiye edersiniz?</p>
<p>Aslında Tayvan’ın doğrudan yabancı sermayeye fazla ihtiyacı yok. Tayvan dünyanın en çok yatırım yapan ilk 10 ülkesinden birisi. Biz Çin’de en çok yatırım yapan ülkeyiz. Bizim yabancı para rezervlerimiz, dünyada ya ikincidir ya da üçüncü. Para, Tayvan için problem teşkil etmiyor.</p>
<p>n Tayvan, Çin hangi ürünü üretiyorsa, tüm bu ürünleri üretebiliyor mu?</p>
<p>Çin’deki üretilen çoğu ürün Tayvanlı şirketler tarafından ürettiriliyor. Çünkü biz Çin’de yatırımları en çok olan ülkeyiz. İşçilik ücretleri Tayvan’da yüksek olduğundan dolayı, Tayvan, üretiminin çoğunu Çin’de bizzat yaptırıyor. Çin, herkesin odak noktası haline geldi. Sanırım Türk dostlarım için de aynı durum sözkonusu. Çin ile iş yapmada en iyi strateji, Tayvanlı işadamları ile ortaklıktan geçiyor. Bunun birinci nedeni Çin ile aynı iş yapma pratiklerine sahibiz. Bazı insanlar Çin ile direkt iş yapmayı güvensiz buluyor, ya da oradaki şirketlere güvenemiyor. Bizim insanlarımız ve iş ilkelerimiz ABD ve Avrupa’dakiler ile aynı. Eğer bir şekilde Tayvanlı şirketlerle ortaklık yaparsanız, bu sizi Çin’de sürat motoruna binmiş gibi hızlı ilerlemenizi sağlayacak. Özellikle bu yıl Tayvan, Çin ile serbest ticaret anlaşması ve ekonomik bir pakt kuracak.</p>
<p>n Eğer bir Türk şirketi Çin’e doğrudan gitmek yerine, Tayvan üzerinden ticareti tercih eder ise, ne gibi avantajlara sahip olabilir?</p>
<p>Öncelikle, Çin’e doğrudan giderseniz, iyi iş ilişkilerini bulmanız zor olacaktır. Çünkü tam anlamıyla bir ormanın içine giriyorsunuz. Tayvan, uluslararası etik değerleri ve iş kültürüne sahip olduğundan, daha güvenilir bir liman sayesinde Çin’e açılmış olursunuz. Ve tabii Çin, Tayvan’dan gelen yabancı iş ortaklıklarına özel önem veriyor. Yani daha güvendesiniz. Çin’e direkt giderseniz, yüzlerce iş fuarı ile karşılaşırsınız. Aynen bir orman gibi içinde kaybolursunuz. İkinci olarak da yabancı şirketler, Çin bürokrasisi ile nasıl baş edilmesi gerektiğini bilmiyorlar. Batılılar için karmaşık iş bürokrasisinin içinden geçmek çok zor. Tayvan ise onlarla aynı dili konuşuyor ve onların tutumlarını çok iyi biliyor. Bahsettiğim gibi Çin politik nedenlerden dolayı, Tayvanlı şirketlere özel kolaylıklar sağlıyor. Eğer Çin’den bir ürün alacaksanız, bizim insanımız nereden en iyi şekilde alacağınızı çok iyi biliyor.</p>
<p>Tayvan çok özel bir iş stratejisi geliştirdi. Ekonomistler, bunu anlamak için araştırmalar yapıyor, raporlar yazıyorlar.</p>
<p>n Turizm konusuna geçecek olursak; Tayvan, yurtdışına yılda yaklaşık 8 milyon turist gönderiyor. Türkiye’de ise bu rakam 10 milyon turist civarında seyrediyor. İki ülke arasındaki turizmi artırmak için neler yapılması gerekiyor?</p>
<p>Aslında Türkiye, Tayvan halkı arasında çok bilinir olmaya başladı. Çünkü Türkiye, birçok cazibe merkezine sahip. Sadece kültür ve tarih değil, ayrıca doğası ile de göz dolduruyor. Örneğin Kapodakya ve Pamukkale gerçekten görülmeye değer yerler arasında yeralıyor. Fakat Türkiye ile Tayvan arasında direkt uçuşlar bulunmuyor. Singapur, Malezya gibi ülkelerden insanlar 4-5 saat bekleyerek aktarma yapmak zorunda kalıyor. Bu konuda THY ile konuşuyoruz. Eğer direkt uçuşlar başlarsa turist sayısının ardından ticaret hacmi de artacaktır.</p>
<p>Ayrıca iki ülke arasında vizelerin kalkması için, Türkiye, komşu ülkelerle yaptığı gibi Tayvan’la da  anlaşma yapılması lazım. Örneğin İngiltere, bir yıl önce Tayvan’a vizeyi 6 ay konaklamaya kadar kaldırdı. Sonuç olarak İngiltere’ye giden Tayvanlı turist sayısı yüzde 40 arttı. Şimdi tüm AB ile vizeleri kaldırmaya çalışıyoruz. Eğer Türkiye ile Tayvan arasında vize kaldırılırsa turist sayısında ciddi artış olacaktır. Tabii önce direkt uçuşların başlaması gerekliliğin kavranması gerekiyor.</p>
<p>n Dünya 2008’den bu yana küresel krizi yenmeye çalışıyor. Türk hükümetinin krizle mücadelesini başarılı buluyor musunuz? 10 üzeriden kaç not verirsiniz?</p>
<p>Söylemeliyim ki Türkiye bu krizde şanslıydı. Çünkü bu sefer küresel krizi finans sektörü tetikledi. Fakat siz 2001’de finans krizi yaşamıştınız. Dolayısıyla sizin bankacılık ve finans sisteminiz bu tür krizlere karşı bağışıklık kazanmıştı. Bundan dolayı temel olarak küresel krize karşı daha dayanıklıydınız. Elbette Türkiye, üretim ve ihracat konusunda küresel krizde ağır darbe aldı. Turizminiz fazla etkilenmedi. Eğer İspanya, Yunanistan, İrlanda gibi Avrupa ülkelerine göre kıyaslarsak Türkiye krize karşı daha başarılıydı. Başarı notu olarak 10 üzerinden 7 yada 8 verebilirim.</p>
<p>n Son olarak eklemek ya da özellikle vurgulamak istediğiniz görüş ya da mesajınız var mı?</p>
