Hoşgörünün ve barışın başkenti Antakya, Tarihi Kentler Birliği’ne evsahipliği yaptı. 3 semavi dinin temsilcilerinin elleri havada Antakya için birleşti. Değişik medeniyetlerin günümüze kadar kardeşçe yaşadığı Antakya, Tarihi Kentler Birliği toplantısındaki bu fotoğrafla dünyaya örnek oldu.
Tarihi Kentler Birliği’nin 2010 yılı ilk toplantısı valiler, belediye başkanları ve 400’ü aşkın davetlinin katılımıyla Antakya Ottoman Palace’da gerçekleştirildi. Adeta dinlerin buluşmasına sahne olan Tarihi Kentler Birliği Toplantısı’nda kültürel miras ve ortak paydada buluşma konusu masaya yatırıldı. 3 semavi dinin temsilcilerinin elele tutuşup objektiflere poz vermesi, dünya barışı açısından önemli bir enstantene olarak kayıtlara geçti. Toplantıdan çok ayakta alkışlanan bu fotoğraf zihinlerimize kazındı.
YÜZ YILLARDIR BİRLİKTE YAŞIYORLAR
Birçok medeniyete evsahipliği yapan barış ve kardeşlik şehri Antakya’da 19-21 Şubat 2010 tarihleri arasında düzenlenen toplantıda Antakya, bu fotoğrafla adeta tüm dünyaya haykırdı: “Biz Alevi’si, Sünni’si, Hıristiyanı, Ermenisi, Kürdü, Türkü ve Arap’ı ile yüzyıllardır birlikte yaşayan Antakya’yız”. Tarihi Kentler Birliği toplantısında verilen temel mesaj ise “Ülkenin hemen hemen her yöresinde tarihi değerlere tam anlamıyla sahip çıkılamadığı ve Türkiye’de tarihi yönden bizi temsil edebilecek bir kentin olmadığı” şeklindeydi. Toplantıya Mardin eski valisi ve halen Danıştay üyesi olan Temel Koçaklar, Uşak Valisi M.Niyazi Tanırlar, Kırşehir Valisi M.Ufuk Erdem, Amasya Valisi Halil İbrahim Daşöz, Merkez Valisi Veysel Dalman, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mahmut Özhaseki, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocalmaz, Müzeler Genel Müdürü Ökkeş Dağlıoğlu, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof.Dr.Metin Sözen’in de yeraldığı ve Hatay Valisi M.Celalettin Lekesiz ile Antakya Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın evsahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, Antakya ile ilgili hedef ve projeler de masaya yatırıldı.
ÖZHASEKİ: TARİHİ MİRASI KORUYORUZ
Tarihi Kentler Birliği ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, 2000 yılında 50 kişiyle başladıkları birliğin 300 kişiye ulaştığını ve her geçen gün çığ gibi büyüdüğünü söyledi. Birlik olarak yol haritası belirlediklerini ve yol haritasını uygulamaya koyduklarını belirten Özhaseki, “Tarihi mirası korumak konusunda önemli projeler ürettik. Partilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve bilim adamlarıyla her şeyi paylaşarak kültürel kalkınmayı sağlayacağız” dedi.
Antakya’nın özel bir kent olduğunu belirten Özhaseki, “Üzerinde yaşadığımız coğrafyada yüzlerce medeniyet kurulmuş. Üç semavi dini bünyesinde barındıran, herkesin barış ve hoşgörü içinde yaşadığı Antakya’nın tüm dünyaya örnek gösterilmesi gerekir” diye konuştu.
