55 yılda 42 milyar dolarlık yatırımla, ülkeye 115 milyar dolar kazandıran Devlet Su İşleri Müdürlüğü, ürettiği projelerle Türkiye ekonomisinin önünü açtı. Hizmet serüvenine 656 adet baraj ve gölet inşaatı sığdıran DSİ, 55. Yaşında Başbakan Erdoğan’ın katılımlarıyla 55 dev tesisi hizmete soktu.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü faaliyetlerine başladığı 1954 yılından bu yana tarım, enerji, hizmetler ve çevre sektörlerinde gerçekleştirdiği yatırımlarla Türkiye ekonomisinin lokomotifi oldu ve hizmete aldığı tesisler ile kalkınma çabalarına büyük katkı sağladı. 55 yıllık hizmet serüveninde 656 adet baraj ve gölet inşa eden DSİ, yeryüzünün en büyük ve en yüksek barajları arasına giren projeleriyle dünyada saygın bir yer edindi. Atatürk Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES), Karakaya Barajı ve HES ile Keban Barajı ve HES bu barajlardan bir kaçı. Yine inşasına devam edilen Ilısu Barajı ve HES ile Deriner Barajı ve HES de tamamlandıklarında ülkemizin gurur kaynaklarından olacak.
DSİ; Güneydoğu Anadolu Projesi, Çoruh Havzası Projesi, Konya Ovası Projesi, Doğu Anadolu Projesi gibi bölgesel projeler ile de yalnızca ekonomik fayda üretmekle kalmadı ülkemiz adına sosyal, kültürel ve çevresel kazanımlar da elde etti. 4 ana sektörde faaliyetlerini sürdüren Devlet Su İşleri, 1954 yılından bu yana önemli projelere imza attı:
Tarım Sektöründe; sulamaya açılan toplam 5,25 milyon hektar alanın % 58’ini teşkil eden 3,05 milyon hektarı DSİ projeleri ile sulandı.
Enerji Sektöründe; Hidroelektrik potansiyelin enerjiye dönüştürülmesi sürecinde DSİ bu alanda oluşturulan 14.517 megawatt (MW) kurulu gücün 11 147 MW’ını (%77) gerçekleştirerek bu alanda lider olduğunu gösterdi. Ülkemizde kapasite bakımından en büyük 25 Hidroelektrik santralin 21 adedi DSİ tarafından inşa edildi.
Hizmet Sektöründe; DSİ 2009 yılı itibarıyla içme suyu standartlarına uygun kalitede, 25 milyon nüfusa yılda yaklaşık toplam 2,8 milyar m3 içme, kullanma ve sanayi suyu sağlandı.
Çevre Sektöründe; DSİ 37 adedi baraj olmak üzere toplam 4.409 adet taşkın koruma tesisi inşa ederek hizmete aldı ve 3.500’ün üzerinde yerleşim birimi ile birlikte 1 milyon hektar araziyi taşkından korudu.
1954 yılından bu yana hizmet veren DSİ, 55. yılını da mazisine yakışır 55 adet tesisi hizmete alarak kutladı. 29 adedi DSİ Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanan baraj ve HES ile içme suyu temini ve sulama tesisi; 26 adedi ise Özel Sektör tarafından inşa edilen Hidroelektrik Santraller olmak üzere; Hizmete Alınan 55 Tesisin; 39 adedi Baraj ve HES, 12 adedi sulama, 1 adedi yenileme, 3 adedi içme suyu tesisi. Hizmete Alınan 55 Tesis ile; Yaklaşık 100 bin hektar arazi suya kavuşturuldu, 11.000 hektar arazi pompajlı sulamadan cazibeli sulamaya dönüştürüldü, 30,5 milyon m3 içme suyu temin edildi. Yılda 4.049 gigawatt saat (GWh) hidroelektrik enerji üretimi sağlayacak kapasite devreye sokuldu, (Özel sektör tarafından hizmete alınacak 26 adet hidroelektrik santralin kurulu gücü; 638,5 MW olup, bu tesislerle yılda 2.367 GWh hidroelektrik enerji üretilecek.) Toplam 105 km’lik ana iletim kanalı tamamlandı.
Ekovitrin; 1954’te hizmet maratonuna başlayarak ekonominin önemli bir lokomotifi olan Devlet Su İşleri’nin 55 yıllık gelişimini, faaliyetlerini, hizmet alanlarını Devlet Su İşleri Genel Müdürü Haydar Koçaker’e sordu:
Sayın Başbakanımızın da katılımıyla 55 tesisin açılışıyla 55. Yılınızı taçlandırdınız, neler söyleyeceksiniz?