<p>Türkiye’deki 1 yıllık tecrübeme dayanarak, Türk insanını çok dost canlısı buldum. Her nereye gittiysem, Türk insanından sıcak bir misafirperverlik gördüm. Tayvan’da bu kadar sıcak bir misafirperverlik uzun yıllar önce tarım toplumuyken vardı. Gazeteleri okuyunca bir çok problem görüyorum. Fakat bunlar büyük sorunlar değil diye düşünüyorum. Çeşitlilik ve çoğulculuk bence Türkiye için bir avantajdır. Böyle bir toplumda problemler çıkabilir, fakat her zaman fırsatlara gebedir. Biz Çin dilinde krizi 2 kelime ile söyleriz; “tehlike” ve “fırsat”. Verimli tarım toprakları, stratejik konumu, derin tarihi ve kültürel gelenekleri ile Türkiye, açıkça söylemeliyim ki daha gerçek potansiyelini yakalayabilmiş değil. Daha iyi bir  gelecek sizi bekliyor. Tayvan, Türkiye ile kıyaslandığında hiçbir şeye sahip değil diyebiliriz. Verimli tarım alanları yok gibi. Ada ülkesiyiz, ama enfes turistik plajlarımız yok. Coğrafyamızın yüzde 80’i ormanlarla kaplı, fakat buradan gelen kereste mobilya yapmaya uygun değil. Bu yüzden biz daha fazla çalışmalıyız ve çalışıyoruz. Daha fazla işbirliği yaparak birbirimizi daha iyi anlayabiliriz. Bu da ticaret ve karşılıklı yatırımları artıracaktır.</p>
<p>n Türk işadamlarına Tayvan hakkında bir çağrınız olacak mı?</p>
<p>Tayvan alım gücü yüksek bir toplum. Tayvanlılar daima kaliteli ürünler almayı tercih eder. Dolayısıyla daha önce de vurguladığım gibi cesur ve daha aktif olarak Tayvan’a gelin. Buradaki fırsatları yakalayın. Benim Türkiye’deki ofisim ile temasa geçerseniz, sizlere yardımcı olmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/cin%e2%80%99e-yatirimin-yolu-tayvan%e2%80%99dan-geciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANTAKYA’DA MEDENİYETLER İTTİFAKI</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/antakya%e2%80%99da-medeniyetler-ittifaki/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/antakya%e2%80%99da-medeniyetler-ittifaki/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 02:39:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=682</guid>
		<description><![CDATA[Hoşgörünün ve barışın başkenti Antakya, Tarihi Kentler Birliği’ne evsahipliği yaptı. 3 semavi dinin temsilcilerinin elleri havada Antakya için birleşti. Değişik medeniyetlerin günümüze kadar kardeşçe yaşadığı Antakya, Tarihi Kentler Birliği toplantısındaki bu fotoğrafla dünyaya örnek oldu.
Tarihi Kentler Birliği’nin 2010 yılı ilk toplantısı valiler, belediye başkanları ve 400’ü aşkın davetlinin katılımıyla Antakya Ottoman Palace’da gerçekleştirildi. Adeta dinlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0114.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-684" title="01" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0114-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Hoşgörünün ve barışın başkenti Antakya, Tarihi Kentler Birliği’ne evsahipliği yaptı. 3 semavi dinin temsilcilerinin elleri havada Antakya için birleşti. Değişik medeniyetlerin günümüze kadar kardeşçe yaşadığı Antakya, Tarihi Kentler Birliği toplantısındaki bu fotoğrafla dünyaya örnek oldu.</p>
<p>Tarihi Kentler Birliği’nin 2010 yılı ilk toplantısı valiler, belediye başkanları ve 400’ü aşkın davetlinin katılımıyla Antakya Ottoman Palace’da gerçekleştirildi. Adeta dinlerin buluşmasına sahne olan Tarihi Kentler Birliği Toplantısı’nda kültürel miras ve ortak paydada buluşma konusu masaya yatırıldı. 3 semavi dinin temsilcilerinin elele tutuşup objektiflere poz vermesi, dünya barışı açısından önemli bir enstantene olarak kayıtlara geçti. Toplantıdan çok ayakta alkışlanan bu fotoğraf zihinlerimize kazındı.</p>
<p>YÜZ YILLARDIR BİRLİKTE YAŞIYORLAR</p>
<p>Birçok medeniyete evsahipliği yapan barış ve kardeşlik şehri Antakya’da 19-21 Şubat 2010 tarihleri arasında düzenlenen toplantıda Antakya, bu fotoğrafla adeta tüm dünyaya haykırdı: “Biz Alevi’si, Sünni’si, Hıristiyanı, Ermenisi, Kürdü, Türkü ve Arap’ı ile yüzyıllardır birlikte yaşayan Antakya’yız”. Tarihi Kentler Birliği toplantısında verilen temel mesaj ise “Ülkenin hemen hemen her yöresinde tarihi değerlere tam anlamıyla sahip çıkılamadığı ve Türkiye’de tarihi yönden bizi temsil edebilecek bir kentin olmadığı” şeklindeydi. Toplantıya Mardin eski valisi ve halen Danıştay üyesi olan Temel Koçaklar, Uşak Valisi M.Niyazi Tanırlar, Kırşehir Valisi M.Ufuk Erdem, Amasya Valisi Halil İbrahim Daşöz, Merkez Valisi Veysel Dalman, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mahmut Özhaseki, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocalmaz, Müzeler Genel Müdürü Ökkeş Dağlıoğlu, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof.Dr.Metin Sözen’in de yeraldığı ve Hatay Valisi M.Celalettin Lekesiz ile Antakya Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın evsahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, Antakya ile ilgili hedef ve projeler de masaya yatırıldı.</p>
<p>ÖZHASEKİ: TARİHİ MİRASI KORUYORUZ</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0214.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-683" title="02" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0214-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Tarihi Kentler Birliği ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, 2000 yılında 50 kişiyle başladıkları birliğin 300 kişiye ulaştığını ve her geçen gün çığ gibi büyüdüğünü söyledi. Birlik olarak yol haritası belirlediklerini ve yol haritasını uygulamaya koyduklarını belirten Özhaseki, “Tarihi mirası korumak konusunda önemli projeler ürettik. Partilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve bilim adamlarıyla her şeyi paylaşarak kültürel kalkınmayı sağlayacağız” dedi.</p>
