AB’DE BORÇ KRİZİ

Yunanistan ile birlikte diğer Avrupa Birliği ülkelerinde yaşanan son kriz paniğe yol açtı. AB sarsılıyor.

AB Yunanistan’dan sonra Portekiz ve İspanya’nın büyümeye devam eden bütçe açığı, 11 yıllık geçmişi olan euro bölgesini tarihinin en büyük krizlerinden birisine doğru sürüklüyor. Uzmanlar euro bölgesi kurulduğu 1999 yılından bu yana ilk gerçek sınavını verdiği söylerken  Avrupa için kemerlerin sıkılacağı yılların geldiği görünüyor. 90’lı yıllarda AB’nin ortak para birimine hazır olmadığı yönünde iddialar vardı. Herkesin merakla beklediği ise şu soru; Avrupa’da yaşanan bu krizle birlikte AB’nin sonu mu geliyor?

Daha geçtiğimiz aylarda Dubai’nin borçlarını açıklamasıyla piyasalar sallanmıştı. Şimdi ise özellikle Güney Avrupa ekonomilerinin borçları nedeniyle euro bölgesi sallanıyor. Aslında temel olarak konuşulan AB’deki Portekiz, İspanya ve özellikle Yunanistan’ın içine düştüğü durum. 2009 yılında Yunanistan’ın milli gelirinin yüzde 12.7’si,  Portekiz’in yüzde 9.3’ü, İspanya’nın da yüzde 11.4’ü, kadar bütçe açığı veriyor. Yunanistan’ın kamu borcunun milli gelirine oranı yüzde 108’i, İspanya’nın yüzde 59’u ve Portekiz’in de yüzde 75’ini buluyor. Rakamlardan da görüldüğü üzere bu üç ülkeden en kaygı verici  olanı Yunanistan.

AVRUPA’DA BORÇ PANİĞİ

Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın bütçe açıkları ve borçlarıyla ilgili sorunların Euro Bölgesi’ne yayılması ve bölgenin sınırlarını aşarak boyutlarının daha da büyümesinden endişe ediliyor. Tam toparlanma arifesinde olan küresel ekonomi, bu Avrupa ülkelerinde olanların, yaratacığı büyük etki de herkesi ürkütüyor.  Portekiz ve Yunanistan’nın bütçe açıklarını azaltmak için kamu harcamalarının kısılması planlarına karşı halktan ve muhalefetten ciddi direniş gösterilmesi,   Yunanistan’ın iflas etme tehlikesi, zaten zor durumdaki Avrupa’daki hükümetlere maliyetli bir kurtarma planıyla karşı karşıya bırakıyor.

Yunanistan’da meydana gelebilecek bir iflas, halihazırda finansal olarak yıpranmış ve Yunanistan tahvillerine sahip bankaların bilançolarında yeni deliklere yol açacak. Bazı Avrupalı yetkililer, Yunanistan’ın kurtarılmasına ihtiyacı olmadığını ve bu yıl bütçe açığını kapatmak için ihtiyaç duyduğu 54 milyar avroyu borçlanabileceğini söylüyorlar.

Yunanistan’ın krizden kendisinin çıkması gerektiğini vurgulayan yetkililer, bu ülkenin, tembel ekonomisini daha rekabetçi yapmak konusunda yıllardır süren başarısızlığını ödüllendirmek olacağı gerekçesiyle finansal kurtarma planına karşı çıkıyorlar.

RAKAMLAR İLE SORUNUN KAYNAKLARI

Dünya Bankası’nın 2009 yılı üçüncü çeyrek verilerine göre, Yunanistan’ın kamu borcu 384,1 milyar dolar ve toplam dış borcu ise 594,5 milyar doları buluyor. Portekiz’in kamu borcu 166,9 milyar dolar ve toplam dış borcu 538, 1 milyar dolar, İspanya’nın ise kamu borcu 463,2 milyar dolar ve toplam dış borcu ise 2 trilyon 525,1 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF), Dünya Ekonomik Görünümü Ekim 2009 verilerine göre, Yunanistan’ın bu yıl GSYH’sinin 352,2 milyar dolar, Portekiz’in GSYH’sinin 228,5 milyar dolar ve İspanya’nın ise 1 trilyon 475,4 milyar dolar olması bekleniyor.

Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın toplam kamu borcu  1 trilyon 14 milyar dolar ediyor. ABD’nin toplam  kamu borcu 13.8 ve Japonya’nın ise 9.4 trilyon dolar. İtalya’nın 3, Almanya’nın 2.8, Fransa’nın 2.3, İngiltere’nin de 1.4 trilyon dolar kamu borcu var. Dolayısıyla, bu üç ülkenin kamu borcunun toplamı, AB’nin 4 büyük ekonomisinin toplam kamu borcunun onda biri kadar etmiyor. Bu pencereden bakıldığında asıl sorunun AB’nin büyük ülkelerinde olduğu gözüküyor.

Japonya’nın kamu borcu milli gelirinin yüzde 192’si, İtalya’nın yüzde 115’i, İzlanda’nın yüzde 100’ü, ABD’nin yüzde 94’ü, Fransa’nın yüzde 83’ü, İrlanda’nın da yüzde 64’ünü aşıyor. Bazı uzmanlara göre asıl önemli olan, bu üç ülkenin dış borçları. İspanya’nın dış borcu 2.5 trilyon doları aşıyor ve milli gelirinden yüzde 70 daha fazla. Portekiz’in dış borcu 538 milyar ve milli gelirine oranı yüzde 135. Yunanistan’ın da 595 milyar dolar olan dış borcu ise milli gelirinden yüzde 70 daha fazla. Rakamlarında anlattığı gibi bu üç ülkede gerçekten sıkıntı var. İşte bu ülkeler sıkıntıdan çıkmak için mali disiplin uygulamak zorunda kalacaklar. Sonuç olarak  ekonomilerini daraltacak ve işsizlik oranları daha da büyüyecek.

AVRUPA’NIN “HASTA ADAMI” YUNANİSTAN

Avrupa’nın “hasta adamı” Yunanistan Yunanistan 300 milyar Euro sınırına dayanan kamu borcuyla, Euro bölgesinin en yüksek borçluluk oranına sahip ülkesi konumunda. 300 milyar Euro’luk rakam, 1998’de borçlarını ödeyemez duruma gelen Rusya ve 2001 yılında iflas durumuna gelen Arjantin’in boçlarının  5 katından fazla. Yunanistan tam anlamıyla Avrupa’nın “hasta adamı”.  Bütçe açığı ise gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 12.7 seviyesinde bulunuyor.  2012 yılına kadar GSYH’nin yüzde 3’ün altına indirmeyi hedefliyor.

Yaşlı nüfusa sahip, ihracatı düşük olan Yunanistan’ın bütçe açığını düşük göstermek için geçen yıl ekonomiye ilişkin rakamlarla ilgili yanlış bilgi vermesi nedeniyle güvenilirlik sorunu da bulunuyor. Bütçe açığını azaltmak için kamu harcamalarını kısmayı, yeni vergi ve ücret politikası yasası çıkarmaya çalışan Papandreu hükümeti, bu politikalarına çalışanların şiddetli muhalefetle karşı çıkması bekleniyor. Nitekim geçen ay ülkede hayatı durduran grevler ve çatışmalar yaşandı.

Bazı AB yetkilileri, “AB’ye yıllardır, bütçe açıkları ile yanlış sayılar bildirmeleri bu duruma yol açtı. Bunun sonucunda öğrenmemiz gereken, güvenmek iyi, ama denetim daha iyi. Yani AB kurumlarına, kendilerine bütçelerle ile bağlantılı iletilen sayıları yerinde gözden geçirme ve karşılaştırma olanağı verilmelidir” yorumunu yapıyor. Bazı uzmanlar ise, Yunanistan’ı Avrupa’nın “hasta adamı” yapan ve son hesaplara göre milli gelirinin yüzde 12.7’sine çıkan bütçe açığı değil. Asıl sebep ise milli gelirinin yüzde 125’ine tekabül eden 440 milyar dolarlık  dış borçları.