55. Yılımızı kutlamanın mutluluğunu yaşadık. Özellikle Sayın Başbakanımızın bu kutlamamızı şereflendirmeleri, Sayın Bakanımızın gelmeleri bizim için büyük sevinç kaynağı oldu. 22.500 DSİ çalışanı adına bugünü dolu dolu yaşadığımızı ifade edebilirim. Çok önemli bir gündü. Hem 55. Yılımızın olması, hem de 55 tesisi halkımızın hizmetine almamız önemliydi. Bu 55 tesisin 29 adedi DSİ tarafından tamamlandı. Çok devasa yapılar ve dünyanın sayılı barajlarından biri oldu Ermene barajı. Ülkemize çok yakıştı. Geri kalan 26 tesis kanun çerçevesinde özel sektöre yaptırılan tesislerdir. Bunlar da özel sektörümüzün milli ekonomiye katkısı açısından tesislerimizin işletilebilir olanlarının özel sektör tarafından işletmeye alınması açısından önemliydi. Bu 55 tesiste devlet, özel sektör el ele vererek su ile ilgili yatırımları süratle halkımıza kazandırmanın bir bakıma Başbakanımız tarafından görüntüsü verilmiş oldu. Gurur duyduk, mutlu olduk. İnşallah bu tesisler milletimize hayırlı olur.
55 tesisisin açıldığı bölgelerden bahseder misiniz?
12 noktadan canlı bağlantıyla açılışlar gerçekleşti. Esasında 55 tesisi 30’a yakın ilimizde gerçekleştirdik. 12’sinin de canlı bağlantıyla açılışını yaptık. Karaman’da Ermenek Barajı, Antalya, Adıyaman, Aydın, Adana, Urfa gibi illerde açılışlarımızı gerçekleştirdik. Bunların üçü özel sektör tarafından yapılıp, teslim edildi. 9 adedi de DSİ yatırımı. Bunların toplamında 4 milyar 50 milyon KW saatlik enerji üretilecek. Yine 100 bin hektarlık sulama gerçekleştirilecek. Yaklaşık 30 buçuk milyon metreküplük içme suyu halkımıza sunulmuş oldu. 40 tane baraj tesisi ve HES tesisi var. 12 sulama tesisi, 3 de içme suyu tesisi hizmete alınmış oldu.
2010’DA 300’ÜN ÜZERİNDE TESİS HALKIN HİZMETİNDE OLACAK
DSİ’nin hizmet alanlarından bahseder misiniz?
Bütün hizmetimiz su adına ve insanlık adına fakat 4 sektörde faaliyet yürütüyoruz. Birincisi enerji, diğeri tarım ve sulama, diğer bir sektör de içme suyu sektörü ile çevre sektörü. Çevrenin korunması, uyumlu tesislerin yapılması, su adına çevreyle uyumlu tesislerin yapılması gibi 4 ana sektörde hizmetlerimizi yürütüyoruz. Hizmetlerimizin sonucu olarak da bu tesisler halkımıza kazandırılmış oluyor. 55 yıllık süreçte DSİ 42 milyar dolarlık yatırımı ülkeye kazandırmıştır. Ülkemiz bunun karşılığında ne kazandı derseniz 115 milyar dolar mertebesinde bir geri dönüş olmuştur. Bundan sonrası süreçte de 50 milyar liralık bir yatırımın su adına yapılması gerektiğini görüyoruz. Bundan sonraki süreci daha hızlı sürdürmeliyiz. Boşa akan sularımızı faydaya dönüştürmemiz gerekiyor. Enerji üreterek sanayicimizin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu halkımızın da refah seviyesinin yükselmesi anlamına geliyor. Diğer taraftan depolama tesislerimizi tamamlamamız gerekiyor. Türkiye zaman zaman kuraklık zaman zaman da yağışlı dönemleri yaşayacak. Bu yağışlı dönemlerde kuraklık için suyun saklanması gerekiyor. Bunu da barajlarla ve göllerle yapabiliyoruz. Sevindiğimiz taraf şu; 2008 yılında 4,1 milyar liralık yatırımı ülkemize kazandırdık. Bunun karşılığında 55 tesis açılışı yaptık ama biz irili ufaklı 254 adet işi bitiriyoruz ve halkımızın hizmetine sunuyoruz. Burada öne çıkan tesisler Başbakanımızın açılışını yaptığı tesisler oldu. Bir sevindirici tarafı da şudur ki bu hükümet döneminde hakikaten ciddi destekler aldık. Su konusu öne çıkartıldı ve destekler verildi. Ülkemizde yaşanan kuraklıklar su konusundaki yatırımları hızlandırdı ve destekler bu ölçüde arttı. Yani şu anda 2008 yılı 2,9 milyar lira iken 2009 yılında 4,1 milyarlık yatırım gerçekleştirdik. 2010 yılında da 5,3 milyar dolarlık yatırım gerçekleştireceğiz. Bu artışlar yüzde 30’lar seviyesinde. Bu tabi bizi heyecanlandırıyor. Üzerimizde hizmet baskısı yaratıyor. Halkımıza daha çok hizmet sunmanın da keyfini getiriyor. Bu gayretin içindeyiz. Bütün çalışanlarımız bu hissiyatla hareket ediyorlar. 2010 yılında inşallah güzel eserler tamamlayarak ki 300’ün üzerinde tesisi halkımızın hizmetine sunmayı planlıyoruz.
