AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’NDE E-HASTANE DÖNEMİ BAŞLIYOR
Rektör Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe: “Akdeniz Üniversitesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi’de PACS (Görüntü Arşivleme ve İletişim Sistemleri) ile hastadan istenen MR, röntgen, anjiyo sonuçlarının online olarak görülebilecek.”
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe: “Akdeniz Üniversitesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde Görüntü Arşivleme ve İletişim Sistemleri (PACS) ve Elektronik Sağlık Kaydı (ESK) ile hastanın geçmiş ve güncel tüm sağlık kayıtları ve hastadan istenen Bilgisayarlı Tomografi (CT), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), röntgen, anjiyo, sintigrafi ve endoskopi sonuçları online olarak görülebilecek.”
Akdeniz Üniversitesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi Organ Nakli, Kemik İliği Nakli ve Gen Tedavisi gibi birçok alanda ülkemizin önde gelen merkezlerine sahip. Uyguladığı sayısız başarılı tedavilerle Türkiye’nin dört bir yanından hasta kabul eden Akdeniz Üniversitesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi sağlık hizmetlerinde kaliteyi sürekli arttırarak, uluslararası standartlara uygun, çağdaş, tıp teknolojisi ile uzmanlaşmış tanı, tedavi ve bakım hizmeti sunmak çabası içinde elektronik hastane (e-hastane) dönemine geçiyor. Hastanenin fiziki koşullarını iyileştirerek, teknolojik imkanlardan daha fazla yararlanılmasını sağlamak amacıyla Görüntü Arşivleme ve İletişim Sistemleri (PACS) adı verilen ve hastaların tüm tetkiklerini elektronik ortamda saklayıp, gerektiği zaman hızlı bir şekilde ulaşılmasına imkan veren sistemde son noktaya gelindiğini dile getiren Rektör Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, PACS ile hastadan istenen Bilgisayarlı Tomografi (CT), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), röntgen, anjiyo, sintigrafi ve endoskopi sonuçlarının herhangi bir materyale basılmadan tetkiki isteyen ve diğer ilgili doktorlar tarafından online olarak monitörden görülebileceğini dile getirdi.
Rektör Kurtcephe; “PACS sisteminin maliyeti döner sermaye gelirlerinden karşılanacak ancak bu sistemin kullanılmasıyla yaklaşık 2 yılda klasik yöntemlerin maliyetlerinden (film kağıdı, film banyo maliyeti ve diğer sarflar) kurtularak sağlanan tasarrufla kendini amorti etmesi bekleniyor. Hastanedeki analog (dijital olmayan) cihazların tamamı dijitalleriyle yenilenecek. Ameliyathaneleri de kapsayan bu sistem sayesinde doktor ameliyat sırasında bile hastanın daha önce çekilmiş radyolojik, sintigrafik ve endoskopik görüntülerini anında görebilecek. Eski görüntüler ile son görüntüleri ve ameliyat bulgularını ameliyat sırasında karşılaştırabilecektir.” dedi.
Elektronik Sağlık Kaydı (ESK)’nın hem klinisyenleri hem de hastaları çok rahatlatacağını vurgulayan Rektör Kurtcephe, şöyle konuştu: “Elektronik Sağlık Kaydı Sistemi hastaya ait bütün bilgilerin bir veri tabanı çerçevesinde toplanmasıdır. Söz konusu sistemle bilgi kaybı ortadan kalkacak, eski bilgilere ulaşım hızlanacak. Örneğin kanserli hastalarda belirli periyotlar ile filmlerin çekilmesi gerekiyor. Takibi yapılmış, birkaç kere filmleri çekilmiş, tahlil sonuçları ve diğer bilgileri elinde bulunduran hasta dosyası kaybolduğunda her şey sil baştan olacak. Bu da ciddi bir zaman kaybı. Bizler hastaya ait her türlü bilgileri elektronik ortama taşıyacağız. Böylece hasta doktora geldiğinde, doktor ESK sistemini kullanarak hasta ile ilgili bütün bilgilere anında ulaşabilecek”.
Sistem sayesinde çekilen filmler için de beklemek gerekmeyeceğini söyleyen Rektör Kurtcephe, “Hastanın filmi çekildiği an doktor bu filmi bilgisayarında görecek, böylece zaman kaybı önlenecek. Bir anlamda dijital arşiv diyeceğimiz bu sistem hayatımızı kolaylaştıracak, Elektronik Sağlık Kaydı Sistemi sayesinde doktor sadece filmleri değil hastaya ait bütün bilgileri görecek. Buna benzer sistemleri kullanan hastaneler var ama bizim yapacağımız Türkiye’de bir ilk olacak” dedi.