Yunanistan Euro bölgesinde olduğundan dışarıya euro ile borçlanıyor.  Eğer Yunanistan AB üyesi olmayıp, ulusal parası ile bütçe açığı verip, dış açıklarını döviz borcuyla kapamış olsaydı, Yunan parası borç bini aşmadan devalüe olurdu. Devalüasyonla birlikte enflasyon yükselir ve ulusal parayla alınan iç borçları reel olarak küçülür, devalüasyonun etkisiyle de dış açık kapanırdı. Ama Yunanistan’ın parası Euro, döviz olduğu için bu “düzeltici otomatik mekanizma” da çalışmamakta.

YUNANİSTAN SIKI DENETİME GİRECEK

Almanya ve Fransa’nın öncülüğünde AB’nin geçn ayki Brüksel zirvesinde Yunanistan’ı iflastan kurtarmak için, IMF’nin de katkısıyla dayanışma ve karşılığında Atina’nin kemer sıkma politikasını denetim altına alma kararı sonrası Papandreu, yaptığı açıklamada “Evet, denetim altındayız saklamaya gerek yok, geçmişteki kötü ekonomik politikalarımız nedeniyle milli egemenliğimizin bir kısmını teslim ettik” ifadesini kullanırken, durumu değiştirmek için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı. Bu açıklaması ise Atina’yı karıştırdı. Suların durulmadığı Yunanistan’da Ana muhalefet lideri Andonis Samaras “Ne dediğini bilmiyor, Başbakanın bu kadar kolaylıkla egemenliğimizin bir kısmını teslim ettik demesi endişe yaratıyor.” şeklinde sert çıkış yaparken, Yunan basını “Uluslararası denetim altındayız” içerikli heyecanlı manşetler attı.

Papandreu daha sonra yaptığı açıklamada; “Ülkenin ekonomik sıkıntılar nedeniyle bugün içinde bulunduğu durumdan Euro Kuşağı’nda yer alan güçlü ülkelerin ve eski hükümetin sorumlu olduğunu” söyledi. Ekonomik krizle mücadelede AB’nin Yunanistan’a gerekli desteği vermediğini ifade eden Papandreu, Yunanistan’ın, Euro Kuşağı’nın ilk kez gördüğü bir fenomen karşısında, Avrupa ile uluslararası pazarlar arasındaki mücadelede deney hayvanı olarak kullanıldığını belirtti. Açıkcası Yunanistan’nın bugünkü durumundan Avrupa Birliği sorumlu tuttu.

Yunanistan Maliye Bakanı George Papakonstantinu ise, Euro Bölgesi’nin borç krizindeki üyelerine yardım paketi hazırlayarak piyasaları sakinleştirmesi gerektiğini belirtti. Lizbon Antlaşması’nın 122’nci maddesi, ekonomik zorluğa düşen üye bir ülkeye AB’nin finansal yardım yapabileceği hükmünü içeriyor. Yunanistan’daki krizin kontrol altında olduğunu göstermeye çalışan Avro Bölgesi Başkanı Jean-Claude Juncker G7 zirvesinde, “biz, Avro Bölgesi’nin temsilcileri, Yunanistan’daki durumun ciddi ve bu sorunun çözüleceğini açıkça ortaya koyduk” diye konuştu.

PORTEKİZ’DE BÜTÇE 400 MİLYON EURO DELİNDİ

Yunanistan’dan sonra Avrupa’da ekonomik durumu kaygı yaratan ülkelerden biri de Portekiz. Portekiz’de muhalefet partileri, oy çoğunluğu sayesinde hükümetin kemer sıkma politikasına karşılık hazırladıkları kendi kanun tasarılarını kabul ettirdi. Sosyalist azınlık hükümetinin kamu harcamalarını kısma planı parlamentoda muhalefetin oylarıyla engellenirken, muhalefet partileri özerk bölgelerin daha fazla borçlanmasına izin veren bir yasayı kabul etti.