<p>Antakya’nın özel bir kent olduğunu belirten Özhaseki, “Üzerinde yaşadığımız coğrafyada yüzlerce medeniyet kurulmuş. Üç semavi dini bünyesinde barındıran, herkesin barış ve hoşgörü içinde yaşadığı Antakya’nın tüm dünyaya örnek gösterilmesi gerekir” diye konuştu.</p>
<p>MEDENİYETLER İTTİFAKININ EN GÜZEL ÖRNEĞİ</p>
<p>Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, Tarihi Kentler Birliği’nin Türk demokrasi hayatına ve kültürel mirasın korunmasına ciddi katkıları olduğunu söyleyerek, “Bu nedenle kuranlara ve hizmeti geçenlere ülke olarak çok şey borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Tarihi Kentler Birliği yılda iki toplantı yapıyor. ÇEKÜL Vakfı bu yıl pilot il olarak Hatay’ı seçti. Tarihi Kentler Birliği 2010’un ilk toplantısını Hatay’da yaptı. Hatay’ın çok iyi bir seçim olduğunu söyleyebilirim. Hatay Tarihi Kentler Birliği’nin ruhuna en uygun kentlerden birisi. Binlerce yıllık geçmişiyle dünyaya mal ettiği hoşgörü iklimiyle farklı dilleri farklım dinlerden insanları barış içerisinde binlerce yıl yaşatmış bir il. Burada yaşayan insanlar, yan yana sırt sırta yaşamanın, caminin, havranın, kilisenin bir arada olduğu bir hayatı paylaşmanın en güzel örneklerini veriyorlar. Aslında biz olağanüstü bir şey yapmıyoruz, zaten olması gereken bu” dedi.</p>
<p>KÜLTÜR YÜRÜYÜŞÜ</p>
<p>Anadolu’nun, kırsal kesimden kentlere olan yoğun göç sonucunda kültürel anlamda tahrip olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun altını çizen Lekesiz, şöyle devam ediyor: “Hatta pek çok şehirde kültürel dokunun kaybolduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hiçbir gün kaybedilmiş veya gecikmiş değildir. Bu anlayışla 24 Ekim 2009’da belediye, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımızın katılımıyla, 20 bin kişilik bir kültür yürüyüşü gerçekleştirdik. Bunu biraz da Hatay felsefesiyle planladık, yaklaşık 3 km yürüdük. Hatay’ın çok ciddi bir kültür mirası var. Hedefimiz bu kültürel mirası ayağa kaldırabilmekti. İkinci hedefimiz de Hatay’da yaşayan vatandaşlarımızın dikkatini Hatay’ın tarihi derinliklerine çekebilmekti. Aynı zamanda farkındalık oluşturmak istedik, kültürel mirasımızın ayağa kaldırılmasıyla alakalı olarak  önümüzdeki dönemde yapacağımız çalışmalara ilişkin zaten varolan toplumsal desteğin daha da artarak devamını arzuladık. Aynı zamanda özellikle çocuklarımızdan itibaren yeni nesilde bir bilincin oluşmasını istedik.</p>
<p>Kabul etmemiz gerekiyor ki maalesef tarihi miraslarımıza sahip çıkma bilinciyle 40’lı yaşlardan sonra tanıştık ama istiyoruz ki çocuklarımız çok daha erken yaşlardan itibaren başlasınlar. Bu kültürel miras belli bir aklı ve kavrayış becerisini gerektiriyor ve böyle bir süreç sonrasında oluşuyor. Dolayısıyla kültürel mirasa sahip çıkmak bilincin yenilenmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla o günkü yürüyüş esasen hepimizin ortak geleceğine yürümeydi. Kültürel mirasa sahip çıkmadan geleceğin sağlıklı olarak inşası olmaz. Bu nedenle buradaki bu coşkuyu bu birlikteliği paylaşmak ve buna destek vermek açısından Tarihi Kentler Birliği toplantısını Hatay’da yaptı. Planlarımızı, projelerimizi belediyemizle beraber hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki üç beş aylık dönemde de hızlı bir restorasyon çalışmasına gireceğiz. Tarihi kentimizi yeniden ayağa kaldıracağız.”</p>
<p>HERKESİ KUCAKLAYAN KENT</p>
<p>Tarihi mirasına sahip çıkan Antakya ile ilgili önemli projelere imza atmayı hedefleyen Antakya Belediye Başkanı Doç.Dr.Lütfü Savaş, Antakya’nın her insanın yararlanması gereken kültür değerlerine ve birçok zenginliğe evsahipliği yaptığını söyledi.</p>
<p>Antakya’nın 40 asıra dayanan uygarlık tarihi ile herkesi kucaklayan bir kent olduğunu vurgulayan Savaş, “Antakya, Mısır hakimiyetinden sonra sırasıyla Hitit, Asur, Babil, Pers, Makedon, Roma ve Bizans’ın egemenliğinde kalmış, tüm bu medeniyetlerin kültürlerinin yanı sıra Hıristiyanlık, Musevilik ve Müslümanlığın değeriyle yoğrulmuş, çok dinli ve kültürlü bir şehir olarak bugünlere gelmiştir” şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/antakya%e2%80%99da-medeniyetler-ittifaki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MODADA DERİNLİĞİ KEŞFETTİ</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/modada-derinligi-kesfetti/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/modada-derinligi-kesfetti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 02:36:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür&Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=676</guid>
		<description><![CDATA[Bütün tasarımlarını bir hikayenin üzerine oturtan genç modacı Özgür Masur, koleksiyonlarında derinliği ön plana çıkarıyor ve matematiksel formaları tüm detaylarda kullanarak özgün modeller yaratıyor.

