BAŞBAKAN ERDOĞAN İLE ÇIRAĞAN SARAYI’NDA BİR ÖĞLE YEMEĞİ…

Yer: Çırağan Sarayı Balo Salonu. Tarih: 10 Mart 2010. TÜSİAD’ın Türk-Kore Forumu çerçevesinde düzenlediği öğle yemeğinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile beraberiz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la ilk kez TGRT’de 1994 yılında karşılaştım. 16 yıl sonra TÜSİAD’ın yemeğinde gene kendisiyle beraberiz.

1994 yılında genç bir delikanlı gibiydi. 2010 yılında yılların koflusu yüzünde okunuyor. 16 yılda değişen ne?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da değişmeyen, eskimeyen bir husus hemen dikkati çekiyor. Müthiş bir enerji, geniş bir hafıza ve icraat için içinde yanan tutku.

Değişen ne? 16 yıl içinde dünyayı defalarca turladı. Dünya liderlerinin en önemlileriyle yoğun ilişki kurdu. Dünya artık onu tanıyor.

Başlangıçta belediyeden bir ekiple birlikte iktidara gelen genç Başbakan’a belediyecilik birikiminin sınır oluşturacağını söyleyenler yanıldılar. Tam tersine Erdoğan dünyaya açılırken belediyecilik birikimini bir sağlam alt yapı olarak kullandı. Belki de iktidarda en başarılı olan icraatçı takımı belediyeden yanında getirdiği ekipten çıktı.

TÜRKİYE’DE BİR YILDIZ DOĞUYOR

2010 başlarında Türk dış politikasının ve ekonomisinin sorunları konusunda izlenimlerimi yazmadan önce yemeği organize eden TÜSİAD’ın yeni başkanı Ümit Boyner’den söz etmek istiyorum.

Ümit Boyner ile Türkiye’de bir yıldız doğuyor. Kendisini tanıyalı on yılı geçti. TGRT’deki programımda misafirim olmuştu. Çok kez Güler Sabancı’nın davetlerinde bir araya geldik. 2001 yılında beraberce Fransa Cumhurbaflkanı’nın misafiri olarak Elysee Baflkanlık Sarayına gittik. Son on yılda Ümit Boyner’in gösterdiği performans olağanüstü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldikten sonra ekonomi dünyasında adeta tek bir yıldız vardı: TOBB Baflkanı Rifat Hisarcıklıoğlu. şimdi sayı üçe çıktı. Hisarcıklıoğlu’na Ümit Boyner ve İTO Başkanı Murat Yalçıntaş eklendi.

BİR BAŞKA BAŞARI HİKAYESİ

Murat Yalçıntaş bir başka başarı hikayesi. Ama arkasında çok hırslı bir babanın, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın olduğunu unutmamak lazım. Prof. Yalçıntaş TBMM’de iki kez Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olarak katıldı. Yeterli oy alamadı. Cumhurbaşkanı seçilmedi. Çok genç yaşta dev İTO’nun başkanlığını ele geçiren Murat Yalçıntaş’ın babasının hedeflerinin peşinde koşacağına ben kesin gözle bakıyorum. Başarılı olabilecek mi? Bu bir kader meselesi.

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner eski TÜSİAD başkanlarından çok farklı bir görüntü veriyor. Soğuk, mesafeli, kibirli, tepeden bakan başkanlar gitmiş; yerine sıcak, pozitif, güler yüzlü, karizma dolu bir başkan gelmiş. Başlangıç müthiş. Eğer bu çizgi devam ederse, enerjisini yüzbinlerce kilometrelik seyahatlere değil de, az sayıda yüksek hedeflere kilitleyebilirse Türk ekonomi ve siyasi tarihinde çok önemli bir noktaya gelebilir. Bunu da bekleyip göreceğiz.

TEK ENGEL SARKOZY DEĞİL

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politika ve ekonomideki icraatlarına gelince: Önce dış politikadan başlayalım… Son gelişmeler Türkiye’nin önündeki tek engelin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy olmadığını gösterdi.

Son zamanlarda bazıları Türkiye’yi bilinçli veya bilinçsiz olarak, bence de kasıtlı olarak bir Sarkozy fobisine sürüklemişti. Sanki Türkiye’nin dış politikasında dünyada karşısında tek engel Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy idi.

Fransızca’ya hakim ünlü bir iş adamı bana kısa bir süre önce bilgiç bir gülümsemeyle; “Fransa ile ilişkiler mükemmel, ancak tek engel Sarkozy” diyordu.

Ana Muhalefet Partisi’nin iki numaralı bir ismi de benzer bir şekilde bana; “Artık Sarkozy sonrasına hazırlanmak gerekir” diyordu.

İktidar partisinde Avrupa işlerinden sorumlu Başbakanın en yakın çevresinin de benzer bir düşüncede olduğunu sanıyorum.

Türk halkına şunu hatırlatmak lazım: Bu düşünceler yanlış… Bizi sadece birkaç yıl için daha da narkozlamak sonucu verir. Sarkozy birinci döneminin daha yarısında. Ya tekrar aday olup seçilirse? Ayrıca Merkel de, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı. Ayrıca Türkiye AB ile ilişkilerini 1963 Ankara Antlaşması’yla kurdu. 47 yıldır Fransa’da Sarkozy, Almanya’da Merkel mi iktidardaydı? Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakan Akdenizli AB üyeleri, örneğin ispanya gibi ülkeler ellerini taşın altına koymadıkları için Türkiye konusunda olumlu ve rahat konuşuyorlar. Avrupa Parlamentosu’na her gittiğimde Akdenizli milletvekilleri açıkça engelin Fransa ve Almanya olduğunu söylüyorlardı. O tarihte Sarkozy daha bakan bile olmamıştı. Merkel ise daha birleşmemiş bir Almanya’da, Doğu Almanya’da yaşıyordu.

Uluslar arası ilişkilerden haberdar Başbakan’ın yakın çevresinin bu gerçekleri Başbakaşn’a anlatması lazım. Ermeniler lehinde oy kullanan Amerikalı senatörlerin ve isveçli parlamenterlerin arkasında da mı Sarkozy var?

TÜRKİYE’DE EKSİK OLAN MEGA ŞİRKETLER VE MEGA PROJELER

Sorun nerede? Türkiye’nin sorunu mega şirketlerin olmamasında, mega yatırımların yavaş gitmesinde. Nüfusu Türkiye’den az bir Fransa’da cirosu otuz ila ikiyüz milyar dolar arasında değişen sayısız şirket var. Çırağan Otelinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile TÜSİAD’ın yeni başkanı Ümit Boyner arasındaki sıcak ilişkiyi gözümle gördüm. şimdi elele verme zamanı. En büyük şirketlerinin cirosunun on milyarlarda kaldığı Türkiye fukaralık zincirini kıramaz. Mega projeler yavaş gidiyor. Sayın Başbakan istanbul’a üçüncü köprü, Çanakkale köprüsü geç kalmadı mı? Çalışkan bakanınız Binali Yıldırım “yap-işlet-devret” ile mega projelere en üst düzeyde hız veremez mi? Ayrıca devlet bütçesinden çıkmayan paralar sonucu mega projeler ulusal pastanın büyümesine, Türk şirketlerinin devleşmesine yol açmayacak mı? Bir yerde uluslar arası ilişkiler ve ekonomi birleşiyor. İktidar TÜSİAD yakınlaşmasıda burada sembolik olduğu kadar somut bir önem kazanıyor.

Yorumunuzu Yazınız.





Benzer Yazılar