Hükümet ise özerk Azor Adaları ile Maderia Adaları’nın daha fazla borçlanmasına yol açan bu yasanın gelecek dört yılda bütçe açığında 400 milyon avroluk bir delik açacağını belirterek, muhalefeti “sorumsuzlukla” suçladı. Kabul edilen yasaya göre, Azor ve Maderia Adaları’nın herbirinin gelecek dört yılda yıllık 50 milyon avro borçlanmasının önünü açıyor. Madeira Adaları’nın zaten 1,2 milyar dolar borcu bulunuyor. Hükümet, Azores ve Maderia özerk bölgelerinin merkezi yönetimden para almasını engelleyerek borç yükünü hafifletmeyi planlıyordu.

Portekiz’de geçen yıl GSYH’nin yüzde 76,6’sı olan kamu borcunun, bu yıl GSYH’nin yüzde 85,4’üne çıkacağı tahmin ediliyor. Portekiz’in bütçe açığı 2009’da GSYH’nin yüzde 9,3’üne ulaştı. Hükümet, kamu istihdamını azaltarak, kamu çalışanlarının maaşlarını dondurarak ve diğer harcamaları kısarak, bütçe açığını 2013 yılına kadar Euro Bölgesi için sınır olan GSYH’nin yüzde 3’ünün altına indirmeyi hedefliyor.

İSPANYA’DAKİ DURUM

Euro bölgesi krizinin etkisindeki diğer bir ülke ise İspanya. Yunanistan’ındakine benzer bir borç kriziyle yüzleşebileceği düşünülen İspanya’nın bütçe açığı, geçen yıl GSYH’nin yüzde 11,4’üne ulaştı. Bu açığını dizginleyebilmek için 50 milyar avro tasarruf yapmayı planlayan İspanya, 2013 yılına kadar bütçe açığını AB kriteri olan yüzde 3 seviyesine indirmeyi hedefliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s ise İspanya ve Portekiz’in, Yunanistan’la aynı borç sorunlarını yaşamadığını ve iki ülkenin de kurtarılmaya ihtiyacı olmadığını söyledi. Moody’s ülke riski bölümü başkanı Pierre Cailleteau, “Ne Portekiz ne de İspanya’nın desteklenmesi veya kurtarılması gerekiyor” dedi. Ekonomik ve parasal işlerden sorumlu AB Komisyonu üyesi Joaquin Almunia da yüksek ücretler ve düşük verimliliğin bu üç ülkeyi diğer Avrupa ülkelerine karşı daha az rekabetçi yaptığı açıklaması yaptı.

İspanya, Yunanistan ve Portekiz ile karşılaştırılmaktan pek hoşlanmıyor. İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, ülkesinin ekonomik küçülmeden çıkma noktasında olduğunu söylüyor. Zapatero, dünyada son 80 yılın en büyük ekonomik krizinin yaşandığını belirterek, başta muhalefete partileri olmak üzere İspanyol ekonomisiyle ilgili yapılan olumsuz değerlendirmelerin abartılı olduğunu savunuyor. Ana muhalefetteki Halk Partisi (PP) tarafından ekonomik krizi kötü yönetmekle suçlanan Zapatero, “Yaratılan bu tip alarmlar uluslararası alanda İspanya’ya zarar veriyor. Krizin en ciddi sonucu işsizlik. İşsizliğe karşı ve bütçe açığının azaltılması için tüm siyasi partilerin gayret göstermesi gerekiyor” dedi.