Modayı takip edenlerin yakından tanıdığı önemli isimlerden biri olan ve Galata konseptinde yaptığı koleksiyonla dikkatleri üzerinde toplayan Özgür Masur’un tasarımlarında ‘mutlak bir derinlik’ göze çarpıyor. Masur, hazırladığı bütün tasarımları bir hikaye üzerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün tasarımlarını bir hikayenin üzerine oturtan genç modacı Özgür Masur, koleksiyonlarında derinliği ön plana çıkarıyor ve matematiksel formaları tüm detaylarda kullanarak özgün modeller yaratıyor.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0113.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-678" title="01" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0113-236x300.jpg" alt="" width="236" height="300" /></a></p>
<p>Modayı takip edenlerin yakından tanıdığı önemli isimlerden biri olan ve Galata konseptinde yaptığı koleksiyonla dikkatleri üzerinde toplayan Özgür Masur’un tasarımlarında ‘mutlak bir derinlik’ göze çarpıyor. Masur, hazırladığı bütün tasarımları bir hikaye üzerine oturtabilme yaratıcılığına sahip. Hazırladığı elbiselerin hepsinin bir matematiği olduğunu söyleyen Özgür Masur, kendisiyle yaptığımız özel röportajda “Minimal formlar üzerinde o sezon üzerinde çalıştığım detaylar neyse, onu o beden üzerinde yorumlamayı, kullanmayı seviyorum. Minimal formlar üzerinde maksi hareketler benim hareketlerim oluyor” diyor.</p>
<p>Modada kendi markasını yaratma çabasını sorduğumuz Masur’a, Türkiye’de modaya en uygun giyinen kadın ve erkeklerin kim olduğunu da soruyoruz. Türkiye’de izlenme rekorları kıran dizilerde kimleri giydirdiğini de açıklayan Masur, en çok tercih ettiği renkleri ve yaratıcığın arkasındaki püf noktalarını da bizimle paylaştı.  İşte Fashion Week’te adından en çok söz ettiren modacılardan biri olan Özgür Masur’la yaptığımız özel söyleşi ve genç modacının defile ve tasarımlarına ilişkin merak edilen sorulara verdiği yanıtlar:</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0213.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-679" title="02" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0213-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>n Galata konseptinde yaptığınız koleksiyonla adınızı duyurmaya başladınız ve geçtiğimiz günlerde Fashion Week’te en çok konuşulan isimlerden birisi oldunuz, neler söyleyeceksiniz?</p>
<p>O ilk defilem değildi, ikinci defilemdi. Birincisi yine genç tasarımcılar kategorisinde Taşkışla’da yapılan defileydi. Bu ikincisinde yine genç gruptaydım.</p>
<p>n Konseptinizden biraz bahseder misiniz?</p>
<p>Benim elbiselerime baktığınızda mutlaka bir derinlik vardır. Çünkü hepsi bir hikâye üzerine oturtulmuş koleksiyonlar ve hepsinin bir matematiği var. Minimal formlar üzerinde o sezon üzerinde çalıştığım detaylar neyse onu, o beden üzerinde yormayı, kullanmayı seviyorum. Minimal formlar üzerinde maksi hareketler bana ait hareketler oluyor.</p>
<p>n Geçtiğimiz günlerde ‘benim kadınlarım isyankâr’ dediniz, bunu açıklar mısınız?</p>
<p>İsyankâr kelimesi aslında biraz yazarak, çizerek, düşünerek ortaya çıkan bir slogan gibi bir ifade oldu. İlk koleksiyona başladığım zamanki koleksiyonumun ismi protezdi. Kadınların var olduğundan bu zamana kadar onlara yapıştırılmış bir sürü damga var. Kadın koleksiyonu hazırladığım için kendi koleksiyonumda, Ayşe isminde bir kadın var. Annesi onu ‘Ayşe’ diye çağırıyor, Ayşe geldi, Ayşe gitti… Tabii aynı şey erkekler için de geçerli. Kadınlarda bu durum daha çok hissediliyor. Bu örneklerden birisi. Bunun içinde yaşam hikayeleri, yaşam şartları, kadına bir şey yapıştırmak daha kolaydır ya kadının da bunu kaldıramaması vardır. Erkek bunun içinden sıyrılabilir. Daha pasifizedir. Buradaki pasifize kelimesini zeka anlamında söylemiyorum. Bunu güç ve denge olarak algılıyorum. Onlara yapıştırılan her şeyi protez olarak algıladım. Sonra düşündükçe, yazdıkça, çizdikçe dedim ki; ben bunu protesto ediyorum. Protez yazdım ve sonuna bir çizgi çekip STO ekledim ve kendimce yeni bir kelime buldum. Protesto oldu.</p>
<p>n Sektörün içinden gelen birisisiniz, krizin etkili olduğu dönemlerde marka yaratmayı nasıl başardınız?</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/045.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-677" title="04" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/045-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></a>Her insanın aslında bir dönemi vardır. O dönem geldiğinde siz onu keşfedemezsiniz ama o kendi kendine gelişir. Ben sektörde 10 yıla yakın bir süre büyük firmaların koleksiyon direktörlüğünü ve danışmanlığını yaptım. Üniversiteden mezun olduktan sonra bu işe hemen başladım. Galata Moda’ya katıldım, editörlerin baskısı olunca kendi kendime başlamam gerektiği kararını verdim. Endüstriden de çok sıkıldığım bir dönemdi aslında. Sabaha kadar bir dostumla sohbet ettikten sonra sabah gözümü açtığımda böyle bir atölye tutup hiç parasız pulsuz bu işe girdim ve kazandıkça bir şeyler yapmaya başladım. O dönem her şey çok güzel gitti. Koleksiyonumu sunduğumda o sezon bütün editörler ve bu işle uğraşanlar başarımın farkındaydı. Başarı biraz da şansla birleşince işler yolunda gitti.</p>
<p>n İş dünyasından kimi giydirmek isterdiniz?</p>
<p>Bayan kategorisinde Arzuhan Doğan Yalçındağ oldukça güzel giyinen biri, yaptığı işleri de çok başarılı buluyorum. Gündemi takip ediyorum o açıdan onunla çalışmak, onu giydirmek isterim. Onun yanı sıra Elif Dürüst, çok güzel giyinen hoş bir bayan, onunla da çalışmak isterim. Öte yandan Türkiye’deki erkekler biraz ağırbaşlı, dolayısıyla onlar için de enteresan kravat ve küçük mendil tasarımları yapmak isterim. Sanat dünyasından Beyazıt Öztürk, Okan Bayülgen de şalları çok kullanıyor, daha enteresan bağlama teknikleri kullanılabilir.</p>
<p>n Dizilerde de bazı kostümleri siz hazırlıyorsunuz. Kimlere kostüm hazırlıyorsunuz?</p>
<p>Aşkı Memnu dizisinde Nebahat Çehre için birkaç kostüm hazırlamıştım. Güçlü bir karakter, o bakımdan güçlü bir renk olması gerekiyordu. Elbiseyi çok güzel taşıdı.</p>
<p>n Moda renkler hakkında bilgi verir misiniz?</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/039.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-680" title="03" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/039-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a></p>
<p>Moda renkler diye bazı renklerin öne çıkarılmasını önemsemiyorum. İnsanların buna fazla takılmaması gerektiği kanısındayım. ‘Moda kurbanı’ olmak da çok kötü. O bakımdan esmer, koyu renkli birisine mor giydirdiğinizde ne alaka diyebilirsiniz. Benim en sevdiğim renkler siyah ve beyazdır. Moru asaleti temsil ettiği için severim. Elektrik mavisi gibi koyu tonlar da tercihimdir.</p>
<p>n Yaratıcılık konusundaki düşünceleriniz nelerdir, sizce yaratıcılık hangi şartlarda ve nasıl ortaya çıkıyor?</p>
<p>Yaratıcılıkta çizim aşamasının arkasında yeralan ve emek veren birçok insan sözkonusu. Bu konu bir tasarımcı için çok önemli. Her zaman pazarlamaya dahil olamayabilirsiniz. Bunlar parasal işler, bu işlere girdiğinizde yaratıcılığınızı köreltebilirsiniz. Onun için bu konularda çok şanslıyım. Çalışma arkadaşlarım bu konularda çok yardımcı oluyorlar, özellikle de Ferhat’ın desteği çok fazla, o konuda şanslıyım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/modada-derinligi-kesfetti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mısır, EMITT 2010 Turizm Fuarı’nın yıldızı oldu</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/misir-emitt-2010-turizm-fuari%e2%80%99nin-yildizi-oldu/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/misir-emitt-2010-turizm-fuari%e2%80%99nin-yildizi-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 02:31:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür&Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[Dünya turizmini 11–14 Şubat 2010 tarihleri arasında İstanbul’da buluşturan 14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), konuk ülke uygulaması kapsamında Mısır’ı ağırladı.