Türkiye bugüne kadar doğal kaynaklarını kullanarak çok fazla enerji üretemedi. Özellikle son dönemlerde doğal kaynaklara yöneliş arttı. Peki Türkiye, hidroelektrik enerjisi üretimi konusunda ne durumda?
Hidroelektrik enerji potansiyelimiz 216 milyar KW saatlik enerji üretmemiz mümkün görünüyor ama ekonomik olarak üretilebilir kısmına baktığımızda 130 milyar KW saatlik bir enerji üretebileceğimiz gözüküyor. Özel sektör açılımıyla bunun 160 milyar KW’a çıkartılacağını tahmin ediyorum. Tabii şu ana kadar tamamlayabildiğimiz tesis kurulu güç olarak 14 bin 100 MW civarında. Bunun karşılığında üretilen enerji miktarı da hidroelektrik olarak 49 milyar KW saatlik bir enerji. Dolayısıyla yüzde 40’lar seviyesinde enerjiye dönüştürebilmişiz. Geri kalan yüzde 60’lık kısmını özel sektörle beraber 2013 yılına kadar halkımızın hizmetine sunacağız. Su ile ilgili yatırımlarımıza son şeklini verme tarihi olarak da cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olan 2023 yılını hedef aldık. Türkiye o yıldan sonra inşallah AB’ye girmiş bir ülke olarak yoluna devam eder ve biz de o döneme kadar bu su yatırımlarımızı tamamlamış oluruz. Bunu çok önemsiyorum. Bu yatırımları gerçekleştirirken halkımıza zaman zaman rahatsızlık verdiğimizi biliyoruz. Halkımız bilsin ki; kazancımız kaybettiklerimizden daha çoktur. Halkımız bize güvensin. 22,500 çalışanımızla elimizden geleni yapıyoruz.
SU YÖNETİMİ, PARA YÖNETİMİNDEN DAHA HASSAS
Dünyada küresel kuraklık söz konusu bu nedenle özellikle tatlı su kaynakları büyük önem arz ediyor. Tatlı su kaynaklarıyla ilgili alınan önlemler neler, son durum nedir?
Suyun yönetimi giderek daha fazla hassasiyet kazanıyor. Çünkü ülkemiz su zengini bir ülke değil. Su zengini ülke olması için kişi başına yılda 8 ile 10 bin metreküp olması gerekiyor. Şu anda bu oran 1700 metreküp civarında. Dolayısıyla kategori olarak baktığımızda suyu kendine yetebilen ülkeler arasındayız. Bu da su yönetimini hassas kılıyor. Bunun için elimizdeki mevcut suyumuzu halkımızın istifadesine sunarken her yönüyle değerlendirmemiz gerekiyor. Suyumuzun yüzde 75’e yakını sulamada kullanılıyor, bu nedenle sulamadaki tasarruflar çok önemli. Yüzde 5 civarında yapacağımız yatırımlar neredeyse içme suyu ihtiyacımızı karşılayacak mertebeye ulaşıyor. Bunun için sulamalarımızı en son modern sistemle yapmaya çalışıyoruz. Kapalı sistem şebeke olarak yapıyoruz eğer bir zorunluluk yoksa. Teknik olarak mümkünse mutlaka kapalı sistemle yapıyoruz. Yağmur ve damlama sulama şeklinde yapıyoruz. İçme suyunu da biz belediyelerimizin taleplerine göre yapıyoruz ancak belediyelerimize düşen görev de dağıtımdaki su kayıplarını asgariye indirmeleri. Bu konuda gerekli hassasiyeti göstermelerini istiyoruz. Uygun sulama yöntemlerini kullanarak, su kaybını azaltmamız lazım. Salma sulamayla bir hektarı sulamak için 10 bin metreküp suya ihtiyaç var, yağmurlama yöntemle 6 bin metreküple bunu yapabiliyorsunuz. Damla sulama sistemiyle de 4 bin metreküple yapabiliyorsunuz. Dolayısıyla arada büyük bir fark var. Yöntemlerimizi iyileştirdikçe daha fazla alanı sulama imkânına kavuşuyoruz. Bu açıdan da önemli çalışmalarımız devam ediyor. Biz tabi ülkemizin su konusundaki yönetiminin çok hassas olduğunu düşünüyoruz. Para yönetiminden de hassas olduğunu düşünüyoruz. Su para gibi değil, eğer suyunuz varsa kullanabiliyorsunuz. Onun için suyu halkımızın ihtiyacını karşılayacak şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Bu konuda yerel yöneticilerden de hassasiyetle hareket etmelerini istiyoruz.