İspanya Euro Bölgesi’nin ekonomik üretiminin yüzde 11,7’sinden fazlasını karşılıyor. Yunanistan ve Portekiz’in toplamı ise sadece yüzde 5’inden azını üretiyor. Bundan dolayı Yunanistan ve Portekiz’in olası bir iflas durumunda kurtarılmasının, İspanya’nın kurtarılmasından çok daha az maliyetli olacağını düşünülüyor. Avrupa Reform Merkezi Baş Ekonomisti Simon Tilford da, İspanya’nın büyük bir ekonomi olması nedeniyle, bu ülkede ciddi bir krizin kontrol edilemeyecek bir noktaya girilebileceği uyarısında bulundu. Tilford, Euro Bölgesi’nin, Portekiz ya da Yunanistan için muhtemel bir kurtarma söz konusu olursa bununla baş edebileceğini ancak, İspanya’da ise tamamıyla farklı bir sorun ortaya çıkaracağını ifade etti.

İNGİLTERE BORÇ KONUSUNDA AYNI SINIFTA

İngiltere ekonomisi, 6 çeyrek üst üste küçülmesinin ardından 2009 yılının son çeyreğinde resesyondan çıksa da büyüme sadece yüzde 0,1 oldu. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski Başekonomisti Simon Johnson’da, İngiltere’nin, borç sorunuyla karşı karşıya bulunan

3 ülke ile aynı kategoride görülebileceğini söyledi. Johnson, “İngiltere’yi bu listeye eklemeliyim. Piyasalar, bütçeyi yakın gelecekte gerçekten kontrol altına alacağınıza ve güvenilir adımlar atacağınıza ikna edebilene kadar, büyük bir sorununuz olacak” dedi. Borç krizinin İspanya, Yunanistan ve Portekiz ile sınırlı olmadığını, İrlanda’nın da dahil olacağını, İtalya’nın ateşle oynadığını düşünen Johnson, Euro Bölgesi’nin içinde çok ciddi kriz olduğunu kaydetti. İngiltere Hazine Sözcüsü, hükümetin ülkeyi küresel krizden koruyabilmek için borçlanmanın artışına izin verdiğini doğrularken, toparlanmanın mali güçle paralel olmasının ekonomiyi destekleyeceğini, bunun için hükümetin gelecek 4 yılda açığı yarıya düşürmek için açık bir plan ortaya koyduğunu belirtti.

ALMANYA’NIN AĞIRLIĞI ARTIYOR

Londra merkezli yatırım danışmanlık şirketi London & Oxford Capital Markets Başkanı David Marsh’ın MarketWatch’ta yayımlanan köşe yazısında, son günlerde kıtadaki borç sorunun çözümünde tek adres olarak gösterilen Almanya’nın gücünü artırmasıyla, euro bölgesinin büyük bir değişimin eşiğinde olduğuna dikkat çekti. Marsh, yaşanan son küresel finansal kriz ve ekonomik sorunların kıtanın en güçlü ekonomisi Almanya’yı öne çıkardığını ve euro bölgesinin içinde bulunduğu durumun, Alman markının güçlü olduğu Avrupa Para Birliği (EMU) dönemine benzemeye başladığını ifade etti.

Marsh, Alman Merkez Bankası’ndaki yöneticiler ile Berlin’deki bakanlıklarda çalışan yetkililerin, EMU üyesi ülkelere yönelik taleplerini daha yüksek sesle dile getirmeye başlamasının Almanya’nın bölgede artan etkinliğini göstergesi olduğunu belirtti. Alman yetkililer, EMU üyelerinin, euroya geçmeden önce de  düşük enflasyon ve bütçe açığı hedeflerine uymalarını istiyor.   Yunanistan’ın yaşadığı borç krizinin Alman Merkez Bankası Başkanı Axel Weber’in, yeni Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı olmasını güçlendirdiği düşünülüyor.