Kültür, tarih, macera, kongre, deniz tatili, spor, dalış ve alışveriş gibi turizm ürünlerini sunan destinasyonlarıyla büyük fırsatlar barındıran Mısır, özellikle Çöl, Golf ve Sağlık turizmi ürünleri ile Türk ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi hedefliyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya turizmini 11–14 Şubat 2010 tarihleri arasında İstanbul’da buluşturan 14. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT), konuk ülke uygulaması kapsamında Mısır’ı ağırladı.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/038.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-672" title="03" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/038-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>Kültür, tarih, macera, kongre, deniz tatili, spor, dalış ve alışveriş gibi turizm ürünlerini sunan destinasyonlarıyla büyük fırsatlar barındıran Mısır, özellikle Çöl, Golf ve Sağlık turizmi ürünleri ile Türk ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda, 2009 yılı verilerine göre toplam 12,5 milyon turistik ziyaret alan Mısır, Türk turist sayısını 3 yılda 500 bin’e çıkarmayı hedefliyor.  Fuar kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Mısır Turizm Bakanı Zoheir Garranah, Mısır’ın ekonomik büyüme ve kalkınması hususunda önemli rol oynayan turizme yönelik yapılan yatırımlar ile sektörün sürdürülebilir bir ivmeye kavuşması için çok çalışıldığını kaydetti. Garranah, “Sürdürülebilir Turizm Gelişim Planı” çerçevesinde hizmet ve tesislerimizin kalitesini sürekli geliştiriyoruz ve 2020 yılı itibariyle turistik ziyaretçi sayısını 25 milyon’a çıkarmayı hedefliyoruz. Kalite ve mükemmelliyetçilik anlayışımızla bunu başaracağımıza inanıyoruz” dedi. “Ülkelerin devlet başkanlarının sıklıkla yaptığı ziyaretler ve iş çevrelerinin biraraya gelmeleri sonucu, artık Mısır ve Türkiye ticari, politik, bölge barışı ve turizm konularında birlikte hareket ediyor.</p>
<p>EMITT’e konuk ülke olarak katılımımızı, Mısır ile Türkiye arasındaki turizm ilişkilerinin derinliğinin bir teyidi olarak görüyoruz” şeklinde konuşan Garranah, iki ülke arasındaki ortak tarihi ve kültürel geçmişe dayanarak, vizelerin kaldırılmasının ticaret ve turizm anlamında yeni fırsatlar sunacağı gibi mevcut ilişkileri de güçlendireceğini belirtti.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0212.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-674" title="02" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0212-300x209.jpg" alt="" width="300" height="209" /></a>Garranah, Mısır’ı turistik bir destinasyon olarak tanıtım amacıyla dünyanın 26 büyük pazarında gerçekleştirilen önceki çalışmalara ek olarak, Türkiye, Çin ve Hindistan’da, Mısır Turizm Bakanlığı tarafından çalışmalara başlandığını ekledi. 9,5 milyon ziyaretçi ile büyük bir pazar olan Türkiye’ye ciddi anlamda ilgi gösteren ilk ülke olduklarını belirten Garranah, “Seyahat acentalarının reklam masraflarının yarısına kadar karşılayacağımız büyük işbirliğimizin ve ayrıca Ankara, İzmir ve İstanbul bölgelerini kapsayan 200 bin dolarlık tanıtım çalışmamızın başladığı haberini vermekten mutluluk duyuyorum. Türkiye’yi umut verici bir pazar olarak görüyoruz. Bu sebeple bir kaç yıl önce Türkiye’de Mısır Turizm Ofisi’ni açtık” şeklinde konuştu.</p>
<p>Ekin Fuar Genel Müdürü Hacer Aydın ise, konu hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirdi: “Küresel ekonomik krize rağmen yüzde 10’luk bir büyüme sağlayan EMITT 2010 Fuarı,  dünyanın 60 ülkesi ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen 100’ü aşkın il ve beldeyi aynı çatı altında buluşturuyor. Geçen yıl başlattığımız ‘konuk ülke’ uygulaması ise, Türkiye’nin diğer ülkelerle kurduğu dostluk ve işbirliklerinin gelişmesinde önemli bir rol oynuyor. EMITT Fuarı’nın bu yılın konuk ülkesi sponsoru Mısır’la sürdürmekte olduğumuz ilişkileri daha da kuvvetlendireceğine ve başta turizm olmak üzere her alanda yeni işbirliklerine temel oluşturacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Mısır, geçmişten bugüne ve gelecekte de, medeniyetlere ve insanların yaşayacağı, paylaşmaktan da keyif duyacağı deneyimlere ilham verme iddiasını ortaya koyan yeni sloganı “Mısır: Herşeyin başladığı yer” ve yeni logosunu da turizm profesyonellerine tanıttı. Yeni logo, Kaligrafik el yazısı ile Mısır’ın ilham kaynağı olduğu ve olmaya devam edeceği söyleminden yola çıkarak, Ankh- Sonsuzluk sembolünü de çağrıştıracak şekilde tasarlandı. Logonun renklerinde yer alan Lapis Lazuli- Laciverttaşı eski Mısırlılar’ın mücevherlerde favori rengi olduğu kadar Mısır’ın masmavi gökyüzü ve denizini de temsil ediyor. Mutfağındaki eşsiz lezzetleri ve halk oyunlarını da İstanbul’a taşıyan Mısır Tennura dansı ile EMITT 2010 Fuarı’ na görsel bir zenginlik kattı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/misir-emitt-2010-turizm-fuari%e2%80%99nin-yildizi-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DiLEK SABANCI&#8217;DAN BOYNER&#8217;E TAM DESTEK</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/dilek-sabancidan-boynere-tam-destek/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/dilek-sabancidan-boynere-tam-destek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 02:25:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Ercan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal sorumluluk projeleriyle Türkiye’de dikkat çeken en başarılı işkadınlarından Dilek Sabancı Ekovitrin’e konuştu:
“İş hayatında kendini ispat eden ve  TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Ümit Boyner başarılı olacak.” 