PACS sistemin faydalarını anlatan Rektör Kurtcephe şöyle konuştu: “Bu sistem ile hastalar film ve kağıt taşımayacak. Her hastanın kendine ait şifresi olacak. Onunla web üzerinden sisteme giriş imkanı olacak ve ne zaman hastaneye gelmiş, nerede ne işlem yapılmış, hangi tetkikler istenmiş, bunların raporları nelerdir, hangi tanıları almış sorularına kolayca yanıt bulabilecek. Ayrıca doktoru, hastaya ait görüntüler ve elektronik sağlık kayıtlarına gerektiği zaman anında ulaşabilecek. Geçmişteki tüm tedaviler, kullandığı ilaçlar bile görülebilecek.”
Sistemi, 2010 yılının 3. çeyreğinde hayata geçirmeyi planladıklarını vurgulayan Rektör Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, “Her şey otomasyona bağlanacak. Hekim istediği tahlillerin, filmlerin, testlerin sonuçlarını aynı gün içinde önündeki bilgisayarın monitöründen görür hale gelecek. Bu sistem ile randevu vermeksizin çalışılacak, gereksiz ve uzun bekleme süreleri ortadan kalkacak. Bu sayede Antalya dışından gelen hastalarımızın tedavileri aynı günde bile bitebilecek.” dedi.
AKDENiZ ÜNiVERSiTESi’NDEN ENDUSTRiYEL DEVRiM
Nano teknolojisini kullanarak devrim niteliğinde buluşlara imza atan Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç ve ekibi, antibakteriyel su itici, kolay temizlenen kaplama yüzey, çizilmeye dayanıklı nano cam kaplama yüzey ve çevreci çözelti adı verilen yeni buluşlar üretti.
Akdeniz Üniversitesi bünyesindeki Antalya Teknokenti, 21. yüzyılın endüstriyel devrimi olarak nitelendirilen nanoteknolojiyi kullanarak, hayatı kolaylaştıracak buluşlara imza attı. Akdeniz Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç öncülüğünde 21.yüzyılın endüstriyel devrimi olarak nitelendirilen nanoteknolojiyi kullanarak “antibakteriyel su itici kolay temizlenen kaplama yüzey”, “çizilmeye dayanıklı nano cam kaplama yüzey” ve “çevreci çözelti” adı verilen yeni buluşlar üretti.
Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, araştırma görevlisi Nadir Kiraz, doktora öğrencisi Esin Burunkaya ve yüksek lisans öğrencisi Ömer Kesmez’den oluşan ekiple 1,5 yıl süren çalışma sonunda, buluş olarak nitelenen ürünler ortaya çıkardıklarını dile getirdi. Akdeniz Üniversitesi bünyesinde 2006 yılında kurulan Antalya Teknokenti’nde tamamı Türk bilim insanlarından oluşan kadrosuyla hizmet veren Nanoen Arge Danışmanlık Ltd. Şti’nin kurucusu ve sorumlusu Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, şimdiye kadar yurt dışından getirilen su itici kaplamayı, yeni bir sistemle Türkiye’de ürettiklerini belirterek, tüm cam, ahşap, kağıt, karton yüzeylerde kullanılabilecek bu kaplamanın, bakteriye neden olan flor maddesi içermeyen özellikte olduğunu açıkladı.
BÜYÜK BULUŞ 1.5 YILLIK ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ
Türkiye’de de yapı marketlerde satılan, ev ve iş yerlerindeki cam, ahşap, duşa kabin ve seramiklerde temizlikte su itici olarak kullanılan ithal kaplamayı, kendilerinin geliştirerek antibakteriyel özellikte ürettiklerini dile getiren Arpaç, şunları söyledi: ”Su itici kaplamalar yurt dışından geliyordu. Bu çözeltilerin flor içerme özelliği var. Flor sprey şeklinde uygulandığı için akciğerde ciddi sorunlara neden oluyor. Florun ozon tabakasına da etkisi olduğu için kullanılması tercih edilmeyen ürünlerdir. Biz içerisinde flor içermeyen aynı sistemdeki ürünü yapabilir miyiz diye yola çıktık ve bunu geliştirdik.”