Alman Merkez Bankası Başkanı’nın, ECB’nin başına geçmesi,  Yunanistan’daki mali sorunlardan dolayı bu ülkeye yardım edilmesine destek vermeyen Alman kamuoyuna güven vermek adına önemli bir gelişme olarak görülüyor. Almanya’da Emnid’in, Bild am Sonntag için yaptığı ankete göre Almanlar’ın yüzde 53’ü Avrupa Birliği’nin gerektiği takdirde Yunanistan’ı Euro Bölgesi’nden atması gerektiğine inanıyor. Ankete göre, Almanlar’ın yüzde 67’si Almanya’nın ve diğer AB hükümetlerinin Yunanistan’a milyarlarca euro kredi vermesine karşı çıkıyor.

Avrupa Parlamentosu’nun Alman üyesi Wolf Klinz’de, Yunanistan’ı kurtarma programının KfW gibi bir Alman kamu bankasının Yunan tahvili almasını içerebileceğini söyledi. Klinz, “Sanırım hükümet, Yunan tahvillerinin bir kısmını alması için KfW gibi devlet kontrolündeki bir bankayı seçecektir ve bu şekilde piyasa yatışacaktır” dedi.

Berlin’in 2010 yılı bütçesinin tarihinde ilk defa 85 milyar Euro’ya düşmüş olması, Almanya’nın  “fedakarlık” yapabilme lüksünü ortadan kaldırdığı söyleniyor. Berlin’in, Yunanistan’ın sıkı tasarruf programını uygulayabilmesi için, Yunan bonolarınının teminatını üstlenmeyi hedeflediği belirtiliyor. AB liderler zirvesinde Almanya Başbakanı Angela Merkel, AB’nin Yunanistan’ı yalnız bırakmayacağını belirterek, “Yunanistan Avrupa’nın parçasıdır ve onu yalnız bırakmayız. Ama kurallar var ve bunlara uymak gerekli. Bu çerçevede bir duyuru yapmak konusunda anlaştık” dedi.

FRANSA AB’DEKİ BELEŞCİ ÜLKELERDEN ŞİKAYETCİ

Fransız yatırım bankası Natixis’in Baş ekonomisti Patrick Artus, yaşanan kriz ile beraber, “Free Loader” (Beleşçi ülkeler) kavramının gündeme geldiğini söyledi. Artus,  bütçe açıkları ve borçları gittikçe büyüyen sorunlu Avrupa ülkelerinin krizi daha fazla borç para alarak aşmaya çalışmasıyla birlikte Avrupa’da mali bir kısır döngünün içine girileceğini belirtti. Borçlarını ödeyememe riskiyle karşı karşıya olan Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerin yaşadıkları krizi Avrupa’nın kriziymiş gibi göstermeye çalışmaları sayesinde diğer sorunsuz ülkeleri kendilerine yardım etmeye mecbur ediyorlar. Yüksek bütçe açığı ve borç yükü altında olan bu ülkeler bu krizin ciddiyetinin farkında olan ülkelerin mali yardımları sayesinde bu krizi aşma beklentisi içine girdiler.

Dış borçu bu yıl içinde 300 milyar Euroya ulaşması beklenen Yunanistan’ın en büyük alacaklısı  yaklaşık 55 milyar euro ile Fransa. Arından 46 milyar euro ile İsviçre ve 32 milyar euro ile Alman bankaları geliyor.

AB, YUNANİSTAN’A YARDIM EDECEK

Avrupa Birliği ülkeleri liderleri, Euro bölgesini giderek tehdit etmeye başlayan Yunanistan’daki sıkıntılara dur demek için Brüksel’de geçtiğimiz ay buluştu. Liderler, AB Maliye Bakanları’nın  belirleyeceği ve 10 yıllık planlanan “yardım paketi”nin hazırlanması için talimat verdi. AB’nin Yunanistan’a doğrudan para vermek yerine, daha çok “mali garantiler” yoluyla destek verebileceği belirtiliyor. Komisyon vasıtasıyla bölgesel yardımların kullanıma açılması ve Avrupa Yatırım Bankası’nın devreye girmesi de seçenekler arasında bulunuyor. AB’de Euro Bölgesi dışında kalan ve ödeme güçlüğü içerisinde olan üye ülkeler için oluşturulan fona, Euro Bölgesi’nde olan ülkelerin de erişiminin sağlanması öngörülüyor. Yunanistan’ın bu önlemler yoluyla 2012 yılına kadar bütçe açığını yüzde 4’e çekmesi isteniyor. AB Komisyonu, Yunanistan’ı borçlarını hemen kontrol altına alması konusunda sert bir biçimde uyarıyor. İspanya ve Portekiz’de artan bütçe açıklarının Yunanistan’a benzerliği, borç krizinin yayılmakta olan bir dalga olduğu kanıtladı. Uzmanlar, bu ülkelerin tahvillerinde yaşanacak düşüşlerin devam edeceğini ve daha fazla borç yükü altına giremeyeceğini öngörüyor.