Peki şuan için barajlardaki doluk oranları ne durumda?
2009 yağışlı bir yıl oldu. Su yılı 1 Ekimde başlayıp 30 Eylülde bitiyor. Dolayısıyla bu üç aylık dönemde 260 mm yağış aldığımız görüyoruz. Bu ortalama yağış miktarına baktığımızda 207 milimetre olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla yüzde 20’ye yakın yağış olduğunu görüyoruz. Bunun üzerinde 2008 yılına baktığımızda çok daha yüksek mertebede yağış aldığımızı görüyoruz. İyi gidiyor. İnşallah yağışlar sürecek ama bu bizi rehavete sevk etmemesi gerekiyor. Bugünler fırsat günleri. Bugünlerde tesislerimizi bitirmeliyiz. Türkiye yarı kurak iklim bölgesinde yer alıyor ve küresel ısınma ile iklim değişikliği gibi sebeplerle suyumuzu saklayacak tesisleri bitirmemiz şart. Bu anlayışla yolumuza devam ediyoruz.
AÇILIŞLARDA GENİŞ KATILIM VARDI
İstanbul Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen açılış törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, İstanbul Valisi Muammer Güler, Milletvekilleri, DSİ Genel Müdürü Haydar Koçaker, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Çevre ve Orman Bakanlığı”na bağlı kuruluşların Genel Müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
GAP PROJESİNDE HEDEF 2013
GAP projesinden bahseder misiniz? Proje şuanda hangi aşamada ve ne zaman tamamlanması planlanıyor?
GAP projesi ülkemizin en büyük entegre projelerinden biri. Şu ana kadar enerji üretimiyle ilgili yüzde 75 tesislerin tamamlandığını görüyoruz. Bunun sebebi de şu enerji üretebiliyor olmanız ve sulama için depolama tesislerinizin öncelikle olması gerekiyor. Bununla ilgili Fırat Nehri üzerindeki barajları tamamlamış bulunuyoruz. Dicle Nehri üzerindeki barajlar devam ediyor. Şu anda suyumuzun yüzde 75 enerjisini alabiliyoruz. Sulamada ise GAP kapsamında ekonomik olarak sulanabilir alanın yüzde 26’sını halkımızın hizmetine sunduk. Yüzde 9’unda inşaatlar devam ediyor. GAP ekonomik olarak sulanabilir alan 1 milyon 58 bin hektar olarak görünüyor. Ana kanallar ihale edildi ve hızla devam ediyor. Şu anda kısmet olur görürsek o alanda yoğun bir çelişme var. Bu ülkemiz adına iş demek, kalkınma demek, heyecan demek. Eserler yaratıyoruz, geleceğimizi hazırlıyoruz. Küçümsenecek şeyler değil. bir anda sunulamadığı için belki toplamda gözle görülemiyor ama 2013 yılına bir toplam değerlendirme yaptığımız zaman nereden nereye geldiğimizi görebileceğiz. Şu anda 2010 yılına GAP, KOP, DAP ve bazı öncelikli projelerimiz için ayrılan para 2 milyar 35 milyon lira. Dolayısıyla bu çok büyük bir rakam. Gerçekten ülkemizin, bir bakıma insanımızın fedakarlığı. Çünkü oraya yatırım olarak dönüyor. Hükümetimizin desteğiyle bu paraları yatırıma dönüştürmek ve çıktılarını almak ve halkımıza bunu sunmak istiyoruz. Yatırımlarımızı ne kadar hızlı yapabilirsek o kadar iyi. Önümüzdeki yıl için yüzde 30 daha hızımızı artırarak yatırımlarımızı gerçekleştirmeye çalışacağız. GAP projesini bitirmek için 2013 yılı hedef koyuldu. Ana kanallar bitirilecek, şebekeler bitirilecek ve 2013 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. Bütün sistemimizin tamamlanması ise cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılı olarak belirlendi. Ben buradan bu konuya verdiği önemden ötürü Başbakanımıza ve Bakanımıza özellikle teşekkür ediyorum.