Tam 21 yıl önce merhum Sakıp Sabancı’nın &#8216;Kızım seyahati seviyor&#8217; diye kurduğu Vista Turizm Şirketi&#8217;ni zirveye taşıdı. Yıllardır hem iş hayatındaki başarılarıyla, hem de gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal sorumluluk projeleriyle Türkiye’de dikkat çeken en başarılı işkadınlarından Dilek Sabancı Ekovitrin’e konuştu:</p>
<p><strong><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/037.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-667" title="03" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/037-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>“İş hayatında kendini ispat eden ve  TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Ümit Boyner başarılı olacak.” </strong></p>
<p>Tam 21 yıl önce merhum Sakıp Sabancı’nın &#8216;Kızım seyahati seviyor&#8217; diye kurduğu Vista Turizm Şirketi&#8217;ni zirveye taşıdı. Yıllardır hem iş hayatındaki başarılarıyla, hem de gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle adından sıkça söz ettirmeyi bildi. Başarılı iş kadını Dilek Sabancı, bizleri işyerinde ağırladı ve her zamanki mütevazılığıyla sorularımızı açık yüreklilikle yanıtladı. İş hayatındaki başarılarının yanında, engelliler için gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle de gündemden düşmeyen Dilek Sabancı, babasının kızı dedirtecek işlere imza atıyor. İşte çok özel röportajın ayrıntıları&#8230;</p>
<p>n Öncelikle iş dünyasından başlamak istiyorum söze. TÜSİAD’ın başkanlık koltuğuna Ümit Boyner oturdu. Bu konudaki düşüncelerinizden bahseder misiniz?</p>
<p>TÜSİAD’ın başkanlığına yeniden bir hanımın seçilmesi çok iyi gelişme. Kendisi çok başarılı bir hanımefendi. Cem Boyner’in eşi ve sahip olunan şirketlerin yöneticilerinden biri. Dolayısıyla kendini ispat etmiş bir isim. Bizzat iş hayatında aktif rol alan biri ve eminim yeni görevinde de çok başarılı olacak. Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.</p>
<p>n Sizce öncelikli olarak neler yapılmalı?</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0111.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-668" title="01" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0111-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>İnsanlar yatırıma yönlendirilmeli, yatırımcıya destek verilmeli. İşsizliğe çare bulmak lazım. Burada sadece özel sektöre iş düşmüyor. Devletimizin de el birliğiyle çözüm üretmesi gerekiyor.</p>
<p>n 21 yıl önce merhum babanız siz yolculuk yapmayı seviyorsunuz diye Vista Turizm’i kurmuştu. Peki Dilek Sabancı bu şirketi, “babasının kızı” gibi yönetebildi mi?</p>
<p>Rahmetli babamın yardımlarıyla, onun öğrettikleriyle çok iyi şeyler yaptım. Babam hayattayken ben, bazı hatalar yapayım diye bırakırdı ki hatalarımdan ders alayım. Geçen 21 yıl içinde inişli–çıkışlı yıllar yaşandı ama şöyle bir bakacak olursak tabii ki ondan çok şey öğrendim ve gelinen noktada şirketi iyi yönettiğime inanıyorum. Keza sonuçlar bunu gösteriyor. Vista Turizm’de 150 kişi çalışıyor, 200 milyon liralık ciroya sahibiz ve 2009 yılı sonunda 2 buçuk 3 milyon liralık net karımız var. Turizmde seyahat acentelerinin karları bu civarlardadır. Dolayısıyla bu tam bir başarı öyküsüdür diyebiliriz…</p>
<p>Bu sektörde yeralmam hem seyahat etmeyi seviyor olmama, hem de çeşitli lisanları biliyor olmama bağlı. Yurt dışına gidip gelmeyi severim. Turizm bacasız sanayi, giderek de ilerleyen bir sektör. 20 yıl önce Türkiye’yi 7.5 milyon turist ziyaret ediyordu, şimdi nereden baksanız 25 milyondan fazla turist geliyor ülkemize. Sektörde büyük bir dönüşüm oldu. Benim başladığım yıllarda kaliteli turistler de gelmezdi, çünkü kaliteli tesisler yoktu. Şu anda çok kaliteli tesisler var ülkemizde. Kaliteli tesislere, kaliteli turistler gelmeye başladı. Bu rakamlar bile yeterli değil tabii, daha fazla turist gelmesi gerekiyor ki; daha fazla gelir oluşsun.  Turizm ortaya çıkan gelir dışında, ülkemize tanıtım yönüyle de önemli katkılar sunuyor.</p>
<p><strong>İŞİMİZDE 1 NUMARAYIZ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>n 1989 yılında 6 kişiyle 20 bilet keserek bu işe başladınız, peki şu anda sektördeki yeriniz nedir?</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0211.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-669" title="02" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0211-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" /></a>Vista Turizm olarak sektörde bir numarayız. Çünkü kurumsal müşterilerle çalışıyoruz. Biz sadece firmalara hizmet veriyoruz. Anlaştığımız firmaların bilet, artı yurt içi ve yurt dışı organizasyonlarını üstleniyoruz. Günde bin bilet satıyoruz, yani 20 biletten bin bilete çıktık. 6 kişiden de 150 kişiye çıktık. İfade ettiğim gibi biz kurumsal müşterilerle çalışıyoruz. Diğer müşterilerimiz daha farklı işler de yaptıkları için direkt rakip sayılmazlar.</p>
<p>n 2010’daki ciro hedefiniz nedir?</p>
<p>2010 yılında 217 milyon liralık bir ciro hedefliyoruz.</p>
<p><strong>KRİZDE DARALMA YAŞADIK GAYRIMENKULE EL ATTIK</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>n Türkiye’nin gidişatını nasıl buluyorsunuz?</p>