IMF MÜDAHALE EDEBİLİR

Geçtiğimiz ay AB liderlerinin katıldığı toplantıda, Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) mali yardım değil ama “teknik yardım” talep edilmesi de kararlaştırıldı. AB liderlerinin bu kararı almalarında, krizin Yunanistan’dan sonra Portekiz ve İspanya’ya, hatta İrlanda’ya sıçrama ihtimali rol aldı.

Financial Times’ın köşe yazarlarından Wolfgang Münchau’da yaşanan son borç krizi ile ilgili olarak bazı çevrelerin euro bölgesinin kendi sorunlarına çözüm bulamadığını düşündüğünü ve IMF  devreye girmesini istediğini belirtti.  Bu çevrelerin “IMF’nin bütün sorunu ortadan kaldıracak deneyim ve güce sahip olduğu” savına dayandığını söyleyen yazar sorunları çözme konusunda IMF’ye başvurmayı en son seçenek olarak gösterdi. Almanya ve Fransa’nın sorunlu ülkeleri kurtarma konusunda karışık sinyaller vermesinin, ülke borcu krizinin farklı ülkelere de sıçrayacağı korkusu yarattığını belirten Münchau, IMF’nin müdahalesi durumunda, AB’ye olan güvenin tamamen kaybedebileceği ve AB’nin, piyasaların gözünde kendi sorunlarını bile çözemeyen bir birliğe dönüşebileceğini iddia etti.

EURO BÖLGESİNİN SONU MU GELİYOR

Avrupa’da hem boyutu, hem de oranları itibariyle Yunanistan’dan daha sorunlu ülkeler de bulunuyor. Örneğin İrlanda’nın dış borcu milli gelirinin 11 katına yaklaşıyor.  AB’nin diğer  büyük ekonomilerin de devasa dış borçları bulunuyor. Yunanistan’ın Amerikan yatırım bankası Goldman Sachs’ın yardımıyla ekonomik verilerini yanlış bildirmesi gibi İngiltere, İtalya, Fransa, Portekiz ve Almanya gibi diğer AB ülkeleri de benzer şekilde ekonomik verilerini makyajladığı iddia ediliyor. Bu ülkeler borçlarına farklı finansal isimler vererek bu ‘makyajlama’ yöntemine başvuruyor.

Genelde Güney Avrupa ülkelerinde yaşanan borç krizinin euro’yu ortak para birimi olarak kullanan 16 ülkeden oluşan euro bölgesin tümüne sıçrayabileceği de konuşuluyor. Avrupa’da iflasların devam edebileceği olasılığını vurulayan Almanya Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyelerinden Wilhelm Nölling, “Öyle bir noktaya geldik ki, bazı ülkelerin hükümet bonolarını boykot ederek ve kredi notlarını düşürerek bile ölmelerine sebep olmak mümkün” ifadesini kullandı.

Nölling, herkesin güçlü Avrupa bölgesi ülkelerinin nasıl davranacağını merak ederken, birliğe üye ülkelerin bağımsız olarak büyüme konusunda halen risk taşımasının da para birliğinin sona ermesine neden olabileceğini savunuyor.

Yorumunuzu Yazınız.





Benzer Yazılar