Evlerde yoğun olarak kullanılan duşa kabinler ve küvetlerin etrafına slikon çekildiğini, zamanla burada bakteri oluştuğunu ifade eden Arpaç; ”Ürünü geliştirirken ilk etapta duşa kabinlerin camlarında kullanmayı düşündük. Antibakteriyel hale getirmek için çalıştık. Sonunda flor içermeyen, çevre dostu, antibakteriyel özellik gösteren bir sistem geliştirdik. Çevre dostu, su itici antibakteriyel sistem olarak, Nanofop Antibakteriyel Su İtici Kolay Temizlenen Kaplama ismiyle Türk Patent Enstitüsü’nden patent aldık. Bu sistem 1,5 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Akdeniz Üniversitesi’nin ürünüdür. Bu bir buluştur” dedi.
ÜRETİMİ İLK KEZ ÜNİVERSİTE YAPACAK
Prof. Dr. Arpaç, su itici kaplamanın cam yüzeylerde, duşa kabinlerde, araçların yan camlarında, tahta yüzeylerde, kağıt, metal, tuğla, mermer, granit, bina dış yüzeyleri ve arkeolojik eserler gibi akla gelen tüm yüzeylerde kullanabildiğini, kaplama spreyin sıkılacağı parke ya da laminantın artık su emme derdinin olmayacağını vurguladı.
Prof. Dr. Arpaç, ”Duşa kabin camları ya da araba camlarına su geldiği zaman ürettiğimiz kaplama, sprey olarak sıkıldığında yüzeydeki su, tutulmadan akabiliyor. Kaplama, metaller, bakır, pirinç, alüminyum, seramik yüzeylerde de uygulanabilir. Antibakteriyel olması nedeniyle ameliyathanelerde kullanımı da son derece hijyenik olacaktır” diye konuştu. Su tutmayan ve bakteriyi yüzeyde barındırmayan ürünün, az su ile deterjan kullanımını da beraberinde getirdiğini ve böylece tasarruf sağladığını dile getiren Arpaç, çevre dostu ürünü, önceki AR-GE uygulamalarından farklı olarak ilk kez Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokenti olarak kendilerinin üreterek, satışa sunacaklarını bildirdi.
ÇİZİLMEYE DAYANIKLI NANO CAM KAPLAMA
Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, Antalya Teknokenti bünyesinde ”Çizilmeye Dayanıklı Nano Cam Kaplama” yı da ürettiklerini açıkladı. Ütü, tost makineleri gibi sert teflon yüzeylere uygulanacak kaplamanın cam olmasına rağmen çatlama yapmadığını, kireçlenmeye de engel olacağını bildiren Arpaç, şöyle konuştu: ”Şu ana kadar ütülerde kullanılan kaplamalar, düğme ve fermuara geldiğinde çizilme yapıyordu. Ütülenen kumaşlar ve tekstil ürünleri de deterjan artıklarından etkileniyor. Biz, bunun önüne geçen kaplama yaptık. Dayanıklı cam kaplamalı ürünün tabanı çizilmiyor, yüzeyde kireç tutulması da artık mümkün değil.”
Dekoratif görünüm kazandırarak cam kaplamayı renklendirdiklerini, ütü ve tost makinelerindeki teflonlara, altın sarısı, bakır ve füme görünümlü yüzey oluşturduklarını anlatan Arpaç, bütün denemeleri tamamlanan ürünün Gebze’de bir şirket tarafından üretilerek, piyasaya sunulacağını bildirdi. Arpaç, esnek özelliğiyle 90 derece kıvrılabilen cam kaplamanın, ütülerde çok kısa süre içerisinde kullanılacağını söyledi.
HAYAT KURTARAN BULUŞ
Birçok buluşa imza atan Antalya Teknokenti, Nanoteknoloji ile üretilen “Çevreci Çözelti” ile de hastane enfeksiyonu nedeniyle yaşanan ölümlere son verecek. Hastane bakterilerini yüzde 99.9 oranında yok eden buluş; yüzeylere antibakteriyel yapan “Nanofob” püskürtülerek kullanıldığında 6 ay kaplama olarak kullanıldığında ise 2 yıl etkili oluyor. Her türlü yüzeyde, püskürtülerek veya kaplama olarak uygulanabilen, hijyende bir devrim niteliğinde olan nanofob çevreci çözeltiyi en kısa zamanda market raflarında görebileceğimizi söyleyen Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç; “Aklınıza gelebilecek her türlü yüzeyi bu çözelti ile antibakteriyel hale getirebilirsiniz. Omurga cerrahisinde kullanılan implantları bu çözelti ile kapladık ve böylece omurga cerrahisinde kullanılan implantlardan kaynaklanan enfeksiyon olaylarını sıfıra indirdik.” şeklinde konuştu.