<p>Türkiye’nin gidişatını dünyaya bakarak değerlendirecek olursak iyi olduğunu söyleyebiliriz. Dünyada büyük bir kriz var. Bu açıdan Türkiye kötü bir yerde değil. Keza tüm dünyanın bu krizden ne kadar etkilendiğini gördük, dolayısıyla biz daha az etkilendik. Şirketim de yüzde 20 oranında etkilendi. Dünyada da büyük bir işsizlik var ve buna çare bulmak lazım. Bu sadece TÜSİAD’ın, ya da hükümetin değil tüm ülkenin sorunu. İşsizliğe çözüm bulmak adına annem ve kız kardeşimle birlikte Dilek Gayrimenkul ve Turizm Yatırımları isminde bir şirket kurduk. O şirket içinde gayrimenkul yatırımlarına bakıyoruz. Otel yatırımlarına bakıyoruz. Yeni olan bu şirket kanalıyla gerek otel yatırımları, gerek gayrimenkul yatırımlarıyla ilgili istihdam oluşturup işsizliğe çare bulmaya çalışıyoruz. Sonuçta bir gayrimenkul projesi yapıldığı zaman bir çok insana iş imkanı sağlayabiliyorsunuz. Bu Sabancı ailesinin dışında özel bir şirket. Bu ülkeye az da olsa katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu da beni çok mutlu ediyor.</p>
<p>n Yakın gelecekteki projeler nerede olacak?</p>
<p>Projelerimiz ilk olarak Çeşme Alaçatı´da başlayacak. Gayrimenkul otel projesi olarak işe orada  başlayacağız, gayrimenkul olarak da İstanbul´da.</p>
<p>n Otelin ismi belli mi?</p>
<p>Bunu daha düşünmedim, daha yapım aşamasına geçilmedi. İnşaat şirketleriyle konuşulacak. Dilek Oteller zinciri olabilir ama bu şirketin de bir yönetim kurulu var. Onlarla da konuşup hep beraber karar vereceğiz. Bu yılın sonunda 2011 yılında net olarak faaliyete başlayacağız otellerle ilgili.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>BİNLERCE ENGELLİYE YARDIM ELİ UZATILDI</strong></p>
<p>n Sosyal sorumluluk projelerinde yeni yatırımlarınız neler?</p>
<p>14 bin  zihinsel engelli derneğimizde en az bir spor dalında faaliyet gösterdi ve derneğimize kayıtlı. Türkiye’de 2 buçuk milyon civarında zihinsel engelli insan var. Bu istatistiki rakamlar devletin verdiği rakamlar ve ciddi rakamlar. 2 buçuk milyon engellinin 14 bini benim derneğime kayıtlı, bizim 8 haftalık eğitimimiz var. Aktif spor yapanlar var. Onların sayısı da 14 binin içerisinde 3 bini buluyor. Bunu biz 2002 yılından, 2009 yılına kadar 7 senede yaptık. Daha önce dernek yoktu. Metin Sabancı Spastik Çocuklar Merkezi’nin içinde biraz daha amatörce bu işler yapılıyordu. 2002’de özel bir dernek kurduğumuzda 3 bin sporcuya aktif spor yaptırdık. Bu ne demek; bölgesel yerel ve ulusal oyunlara, artı yurt dışında uluslararası Avrupa ve Amerika oyunlarına götürmek demek. Hedefim bu 3 binleri artırmak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/dilek-sabancidan-boynere-tam-destek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AB’nin en büyük sorunu Yunanistan</title>
		<link>http://www.ekovitrin.com/index.php/ab%e2%80%99nin-en-buyuk-sorunu-yunanistan/</link>
		<comments>http://www.ekovitrin.com/index.php/ab%e2%80%99nin-en-buyuk-sorunu-yunanistan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 02:19:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Faruk Şen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazar Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ekovitrin.com/?p=661</guid>
		<description><![CDATA[1981 yılında o zamanın Fransız Cumhurbaşkanı Valery Giscard d`Esteing’in katkıları ile AB’ye tam üye olan Yunanistan 1981-2005 yılları arasında AB’den aldığı katkılar ile ciddi bir altın devir yaşadı. AB bölgesel ve sosyal yapı fonlarının yanında, tarımsal garanti fonundan da bu yıllar arasında tam 104 milyar euro’luk katkıyı, Yunanistan’a verdi. Türkiye bu süreç zarfında IMF’den ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0210.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-662" title="02" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0210-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>1981 yılında o zamanın Fransız Cumhurbaşkanı Valery Giscard d`Esteing’in katkıları ile AB’ye tam üye olan Yunanistan 1981-2005 yılları arasında AB’den aldığı katkılar ile ciddi bir altın devir yaşadı. AB bölgesel ve sosyal yapı fonlarının yanında, tarımsal garanti fonundan da bu yıllar arasında tam 104 milyar euro’luk katkıyı, Yunanistan’a verdi. Türkiye bu süreç zarfında IMF’den ve diğer uluslararası kuruluşlardan borç alırken, Yunanistan hibeler ile ciddi bir şekilde ayakta durdu. Yunanistan’daki yaşam AB katkıları ile Almanya, Fransa ve İngiltere’de yaşayan çalışanlara göre çok daha iyi bir durumda idi.</p>