MEDENİYETLER İTTİFAKININ EN GÜZEL ÖRNEĞİ
Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, Tarihi Kentler Birliği’nin Türk demokrasi hayatına ve kültürel mirasın korunmasına ciddi katkıları olduğunu söyleyerek, “Bu nedenle kuranlara ve hizmeti geçenlere ülke olarak çok şey borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Tarihi Kentler Birliği yılda iki toplantı yapıyor. ÇEKÜL Vakfı bu yıl pilot il olarak Hatay’ı seçti. Tarihi Kentler Birliği 2010’un ilk toplantısını Hatay’da yaptı. Hatay’ın çok iyi bir seçim olduğunu söyleyebilirim. Hatay Tarihi Kentler Birliği’nin ruhuna en uygun kentlerden birisi. Binlerce yıllık geçmişiyle dünyaya mal ettiği hoşgörü iklimiyle farklı dilleri farklım dinlerden insanları barış içerisinde binlerce yıl yaşatmış bir il. Burada yaşayan insanlar, yan yana sırt sırta yaşamanın, caminin, havranın, kilisenin bir arada olduğu bir hayatı paylaşmanın en güzel örneklerini veriyorlar. Aslında biz olağanüstü bir şey yapmıyoruz, zaten olması gereken bu” dedi.
KÜLTÜR YÜRÜYÜŞÜ
Anadolu’nun, kırsal kesimden kentlere olan yoğun göç sonucunda kültürel anlamda tahrip olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun altını çizen Lekesiz, şöyle devam ediyor: “Hatta pek çok şehirde kültürel dokunun kaybolduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hiçbir gün kaybedilmiş veya gecikmiş değildir. Bu anlayışla 24 Ekim 2009’da belediye, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımızın katılımıyla, 20 bin kişilik bir kültür yürüyüşü gerçekleştirdik. Bunu biraz da Hatay felsefesiyle planladık, yaklaşık 3 km yürüdük. Hatay’ın çok ciddi bir kültür mirası var. Hedefimiz bu kültürel mirası ayağa kaldırabilmekti. İkinci hedefimiz de Hatay’da yaşayan vatandaşlarımızın dikkatini Hatay’ın tarihi derinliklerine çekebilmekti. Aynı zamanda farkındalık oluşturmak istedik, kültürel mirasımızın ayağa kaldırılmasıyla alakalı olarak önümüzdeki dönemde yapacağımız çalışmalara ilişkin zaten varolan toplumsal desteğin daha da artarak devamını arzuladık. Aynı zamanda özellikle çocuklarımızdan itibaren yeni nesilde bir bilincin oluşmasını istedik.
Kabul etmemiz gerekiyor ki maalesef tarihi miraslarımıza sahip çıkma bilinciyle 40’lı yaşlardan sonra tanıştık ama istiyoruz ki çocuklarımız çok daha erken yaşlardan itibaren başlasınlar. Bu kültürel miras belli bir aklı ve kavrayış becerisini gerektiriyor ve böyle bir süreç sonrasında oluşuyor. Dolayısıyla kültürel mirasa sahip çıkmak bilincin yenilenmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla o günkü yürüyüş esasen hepimizin ortak geleceğine yürümeydi. Kültürel mirasa sahip çıkmadan geleceğin sağlıklı olarak inşası olmaz. Bu nedenle buradaki bu coşkuyu bu birlikteliği paylaşmak ve buna destek vermek açısından Tarihi Kentler Birliği toplantısını Hatay’da yaptı. Planlarımızı, projelerimizi belediyemizle beraber hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki üç beş aylık dönemde de hızlı bir restorasyon çalışmasına gireceğiz. Tarihi kentimizi yeniden ayağa kaldıracağız.”
HERKESİ KUCAKLAYAN KENT
Tarihi mirasına sahip çıkan Antakya ile ilgili önemli projelere imza atmayı hedefleyen Antakya Belediye Başkanı Doç.Dr.Lütfü Savaş, Antakya’nın her insanın yararlanması gereken kültür değerlerine ve birçok zenginliğe evsahipliği yaptığını söyledi.
Antakya’nın 40 asıra dayanan uygarlık tarihi ile herkesi kucaklayan bir kent olduğunu vurgulayan Savaş, “Antakya, Mısır hakimiyetinden sonra sırasıyla Hitit, Asur, Babil, Pers, Makedon, Roma ve Bizans’ın egemenliğinde kalmış, tüm bu medeniyetlerin kültürlerinin yanı sıra Hıristiyanlık, Musevilik ve Müslümanlığın değeriyle yoğrulmuş, çok dinli ve kültürlü bir şehir olarak bugünlere gelmiştir” şeklinde konuştu.