TÜM YÜZEYLERDE KALICI HİJYEN
Yılın buluşu olan Çevreci Çözelti hakkında bilgiler aktaran Prof. Dr. Arpaç; “ Antibakteriyel karışım aynı zamanda su itici özelliğe sahip. Genelde su itici sistemlerin içerisinde flor vardır ama bizim çözeltimizde flor yok. Flor olmadığı için de çevreci bir karışım. Prof. Dr. Arpaç; Çevreci çözeltinin sadece hastanelerde değil, kapı kolunda, bilgisayar klavyesine, cep telefonudan, klozet kapağına kadar bakteri bulaşabilen her alanda kullanılacağını ifade etti. Antibakteriyel çözeltinin okul, otel, otobüs, uçak, metro gibi toplu yaşam alanlarından kalıcı hijyen vaat ettiğini aktaran Prof. Dr. Arpaç; Akdeniz Üniversitesi olarak ürünün tescili için Türk Patent Enstitüsüne başvurduklarını sözlerine ekledi.
Ürünün patenti alındı
Bakteriye neden olan flor maddesi içermeyen kaplama için Nanofob ismiyle Türk Patent Endüstrisi’nden patent alındı. Daha önce Antalya Teknokenti olarak ürünleri geliştirdikten sonra şirketlere devrettiklerini ancak ilk kez farklı yöntem izleyerek kendi isim patentini aldıklarını ve Türkiye’de kendilerinin kullanıma sunacaklarını bildiren Arpaç, ”Çok pozitif sonuçlar geliyor. Antibakteriyel Su itici Kolay Temizlenen Kaplama’nın üretimini Akdeniz Üniversitesi Teknokent’i bünyesinde yapmayı düşünüyoruz. Broşürünü de hazırladık. Nanofop adıyla markası tescil edildi. Geniş bir kullanım alanı olacağını düşünüyoruz. Şu anda Türkiye’den yoğun talep geliyor.”
Arpaç, inşaat sektörünün en büyük sorunlarından birinin de kullanılan malzemelerin su emmesi olduğunu, inşaatlardaki tuğlalarda da bu kaplama ile su tutma sorunun ortadan kalkacağını dile getirerek, narenciye ihracatında sebze ve meyve kartonlarının nem tutması sorunun da bu kaplama ile ortadan kalkacağını kaydetti. İhraç edilen sebze ve meyvede oluşan bakteri sorunun da kaplama sayesinde sona ereceğini dile getiren Arpaç, ”Kaplamanın flor içermemesi, insan sağlığı ve çevre dostu olması açısında önemlidir” dedi.
Evlerde ve iş yerlerinde sıklıkla kullanılan su ısıtıcıların tabanını da bu ürünle kapladıklarını, ürünün kireç önleme özelliğine de sahip olduğunu vurgulayan Arpaç, özellikle Antalya gibi suyu çok kireçli kentlerde su itici kaplamanın yaygın kullanılacağını söyledi.
Rektör Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe:
“Akdeniz Üniversitesi önemli buluşlara imza atıyor”
Akdeniz Üniversitesi olarak araştırma ve geliştirme çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Üniversitemiz daha önce tıp alanında yaptığı çalışmalarla ön plana çıkıyordu. Ancak son yıllarda Antalya Teknokenti’nde tarım ve endüstri alanında da önemli buluşlara imza atıldı. Türkiye’deki 37 Teknokent arasında patent sayısı olarak ikinci sırada geliyoruz. Bu başarılı çalışmalar sonucunda Teknokent’e olan talep de inanılmaz boyuta ulaştı. Artık toplantı salonlarımızı bile şirketlere kiraya veriyoruz. Bu müthiş büyümeye kayıtsız kalmadık ve Teknokent için 2. Binanın temelini attık. Yeni binamızda kısa bir süre sonra şirketlerimizin hizmetine sunulacak.
ENGEL TANIMAYAN KAMPUS
Engelsiz Kampus Projesi’ni hayata geçiren Akdeniz Üniversitesi, engelli öğrencilerin öğrenimlerini kolaylaştırabilmek için çalışmalar başlattı.