<p>Yunanistan’da mağazalar Pazartesi günleri öğleden sonra açılıyor, Çarşamba günü öğleden sonra tekrar kapanıyor ve Cuma günü öğleden sonra da  çalışmıyorlardı. Aynı şekilde devlet memurları da bu düzeni sürdürüyorlardı. Özellikle AB’nin; İspanya ve Potekiz’i tam üye almak için yaptığı çabalar çerçevesinde “Baba Papandreu” ciddi bir Akdeniz fonu istemiş ve bu fondan en iyi şekilde kendisi yararlanmıştı. 2008 yılından itibaren 27 ülkeden oluşan AB’de denizin yavaş yavaş bittiğini görüyoruz. İlk önce Macaristan ve Romanya, AB’ye ekonomik olarak sorun olmaya başlamışlar ve bu çerçevede IMF ile anlaşmak zorunda kalmışlardı. Yeni üyelerden Bulgaristan’a fazla para aktaramayan Almanya, Bulgaristan’ın TIR filosuna daha fazla olanak sağlamak için Türk nakliye şirketlerine ve TIR’larına çok büyük yaptırımlar getirmiş, böylece birçok tır filosu sahibi Bulgaristan’da şirket kurma zorunluluğuna girmiştir. 2009 yılı sonuna baktığımız zaman Yunanistan’ın dış borcunun, 295 milyar euro sınırını aştığını görüyoruz. Konunun uzmanlarına göre, bu borç 350 milyar euroya yaklaşıyor. Yalnız 2010 yılı için Yunanistan’ın 53 milyar euroya ihtiyacı var.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>AB’nin Zor Görevi </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yunanistan eğer bir şirket olsaydı, ciddi bir şekilde batmış işlemi görecekti. Ama ülkelerin batma olanakları az olduğu için, özellikle AB ülkelerinin batmasına başta AB Merkez Bankası (ECB) karşı çıkması gerektiğinden euro ülkesi Yunanistan’a Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet’in, yeni bir zirve ile yardım olanaklarını araştırdı. Buna göre, 27 AB ülkesi 10 yıllık bir plan oluşturarak euro bölgesindeki zayıf ülkelerin durumundan kaynaklanan yatırımcı endişelerini gidermeye çalışacak. Yunanistan’dan sonra sorun olan ülkelerin arasında İspanya, Portekiz ve  İrlanda’da yer alıyor. Son gelişmelere göre İtalya’nın da durumu her geçen gün daha da güçleşen bir konum içine giriyor.</p>
<p><a href="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0110.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-663" title="01" src="http://www.ekovitrin.com/wp-content/uploads/2010/03/0110-300x212.jpg" alt="" width="300" height="212" /></a>Yunanistan kendine göre belirli tedbirler aldı. Buna göre emeklilik yaşını 61 den 63’e çıkardı. 2011 yılı itibariyle kamudan ayrılan her beş kişinin yerine 1 kişi alınacak. Hisse senetlerinin kısa vadeli kazançları vergilendirilecek. Yunanistan Başbakanı ve bakanların maaşları dondurulacak. Aynı yaptırımları çalışanların ücretlerine de getirmiş bulunuyorlar.  Rahata alışan Yunan halkı hükümetin aldığı bu tedbirlere karşı 24 saatlik bir grev ile cevap verdi. 24 Şubat 2009 tarihinde daha büyük bir grev daha bekleniyor. Yunanistan’ı bu durumdan kurtarmak AB’ye ve başta Almanya ve Fransa gibi ülkelere kaldı. Yunanistan’ın Alman bankalarına olan borcu 30 milyar euro civarında Yunanistan’ın ekonomik dar boğazdan çıkamaması euro bölgesine büyük sorunlar getiriyor ve euronun dolara karşı etkilendiği, her geçen gün değerinin daha da azaldığı ortaya çıkıyor. Buna karşılık Yunanistan savaş uçakları ve savunma alanında harcamalarına aksatmadan devam ediyor. Bu gelişmeler çerçevesinde Fransa’nın da  yardımlarını sağlama almak için Yunanistan ordusunun önümüzdeki yıllarda Fransa’dan 6 savaş gemisi alacağı açıklandı. AB’nin fonları son yıllarda büyük ölçüde artış göstermiyor. Bunun dışında fonlardan pay almak isteyen ülkelerin sayısı 27’e çıktı. Birlikte hala 6 ülke bütçeden aldığından daha fazla para öderken,  diğer 21 ülke AB bütçesinden nasıl daha fazla fon alırız, savaşı içinde bulunuyor. Yunanistan 2010 yılında tüm sorunlarına rağmen AB tarafından  kurtarılacak ülke konumunda. Bunun dışında AB’nin en büyük ülkeleri belirli garantileri Yunanistan’a verecekler. 2011 yılında Ispanya ve Portekiz’te aynı sorunlar ile birliğin kapısını çalacağından hareket edebiliriz. Türkiye’nin 50 yıldır tam üye olmak istediği AB ekonomik açıdan bir çöküş durumuna girmiş bulunmaktadır. 10 milyonluk nüfusu ile Yunanistan bugüne kadar AB fonlarından en fazla yararlanan ülke olmasına rağmen çöküşün önüne geçememiş bulunmaktadır. AB ülkeleri arasında birlikten çıkarılma  olanağı olsaydı herhalde AB nin ilk ayrılacağı üye ülke Yunanistan olacaktı.  Üretime yönelik bir ekonomi politikası olmayan Yunanistan büyük bir olasılıkla 2020 yılında AB’nin kapısını “kurtarılmak” için tekrar çalacaktır.</p>
<p>AB kamuoyu özellikle Yunanistan’ın kurtarılmasına çok soğuk bakıyor. Bu da devletleri güç duruma düşürüyor. Yunanistan’a nasıl yardım edeceklerini kendi kamuoylarına kabul ettirmekte zorluk çekiyorlar, iş sadece Yunanistan ile de bitmeyecek. rkasından gelecek olan Ispanya, Portekiz ve Irlanda gibi ülkelerde AB’nin moralini bozacak 50 yıldır girmek için çalıştığımız AB’nin artık çekiciliği yavaş yavaş kayboluyor. Türkiye’nin şimdi ciddi olarak düşünmesinde yarar var. 2021 yılından evvel üye olma şansımız olmayan AB’ye hala aynı şekilde üye olmak için uğraşalım mı? Yoksa AB’nin dışında kalmak Türkiye’ye daha iyi mi olanaklar getirir.</p>
<p>Önümüzdeki 7 yıllık mali dönem başlayana kadar daha üç yıl var. 2014 yeni mali yılında üye ülkelere özellikle Akdeniz şeridindeki Doğu Avrupa’dakilere ne kadar para ayrıldığını gördükten sonra Türkiye’nin bu işten karlımı zararlımı çıkacağı ortaya çıkacak. Biraz daha beklemekte yarar var. Sistem olarak AB ile iç içe girdik fakat ekonomik olarak bir al benisi kalmayan birlik haline de gelmiş bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ekovitrin.com/index.php/ab%e2%80%99nin-en-buyuk-sorunu-yunanistan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