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Kurtcephe; Dünyada 8 milyon civarında engelli var. Hepimiz birkaç saniye sonra engelli olabiliriz. Bunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Bir toplumun gelişmişlik düzeyi o toplumun bireylerinin hepsinin karşılaştıkları güçlükleri aşma başarısıyla doğru orantılıdır. Toplumun önünü açmak misyonuna sahip olan üniversiteler, engellilerin karşılaştığı sorunları aşmak konusunda da örnek olmalı. Biz Akdeniz Üniversitesi olarak bu misyonu başarı ile yerine getiriyoruz. 2010 yılı için engelli bireylerin tüm sorunlarına çözüm olacak projeler geliştirdik. Bu projeleri hazırlarken bizlere engelli öğrencilerimiz önderlik etti. Çok kısa süre sonra kampusumuzu diğer üniversitelere örnek olacak bir kampus haline getireceğiz.
Üniversitemizde 2006 yılında kurulan “Akdeniz Üniversitesi Engelli Öğrenci Destek Birimi”nin 2009’un ikinci yarısında çalışmalarını hızlandırdık. Üniversitemizde şu an 38 engelli öğrenci, Engelli Öğrenci Destek Birimi’nden destek alıyor.
Çoğunluğu bedensel engelli bu 38 öğrenciye Üniversitemiz birimlerinde kısmi zamanlı çalışma imkânı, çeşitli sivil toplum kuruluşlarından burslar, sağlık sorunlarının tedavisi ve engellerinin giderilmesi için hekim takibi gibi imkânlar sağlıyoruz. Ayrıca engelli öğrencilerimizin akademik çalışmalarda karşılaştıkları sorunların ortadan kalkması için; sınav ve ders uygulamalarının yeniden gözden geçirilmesi, asistan öğrenci desteği, sınav öncesi hazırlıklar için gönüllü öğrenci desteği gibi uygulamalarla Üniversitemiz Akademik birimleriyle de işbirliği içinde çalışılıyor.
Üniversite yönetimi olarak; engelli öğrencilerin engelsiz bir üniversitede öğrenim görmesini sağlayacak her türlü hizmet ve çalışmayı sonuna kadar destekliyoruz.
Engellerden arındırılmış bir Üniversite hedefinde ilk büyük başarı, görme engelli öğrencilerimizin talebi doğrultusunda Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı bünyesinde Sesli Kütüphane oluşturulması oldu. 14 Ocak 2010 tarihinde açılışı yapılan Sesli Kütüphane’de yazılı herhangi bir metni sesli formata çevirebilen kitap okuyucu ve ‘ekran okuma programı’na sahip 4 bilgisayar, görmeyenlerin her türlü basılı kaynağı ve interneti kısıtlama olmaksızın kullanma olanağı sağlamakta. Antalya’daki görmeyen vatandaşlara da kapılarını açan Sesli Kütüphane, ilde fiilen işler haldeki tek sesli kütüphane olması özelliğiyle de ayrı bir öneme sahip.
Görme engelliler için açılan kütüphanenin açılışını, doğuştan görme engelli dünyaca ünlü ressam Eşref Armağan’ın katılımı ile gerçekleştirdik. Bu bizim için çok gurur verici çünkü kendisi tüm engelli kardeşlerimize örnek olacak bir sanatçı. Bizde Akdeniz Üniversitesi olarak topluma önderlik yapacak her anlamda örnek vatandaşlar yetiştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz.
Akdeniz Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı ile Engelli Öğrenci Destek Birimi Üniversitemizde bulunan fiziksel sorunları incelemiş ve bu sorunlarla ilgili bir rapor hazırlamıştır. Bu rapor sonucunda Üniversitemizdeki tüm engelleri kaldırmak üzere bir araştırma başlatıldı ve profesyonel kuruluşların desteğini alarak yapılan bu çalışmalara devam ediyoruz.
Bugün itibari ile 2010 Mayıs ayında Üniversitemiz ortak kullanım alanları ve bina yatırımlarında tüm fiziksel engelleri ortadan kaldırmış ve 2011 Mayıs ayında da tüm engellerden arındırılmış hale getirecek projemiz başladı. Bu projemiz sonunda hedefimiz Üniversitemizin uluslararası geçerliliği ve tanınırlığı olan “Erişilebilir Kampus” patenti almaya hak kazanmasıdır. Bu patent ile sadece yurt içinden değil yurtdışından da engelli bireyleri Üniversitemiz bünyesinde görme şansımız olacak.
Engelli öğrencilerimizin bilinen sayısı, gerçek engelli öğrenci sayısının altındadır. Birim çalışmaları ve Üniversitenin olumlu dönüşümü daha fazla sayıda engelli öğrencinin durumlarını dile getirmesine vesile olacak. Bir arada olmanın verdiği güç, engeli olmayan ama çıktığımız yola gönlünü koyan öğrencilerin desteğiyle birleştiğinde, artık bir adım geride durmayan, talep eden ve talepleri için mücadele eden, engellerine takılmadan hayata katılan bireyler ortaya çıkaracak.
HER YER 370 KAMERAYLA 24 SAAT GÖZETLENİYOR
Güvenlik alanında bir dizi çalışmalar başlatan Akdeniz Üniversitesi’nin; Güvenlik İzleme Merkezi Sistemi, güvenlik sistemi olmayan diğer üniversitelere örnek olacak.
İnsanoğlunun dünyaya ilk ayak bastığı andan itibaren en önemli şeyin, güvenliğini sağlamak olduğunu söyleyen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe; “Eğitim kurumlarında güvenliği sağlamak yönetimin görevidir. Bizde yönetim olarak güvenlikle ilgili sorunlarının yaşanmaması ve öğrencilerimizin huzur içinde eğitimlerini gerçekleştirmeleri için Akdeniz Üniversitesi’nin güvenliğinin elden geçmesi gerektiğine karar verdik. Bu anlamda kampus güvenliğini tamamen sağlamak için bir proje hazırladık. Bu proje bitme aşamasına geldi. Bittiği zaman modern bir kampuste olması gereken güvenlik sisteminin tüm parçalarını görebileceksiniz. Güvenli bir ortamda huzur içinde öğrencilerimiz ve çalışanlarımız burayı bir aile ocağı gibi kullanabilecekler. Güvenlik Projesi, güvenlik sistemi olmayan diğer üniversitelere de örnek olacak ve Akdeniz Üniversitesi bu anlamda da önderlik etmiş olacaktır” şeklinde konuştu.
İçinde izleme salonu ve teknik ofisler bulunan Güvenlik İzleme Merkezi hakkında bilgiler veren Rektörlük Güvenlik Danışmanı Akın Akçal; “Şu an için 370 güvenlik kamerası mevcut ancak ihtiyaç duyulan noktalara ikinci bir güvenlik projesi hazırlanıp bu projeye dahil edilecek ve kampusun tamamını kameralarla izleyebileceğiz.
Güvenlik kameraları sadece kampus içinde değil Akdeniz Üniversitesi’nin ilçelerde bulunan fakültelerine, yüksekokullarına, meslek yüksekokullarına, Adrasan Eğitim ve Uygulama Merkezi’ne de entegre edilecek ve Akdeniz Üniversitesi bağlı olduğu tüm birimlerinde güvenliğin ve irtibatın merkezi olacak.
Güvenlik İzleme Merkezi şimdi deneme faaliyetlerini gerçekleştiriyor Mayıs ayına kadar tam anlamıyla faaliyete geçireceğiz. Uygulama güvenlik alanında büyük yenilikler içeriyor, kamera izleme kontrol sistemleri dışında ikaz sensörleri ile alarm ikaz sistemini de kullanmamıza fırsat verecek. Güvenlik İzleme Merkezi için 24 saat esasına göre çalışacak özel elemanlar yetiştiriliyor.” dedi.
Güvenliğin Akdeniz Üniversitesi için önemine değinen Rektör Prof. Dr. Kurtcephe, “Kampus güvenliği için kamera ile izlemenin yanı sıra, Üniversite ve fakülte giriş çıkışlarına yerleştirilen elektronik turnikelerle öğrenci, personel ve ziyaretçilerin kontrollü geçişleri sağlanacak. Turnikeler sadece özel olarak hazırlanmış çipli kartlarla açılacak ve böylece kampuse kimin ne için ne zaman girdiği kontrol altına alınacak. Oluşturulan sistem yardımıyla öğrencilerimiz güvenli ve huzurlu bir ortamda eğitim almaya devam edecek. Yaklaşık 30 bin öğrencinin olduğu bir üniversitede böyle bir sistemin olması çok önemli. Güvenli üniversite, Akdeniz Üniversitesi” şeklinde konuştu.





